fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 17 Aralık 2009

    Bugün 17 Aralık 2009 1 Muharrem 1429 K.Evvel: 4 Kasım:40 Hz.Mevlana'nın Vefatı (M.1273)

    HADİS-İ ŞERİF

    İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek... İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz. (Taberani).



    YALAN, KÖTÜLÜĞÜN KAYNAĞIDIR
    Yalan söylemek ve yalan yere yemin etmek büyük günahlardandır.
    Hz. Ebû Bekir (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'in vefatından sonra insanlara hitâb ederek "Resûlullâh (s.a.v.) şu bulunduğum yerde ayağa kalktı ve şöyle buyurdu" dedi ve ağladıktan sonra "Yalandan sakınınız, çünkü o fücurun (kötülüğün) menbaı(kaynağı)dır. Bunların ikisi de cehennemdedir." dedi.
    Yalan yere söz vermek de haramdır ve münafıklık emarelerinden biridir. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ey îmân edenler! Sağlam akidleri yerine getiriniz..." (Mâide sûresi, âyet 1)
    Resulü Ekrem (s.a.v.) de, "Va'd atiyyedir (verilmesi gerekir)." buyurmuştur.

    MUHARREMİN BİRİ İLE ONU ARASINDA KILINACAK NAMAZ
    Muharrem ayının 1'i ile 10'u arasında bir defa olmak üzere, 2 rek'atte bir selâm vererek 6 rek'at namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir:
    "Niyet eyledim Yâ Rabbi senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için.", Allâhü Ekber...
    1. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî, 11 İhlâs-ı Şerîf.
    2. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
    3. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Elhâkümü't-tekâsür, 11
    İhlâs-ı Şerif.
    4. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
    5. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 3 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn,
    11 İhlâs-ı Şerîf.
    6. rek'atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf okunur.
    Namazdan sonra duâ edilir. (Dua ve İbâdetler)

    FIKRA

    Temel ile Fadime, tayinleri nedeniyle Erzurum’a taşınırlar. Malum, Erzurum bol kar yağan bir yer... Kar yağdığı bir gün akşam üzeri belediye hoparlöründen bir anons, “Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın sol tarafına park edin, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecek!” Temel, evden çıkar ve arabasını sokağın sol tarafına park eder. Ertesi akşam, yine belediye hoparlöründen bir anons, “Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın sağ tarafına park ediniz, sokağın boş bırakılan tarafındaki karlar temizlenecektir!” Temel yine dışarı çıkar ve arabasını sokağın sağ tarafına parkeder. Ancak bu arada kar yağmaya da devam etmektedir... Bunun sonucu olarak sokakların her gün temizlenmesi gerekmektedir.. Nitekim 3. günün akşamı yine bir anons, “Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın ...... tarafına park ediniz, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecek!” Ancak anons sırasında seste bir kopukluk olduğu için ne Temel ne de Fadime arabaların sokağın hangi tarafına park edileceğini anlayamamışlardır. Uzun bir süre sokağın hangi tarafına park edecekleri konusunda tartışırlar ve bir türlü bir karara varamazlar. En sonunda Fadime, “Ula Temel...” der, “... madem, arabanın sokağın hangi tarafına park edileceğini anlamadık, bugün de araba garajda kalsın, boşver anonsu!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Tenkit kolay, sanat güçtür. Destouches

    YEMEK MENÜSÜ
    · Kıymalı Patates
    · Makarna,
    · Salata

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ZÂHİD: (Ar.) Er. - Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.
    Kız: YÜCEL: (Tür.) - Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    MANİ

    Gülmenem
    Bülbül menem gülmenem
    Gönlü şad olan gülsün
    Ber dertliyim gülmenem



    BİLMECE
    Hangi barajda su olmaz?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Alın yazısı

    Comment


    • 18 Aralık 2009

      Bugün 18 Aralık 2009 2 Muharrem 1429 K.Evvel: 5 Kasım:41 İmam-ı Gazali'nin Veatı (M.111)

      HADİS-İ ŞERİF

      Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız. (Deylemi).



      HELÂL KAZANMAK
      "... Safî helâl şeylerden yiyin ve sâlfh (iyi) amelde bulunun..." (Mü'minûn sûresi, âyet 51) âyet-i kerîmesin­de amelden önce rızkın helâlinden yemek emredilmiştir.
      Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
      "Helâl (rızık) talebinde olmak (helâl rızık aramak) her müslümâna farzdır."
      "Çoluk çocuğu için helâlinden rızık arayan kimse, Allah yolunda cihâd eden gibidir."
      "Kim kırk gün helâlinden yerse Allâhü Teâlâ o kişinin kalbini nurlandırır ve kalbinden diline hikmet pınarlarını akıtır."
      "Sizin dindeki en hayırlı ameliniz, vera' (haramdan ve şüphelilerden sakınmak)dır."
      "Haram mal kazanan kimse, eğer onu sadaka ola­rak verse kabul olmaz. Arkasında bıraksa cehennem
      azığı olur."
      Sa'd bin Ebî Vakkâs (r.a.), Resûlullâh'a (s.a.v.) duası­nın nasıl makbul olacağını sordu da "Yediğini temiz ve hoş olandan (helâlinden) kıl, duan makbul olur." bu­yurdular.
      Mîdeye giren lokma, binanın Jemeli gibidir. Temel sağlam olursa bina kuvvetli olur. Âyet-i kerîmede (meâ-len) "O hâlde binasını Allah korkusu ve Allah rızâsı üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır..." (Tevbe sûresi, âyet 109) buyurulmuştur.
      Sehlü't-Tüsterî (rh.) "Kul, kendisinde dört haslet (huy) bulunmadıkça îmânın hakîkatine eremez. Bunlar: Farzları sünnetleriyle beraber edâ etmek, şüphelilerden sakınmak sâdece helâlden yemek, gizli ve aşikâr haramlardan sa­kınmak ve ölüm anına kadar azmedip işlememek."
      Bazı âlimler, 'İlim öğrenmek her müslümân üzerine farzdır.' hadîs-i şerîfini, 'Helâl ve haramın bilineceği ilmi öğrenmek farzdır.' diye açıklamışlardır. Her müslümâ-nın itikâd ve ibâdetleri için bilmesi lâzım gelen hususları öğrenmek farz olduğu gibi, helâl ve haramın ne oldu­ğunu da mezhebinin âlimlerinden öğrenmesi farzdır.

      FIKRA

      Temel bir konferansta konuşma yapıyormuş:
      "İnsanlar üçe ayrılır. Sayı saymayı bilenler ve bilmeyenler."

      GÜNÜN SÖZÜ

      Terbiyenin sırrı öğrenciye saygı ile başlar. R.W.Emerson

      YEMEK MENÜSÜ
      · Yeşil mercimek
      · sebzeli tavuk
      · cacık

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ZAHİR: (Ar.) Er. - Parlak, parlak yıldız. Allah'ın isimlerindendir. Kur'an-ı Kerim'de Hadid suresi 3. ayette geçer.
      Kız: YÜMNA: (Ar.) Ka. - Sağ taraf.

      MANİ

      Gül demedi
      Elinde gül demedi
      Ya ben nasıl güleyim
      Yar bana gül demedi



      BİLMECE
      İpsiz ve mandalsız ne asılır?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Futbolcuların kurduğu barajda

      Comment


      • 19 Aralık 2009

        Bugün 19 Aralık 2009 3 Muharrem 1429 K.Evvel: 6 Kasım:42 Hattat Yesari'nin Vefatı (1798)

        HADİS-İ ŞERİF

        Hz. Peygamber, yeri geldikçe şu sözü hep tekrarlardı: İslam ve beyaz kıllar, kişiyi kötülükten alı koymak için yeterlidir. (İbn-i Sa’d).



        SÜKÛT ETMEK
        Dilin büyük tehlikesinden kurtuluş ancak sükût iledir. Bu sebeple Resûlullâh (s.a.v.) susmayı methetmiş ve ona teşvik etmiştir. Buyurdular ki:
        "Kim sükût ederse kazanır."
        "Sükût etmek hikmettir, fakat sükût edenler azdır."
        "Kim iki çenesi vs iki bacağı arasındakine kefîl olursa ben de onun cennete girmesine kefîl olurum."
        Muaz bin Cebel (r.a,) Resûlullâh (s.a.v.)'den bir tavsi­yede bulunmasını isteyince Resûlullâh (s.a.v,) şöyle bu­yurdu: "Allah'a, onu görüyormuş gibi İbâdet et, nef­sini ölüler arasında say, İstersen bütün bunlardan daha mühlmmlnl haber vereyim." buyurdu ve dilini gösterdi.

        ÇOCUK İÇİN ANA SÜTÜ ZARURÎDİR
        Doktorlar çocuğun emzirilerek beslenmesinin fayda­larının saymakla bitmeyeceğini bildiriyorlar;
        Anası, çocuğunu emzirirken ona sütü ile birlikte sev­gisini de vermekte ve aralarında kuvvetli bir rabıta mey­dana gelmektedir.
        Ana sütü en faydalı gıdadır. Hastalıklardan korur, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, hiçbir gıdada bulun­mayan ve beynin gelişmesini sağlayan maddeler ihtiva eder. Emzirme işi, ananın çocuğunu tanımasını sağlar, acıktığını derhâl fark edip anında karşılamayı mümkün kılar. Ana sütü her zaman hazır bir gıdadır.
        Emzirme işi analığı bizzat yaşama zevki verir ve onda sakinleştirici bâzı maddelerin meydana gelmesini sağ­lar. Emziren ananın nekahet devresi kısa olur.
        Ana sütü bebeklerin daha zekî olmasını, sür'atle haz-medildiği için daha kuvvetli beslenmesini mümkün kılar. Kemiklerin, omur sisteminin ve diğer uzuv(organ)larının en iyi şekilde gelişmesini te'mîn eder.
        Bebek asgarî altı ay, mümkünse bâzı gıdalarla birlikte iki yıl emzirilmelidir.

        FIKRA

        Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar :
        - Oğlum kafanı ıslatmıyacak mısın ?..
        Temel cevap verir :
        - Yok anne bu şampuan kuru saçlar içinmiş !..

        GÜNÜN SÖZÜ

        Tüm uzmanların aynı görüşte olmaları, hepsinin yanılmaları anlamına da gelebilir. B.Russel

        YEMEK MENÜSÜ
        · Mercimek çorbası
        · mantarlı sosis sote
        · portakal

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ZAİD: (Ar.) Er. - Artan, artıran. -Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
        Kız: ZAFER: (Ar.) l. Amaca ulaşma, basan. 2. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Kaleden inenleri
        Çevirin gidenleri
        Kıyma,kıyma çekerler
        Sevip terk edenleri



        BİLMECE
        En hızlı yenilen şey nedir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Surat asılır

        Comment


        • 20 Aralık 2009

          Bugün 20 Aralık 2009 4 Muharrem 1429 K.Evvel: 7 Kasım:43 En Uzun Gecelerin Başlangıcı - Gün Dönümü Fırtınası

          HADİS-İ ŞERİF

          Allahın yasakladığı ( belli ) büyük günahlardan sonra kulun sakınması gereken en büyük günah: ardında borcunu ödemek için hiçbir mal bırakmadan borçlu olarak ölmesidir. ( Ebu Davud )



          İMÂM-I ŞAFİÎ'DEN (R.H.) HİKMETLER
          Ebû Abdullah Muhammed İbn-i İdrîs (r.h.), İslâm âle­minin kendisi ile övündüğü pek büyük bir müctehiddir. Dört hak mezhebden, Şafiî mezhebinin kurucusudur. Büyük dedesi Şafiî (r.a.) gençliğinde Resulü Ekrem (s.a.v.)'in sahabesinden olmakla şereflenmiştir. Onun babası Sâib de (r.a.) Bedir gazvesinde İslâmiyet'i kabul etmiş muhterem bir sahabîdir. Annesi, Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimiz'in torunu Abdullah'ın kızı Fâtıma'dır.
          İmam Şafiî Hazretleri, hicri 150 târihinde doğmuş, 204 senesinde Mısır'da vefat etmiştir. Mübarek kabri daimî ziyâretgâhtır. (Rahmetullâhi aleyh)
          İmam Şafiî buyurdular:
          • Dünyâ ve âhiretin hayrı beş şeydedir:
          Nefis zenginliği,
          İnsanlardan ezayı gidermek,
          Helâl kazanç,
          Haya ve Allah korkusu ile giyilen ve Allah'ın izni ile maddî, manevî ayıbdan, fenalıktan, zarardan ve helak­
          ten koruyacak takvaya bürünmek
          Her hâlde (her yerde ve her zaman) Allâhü Teâ-lâ'ya tevekkül etmek.

          Kim Allâhü Teâlâ'nın kalbini şerh edip nûrlandırmasını severse, faydasız söz söylemeyi ve günah işlemeyi terk etsin, isyandan sakınsın ve kendisi ile Rabbi ara­sında gizli bir amel hazînesi olursa Allâhü Teâlâ onu başka şeylerden alıkoyacak bir ilim verir.
          Lüzumsuz ve faydasız söz söyleme. Zîrâ söylediğin söz sana sâhib olur, artık sen ona sâhib olamazsın.
          Bütün gayretinle insanları razı etmeye çalışsan yine edemezsin. Öyle ise niyetini ve amelini ihlâslı (Allah
          için) yap.
          Muhakkak gözün görmekte nasıl bir hududu varsa aklın da (idrakte anlamada) öyle bir hududu vardır.

          FIKRA

          Dursun ev almış. Temel’i aramış, haber vermiş. Temel, adresi istemiş. Dursun başlamış anlatmaya; “Otobüsten in, Kaya Sokaği bul. Ondan sonracığıma 5 numaralu apartmanu bul. 8 numaralı daireyi bul, sonra dirseğinle zile bas!” Temel şaşırmış; “Ula Dursun, her şeyi anladım da niye zile dirseğimle basıyom? Dursun; “Ee... Elin dolu olacak herhalde o yüzden tabii!..”
          Kolordu komtani terroristi yakalamış ve sormuş:
          - "9 bölü 2 kaç eder" Terorist de 7 demiş Komtan dönmüş ve:
          - "Ulan bu ne biçim bölücü örgüt"

          GÜNÜN SÖZÜ

          Türkler her şeyini feda eder, ama istiklalini asla. Lloyd George

          YEMEK MENÜSÜ
          · Kıymalı ıspanak
          · soslu makarna
          · yoğurt

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ZAİK: (Ar.) Er. - Tad alan, tadıcı, tadan.
          Kız: YÜKSEL: (Tür.) - Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Kalenin bedenleri
          Çağırın gidenleri
          Acep nere koyarlar
          Sevdadan ölenleri



          BİLMECE
          Yazın en çok kim hava atar?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Maaş

          Comment


          • 20 Aralık 2009

            Bugün 21 Aralık 2009 5 Muharrem 1429 K.Evvel: 8 Kasım:44 III.Murat'ın Tahta Çıkışı (1574) - Sovyetlerin Afganistan'ı İşgali (1979)

            HADİS-İ ŞERİF

            Geçimini sağlamakla yükümlü olduğu insanları ihmal etmek, kişiye günah olarak yeter. (Ebu Davud)



            RESÛLULLÂH'IN (S.A.V.) TERBİYESİ

            Bir genç Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.) gelerek:

            "Yâ Resûlallâh, zina etmek için bana müsâade eder misin?" dedi. Ashâb "Bu ne edebsiz bir sözdür" diye bağrıştılar. Resûlullâh (s.a.v.);

            "Delikanlıyı bırakın, yanıma gelsin" buyurdu. Genç de Resûlullâha yaklaştı. Resûlullâh (s.a.v.):

            "Anan ile başkasının zina etmesini ister misin?" bu­yurdu. Genç:

            "Canım sana feda olsun, istemem, yâ Resûlallâh!" dedi. Resûlullâh; "Aynı senin gibi hiç kimse bir kimsenin anası ile zina etmesini istemez." buyurdu. Sonra;

            "Kızınla zina yapılmasını ister misin?" buyurdu. Genç:

            "Canım sana feda olsun, istemem yâ Resûlallâh" dedi. Reşûl-ü Ekrem (s.a.v.);

            "İnsanlar da senin gibi, kızları ile zina yapılmasını iste­mezler." buyurdu. Sonra:

            "Kız kardeşin için bunu ister misin?" buyurdu. Genç;

            "Canım sana feda olsun, istemem yâ Resûlallâh" dedi. Hala ve teyzelerini de saydı, hepsi için genç aynı cevâbı verdi. Resûlullâh da aynı cevâbı tekrarladı. Sonra, Re­sûlullâh Efendimiz (s.a.v.) mübarek elini delikanlının göğsü üzerine koydu ve:

            "Allah'ım, (bunun) kalbini temizle, günâhını bağışla, iffetini koru!" diye duâ etti.

            Resûlullah'ın bu mübarek duasından sonra o gencin gözünde zinadan daha kötü bir şey olmadı. İMÂM-I ŞAFİÎ'DEN (R.H.)

            • Üç şey adamın içindeki cevhe..ndendir:

            "İffetli olduğundan dolayı onu gören zengin zanne­decek surette fakirliğini gizlemek.

            Onu gören, yapılana razı zannedecek surette öfkesini gizlemek.

            Onu gören, nimetler içerisinde zannedecek surette sı­kıntısını ve ihtiyâcını gizlemek.

            • Sözü kulağıyla işiten hikayeci olur, kalbiyle ihata
            eden (anlayan) uyanık olur, gafil olmaz. Fiiliyle (hâli
            ile) va'z eden ise hidâyet edici olur.

            FIKRA

            Amiral gemiye çıkmış, denizcilerden birine:
            - "9 eksi 3 ne ederı" diye sormuş, denizcide "7" demiş Amiral kaptana dönmüş ve:
            - "Bu ne bicim çıkarma gemisi "

            GÜNÜN SÖZÜ

            Türkler öldürülebilir, fakat yenilgiye uğratılamazlar. Napeleon

            YEMEK MENÜSÜ

            · Ezogelin çorba
            · soslu makarna
            · elma

            ÇOCUĞUNUZA İSİM

            Erkek: ZAİM: (Ar.) Er. 1. Kefil. 2. Prenses, şef.
            Kız: ZAMBAK: (Ar.) Ka. - Güzel ve iri çiçekli bir süs bitkisi.

            MANİ

            Bu dağlar kavuşturur
            Yel vurur savuşturur
            Yusuf Züleyha gibi
            Hak bizi kavuşturur



            BİLMECE

            Hangi yapraklar sonbaharda dökülmez?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Vantilatör

            Comment


            • 22 Aralık 2009

              Bugün 22 Aralık 2009 6 Muharrem 1429 K.Evvel: 9 Kasım:45 I.Ahmet'in Tahta Çıkışı (1603)

              HADİS-İ ŞERİF

              Namaz mü’mini Allah’a yaklaştıran bir vasıtadır. (İbn-i Adiyy).



              HELÂLE RİÂYET ETMEK
              Hâce Bahâüddîn Şâh-ı Nakşibend (k.s.) Hazretleri helâle riâyet etmek hususunda çok itinâ gösterirler ve şüphelilerden de son .derece kaçınırlardı. Husûsiyle sohbet meclislerinde: "İbâdet on cüzdür. Bunun do­kuzu helâl talebinde olmak, bir cüz'ü İse diğer amel­lerdir." mealindeki hadîs-i şerîfi okurlar ve amel edilme­sini emir ve işaret buyururlar idi.
              Hâce Nakşibend Hazretleri'nin yedikleri kendi zirâat-lerinden olup, her sene bir mikdar arpa ve bir mikdâr böğrülce ekerlerdi. Onun dahi tohumu, tarlası, suyu ve kullanılan öküzleri hususunda tamamıyla ihtiyatlı idiler. Sohbet-i şerîflerine bir çok âlim gelip teberrüken yemek­lerini yerlerdi.
              Şâh-ı Nakşibend Hazretleri çoğu vakit yemek pişirilme­sinde ve sofra hizmetinde bizzat gayret gösterirler idi ve yemek yenirken kalb huzuru için dervîşlere tavsiye buyu­rarak ve bu hususta mübalağa ederler idi. Dervişlerden biri bir lokmayı gaflet ile yese hemen onu şefkat ve terbiye yoluyla ikâz ederdi, ve eğer bir yemek, öfke ile ve nefse zor ve çirkin gelerek pişirilmiş İse onu ye­mezler ve dervişlerden dahi bir ferde yedirmezlerdi.
              Hâce Nakşibend Hazretleri bir kere Gadyut denilen mahalle aittiler. Bir derviş önlerine yemek getirdi. Buyur­dular ki bu yemeği bize yemek lâyık değildir. Şu se­bepten ki öfke ile pişirilmiştir Ununu kalburdan geçiren ve yoğurup pişiren öfkeli idi.
              Eğer bir kevgiri öfke ve gazap ile bir çömleğe sok-salar o yemeği de yemezler ve şöyle buyururlar idi:
              "Öfke, gaflet nefse zor ve çirkin gelerek yapılan İşte hayır ve bereket yoktur, nefsin hevâsı ve şeytân ona yol bulmuştur."
              "Sâllh ameller ve güzel fiiller ancak helâl lokma ile işlenebilir. O da gaflet İle yenmemeli, bilakis kalb huzuru ve uyanıklık ile yenilmelidir. Bu hâl bütün vakitlerde vukuf ve uyanıklık üzere bulunmaya ve-sîle olarak namazda dahi kalb huzurunu tahsîl etme­ye sebep olur."

              FIKRA

              Hitler toplama kampina gitmis, yahudilerden birini cagirmis :
              - "2+2 kac eder" diye sormuş adam da "7" demiş
              Hitler donmus arkasindaki yuzbasiya:
              - "Ulan bu ne bicim toplama kampi? "

              GÜNÜN SÖZÜ

              Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap. Benjamin Franklin

              YEMEK MENÜSÜ
              · Yumurtalı kızarmış ekmek
              · Peynir, Yeşil zeytin, Tereyağı, bal,ıhlamur

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ZAKİR: (Ar.) Er. - Zikreden, ,anan. Allah'ı gerektiği gibi teşbih ve tehmid eden. Kur'an'ı öğüt verici, gerçek bir zikir olarak gören.
              Kız: ZARAFET: (Ar.) Ka. - İncelik, güzellik, zariflik.

              MANİ

              Gökte yıldız bir sıra
              Yar gidiyor mısıra
              Kul olam uşak olam
              Gideyim ardı sıra



              BİLMECE
              Adamın biri durmadan uluyormuş, neden?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Kitap yaprakları

              Comment


              • 23 Aralık 2009

                Bugün 23 Aralık 2009 7 Muharrem 1429 K.Evvel: 10 Kasım:46 I.Meşrutiyet'in İlanı (1876)

                HADİS-İ ŞERİF

                Hz. Peygamber: Biriniz hergün Uhud Dağı gibi bir amelde bulunmaktan aciz mi olur? buyurdu. Buna kimin gücü yeter ki? diye soruldu. Allah Resulü: Hepinizin gücü yeter buna! Cevabını verdi. Nedir o amel? Denildi. Allah Resulü şu açıklamayı yaptı: Sübhanallah sözünün sevabı Uhud’dan büyüktür. La ilahe illallah sözünün sevabı Uhuddan büyüktür. Allahü Ekber sözü de uhuddan büyüktür.(Ramuz).



                DARGIN OLANLARI BARIŞTIRMAK
                Bir kimse ile üç günden fazla küs kalmamalı ve dar­gın olan müslümanları da barıştırmalıdır.
                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Size (nafile) oruç tutmaktan, namaz kılmaktan, sadaka vermekten daha faziletli bir şeyi haber vereyim mi?" Ashâb, 'Evet, yâ Resûlallâh,' dedi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Dar­gın olan iki müslümanı barıştırmak ve müslümanla-rın ayıplarını gizlemektir."

                ÖLEN ANA BABAYA KARŞI VAZİFELER
                Öldükten sonra -mü'min iseler- cenaze namazı kılmak, onlara istiğfar etmek ana babanın üzerimiz­deki haklarındandır. Enes bin Mâlik (r.a.) Resûlullâh'ın (s.a.v.) "Kişi, ana babasına duayı terk ettiği zaman dünyâda rızkı kesilir." buyurduğunu rivayet etmiştir.
                Ana babanın vasiyetlerini yerine getirir, arkadaşlarına ikramda bulunur, dostlarını ziyaret eder.
                Öldükleri zaman, sünnete uygun kefenleyip cenaze namazını kılar ve defneder. Şayet kâfir iseler cenaze namazlarını kılmaz. Ama hayatta iken onlar için de ha­yır ile duâ eder.
                Malından sadaka verirken ana babası için de niyet eder. Çünkü bu sadakanın sevabından hiçbir şey eksilmez, aynı sevâb ana babası için de olur.
                Büyüklerden biri, yolda giderken insanlara eziyet ve­ren bir taşı alıp sağına atar ve babasına niyet eder, başka bir taşı da soluna atar ve anasına niyet ederdi. Kişi yaptığı bütün iyiliklerde, ana babasına niyet ederse onlar da sevabına nail olurlar ve kendi sevabından hiçbir şey eksilmez.
                Kişi, ana babasının haklarını edâ etmek hususun­da kendini dâima noksan kabul etmelidir.

                FIKRA

                Adamlar golf oynamaktalar
                Bu esnada yolda bir konvoy belirir
                Cenaze konvoyudur
                Oyunculardan bir cenazeye doğru diz çöker
                Elini kalbine koyar ve bir şeyler mırıldanır
                Diğer oyuncu duygular içinde adam yaklaşır
                Sizin gibi saygılı bir insan görmedim der
                Adam da tabi saygı göstereceğim nede olsa 35 yıllık karımdı der

                GÜNÜN SÖZÜ

                Üç şey sürekli kalmaz;ticaretsiz mal,tekrarsız bilgi,cesaretsiz iktidar. Sadi
                YEMEK MENÜSÜ· Sebze çorbası
                · kıymalı bezelye
                · bulgur pilavı

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ZAMİR: (Ar.) Er. 1. İç, yüz. 2. Yürek, vicdan. 3. Gönülde gizli olan sır. 4. Adın yerini tutan sözcük.
                Kız: ZAMİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Zamir).

                MANİ

                Tabakasi karadan
                Ne bakisan oradan
                Yusuf Züleyha gibi
                Kavuştursun yaradan



                BİLMECE
                En uzun hikaye nedir?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: İçine kurt düşmüş de ondan

                Comment


                • 24 Aralık 2009

                  Bugün 24 Aralık 2009 8 Muharrem 1429 K.Evvel: 11 Kasım:47 Cem Sultanın Vefatı (1495)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Cuma günü, bana çok salavat getirin. Çünkü Cuma günü, şahitlerin hazır olduğu bir gündür. Yani o günde melekler, (ibadet edenlerin yanında) hazır bulunurlar. Sizden biriniz bana salavat getirdiğinde, (bitirinceye kadar) salavatı melekler tarafından bana sunulur. (İbn-i Mace)



                  ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELMİŞ VE GELECEK BÂZI MÜHİM HÂDİSELER
                  Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Âşûrâ gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gel­miştir. Fakîh Ebülleys Hazretleri'nin Tenbîhü'l-Gâfilîn ki­tabında rivayet ettiği hadîs-i şerîfte, Âşûrâ günü mey­dana gelen hâdiselerden bâzıları şunlardır:
                  Göklerin ve yerin yaratılması,
                  Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul edilmesi,
                  Nûh aleyhisselâmın gemisinin karaya oturması,
                  Mûsâ aleyhisselâmın, Firavun'un şerrinden kurtul­ması ve Firavun'un helak olması,
                  İbrahim Aleyhisselâmın dünyâya gelmesi ve ateşten kurtulması,
                  Eyyûb aleyhisselâmın hastalıktan şifâ bulması,
                  Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması,
                  Süleyman aleyhisselâma saltanat verilmesi,
                  Hz. Hüseyin (r.a.)'in şehîd edilmesi.
                  10. Kıyametin kopması da Âşûrâ günü olacaktır.

                  MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ
                  Muharremin 9'uncu ve 10'uncu geceleri birer teşbih namazı kılmalıdır. Yine 9'uncu ve 10'uncu geceleri tehec-cüd vaktinde Allah rızâsı için 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50'şer İhlâs-ı şerîf okunur.
                  Bu günlerde hatm-i enbiyâ'ya devam etmelidir. Bilhassa 9'uncu günü akşamı, (yâni 10'uncu gecesi) hatm-i enbiyâ yapılması çok faziletlidir. (Hatm-i Enbiyâ'nın nasıl yapıl­dığı, Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda tarif edilmiştir.)
                  Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfar etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
                  Muharrem ayının onuncu (Âşûrâ) günü; önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yal­nız Âşûrâ günü oruç tutmak tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, "Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona dokuzuncu ya­hut on birinci günü ilâve ederek Yahudilere muhalefet ediniz, onlara benzemeyiniz" buyurulmuştur.

                  FIKRA

                  Nişancılık iddiasına giren adamlardan biri 10 metreden 1 elma vurur. Çevrenin tezahüratı karşısında; ”I’m Joe!..” der. Diğeri 20 metreden bir eriği vurur; “I’m Harry!..” der. Temel 50 metreden ağzında sigarası olan arama ateş eder ve adamı vurur; “I’m sorry!..” der.
                  Adamın biri doktora gitmiş ve
                  - - Doktor Bey bende unutkanlık başladı, demiş
                  doktor sormuş
                  - - Ne zamandan beri?
                  Adam boş gözlerle
                  - - Ne ne zamandan beri? Demiş!

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Ümidini kaybetmiş olanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Bois

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Yayla çorbası
                  · patatesli
                  · tavuk-salata

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ZARİF: (Ar.) Er. 1. Nazik ve hoş konuşan, ince ve hoş tavırlı olan kimse, kibar. 2. İnceliği, latifliği ile hoşa giden.
                  Kız: ZAYİÇE: (Fars.) Ka. - Yıldızların belli zamandaki yerlerini gösteren cetvel.

                  MANİ
                  El attım dalda kaldi
                  Sevdiğim yolda kaldi
                  İki gözüm yol oldi
                  Gözlerim yolda kaldi



                  BİLMECE
                  Hangi kuşağı belinize bağlıyamazsınız?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Yılan hikâyesi

                  Comment


                  • 25 Aralık 2009

                    Bugün 25 Aralık 2009 9 Muharrem 1429 K.Evvel: 12 Kasım:48 Gaziantep'in Düşman İşgalinden Kurtuluşu (1921)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Dünyaya gönül verme (zahid ol) ki Allah seni sevsin. İnsanların elindekine göz dikme ki, insanlar seni sevsin. (İbn-i Mace).



                    ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?
                    ♦ O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyun­ca evde bereket olur.
                    ♦ En az on müslümana birer selâm veya bir müslümana on defa selâm verilir.
                    ♦ Fakir fukara sevindirilir.
                    ♦ O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık gör­mezler.
                    ♦ 10 defa şu duâ okunur: "Sübhânallâhi mil'el-mîzân. Ve müntehe l-ılmi ve mebleğa'r-rizâ ve zinete'l-arş."
                    ♦ Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 Ihlâs-ı Şerîf okunur.
                    Namazdan sonra da 100 defa şu salevât-ı şerîfe okunur: "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Isâ vemâ beynehüm mine'n-nebiyyîne ve'l-mürselîn. Salevâtü'llâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn."
                    ♦ Öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra:
                    70 istiğfâr-ı şerîf,
                    70 salevât-ı şerîfe,
                    70 defa da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azîm" denilir. Sonra da; ümmet-i Muhammed'in hidâyeti ve halâsı, kurtuluşu için duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                    SEYYİDÜ'L İSTİĞFAR
                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
                    "Seyyidü'l-istiğfar, kulun 'Allâhümme ente rabbî, lâ ila­he illâ ente, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike me'steta'tü e'ûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi ni'metike aleyye ve ebûü bizenbî, fağfirlî, zûnübî feinneke lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente' demesidir.
                    Kim gündüz, inanarak bunu okur ve akşam olmadan o gün içerisinde ölürse o kimse cennet ehlindendir. Kim de geceleyin, inanarak bunu okur ve sabah olmadan ölürse, o kimse de cennet ehlindendir." (Sahîh-i Buhârî)

                    FIKRA

                    lazlarla gurculer savasiormus lazlar el bombalarini atiolarmis gurculere gurculerde pimlerini cekip geri atiyorlarmis

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Verilmesi en kolay şey nasihat,alınması en güç şey ibrettir. Droz

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Domates çorbası
                    · kıymalı türlü-
                    · pirinç pilavı

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ZEHREVAN: (Ar.). - Kur'an'daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                    Kız: ZEBERCET: (Ar.) Ka. - Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

                    MANİ

                    Mendilimde kare var
                    Ciğerimde yare var
                    Ne ben öldüm kurtuldum
                    Ne bu derde çare var



                    BİLMECE
                    İçilmeyip, yenen sigara hangisidir?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Gökkuşağını.

                    Comment


                    • Cevap: Takvimde Bugün

                      Güzel olmuş. Ellerinize sağlık. Teşekkürler.

                      Comment


                      • 26 Aralık 2009

                        Bugün 26 Aralık 2009 10 Muharrem 1429 K.Evvel: 13 Kasım:49 Milletlerarası Takvimin Kabulü (1925)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Yoldan insanlara sıkıntı ve eziyet veren şeyleri (çukurları, tümsekleri, yolu işgal eden lüzumsuz kalabalıkları, pislikleri) gider. Çünkü, bu senin için sadakadır. (Buhari).



                        GECENİN FAZİLETİ
                        Mühim hâdiseler ekseriyetle gece meydana gelmiştir:
                        Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.) beş vakit namaz farz kılınmadan evvel "Geceleyin kalk, birazı hâriç." mea­lindeki (Müzzemmil Sûresi, âyet 2) âyet-i celîlesi ile buyrulduğu gibi gece namazı kılmak farz idi.
                        Isrâ ve Mi'râc gece olmuştur.
                        Allâhü Teâlâ'nın nice kavimlere envâ-ı çeşit ikramı gece olmuştur.
                        İbrâhîm aleyhisselâmın kıssasında "Ne zaman ki üze­rini gece kapladı..." (Enam sûresi, âyet 76) buyuruldu.
                        Lût aleyhisselâma "... Sen hemen ehlinle geceden bir kısmında yürü..." (Hûd sûresi, âyet 81)
                        Hz. Musa'ya "Biz bir de Musa'ya otuz geceye va'd verdik..." (A'râf Sûresi, âyet 142) buyuruldu. Allâhü Teâ-lâ onu ve kavmini Firavun'dan gece kurtardı ve Hz. Mû-sâ'ya "... Hemen geceleyin kullarım ile yürüyüver..." (Duhân Sûresi, âyet 23) buyurdu.
                        Ya'kûb aleyhisselâmın duası gece kabul oldu. Âyet-i celîlede "Sizin için Rabbime sonra istiğfar edeceğim, dedi." (Yûsuf Sûresi, âyet 98) buyuruldu. Ya'kûb aleyhisselâm cuma gecesinin seher vaktinde duâ etti.
                        Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şakk-ı kamer (ayın yarılması) mu'cizesi, cinlere İslâm'ın teblîği ve cinlerin îmânı gece olmuştur.
                        Allâhü Teâlâ geceyi gündüzden önce yaratmıştır.
                        Bütün gecelerde icabet (duanın kabul) saati yardır. Gündüzde icabet saati sâdece cuma ve arefe gündüz­lerinde vardır.
                        Gecelerde, gün ve gecesiyle bin aydan hayırlı bir ge­ce; Kadir gecesi vardır. Gündüzlerde bu kadar faziletli gün yoktur.
                        Kalp ve zihin dünyâ düşüncesinden kurtulduğundan ge­celerin kazancı daha tatlı ve onda ibâdet daha lezzetlidir.
                        BEYİT:
                        Ben aklımdan isterim delâlet Aklım bana gösterir dalâlet. (Fuzûlî)

                        FIKRA

                        Adamın biri bir fast-food lokantasında:
                        - "Bana iki sosisli, bi tanesine hardal koyma"
                        Garson:
                        - "Hangisine?"

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Ya başlamamalı, ya da bitirmeli...Ovidiu

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Omlet,Peynir, Siyah zeytin, Tereyağı, Pekmez, Süt,Salatalık

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ZATİ: (Ar.) Er. 1. Kendiyle ilgili, kendine ait, özel. 2. Özle ilgili.
                        Kız: ZATİNUR: (Ar.) Ka. - Aydınlık, nurlu kişi.

                        MANİ
                        Mendilim sende kalsın
                        Katla koynunda kalsın
                        Ben murat almamışam
                        Mendilim murad alsın



                        BİLMECEAnkara niçin soğuktur?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Sigara böreği

                        Comment


                        • 27 Aralık 2009

                          Bugün 27 Aralık 2009 11 Muharrem 1429 K.Evvel: 14 Kasım:50 Mehmet Akif'in Vefatı (1936)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Kendisine ikram edilen yemeğe burun kıvırması (beğenmemesi), kişiye kötülük olarak yeter.
                          Hadis (İbn-i Ebiddünya).




                          İLİM ÖĞRENMENİN FAZİLETİBir adam Medine'den Dımaşk(Şam)da bulunan Ebu'd-Derdâ'ya (r.a.) geldi. Ebu'd-perdâ Hazretleri, 'Seni buraya getiren sebep nedir?' diye sordu. Senin Resûlullâh'tan rivayet ettiğini duyduğum bir hadîs-i şeriftir, diye cevap verdi. Ebu'd-Derdâ (r.a.), 'Yani sen bir ihtiyaç için gelmedin mi?' diye tekrar sorunca, hayır, dedi. Peki ticâret için mi geldin? diye sorunca, hayır, ben sâdece bu hadîsi öğrenmek için geldim dedi. Ebu'd-Derdâ (r.a.) dedi ki: Ben Resûlullâh'm (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim;
                          "Kim (Allah rızâsı için) ilim öğrenmek üzere bir yola girerse, Hz. Allah ona, cennete götürecek bir yolu kolaylaştırır. Melekler, ilim tahsil eden İçin, -memnu­niyetleri ve tevâzûları sebebiyle- kanatlarını yere se­rerler. Göklerde ve yerde olan her şey. hattâ sudaki balıklar bile, âlim İçin İstiğfar eder. Alimin, İbâdet eden câhile karşı fazileti, dolunayın yıldız karşısın­daki fazîletl gibidir. (Kâmil) Alimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler ne dinar (altın) ne de dir­hem (gümüş) bırakmışlardır, onlar mîrâs olarak sa­dece İlim bırakmışlardır. Kim ilmi almışsa büyük ve değerli bir şey almış demektir."
                          Bir adam Şam'dan Medîne-i Münevvere'ye gelip, Hz. Ömer (r.a.)'ın huzuruna çıktı. Hz. Ömer, 'neden geldin1 diye sorunca, o adam teşehhüdü öğrenmek için geldim, diye cevap verdi. Hz. Ömer, sakalı ıslanıncaya kadar ağladı ve sonra şöyle dedi: Vallahi, Allâhü Teâlâ'nın sana ebediyen azab etmemesini ümid ediyorum.

                          ÇAMUR TEDAVİSİ
                          Maden suyu kaynağının çıkış yerindeki çamur, müzmin (kronik) iltihâbların çözülmesinde, ağrıların dindirilmesin­de ve kan akımının iyileştirilmesinde, eklem, kemik ve kas hastalıklarında, kırıklar ve iskelet sistemi travma­larında, nevraljilerde (sinir ağrısı), nevritlerde (sinir iltiha­bı) ve çeşitli jinekolojik (nisâî) hastalıklarda faydalıdır. Tam istifâde için doktorun tavsiyesine uyulmalıdır.


                          FIKRA

                          Adamın biri lokantaya gitmiş, garsona:
                          - "Barmen bana bir soda ama içine limon koyma" demiş
                          Garson bi sure sonra geri dönmüş ve:
                          - "Kusura bakmayın, limon kalmadı, portakal koymasak olur muı" diye sormuş

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil. Konfüçyüs

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Mercimek çorba
                          · fırında soslu patates
                          · pirinç pilavı

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ZEBİH: (Ar.) Er. 1. Kesilmiş veya kesilecek kurban. 2. Hz. İsmail ile Hz. Muhammed'in babası Hz. Abdullah'ın lakabı.
                          Kız: ZEHRE: (Ar.) Ka. - Çiçek. (bkz. Şükufe).

                          MANİ

                          Yemenimin yeşili
                          Bulamadım eşimi
                          Al mendili elimden
                          Sil gözünün yaşini



                          BİLMECEHangi kaba su konmaz?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: 06 olduğundan

                          Comment


                          • 28 Aralık 2009

                            Bugün 28 Aralık 2009 12 Muharrem 1429 K.Evvel: 15 Kasım:51 İskenderun Demirçelik Tesisleri'nin Açılışı (1975)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Yetimlerin malını, onların namına çalıştırın. Ta ki, zekat, onu yeyip eritmesin. (Taberani).



                            İSMAİL VE İSHÂK ALEYHİSSELÂM
                            Hz. İbrâhîm (a.s.)'ın hanımı Sâre'nin hiç çocuğu ol­mamıştı. Hz. Sâre bundan dolayı Hâcer adındaki cari­yesini kocasına bağışladı. Ondan Hz. İsmail Aleyhis-selâm doğdu.
                            Bu sefer Sâre çok üzülüp kederlendi. Cenâb-ı Hakk da ona merhamet ve inayet etti. İhtiyarlık çağında, Hz. Ishâk Aleyhisselâmı dünyaya getirdi. . Sonra da Hâcer ile oğlu İsmail'i kıskandı ve kocası İbrahim Aleyhisselâm'a "Bu diyardan ırak olsunlar!" diye ayak diredi. İbrahim Aleyhisselâm çaresiz kaldı. Bunun üzerine Hâcer ile İsmail'i aldı; Mekke'ye götürüp orada bıraktı. Cürhüm kabileleri o vakit Mekke civarındaydılar. Hz. İsmail (a.s.) onlarla yakınlık kurdu ve onlardan kız aldı. On iki çocuğu oldu. Bu münâsebetle Cürhüm kabi­lelerinden bâzıları gelip Mekke'ye yerleşmişlerdir.
                            Ondan sonra Cenâb-ı Hakk'ın emriyle Hz. İbrahim (a.s.), Mekke'ye gitti ve Hz. İsmail (a.s.) ile birlikte Ka'be-i Şerifi yeniden bina etiler.
                            İsmail Aleyhisselâm, Yemen kabilelerine ve Amâli-ka'ya peygamber gönderildi. O vakit Amâlika kabileleri Arap yarımadasının Şam tarafında otururlardı.
                            Sonra Hz. İsmail'in oğulları ve torunları çoğaldı ve et­rafa yayıldı. Nereye vardılarsa galip oldular ve Amâli-ka'yı o topraklardan sürüp çıkardılar.
                            Hz. İbrahim (a.s.) vefat edince yerine Hz. İshâk Aley­hisselâm geçti. Onun iki oğlu oldu. Bunların biri Ays, di­ğeri Ya'kûb idi.
                            Ays amcası İsmail Aleyhisselâm'ın kızı ile evlendi ve ondan çok çocuğu oldu. Onlar da çoğaldılar ve Dimeşk (Şam) tarafına sahip oldular.
                            Hz. Ya'kûb (a.s.) ise babası Hz. İshâk Aleyhisse­lâm'ın vefatından sonra peygamber oldu. Atasının yur­du olan Ken'an ilinde kaldı. Onun da o diyarda çocuk ve torunları çoğaldı.
                            Hz. Ya'kûb Aleyhisselâm'ın lakabı İsrail idi. Onun için oğullarına ve torunlarına Benî İsrail (İsrail oğulları) denir.

                            BEŞ VAR

                            İki deli arasında konuşma :
                            -Saat kaç?
                            -Beş var
                            -Kaça beş var?
                            -Bilmiyorum, akrebini kaybettim.>

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Ya ümit sizsiniz, ya ümitsizsiniz. Behçet Necatigil

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Kıymalı Kuru fasulye
                            · Pilav
                            · Salata

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ZEHEB: (Ar.) Er. - Altın. (bkz. Zer).
                            Kız: ZEHRA: (Ar.) Ka. - Çok beyaz ve parlak yüzlü. Hz. Muhammed'in kızı Hz. Fatıma'nın lakabı.

                            MANİ

                            Diyarbakir şehrini
                            Sevdim bütün yerini
                            Bildim bana yar olmaz
                            Boşa çektim kahrini



                            BİLMECE
                            Elekle su nasıl taşınır?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Ayakkabıya

                            Comment


                            • 29 Aralık 2009

                              Bugün 29 Aralık 2009 13 Muharrem 1429 K.Evvel: 16 Kasım:52 Hicri Yılbaşı

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Mü’minlerin ölen küçük çocukları cennette bir dağdadır. Kıyamet günü babalarına teslim edilinceye kadar bakımlarını İbrahim Peygamber ve hanımı Sare üzerine almıştır. (Müsned).



                              EHL-İ KÜFRE BENZEMEKTEN SAKINMAKİbn-i Ömer (r.a.) ehl-i küfre benzemek hakkında Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bir kimse müşriklerin arzına ev bina edip, onların bayramlarına katılmak suretiyle onlara ben-zerse, o kimse kıyamet günü onlarla beraber haş-rojunur." (Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ)
                              İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânı (k.s.) Hazretleri buyuruyorlar ki;
                              "İki dîni tasdik eden dahi şirk ehlinden sayılır. İslâm hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm'ın şartıdır. Şirk şaibesinden sakınmak tevhiddir..."
                              Hindûların büyük bildikleri günlere tâzîm, Yahudilerce bilinen âdetlere uymak, küfrü îcâp ettirir. Nitekim ehl-i İslâm'ın câhilleri, bilhassa kadınlar, küffârın belli günlerindeki küfür merasimini icra etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar... Böylelikle o merasime tam mânâsı ile îtinâ ve îtibâr ederler." İslâmda bunların hepsi şirk ve küfürdür. (Mektubât-ı İmâm-ı Rabbânî, 3/41)
                              Yine Mektûbât-ı Şerîfe'nin 1. cildinin 266. mektubunda şöyle buyuruyorlar:
                              .. "Bir defasında, bir hastanın ziyaretine gitmiştim. Ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman gördüm ki kalbi şiddetli zulmet içinde. Her ne kadar bu zulmetin kalkması için teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde saklı duran küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların menşei dahi küfür ehli ile dost geçinip durmasıdır. Bana ma'lûrn oldu ki bu zulmetlerin defi için teveccüh yerinde bir iş değildir. Zîrâ onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezası olan cehennem azabına bağlıdır. Ve bana malum oldu ki, onda îmândan bir zerre miktarı mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.

                              FIKRA

                              Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
                              -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ? <
                              -Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz. Emerson

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Ezogelin çorba
                              · patates oturtma
                              · elma

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: ZEKAİ: (Ar.) Er. - Zekayla ilgili, zekaya ait.
                              Kız: ZEKAVET: (Ar.) Ka. - Zeka, zekilik.

                              MANİ

                              Diyarbekir elini
                              Saram ince belini
                              Küstünse gel barışak
                              Naz etme ver elini



                              BİLMECE

                              Hangi kalemle yazı yazılmaz?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Su dondurularak.

                              Comment


                              • Takvim de Bugün

                                Bugün 30 Aralık 2009 14 Muharrem 1429 K.Evvel: 17 Kasım:53 Yavuz'un Kudüsü Fethi (1517)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allah’tan korkması, kişiye ilim olarak; kendini beğenmesi de cahillik olarak yeter. (Beyhaki).



                                ALLÂME İBN-İ CERÎR ET-TABERÎ (RH)
                                Ehl-i sünnetin imamlarından büyük müfessir, muhaddis, fakîh, tarihçi, edîb Ebû Cafer Muhammed bin Cerîr et-Taberî hicrî 224'te Taberistan'ın Amil şehrinde doğmuş, 310'da Bağdâd'da vefat etmiştir. Küfe, Basra, Rey, Suriye ve Mısır'a giderek asrının büyük âlimlerinden tefsir, hadis, lügat, sarf ve nahiv öğrendi ve ilmiyle âlemde tek oldu. Şafii mezhebi üzere Bağdâd'da on sene fetva yerdi. Sonra kendi mezhebi ile amel etmiş, ancak mezhebinin mensubu kalmamıştır.
                                İmam Ebû Bekr el-Hatîb: "Ebû Ca'fer Taberî, sözüyle amel edilen âlim imamlardan idi. Kur'ân-ı Kerîm'in hafızı olup bütün kırâet vecihlerine ve mânâlarına son derece vâkıf idi. Kur'ân'ın hükümlerinde derin ilim sahibiydi. Sünnetleri, sün­netlerin ve hadîslerin intikal yollarını, sahihini ve sahîh olma­yanını, nâsih ve mensûhunu gayet iyi bilmekte idi. Ayrıca sa­habe ve tabiînin sözleriyle onlardan sonra gelenlerin ictihâd ve hükümlerini de gayet iyi biliyordu. O, Islâmın hükümlerin­den helâl ve haramları iyi bildiği gibi bildikleriyle amel de et­mişti. Qeçmiş milletlerin haberlerine son derece vâkıf idi. "Tâ-rîhu'l-Ümem ve'l-Mülûk" adlı meşhur târihi yazmıştır. Ayrıca bir benzeri daha telif edilememiş bulunan "Tefsîru't-Tabert" ismi ile bilinen Câmiu'l-Beyân fî tefsîri'l-Kur'ân tefsirini de yaz­mış, fıkıh usûlü ve furûuna dâir eserler telif etmiş, âlimlerin sözlerini ve onlara dâir birçok malûmatı kaydetmiştir.
                                Bu büyük âlimin ilimdeki derinliği ve kendisindeki aayret ve himmete bakmalı ki talebelerine hitaben "Size bir tefsir ve bir târih yazacak olsam hoşunuza gider mi?" diye sorar. Onlar eserin kaç varak (yaprak) olacağını sorarlar. Otuz biner va­rak (altmışar bin sayfa) olacağını haber alınca, böyle mufas­sal eserleri okumaya ömürlerinin kifayet edemeyeceğini söy­lerler. Bunun üzerine yalnız üçer bin varaklık bir tefsir ve târih yazarlar ve "himmetler ölmüş" diye eseflenirlerdi.

                                PARÇALI AY TUTULMASI
                                Yarın (31 Aralık 2009 Perşembe günü) "Parçalı ay tu­tulması" meydâna gelecektir. Güney Amerika'nın kuzey ba­tısı, Asya, Avrupa, Afrika ve Avustralya kıtalarından gözle­nebilecek olan bu tutulma Türkiye'den de görülebilecektir. Tutulmanın büyüklüğü : 0.0820'dir.
                                Ay'ın gölgeye girişi 31 Aralık (Türkiye Saati ile) 20.51
                                Tutulmanın ortası 31 Aralık 2009 " 21.22
                                Ay'ın gölgeden çıkışı 31 Aralık 2009 " 21.53

                                FIKRA

                                Bir misyoner, bozkırın ortasında, sevimsiz bir Aslanla burun buruna gelir :
                                -Oh Tanrım, diye haykırır adam.Şu hayvaana Hıristiyanca duygular ihsan eyle.
                                -Tanrım, der Aslan.Alacağım şu besini kkutsayın!

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Yaşadığımız her an kendi hakkını ister. Goethe

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · Orman kebabı
                                · pirinç pilavı
                                · yoğurt

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ZEKERİYA: (Tür.) Er. - Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri.
                                Kız: ZEKİRE: (Ar.) Ka. - Belleği güçlü olan, unutmayan.

                                MANİ

                                Diyarbakır sarayım
                                Seni kimden sorayım
                                Mektuban hayran oldum
                                Gül cemalin göreyim



                                BİLMECE
                                Hangi gül kokmaz?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Kontrol kalemiyle

                                Comment

                                Working...
                                X