fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 2 Aralık 2009

    Bugün 2 Aralık 2009 16 Zilhicce 1429 T.Sani: 19 Kasım:25 Kıyafet Kanunu'nun Kabulü (1934)

    HADİS-İ ŞERİF

    Herhangi bir kimse ücretini vermemek niyetitle bir şey satın alırsa öldüğü gün hain olarak ölür. Hain ise cehennemdedir. ( Taberani )



    HİLM (YUMUŞAK HUY) SAHİBİ OLMANIN MEYVELERİHilm sahibi olan ve insanlara karşı rıfk ve yumuşaklık ile muamelede bulunan kimseye cehennem haram olur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) "Size, ateşe haram kılınan ve ateşin de kendisine haram kılındığı kimseyi haber vereyim mi?
    İnsanlara yakın olan her kimse; suhuletti, sekînetli, vakarlı ve kolay olan her kimsedir." buyurmuşlardır.
    Kolay olan kimseden maksat, insanların ihtiyaçlarını temin eden, onlara hizmet eden ve dinin emrine ve neh-yine itaat eden, boyun eğen kimsedir.
    Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:
    "Rıfk (yumuşaklık) berekettir, hurk (sertlik, kabalık) ise bereketsizliktir."
    "Rıfk bereketi artırır."
    "Rıfk, hikmetin başıdır. Çünkü onunla işler muntazam olur ve herkesin işi iyi olur."
    Hilm, hayırdan mahrum kalmamağa sebeb olur. Resûlullah (s.a.v.) "Kim rıfk(tatlı ve yumuşak huylu olmak)tan mahrum kalırsa, hayrın tamâmından mahrum kalır." buyurmuşlardır.
    Hilm, sahibini ziynetlendirir ve Allâhü Teâlâ'nın muhabbetini kazanmasına vesile olur. Hz. Âişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Rıfk bir şeyde bulunduğu zaman onu ziynetlendirir, bir şeyden ayrıldığı zaman da onu çirkin-leştirir." "Muhakkak Allâhü Teâlâ rıfkı, tatlılığı sever, unf(sertlik, kabalık)a ve rıfkın dışındaki şeylere vermediği mükâfatı ona verir."


    OSMANLI MUTFAĞINDAN: KURU FASULYE PİLAKİSİ
    Çentilmiş soğan, rendelenmiş havuç, kereviz, maydanoz ve ince doğranmış sarımsak dişleri bol zeytin yağında sa­rartılır. Suda kaynatılmış fasulye, kıyılmış maydanoz ile beraber yukarıdakilere karıştırılarak tencereye konur. Do­mates özü, tuz, biber ve yeteri kadar su ilâve edilir. İlik gi­bi oluncaya ve yetecek kadar suyu kalıncaya kadar pişirilir.

    FIKRA

    Temel kendisinin akıllı olmadığından yakınırmış Dursun'a. Dursun Temel’in haline dayanamamış ve demiş ki "Ula hemşerim, dert ettuğun şeye bak. Bende akıllandırma hapu var." Temel hemen vakit geçirmeden iki tane yutmuş. Bakmış akıllandığı yok, "Yahu Tursun... Daha ben akıllanmamişum birkaç akıl hapı daha ver!" demiş. Dursun: "Uy Temel, sen yanlış kullanıyorsun hapları. Ha bu defa üç tane al fakat ağzında ez ve daha sonra yut!" demiş. Temel aynısını uygulamış ve demiş "Ula Dursun bu hapların tadı tavşan pisliğine penziyor daa!" Dursun: "Uyy Temel, aha şimdi akıllanmaya başladın!.."
    Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atmaktadır Oğlu muziplik olsun diye içine bir avuç daha taş koyar Bir zaman sonra arkadaşları:


    -"Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? Diye sorarlar 65 tane taş sayan Hoca 45'i der Hiç Ramazan'ın 45 olur mu?" diye itiraz ederler


    Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:


    -"Ben yine insaflı davrandım Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın 65'i!"

    GÜNÜN SÖZÜ

    Akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller. La Rochefoucauld

    YEMEK MENÜSÜ
    · Akdeniz köfte
    · Z.Y. pırasa
    · Keşkül

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: YÖNET: (Tür.) Er. 1. Uygun, doğru. 2. İyi, güzel. 3. Uysal. 4. Becerikli, yatkın. 5. Biçim, tarz, usul.
    Kız: YÖNTEM: (Tür.) 1. Yol, tarz, metod. 2. Yetenek. 3. Uygun, kolay. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    MANİ

    Şu dağın yoluna bak
    Çiçeğin moruna bak
    Üzülme deli gönül
    Sen bu işin sonuna bak



    BİLMECE
    Zır cahil bir zenciye ne der?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: İlk göz ağrısı

    Comment


    • 3 Aralık 2009

      Bugün 3 Aralık 2009 17 Zilhicce 1429 T.Sani: 20 Kasım:26 Hasan Basri Çantay'ın Vefatı (1964) - Sultan II.Selim'in Ölümü (1574)

      HADİS-İ ŞERİF

      2 melek vardır. Biri şiddeti emreder, diğeri yumuşaklığı... Her ikisi de haklıdır. Şiddeti emreden Cebrail, yumuşaklığı emreden Mikaildir. İki peygamber vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Her ikisi de haklıdır. Yumuşaklığı emreden Hz. İbrahim, şiddeti emreden Hz. Nuh’tur. İki arkadaşım vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Bunlar da haklıdır. Yumuşaklığı emreden Ebu Bekir, şiddeti emreden Ömer’dir. (Taberani).



      İNSAN HAYÂTININ ÜÇ MERHALESİ

      İnsan; başlangıcını, aslını, ölümü, kabri, belâyı tefekkür ettiği, düşündüğü zaman kibir gider, huzû ve tevazu gelir, nimetlere şükretmek ve inkisar hâsıl olur.
      Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyuruldu (meâlen); "O kahrolası İnsan ne nankör şey. Onu -Allâhü Teâlâ-hangl bir şeyden yarattı. Onu bir damla sudan yarattı da onu takdir etti (onu uzuvlara, kuvvetlere sâhlb kıldı ve en güzel biçime koydu). Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre soktu. Sonra dilediği zaman da onu yeniden diriltir." (Abese Sûresi, âyet 17-22)
      Burada insanın yaratılışının evveline, ortasına ve sonuna işaret edilmiştir. İnsan bir şey bile değilken yoktan yaratılmıştır. Sonra Allâhü Teâlâ onu önce topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından, sonra hayâtı, kuvveti, işitmesi ve görmesi olmayan bir et parçasından yaratmıştır. "Onu -Allâhü Teâlâ- hangi bir şeyden yarattı. Onu bir damla sudan yaratmış da onu takdîr etti." (Abese Sûresi, âyet 18-19) âyetinin mânâsı budur.
      "Sonra ona yolu kolaylaştırdı." mealindeki âyet-i kerîme insanın hayâtından vefatına kadar kendisine kolaylaştırılarak nasîb olan şeye işaret edilmiştir. O henüz noksan bir durumdadır. Onu birtakım hastalıklar istilâ eder. Ondaki hâller, huylar birbirine zıt olur ve birbirini yıkarlar. İstemeyerek hastalanır, istemeyerek acıkır. Bir an için bile ölümden ve âfetten emîn olamaz.
      Nihayet onun sonu ölümdür, azaba ve hesaba mâruz kalmaktır. İnsan hiçbir şeye kadir olmayan, âciz bir kul olduöu hâlde ona kibir yakışır mı? Şu âyet-i kerîme bu mânaya işaret etmektedir: "Sonra onu öldürdü de kabre soktu. Sonra dilediği zaman da onu yeniden diriltir." (Abese Sûresi, âyet 21-22)


      ÇOCUĞUN HER İSTEDİĞİ YAPILMAZ
      Çocuğun her istediğini yapmak, onu şımarıklıöa ve tat­minsiz olmaya götürür. Bazı isteklerini yapmaK, uygun olmayanlarını da yapmamak, ona beklemeyi ve sabret­meyi öğretir.


      FIKRA

      Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak;


      - "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hak'ka tespih çekiyor!" demiş Hoca da:


      - "Ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak!"

      GÜNÜN SÖZÜ

      Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. Bernard Shaw

      YEMEK MENÜSÜ
      · Mercimek çorba
      · Soslu fırın baget
      · Armut-mandalina

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: YÖRÜK: (Tür.) Er. 1. Göçebe. 2. Çabuk yürüyen, hızlı. 3. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.
      Kız: YULA: (Tür.) 1. Meşale. Kandil. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Şu dağı aşam dedim
      Aşam dolaşam dedim
      Bir vefasız yar için
      Herkese paşam dedim



      BİLMECE
      Hangi köye kimse gitmek istemez?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Kara cahil

      Comment


      • 4 Aralık 2009

        Bugün 4 Aralık 2009 18 Zilhicce 1429 T.Sani: 21 Kasım:27 Cemel Vakası (656)
        HADİS-İ ŞERİF

        İlim öğrenmeye çalışanın rızkına (geçimine) Allah kefildir. (Hatib).



        ÖLÜMÜ YAKLAŞAN KİŞİ
        Ölümü yaklaşan kişinin sakin olması ve dili ile kelime-i şehâdet (Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullâh) söy­lemesi ve Allâhü Teâlâ'nın mağfiretini (affedeceğini) ümit ederek Allah'a karşı hüsn ü zan (iyi niyet) içinde olması müstehabtır.
        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ölüyü (ölmek üzere olanı) üç şeyde müşahede ediniz. Alnı terlediği, gözleri yaşardığı, dudakları kuruduğu za­man. Bu ona Allah'ın rahmetinin inmesidir."
        "Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullâh' sözünü telkin ediniz." Hu-zeyfe (r.a.)'m rivayetinde "Zîrâ bu söz geçmiş hatâları yok eder." buyurulmuştur.
        "Ölmek üzere olan bir adama ölüm meleği geldi. Kalbine baktı, fakat orada bir şey bulamadı. Sonra ağzını açtı, dilini damağına dayamış 'Lâ ilahe illallah' derken buldu. Bu ihlâs kelimesi sayesinde mağfiret olundu(günahları bağışlandı)."
        Telkinde yumuşak muamele etmek müstehabtır. O an­da zayıf olduğu için lisânı söylemekte zorlanabilir. Eğer ısrar edilirse bu kelimeyi hoş görmemesinden korkulur. Hüsn ü zan müstehaptır. Zîrâ hadîs-i kudsîde "Ben kulu­mun benim hakkımdaki zannı yanındayım. Benim hakkımda hayır zanda bulunsun." buyurulmuştur.

        RIZIKLARIN EN TEMİZİNDEN YİYİNİZ

        Hz. Ebû Bekir (r.a.) kölesinin getirdiği sütten içtikten sonra sütü nereden aldığını sordu. O da "Bir topluluğa kehânette bulundum, onlar da bana süt verdiler." deyince Hz. Ebû Bekir (r.a.) parmağını ağzına soktu ve kusmağa başladı.
        Sonra şöyle dedi: "Allah'ım, damarlarımın taşıdığı ve bağırsaklarıma karışan kısmından mağfiretini talep eder ve özrümü beyân ederim."
        Bu, Peygamberimiz (s.a.v.)'e haber verilince "Siz, Ebû Bekir'in karnına helâlden başka lokma girmeyeceğini öğrenmediniz mi?" buyurdu.


        FIKRA

        Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar. “Pöyle yaparsanuz hiç cimse çelmez!..” demiş.
        Hoca merhum, Akşehir'de dolaşırken yanına daha önce hiç minare görmemiş bir adam yaklaşır


        -Bunları nasıl yapıyorlar, diye sorar Hoca ciddiyeti bozmadan:


        -Bunu anlamayacak ne var? Kuyuların içini dışına çevirirler, olur sana bir minare! Demiş

        GÜNÜN SÖZÜ

        Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. Mirabeau

        YEMEK MENÜSÜ
        · Etli kabak dolma
        · Soslu makarna
        · Meyve

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: YÜCELEN: (Tür.) Er. - Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
        Kız: YULUĞ: (Tür.) 1. Mutlu, mesut. 2. Hak, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Dağda geçirdim yazı
        Kaybettim kırık sazı
        Ben senin hayranınım
        Etme artık bu nazı



        BİLMECE
        Erkekler niçin kravat takar?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Tahtalıköye

        Comment


        • 5 Aralık 2009

          Bugün 5 Aralık 2009 19 Zilhicce 1429 T.Sani: 22 Kasım:28 Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması (1934)

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah Resülü: Herc artmadıkça kıyamet kopmaz,buyurdu.Herc nedir, ya Resulallah?diye soruldu. Allah Resulu: Herc,ölüm demektir... Cevabını verdi. (Ramuz).



          TİCÂRET ÂDABI
          Allâhü Teâlâ "Nice erler ki, ne ticâret, ne alım-sa-tım kendilerini Allah'ı zikretmekten ve namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz." buyurmuştur. (Nûr Sûresi, âyet 37) İnsan, ticâret ile meşgul olup, dünya kârını elde ederken âhiret sermâyesini zayi etmemelidir. Yoksa insan açık bir zarara uğrar. Ticârette niyet, helâl kazanmak, dilenmekten kurtulmak ve dünyâ azığını tahsîl ederek, âhirete vakit ayırmak olmalıdır.
          Kişi pazarda da olsa kalbi ile Allâhü Jeâlâ'yı zikretmelidir. Bunun faziletine dâir birçok hadîs-i şerîften biri şudur: Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Kim çarşıya girdiği zaman Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerike leh, lehül-mülkü velehü'l-hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemût, biyedihilhayr, vehüve alâ külli şeyin kadir' derse Allâhü Teâlâ onun için bir milyon sevâb yazar, ondan bir milyon günahı siler ve onun derecesini bir milyon yükseltir." buyurmuştur.
          Ticâretle meşgul olanlar muamelelerini dâima kontrol etmelidir. Zîrâ insan bütün muamelelerinden hesaba çekilecektir.


          NÛRUOSMÂNİYE CÂMİİ'NİN AÇILMASI
          (5 Aralık 1755/1 Rebîülevvel 1168, Cuma)
          İnşaatına Sultan Birinci Mahmûd Han devrinde başlanmıştır.
          Camiin temel atma merasimiyle açılışı arasında 6 sene, 10 ay, 18 gün geçmiştir. İnşâatı Sultan Üçüncü Osman ikmâl ettirip vakıflar tesis ettirmiştir. Camie hanedanın nâmına "Nûr-ı Osmaniye" ismi verilmiştir.
          Tâcü't-Tevârîh müellifi Şeyhülislâm Hoca Sa'deddin Efendi'nin haremi Fatma Hâtun'ur mescidi yerine yapılan bu camiin ikişer şerefeli iki minaresi, medresesi, kütüphanesi, imareti, sebili ye çeşmesi vardır. Açılış merasiminde Üçüncü Osman cuma namazına gelmiş ve devlet erkânı, âlimlere hil'atler giydirilmiş, fakirlere sadakalar dağıtılmıştır.

          FIKRA

          Nasreddin Hoca ve karısı konuşuyorlardı Karısı:

          - “Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun”
          - “Ne olmuş yani?”
          - “İmam efendi, karısının yüzüne bakarak yasin okuyormuş” Hoca güldü :
          - “Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki başlıca fark budur". Mark Twain
          YEMEK MENÜSÜ
          · Yoğurtlu kıymalı ıspanak
          · Peynirli mekik böreği
          · Ayva tatlısı

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: YUSUF: (Ar.) Er. 1. Hz. Ya'kub (a.s.)'un oğlu olan peygamber Hz. Yusuf. 2. İbranice; inleyen, ah eden, inilti.
          Kız: YOSUN: (Tür.) - Çoğu sularda yetişen, ilkel yapıdaki bitkilerin genel adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Karpuz getir yiyeyim
          Aç yorganı gireyim
          Uyan uyan sar beni
          Yar olduğun bileyim



          BİLMECE
          Elbiselerden başka ne ütülenir?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: İki yakaları bir araya gelsin diye

          Comment


          • 6 Aralık 2009

            Bugün 6 Aralık 2009 20 Zilhicce 1429 T.Sani: 23 Kasım:29 Türkiye'de İlk Kitabın Basılması (1729)

            HADİS-İ ŞERİF

            Kulun ahirette sevap kefesine ilk konulacak ameli, çoluk çocuğunun geçimi için yaptığı harcamalardır. ( Taberani)



            GIYBET NEDİR?
            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz?" buyurunca Sahabe 'Allah ve Resulü daha iyi bilir.' dediler. Buyurdu ki: 'Kardeşini, hoşlanmayacağı sözlerle yâd etmendir.' 'Dediğimi o kardeşimde gördüysem?' denildiğinde de, "Dediğin din kardeşinde varsa gıybet etmiş olursun. Şayet dediğin onda yoksa İftira etmiş olursun." buyurdu.
            Hz. Âişe (r.anhâ) buyurdu ki: 'Bizim yanımıza bir kadın geldi. Yanımızdan ayrılıp gittiğinde ben boyunun kısalığına elimle işaret ettim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Gıybet ettin.' buyurdular.

            15. ASRIN BÜYÜK ASTRONOMU ALİ KUŞÇU
            Ali Kuşçu, Uluğ Bey'in saltanatı zamanında Semer-kand'da ilim tahsilini tamamladı. Uluğ Bey, Kâdızâde-i Rûmî, Gıyâseddîn Cemşîd, Muînüddîn Kâşî gibi âlimlerden astronomi ve matematik öğrendi.
            Fâtih Sultân Mehmed Han'ın daveti üzerine geldiği İstanbul'da pek ziyâde rağbet, hürmet ve ihsanlara nail oldu. Kendisine Ayasofya müderrisliği verildi. Sultanın desteği ile nice eser te'lîfine muktedir oldu. Fâtih'in Otlukbeli seferinde sultana yoldaş oldu ve sefer esnasında "er-Risâletü'l-Fethiyye"yi yazdı. Hicrî 879 Şâbân-ı Şerîfi'nde İstanbul'da vefat etti. Kabri Eyyüb Sultan civarındadır.
            Ali Kuşçu İstanbul'a geldiğinde, bütün İstanbul âlimleri onu karşıladılar. Aralarında İstanbul Kadısı Hocazâ-de de vardı. Bir vakit sohbetten sonra Seyyid Şerîf Cür-cânî ile Allâme Teftâzânî (r. aleyhimâ) arasındaki münazaradan bahis açıldı. Ali Kuşçu "Ben o mecliste hâzır idim." dedikten sonra Allâme Teftâzânî tarafını tercîh ettiğini söyledi. Hocazâde "Efendim, biz dahi o mecliste idik. Seyyid Şerîf Hazretlerini tercîh ettim." dedikten sonra, yazdığı haşiyedeki delîlleri arz etti. Ali Kuşçu bir vakit mütâlâa ettikten sonra Hocazâde'nin görüşünü kabul eyledi. Rahmetullâhi aleyh.

            FIKRA

            Yolda bir tanıdığı Hoca’ya:
            -Bir oğlun oldu, müjdemi isterim! demiş Hoca:
            -Allah’a bin şükür ama, demiş, benim oğlum oldu, bundan sana ne?
            Adam Olmak
            Hoca'ya "Adam olmanın yolu nedir?" diye sormuşlar
            "Bilenler söylerken cân kulağıyla dinlemeli Kendi söylediği sözü yine kendi kulağı işitmeli" demiş

            GÜNÜN SÖZÜ

            "Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.." Voltaire

            YEMEK MENÜSÜ
            · Yayla çorba
            · İzmir köfte
            · Ayva tatlısı

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: YURT: (Tür.) Er. 1. At, kısrak. At sürüsü. 2. Orman.
            Kız: YUMLU: (Tür.) 1. Uğurlu, kutlu. 2. Kutsal, mübarek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

            MANİ

            Çay önünde karpuzlar
            Uruldum yaram sızlar
            Ben bu dertten ölürsem
            Mezarım kazsın kızla



            BİLMECE
            Hangi kale tarihi değildir?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Kafa ütülenir

            Comment


            • 7 Aralık 2009

              Bugün 7 Aralık 2009 21 Zilhicce 1429 T.Sani: 24 Kasım:30 Kilis'in Kurtuluşu (1921)

              HADİS-İ ŞERİF

              Kazançların en helal ve temiz olanı; öyle bir tüccarın kazancıdır ki konuştuğunda yalan konuşmaz. Bir şey emanet edildiğinde ona hıyanet etmez. Söz verdiğinde sözünden dönmez. Satın alırken ( Daha ucuz almak için ) aldığı malı kötülemez. Bir şey satarken, malını aşırı övüp yalancı reklama girmez. Borç aldığında ödemeyi geciktirmez. Alacağı olduğunda borçluyu sıkboğaz etmez. ( Beyhaki )



              AHLÂKA DÂİR BİR VASİYYET

              Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, cennete ancak ahlâkı güzel olanlar girer."

              Muâz bin Cebel (r.a.) şöyle anlattı. Resûlullâh (s.a.v.) bana buyurdu ki: "Ey Muaz! Sana şunları tavsiye ederim: Allah'tan korkmak, doğru sözlü olmak, ahde vefa göstermek, emâneti vermek, hıyanet etmemek, komşu hakkını muhafaza etmek, yetime merhamet etmek, tatlı sözlü olmak, selâma önce başlamak, güzel amel İşlemek, kısa emel sahibi olmak, îmânını muhafaza etmek, Kur'ân'ı anlamağa çalışmak, âhireti sevmek, hesaptan korkmak, etrâfındakllerl muhafaza etmek. Seni, hikmet sâhlbl bir zâta kötü söz söylemekten, doğru olan bir kişiyi tekzip etmekten, günahkâra İtaat etmekten, âdil İdareciye âsî olmaktan, yeryüzünde fesat çıkarmaktan men ederim.

              Her ağacın, taşın yanında Allah'tan korkmanı, gizil İşlediğin hatâlara gizilce, aşikâre İşlediğin hatâlara aşikâre tevbe etmeni tavsiye ederim.

              Allâhü Teâlâ, İslâm'ı güzel ahlâkla ve güzel ameller ile ihata etmiştir. Şunlar bu amellerdendir:

              İnsanlarla güzel geçinmek ve onlara (insanlara) iyi muamelede bulunmak, mülayim (yumuşak) konuşmak, mâ'rufu yaymak, yemek yedirmek, selâmı yaymak, -iyi de olsa fâcir de olsa- müslüman hastayı ziyaret etmek, müslüman kardeşinin cenazesine iştirak etmek, kâfir veya müslüman komşusu ile iyi komşulukta bulunmak, yaşlı müslümanlara hürmet etmek, daveti kabul etmek, duâ etmek, affetmek, ara bulmak, cömert olmak, kerem sahibi olmak, müsamahalı olmak, selâma önce başlamak, öfkesini yutmak, insanları affetmek."

              FIKRA

              Nasreddin Hoca Akşehir sokaklarında yürürken bir genç kendisini durdurur ve sorar:

              - “Hocam,namaz kılarken kıbleye doğru döneriz Acaba abdest alırken ne tarafa dönmeliyiz?” Hocamız aslında hazır çeşmeye doğru dön diyecek ama Akşehir gençlerinin kendisine zaman zaman oynadığı oyunları hatırla***** adama:

              - “Ceketin,çorabın,ayakkabın,şapkan kısaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa dön!“

              GÜNÜN SÖZÜ

              Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir Dünyada,kendin olarak kalabilmek,dünyanın en zor savaşını vermek demektir.Bu savaş bir başladımı,artık hiç bitmez!... E.e Cummings

              YEMEK MENÜSÜ

              · Kaşarlı tost,Peynir, Siyah zeytin, Tereyağı, çilek reçeli,Portakal suyu

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: YUŞA: (Tür.) Er. - Tarihlerde, Peygamber olduğu rivayet edilen Yûşa b. Nün.
              Kız: YUMUK: (Tür.) Ka. 1. Açılmamış çiçek, gül goncası. 2. Uysal, sessiz, ağırbaşlı.

              MANİ

              Karpuzlar biter oldu
              Bostanı tutar oldu
              Gel artık ey sevdiğim
              Hasretlik yeter oldu



              BİLMECE

              Kızdığını en çok kim belli eder?

              Cevabı Yarın.

              Comment


              • 8 Aralık 2009

                Bugün 8 Aralık 2009 22 Zilhicce 1429 T.Sani: 25 Kasım:31 ABD ve İngiltere’nin Japonya’ya harb ilanı (1941) –Yaprak dökümü sonları.

                HADİS-İ ŞERİF

                Kuşları yuvalarında rahat bırakınız. Onları ürkütmeyiniz. (Ebu Davud).



                ÂLİMİN NASİHATİEmevî halîfesi Süleyman bin Abdülmelik, Medîne-i Münevvere'de iken Ebû Hâzim'i (r.h.) huzuruna çağırdı ve aralarında şu konuşma geçti.
                "Ey Ebû Hâzim, ölümü neden sevmiyoruz?"
                "Çünkü dünyâyı imâr edip âhireti harâb edenler için mamureyi bırakıp, harabeye gitmek zor gelir."
                "Allah'ın huzuruna nasıl varılır?" diye sordu.
                "Ey mü'minlerin emîri, iyilik ve ihsanda bulu­nanlar, kaybettikleri çocuklarına kavuşmuş gibi sevinirler. Kötülük edenler de efendisinden kaçmış köle gibi huzuruna çıkarlar." Halîfe ağladı ve:
                "Bari, Allâhü Teâlâ'nın huzurunda hâlimin ne olaca­ğını bilseydim?"
                -"Hâlini Allâhü Teâlâ'nın kelâmına arzeyle. Allâhü Teâlâ (meâlen) "Muhakkak ki iyiler cennette, kötüler ise cehennemdedir." (İnfitâr Sûresi, âyet 13-14) bu­yurmuştur. Hâline bak, sen kimlerdensin?"
                "Ya Allâhü Teâlâ'nın rahmeti kimedir?"
                "Muhsinleredir."
                "Ey Ebû Hâzim, Allah katında en keremli inşân kim­dir?"
                "İyilik ve takva ehli olanlardır."
                - "Amellerin hangisi daha makbuldür?"
                "Haramlardan kaçınmak, farzları yerine getirmek­tir."
                "Sözlerin hangisi daha makbuldür?"
                "Korktuğun ve bir şey umduğun kimseye karşı sözün doğrusunu söylemektir."
                "Mü'minlerin hangisi daha akıllıdır?"
                "Kendisi Allah'a ibâdet eden ve insanları da Allah'a ibâdete davet edendir."
                "Mü'minlerin en ziyâde hüsranda olanı hangisidir?"
                - "Zâlim olan kardeşinin keyfine göre hareket edip, başkasının dünyâsı için kendi âhiretini harâb
                edendir."


                FIKRA

                Hocaya bir gün:
                -Adam olmanın yolu nedir? Diye sormuşlar
                Hoca şu cevabı vermiş:
                -Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanın çaresine bakmalı!

                GÜNÜN SÖZÜ

                Sevmek mutluluğumuzun bir başkasının mutluluğu içine yerleştirmek demektir. Wilheim Van Lubreitz

                YEMEK MENÜSÜ
                · Etli nohut
                · Pirinç pilavı
                · turşu

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: YUNUS: (Ar.) Er. 1. Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan, memeli hayvan. 2. Bir takım yıldızın adı. 3. Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen ve Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden birisi. Hz. Yunus (a.s.). Kur'an-ı Kerim'in 10. suresi.
                Kız: YURDAY: (Tür.) - Yurdu aydınlatan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                MANİ

                Ocakta duman olur
                Gün olur zaman olur
                Diyarbakır karpuzu
                Her yerde yaman olur



                BİLMECE
                Eve gelen hırsız neyi çalmaz?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Ütü

                Comment


                • 9 Aralık 2009

                  Bugün 9 Aralık 2009 23 Zilhicce 1429 T.Sani: 26 Kasım:32 Kudüs’ün İngilizler tarafından işgali (1917)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Yemeklerinizi topluca yeyiniz. Ayrı ayrı yemeyiniz. Şüphesiz ki, bir kişinin yiyeceği 2 kişiye yeter.İki kişinin yemeği, 5-6 kişiye yeter. Şüphesiz ki, bereket topluluktadır (Bezzar)



                  HAKÎKİ MÜMİNİN ALÂMETİ
                  Resûlullâh (s.a.v.) bir gün ashabından bazılarına, "Siz nesiniz?" diye sordular. Onlar da "Biz mü'minleriz." dediler. Resûlullâh (s.a.v.), "Mü'min olduğunuzun alâmeti nedir?" diye sordu.

                  Ashâb-ı Kiram, "Biz belâlara sabrederiz, bolluk zamanında da şükrederiz, hakkımızdaki hükümlere razı oluruz." dediler.

                  Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.), "Kabe'nin Rabbine yemîn ederim ki sizler hakîki mü'minsiniz." buyurdular.

                  HUBEYB EL-ENSÂRÎ'NİN ŞEHÂDETİ (R.A.)

                  Hicretin dördüncü senesi Safer ayında Udal ve Kare kabîlesine dîni öğretmek için gönderilen sahâbîlerden Hu-beyb el-Ensârî (r.a.) ihanete uğrayarak esir alınıp Mekke'ye götürüldü. Nevfeloğulları, onu satın alarak Uhud'da öldürdüğü babalan Hâris'e karşı öldürmek istemişlerdi. Nevfeloğulları istişare için toplandıklarında, Hubeyb (r.a.) öldürüleceğini bildiğinden temizlenmek üzere bir ustura istedi ve verdiler. Bu sırada Hâris'in kızlarından birinin küçük çocuğu, ustura elinde iken Hubeyb'in (r.a.) kucağına oturuverdi. Kızın annesi korkudan feryâd edince Hubeyb (r.a.), "Onu öldüreceğimden mi korktun? Sözde durmamak, ihanet etmek mü'minin vasfı değildir." dedi.

                  Sonra kadın, Hubeyb'i (r.a.) şöyle anlatırdı: "Ben Hu-beyb'den (r.a.) daha hayırlı bir esir görmedim. Mekke'de üzüm mevsimi olmadığı hâlde, onun elinde bir salkım üzüm yerken gördüm. Bu, Allah'ın Hubeyb'e verdiği bir rızıktan başka bir şey değildir."

                  Hubeyb'i (r.a.) öldürmek üzere Harem'in sınırlarından çıktılar. Hubeyb "İki rek'at namaz kılmak için bana müsâade edin." dedi. Müsâade ettiler, o da iki rek'at namaz kıldı ve "Eğer korktu demeyecek olsaydınız daha fazla kılardım." dedi ve şöyle duâ etti: "Allah'ım sen sayıca onları biliyorsun, onları darmadağın ederek öldür."

                  Öldürülecek kimseler için iki rek'at namaz kılmaları bundan sonra Hz. Hubeyb'den âdet oldu. Onu asarak şehîd ettiler. Allah yolunda asılarak şehîd edilen ilk sahâbî odur. Radıyallâhü anh.

                  FIKRA

                  Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek için:

                  - “Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gerçekten?” Der Hoca:
                  - “Senin kaç evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam:
                  - “O kadar çok ki sayısını ben bile bilmiyorum” Deyince Hoca cevabı yapıştırır:
                  - “Sen o evlerin hepsinde yaşayıp koyunların hepsini de yiyor musun?”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Sıradan öğretmen anlatır,İyi öğretmen açıklar,Yetenekli öğretmen yapar ve gösterir,Büyük öğretmen esin kaynağı olur. William A. Ward

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: YURA: (Tür.) Er. - Dağ sırtı.
                  Kız: YUMUŞ: (Tür.) - İş, güç çalışma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                  MANİ

                  Bağa gel küçük hanım
                  Sahan kaynadi kanim
                  Mah cemalin görende
                  Sağ olur haste canim



                  BİLMECE

                  Meyvelerin şefi hangisidir?

                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Zili

                  Comment


                  • 10 Aralık 2009

                    Bugün 10 Aralık 2009 24 Zilhicce 1429 T.Sani: 27 Kasım:33 İmam-ı Rabbani (k.s.)Hazretlerinin irtihali (29 Sefer 1034/1624) – İnsan Hakları Beyannamesinin Yayınlanması (1948) – İnsan Hakları Haftası (10-16 Aralık)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine... Ramuz).



                    ÂHİRETE AİT BÂZI HÂLLER

                    Amel Defteri: Her insanın, dünyâda iyi ve kötü, küçük ve büyük bütün işledikleri melekler tarafından yazılmış olan defterdir. Âhirette sahibine verilecek, "Al kitabını, okul" de­nilecektir.
                    Mîzân: Mahşerde herkesin iyi ve kötü amellerini tartma­ğa mahsus, manevî bir terazidir.
                    Sırat: Cehennemin üzerine kurulmuş, üzerinden geçil­mesi pek zor bulunan bir köprüdür. Allâhü Teâlâ'nın muhte­rem kulları pek kolaylıkla, hattâ bir kısmı şimşek gibi geçip cennete gireceklerdir. Kâfirler ile şefaate kavuşamayan veya şefaati inkâr eden bir kısım mü'minler de geçemeyip cehenneme düşerler.
                    Cennet: Hatır ve hayâle gelmeyen sayısız nimetler âle­midir. Mü'minler cennette pek büyük nimetlere ereceklerdir. Husûsiyle Allâhü Teâlâ'yı mekândan, zamandan münez­zeh ye şân-ı ulûhiyetine lâyık olarak vakit vakit görmek şerefine nail olacaklardır ki, buna "Ru'yetullah" denir. İmân sahipleri bu ni'mete nail olduklarında cennetin şâir bütün nimetlerini, zevklerini unutacaklar, en büyük, en ulvî, en rû-hânî bir zevke dalacaklardır.
                    Cehennem: Bütün kâfirler ve bâzı günahkâr mü'minler için yaratılmış, yedi derekeye, aşağı tabakaya bölünmüş bir azâb âlemidir. Burada kâfirler ebedî surette azâbda kala­caklar, günahkâr mü'minler ise bir müddet azâb gördükten sonra affolunarak cennete konulacaklardır.
                    Kevser Havuzu: Mahşer günü Allâhü Teâlâ'nın Pey-gamberimiz'e (s.a.v.) ihsan buyurduğu gayet büyük bir ha­vuzdur. Bunun pek tatlı, berrak suyundan mü'minler içecek, mahşerin dehşetinden ileri gelen hararetlerini giderecekler­dir ve bir daha su sam ayacaklardır.
                    Şefaat: Âhiret günü bir kısım günahkâr mü'minlerin affe­dilmeleri ve itaatli mü'minlerin de yüksek mertebelere er­meleri için Peygamberimizin (s.a.v.) ve şâir büyük zâtların Allâhü Teâlâ'dan niyaz ve istirhamda bulunmaları, isteme­leridir. Allah'ın izin verdiklerine şefaat ederler.
                    Âhirette bütün insanlara âit muhakeme ve muhasebenin bir an evvel yapılması için en büyük şefaat, bizim peygambe­rimiz Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Hazretleri'nindir. Onun bu şefâatına, şefâat-ı uzmâ denir. Ve onun hâiz olduğu yüksek makama, Makâm-ı Mahmûd denir.

                    FIKRA

                    At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
                    - “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:
                    - “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin Ama bence getirmez Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Siz kendinize inanın,başkaları da size inanacaktır. Montaigne

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Omlet,Peynir,Yeşil zeytin, Tereyağı, Bal, Süt,Salatalık

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ZADE: (Fars.) Er. 1. Evlat, oğul. 2. Dürüst, doğru adam.
                    Kız: YÜCE: (Tür.) - Yüksek, büyük, ulu, bala. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Bağa yendim üzüme
                    Diken battı gözüme
                    Ne dedim niye küstün
                    Eğri baktın yüzüme



                    BİLMECE
                    Damlaya damlaya ne olur?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Şeftali

                    Comment


                    • 11 Aralık 2009

                      Bugün 11 Aralık 2009 25 Zilhicce 1429 T.Sani: 28 Kasım:34 M.G.K.’nın kuruluşu (1962) – Rusların Çeçenistan’a girmesi (1994)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Şerle(günahla) varan kimseye yazıklar olsun. (Deylemi).



                      HZ. EBÛ BEKİR'İN FAZİLETİ

                      Hz. Ömerü'l-Fârûk'a (r.a.) bir hatibin hutbede Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) ismini okumadığı haberi gelince ağlayarak şöyle buyurdular:

                      "Vallahi, Ebû Bekir'in bir gecesi ve günü Ömer'den ve Ömer'in bütün aile efradından hayırlıdır."

                      Gecesi: Resulü Ekrem (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir (r.a,) İle Mekke'den gece vakti ayrılıp Medine'ye hicret etmek üzere yola çıktığı zaman, Ebû Bekir (r.a.) bâzan Resulü Ekrem'in (s.a.v.) önüne, bâzan ardına, bâzan sağına ve bâzan da soluna geçerek yürürdü. Resulü Ekrem Ebû Bekir'e (r.a.):

                      "Niçin böyle yapıyorsun?" diye sorunca "Sizi korumak için böyle yapıyorum, yolda pusu kurduklarını düşünerek ne geçiyorum, takip ederler diye ardınızdan yürüyorum." dedi.

                      Resulü Ekrem'in (s.a.v.) o gece yürümekten parmakları soyuldu, ezildi ve İncindi. Hz. Ebû Bekir, Resulü Ekrem'i (s.a.v.) mağara kapısına kadar sırtında götürdü ve;

                      "Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, mağaraya önce kendim girmeden İçeri koymam. Bir şey varsa zararı bana dokunsun." dedi ve içeri girdi. Bir tehlike olmadığını gördükten sonra Resûlullâh ı mağaraya davet etti. Hz. Ebû Bekir mağara içinde yılan ve benzeri zararlı haşere deliklerine ayaklarını koydu ve yılan Ebû Bekir'in ayaöını ısırdı. Acısından Ebû Bekir'in (r.a.) akan gözyaşları Resûl-ü Ekrem'in yanaklarına döküldü. Resulü Ekrem (s.a.v.);

                      "Korkma, Allah bizimledir." buyurdu. Allâhü Teâlâ Re-sûlü'ne sekîneti ve Ebû Bekir'e de tumânîneti (kalb huzuru) nasîb etti. İşte gecesi budur.

                      Gündüzü ise; "Resûlullâh (s.a.v.) vefat edince, kabilelerin çoğu dinden çıktılar. Bazıları, 'namaz kılarız fakat zekât vermeyiz,' dediler. Ebû Bekir'in (r.a.) yanına gittim ve "Bunlara karşı yumuşak davran ve idare ile muamele et." dedim. Bana "Bunlar câhiliyet devrinde cebbar, İslâmiyet'te ise korkak, böyle şey olmaz. Resulü Ekrem'in irtihâli ve vahyin kesilmesi ile onları azdıran sebeb nedir? Vallahi, Resulü Ekrem'e verdikleri bir deve yularını bana vermezlerse on-larla harbederim." dedi ve biz de ona uyarçk harb ettik. İçtihadında, kararında cidden isabet etmişti. İşte günü de budur." buyurdu.

                      FIKRA

                      Lazlar’la Kürtler savaşa tutuşmuş. İki taraf da boşa mermi yakıyorlar. Kürtler’in aklına bir çare geliyor. “Temel!” diye bağırıyorlar. Yaklaşık 100 kişi “Kim o?” diye siperden çıkınca Kaleşnikof kurşunlarına hedef oluyor. Lazlar karşılık olarak “Vakkas!” diye bağrıyorlar, ses yok. Yeniden bağrıyorlar, yok. En sonunda hepsi birden bağırıyor. Karşıdan; “Kim o Vakkas’ı çağıran?” Lazların tümü ayağa kalkıyor “Biziz!..” (Erdal Uç)

                      Palavracinin biri basina topladigi üç bes cahile karsi övünüp duruyormus :
                      - Iste ben güçlü ve maharetli bir adamim Evet ben Halep'te bulundugum siralarda altmis arsin uzaga atlamis bir kimseyim! Nasreddin Hoca da bu sirada oradan geçiyormus Palavracinin yanina yaklasip :

                      - Yaa demis demek sen altmis arsin atlarsin Haydi atla da görelim Adam hik mik etmis
                      - Ama demis ben Halep'te atladim Hoca kizmis :
                      - Canim demis, Halep oradaysa arsin burada

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Size yol gösterilebilir fakat yalnız yürümek zorundasınız.Sang H. Kim

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · Mercimek çorbası-spagetti - yoğurt

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: ZÂFİR: (Ar.) Er. - Zafer kazanan, üstün gelen.
                      Kız: YURTSEVEN: (Tür.). - Yurdunu milletini seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Çağırdım bağ içinde
                      Kavruldum yağ içinde
                      Eller seyrana çıkmış
                      Benimki yok içinde



                      BİLMECE

                      Hiç ceza alınmadan öldürülen şey nedir?

                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Su faturası kabarır

                      Comment


                      • 12 Aralık 2009

                        Bugün 12 Aralık 2009 26 Zilhicce 1429 T.Sani: 29 Kasım:35 Yeli Malı Haftası

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Kişi değiştirmeye güç yetiremiyeceği bir münkeri (sakıncalı eylemi) görünce, Allah’a o eylemi münkir olduğunu yani asla hoşlanmadığını bildirmesi, onu kurtarmaya yeter. (Taberani).



                        COLOR="red"]İNSAN NİÇİN SEVER?[/COLOR]
                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ruhlar bölüklere ayrılmış askerler gibidir. (Ruhlar âleminde) tanışmış olanlar, birbirleri ile ülfet (muhabbet) eder, tanışmamış olanlar ise (dünyâda da) birbirlerini ta­nımazlar (anlaşamazlar)."
                        Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu: "İki muttakî (hakikaten Allah'tan korkan) mü'minin ruhu bir günlük yolda karşılaşır, hâlbuki daha önce ikisi de arkadaşını görmemiştir."
                        İnsan birisini sever. Bu sevgi, ya o kişi iyi olduğu içindir veya dünyâ menfaati veya ahiret menfaati (yâni sevap) içindir.
                        Veya bu sevgi, dînî veya uhrevî birtakım menfaatler için değil, o kişi Allah'ın kulu olduğu içindir. Bir kişi biri­sini sevdiği zaman, onun sevdiği şeyleri de sever. İşte Allah için kardeşliğin mânâsı budur.
                        Sevgi Allah için olunca, sevmemek dahi Allah için olmalıdır. Bir kimse, bir insanı dostunun dostu olduğu için veya dostuna itaat ettiği, dediklerini yaptığı için se­verse, sevdiğinin düşmanını da sevmez.
                        SILA-İ RAHİM VE KOMŞULUK
                        Bir selâm ile veya bir hediye ile de olsa sıla-i rahim vâcibdir.
                        Büyüklerden bâzıları, akrabaların komşu olmala­rını hoş görmemişlerdir. Çünkü komşu olmak, arala­rındaki hürmeti ve heybeti yok eder, nihayet araların­daki alâka kesilir.
                        Hz. Ömer (r.a.) valilerine; akrabaların, birbirlerini ziyaret etmelerini fakat birbirleriyle yakın komşu ol­mamalarını emretmiştir.
                        Kişinin imkânı nisbetinde, günaşırı, haftada bir veya ayda bir akrabalarını ziyareti, aralarında sevgi ve mu­habbeti artırır.

                        FIKRA

                        Kimi insanlar olmayacak hevesler pesinde kosup durur Nasreddin Hoca böylelerine ders vermek istemis bir gün Elinde koca bir bakraç yogurt mayasiyla gölün kenarina gelmis Baslamis kasik, kasik dökmeye :
                        - Ne yapiyorsun Hoca ? demisler
                        - Göle yogurt mayasi çaliyorum, demis kis, kis gülerek
                        - Olur mu demisler, göl yogurt mayasi tutar mi hiç ? Hoca cevabi yapistirmis tabii
                        - Ya tutarsa

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Sorumluluğunu taşıyacağın fikrin adamı ol. A.Hamdi Tanpınar

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Çokokrem ekmek – ıhlamur

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ZAĞNOS: (Tür.) Er. - Bir tür doğan ' kuşu.
                        Kız: YURDAŞEN: (Tür.) - Yurdu şenlendiren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Evine sermiş üzüm
                        Dinle bir iki sözüm
                        Kalbimde ataşım var
                        Cihanı görmi gözüm



                        BİLMECE
                        İnsan, en çok hangi zilden etkilenir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Vakit

                        Comment


                        • 13 Aralık 2009

                          Bugün 13 Aralık 2009 27 Zilhicce 1429 T.Sani: 30 Kasım:36 I.Mahmud'un Vefatı (1754)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          İki müslüman karşılaşır, birbirlerinin ellerini tutar, tokalaşırlarsa, Allah mutlaka onların bu halde iken yaptıkları dualarını kabul eder. Ellerini birbirinden ayırmadan günahlarını affeder. (Ahmed, Bezzar).



                          TEVÂZÛ: ALÇAK GÖNÜLLÜLÜKİnsanın kibrinden kurtulması için kendi kusurlarını bil­mesi ve tevâzuun faydalarını ve faziletlerini öğrenmeye çalışması îcâb eder.
                          Tevâzû, peygamberlerin ahlâkındandır. Nitekim Pey­gamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Yeryü­zü hazînelerinin anahtarları bana verildi. Ben kul peygamber ile hükümdar peygamber olmak arasında muhayyer (serbest) kılındım. Cebrail, tevâzû et' diye vahiy getirdi. Ben de kul peygamber olmayı seçtim. Bunun için bana kıyamet gününde ilk hasrolunmak ve ilk şefaatçi olmak verildi."
                          Allâhü Teâlâ, Mûsâ (a.s.)'a şöyle vahyetti: 'Yâ Mûsâ! Seni niçin insanlar üzerine risâlet (kendisine kitap verilen peygamber) ve kelâmımla seçtim biliyor musun?' Mûsâ (a.s.) 'Hayır, Yâ Rabbi, bilmiyorum.' dedi. Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Bugüne kadar bana hiç kimse senin tevâ­zuun gibi tevâzû etmedi.'
                          Meymûn bin Mehran'ın hizmetçisi, müsâfirine akşam ye­meğini hazırlarken acele edince yemeği efendisinin üzerine döktü. Efendisi 'Beni yaktın' dedi. Hizmetçisi 'Ey hayrı öğre­ten ve insanları edeplendiren! Allâhü Teâlâ'nın "Kızdıkla­rında öfkelerini yutarlar." (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 134) mübarek sözüne dön' dedi. Efendisi 'Öfkemi yuttum' dedi. Hizmetçisi 'Arttır, çünkü Allâhü Teâlâ "İnsanların kusur­larını affeden kimselerdir." (ÂN İmrân Sûresi, âyet 134) buyuruyor' dedi. O da 'Seni affettim' dedi. Sonra hizmetçisi, 'Arttır, zîra Kur'ân-j Kerîm'de "Allâhü Teâlâ da ihsan edenleri sever." (Al-i İmrân Sûresi, âyet 134) buyuruluyor' dedi. O da ona 'Artık sen Allah rızâsı için hürsün' dedi.

                          KATARAKT
                          Katarakt, güneş ışığına fazla mâruz kalmak gibi bâzı sebeplerle kademeli olarak göz merceğinin şeffaflığını kaybetmesidir.
                          Katarakt olan göze yaklaşık 10 yıldan beri 15-30 daki­ka süren cerrahî müdâhale (fako) ile yeni mercek yerleş­tirilmektedir. Merceği değiştirirken 3 mmTık bir yerden girildiği için yara dikişsiz iyileşir. Sun'î mercek, ömür bo­yu iş görebilir.

                          FIKRA

                          Hoca' nin cani et yemegi istemis bir gün Kasaptan iki kilo et alip evine ***ürmüs
                          - Aksama güzelce pisir bunlari, demis hanimina Ne var ki o gün eve hanimi misafirleri gelmis Kadincagiz eti pisirip onlara ikram etmis Aksamda bir tarhana çorbasi çikarmis Hoca' nin önüne
                          - Et nerde demis Hoca Kadin dogruyu söyleyecegine bir yalan kivirmis
                          - Eti kedi yedi, demis
                          - Getir su kediyi bakalim demis Hoca Sonra teraziyi çikartip kediyi tartmis Bakmislar ki tam iki kilo geliyor Hoca hanimina sormus:
                          - Peki hanim demis, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Söz yuva gibidir, mana kuş gibi , cisim ırmak gibidir ruh akıp giden su gibidir. Mevlana

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Yumurtalı kızarmış ekmek,Peynir, Siyah zeytin, Tereyağı, bal,ıhlamur

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: YÜMİN: (Ar.) Er. 1. Uğur, mutluluk. 2. Bereket.
                          Kız: YURDANUR: (Tür.) Ka. - Yurduna, ülkene ışık saç, aydınlat.

                          MANİ

                          Kaleden atın beni
                          Kumlara katın beni
                          Ağam bezirgan olmuş
                          Götürün satın beni



                          BİLMECE
                          En neşeli çiçek hangisidir?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Karnında çalan zilden

                          Comment


                          • 14 Aralık 2009

                            Bugün 14 Aralık 2009 28 Zilhicce 1429 K.Evvel: 1 Kasım:37 Bosna Barış Antlaşması (1995)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir (Kuraklık ve kıtlık başlar). İslam toplumunda yaşayan gayr-i müslimlere verilren sözler (taahhütler) yerine getirilmediğinde de düşman, müslümanlara galip gelir.
                            Hadis-i Şerif (Deylemi)




                            MÜSLÜMANLARIN VAZİFELERİ
                            Mü'minlerin birbirleri üzerindeki bâzı hakları şunlardır:
                            Karşılaştığında selâm vermek, davet ettiğinde icabet etmek, aksırdığı zaman 'yerhamükellâh' demek, hastalandığında ziyaret etmek, vefat ettiği zaman cenazesine iştirak etmek, yaptığı taksîme razı olmak, nasîhat istediği zaman nasîhat etmek, gıyabında (onun bulunmadığı yerde) onun haklarını muhafaza etmek, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmek, kendi' için hoşlanmadığından kardeşi için de hoşlanmamak. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
                            "Müslümanların sende dört hakkı vardır: İhsanda bulunanlara yardımcı olman, günâh işleyenleri için istiğfarda bulunman, arkalarını dönenlere (uzaklaşanlara) duâ etmen ve tövbekar olanları sevmendir."
                            Bu haklardan biri de hiçbir müslümana, fiilî veya sözlü olarak eziyet etmemektir. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
                            "Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emîn olduğu kimsedir."
                            "Mü'min, mü'minlerin canlarından ve mallarından emin oldukları kimsedir."
                            "Muhacir odur ki, kötülükten hicret eder, uzaklaşır."
                            Hiçbir müslümana karşı kibirlenmeyip, tevazu göstermek de bu haklardandır. Zira Allah kendini beğenen ve böbürlenenleri sevmez. Kibirlenenlere karşı tahammül etmelidir. Âyet-i kerîmede (meâlen) "Af yolunu tut, iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir." (A'raf sûresi, âyet 199) buyurulmuştur.
                            İnsanların kendi hakkında veya başkaları hakkında söylediği şeylere kulak vermemek, kendisi de bu fiilleri yapmamak. Resûlullâh (s.a.v.) "Koğuculuk yapan cennete giremez." buyurmuştur
                            İzinsiz olarak kimsenin evine girmemelidir.
                            Herkese güzel ahlâkla muamelede bulunmalıdır.
                            Büyüklere hürmet etmeli, küçüklere merhamet ve şefkat göstermeli, herkese karşı güler yüzlü olmalıdır.
                            Yaptığı va'tleri yerine getirmelidir.

                            FIKRA

                            Nasreddin Hoca evine sik, sik ciger getirdigi halde bir türlü onlari yemek kendisine nasip olmaz Her seferinde hanimi :

                            - Kahrolasi kedi cigeri yedi
                            - Hinzir hayvan cigeri yemis
                            - Cani çikasica sarman kedi cigeri asirmis, diye bahaneler uyduruyormus
                            Bir gün dayanamamis Hoca Hemen bir kenarda duran baltayi kapip, mutfak dolabina yerlestirmis Hanimi:
                            - Ne yapiyorsun Hoca demis, baltanin dolapta isi ne? Hoca cevap vermis:
                            - Hanim hanim, sen bizim kediyi hâlâ taniyamamissin Üç akçelik cigere tenezzül eden hayvan kirk akçelik baltayi birakir mi saniyorsun?

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Sürekli olarak kendini yönetebilmek insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir. Bertrand Russell

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Tavuksuyu çorba – tavuk lu pilav-ayran

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: YURDAER: (Tür.) Er. - Yurdu için doğmuş kimse.
                            Kız: YURDAGÜL: (Tür.) Ka. - Ülkene gül. İlken için yararlı ol.

                            MANİ

                            Kaleden inerem ben
                            Çağırsan dönerim ben
                            Derdinden çöpe döndüm
                            Dokunsan yanarım ben



                            BİLMECE
                            Hangi lastik otomobile takılmaz?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Gül

                            Comment


                            • 15 Aralık 2009

                              Bugün 15 Aralık 2009 29 Zilhicce 1429 K.Evvel: 2 Kasım:38 Sultan II.Selim'in Ölümü (1574)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Kişinin hatalarının çok olması, yumuşak huyluluğunun eksik bulunması, doğruluk ve hakperestliliğinin az olması, gece boyunca ölü gibi uyuması, gündüzleyin işsiz boş oturması, tembel olması, sürekli sızlanması, halinden şikayetçi olması, cimri olması, aç gözlü olması... Bütün bunlar, kişiye dininde ve kişiliğinde zayıflık ve kötülük olarak yeter... (Ebu Nuaym).



                              ZİLHİCCENİN SON GECESİ YAPILACAK İBÂDETZilhiccenin son gecesi mümkünse bir Teşbih Namazı kılı­nır ve bir Hatm-I Enbiyâ yapılır. (Hatm-iEnbıyâ'nm tarifi Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda vardır.) Keza, zilhiccenin son aecesi, akşam ile yatsı arası, 10 rek'at namaz kılınır. Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbl, geçen seneyi benden razı olarak ayır. Sâdır olan İsyanımı hasenata tebdîl eyle. Beni hldâyet-l llâhlyene ve rızâ-yı İlâhîne mazhar eyle. .
                              Her rek'atte; 7 Fâtiha-i Şerîfe, 7 Ayetü'l-Kürsî, 7 İhlâs-ı Şerîf okunur, iki rek'atte bir selâm verilir.
                              Namazdan sonra, mümkünse en az 11 tevhîd, 11 istiğ­far, 11 salevât-ı şerîfe okunur ve duâ edilir.
                              Zilhiccenin son günü, aynı zamanda senenin son günüdür. Bu günde mümkünse oruçlu bulunmak faziletli bir ibadettir.
                              MUHARREM AYININ BİRİNCİ GÜNÜNDE NE YAPILIR?
                              Muharremin birinci gününde, her birinde besmele çeke­rek bir defada 1000 İhlâs-ı Şerîf okuyanları, Cenab-ı Hakk lütfuyla, keremiyle bu âlemden kul borcu ile huzuruna getirmeyecektir.
                              Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tut­mak faziletli ibadetlerdendir. Bu on günlük orucu tutama­yanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günlerde oruç tutmahdırlar. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) 9. günü seferde bulunduğun­dan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve "Sağ olursak gele­cek sene 9. günü de tutarız." buyurmuşlardır.
                              Bu ayın perşembe, cuma, cumartesi günlerinde peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevabı gerilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                              MUHARREM AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICIHicrî-Karnerî 1431 yılı Muharrem ayı ictimâ'ı yarın (16 Aralık Çarşamba) Türkiye saati ile 14.03'te. Ru yet: Ertesi gün 17 Aralık Perşembe Türkiye saati ile 06.52 de.
                              Hilâlin görüldüğü yerler: Fiii, Yeni Kaledonya, Vanuatu adaları ile Yeni Zelanda ve Avustralya, Endonezya, Hin­distan, Hint Okyanusu'nda; bazı adalar, Madagaskar, Afrika, Asya ve Avrupa kıtaları.
                              Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarım­adasından da görülebilecektir. Hilâlin aörüldüğü günü takıp eden 17 Aralık Perşembe günü de Muharrem ayının biri ol­maktadır.

                              FIKRA

                              Nasreddin Hoca oglunun eline bir testi tutusturup çesmeden su getirmesini istemis Çocuk disari çikarken de ensesine bir tokat atip :

                              - Testiyi kirma ha ! diye ögüt vermis
                              Bunu gören komsulardan biri :
                              - Yahu Hocam demis, henüz testiyi kirmadan niye dövüyorsun yavrucagizi ?
                              Hoca cevap vermis :
                              - Testiyi kirdiktan sonra neye yarar be birader !

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Şüphe, çoğunlukla faydası olmayan bir ıstıraptır. Samuel Hohnson

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · Haşlanmış yumurta,Peynir, Yeşil zeytin, Tereyağı, bal, Süt

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: YURDCAN: (Tür.) Er. - Yurda canlılık veren.
                              Kız: YURDUSEV: (Tür.) Ka. - Ülkeni, yurdunu sev.

                              MANİ

                              Güle naz
                              Bülbül eyler güle naz
                              Girdim dost bahçesine
                              Ağlayan çok gülen az.



                              BİLMECE
                              Sürekli döküldüğü halde tükenmeyen şey nedir?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Bel lastiği

                              Comment


                              • 16 Aralık 2009

                                Bugün 16 Aralık 2009 1 Muharrem 1429 K.Evvel: 3 Kasım:39 Musul'un Irak'a Verilmesi (1925)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                İslam temizdir. Öyle ise temizleniniz.Çünkü cennete temiz olandan başkası giremez. (Taberani).

                                MUHARREM AYI



                                Muharrem ayı, hicrî senenin birinci ayıdır. Bu ayın ilk gecesi, (bu akşam) akşam ile yatsı arasında Allâhü Teâlâ'nın rızâsı için iki rek'at namaz kılınır. Namaza şöyle niyet edilir: Yâ Rabbî, bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi hakkımızda mübarek kılman; afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar kılman; dünyevî ve uhrevî saadetlere nail eylemen için." Allâhü Ekber.
                                Her iki rek'atte 7 Fâtiha-i Şerîfe, 7 Âyetü'l-Kürsî, 7 İhlâs-ı Şerif okunur. Namazdan sonra:
                                11 defa: "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemût. Biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr."
                                11 İstiğfâr-ı Şerîf,
                                11 Salavât-ı Şerîfe okunup duâ yapılır.
                                Duada, geçmiş senenin günâhlarının affı ve yeni se­neye günahsız girmek için iltica edilir.
                                Muharremin birinci gecesi ayrıca şu şekilde niyet ederek bir Tesbîh Namazı kılınır:
                                "Yâ Rabbi, bu yeni senede beni mağfiret-i ilâhî-yene, rızâ-yı ilâhîne ve hidâyet-i ilâhîne mazhar eyle. Yeni açılan amel defterimi rızâ-yı ilâhîne muvafık amel ile doldurmayı bana nasip eyle. Beni gadab-ı ilâhîne dûçâr edecek amellerden muhafaza buyur."
                                Teşbih namazında şunlar okunur:
                                rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî,
                                rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âmene'r-Rasûlü...
                                (Sûre-i Âl-i İmrân'ın ilk 2 âyeti de ilâve edilerek)
                                rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Hüvellâhüllezî...
                                4. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 İhlâs-ı Şerîf.
                                Namazdan sonra istiğfar edilir, salavât-ı şerîfe getirilir ve arkasından duâ yapılır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


                                FIKRA

                                Nasreddin Hoca hayvanlarina agir yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemis Bir gün esegine binerek köy meydaninda dolasmaya baslamis Isin garibi dolu bir çuvali da sirtina vurmus, öyle geziyor Sasirip sormuslar :
                                - Yahu Hoca Efendi, hem esegin üzerindesin, hem çuvali sirtinda tasiyorsun Nasil bir is bu ?
                                Hoca cevabi yetistirmis hemen :
                                - Zavalli hayvan, demis Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana Sirtina bindiriyor, yüklerimi tasiyor, degirmeni çeviriyor Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvali da ona yüklemek istemedim Bu yüzden ben vurdum sirtima

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Tanrım, beni dostlarıma karşı koru, kendimi düşmanlarıma karşı korurum. Voltaire

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · Ezogelin çorbası
                                · izmir köfte
                                · salata

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: YÜCEALP: (Tür.) Er. - Büyük, ulu yiğit.
                                Kız: YÜCELAY: (Tür.) - (bkz. Yücel). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                                MANİ

                                Senin yeren
                                Gül sevdim senin yeren
                                Sen ölme canan yazık
                                Ben ölem senin yeren



                                BİLMECE
                                Hangi yazı silinmez?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Dil

                                Comment

                                Working...
                                X