fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 31 Aralık 2009

    Bugün 31 Aralık 2009 15 Muharrem 1429 K.Evvel: 18 Kasım:54 Yıl sonu

    HADİS-İ ŞERİF

    Ağır duyana, söz işittirmek sadakadır. (Hatib).



    DİLİN BAZI ÂFETLERİ
    Sövmek, çirkin ve kötü söz konuşmak, kadınların hal­lerini, içki meclislerini ve fısk (günah) mahallerini anlat­mak gibi boş işlere ve günahlara dalmak dilin âfetlerin-dendir. "Ve biz bâtıla dalanlar ile beraber dalan kim­seler olmuştuk, dediler." (Müddessir Sûresi, âyet 45) mealindeki âyet-i kerîme bu mânaya işaret etmektedir.
    Resûlullâh (s.a.v.) "Fahiş (çirkin, kötü, edebe aykırı) sözden ve onları söylemekten sakınınız. Zîrâ Allâhü Teâlâ fahiş sözleri ve onları söylemeyi sevmez." bu­yurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte "Bezâ (fahiş sözler) ve beyân (açıklanması caiz olmayan şeyleri açıklamak) nifak şûbelerindendir." buyurulmuştur.
    Husûmet kötü huylardandır. Husûmet, mal veyajıak almak için bir kimseye düşmanlık yapmaktır. Hz. Âişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle bu-yurulmaktadır: "Allah katında en sevilmeyen kim­seler, şiddetli düşmanlık yapanlardır." Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte ise şöyle bu-yuruiur: "Kim bilgisizce bir husûmet içinde mücâde­le ederse, ölünceye kadar Allah'ın gazabında olur."
    Tekellüf yâni kendini zorlayarak yapmacık konuşmak da bunlardandır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Ben ve ümmetimin muttakîleri tekellüften berîyizdir." buyur­dular.
    Sırrı ifşa etmekte arkadaşlarına eziyet ve onları kü­çümsemek vardır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Aranızdaki konuşma, emânettir."
    Mücâdele (münâkaşa) yasaklanmıştır. Hadîs-i Şerîf'de "Kardeşinle münâkaşa etme ve ona (çok) şaka yap­ma, ona yerine getiremeyeceğin vaatte bulunma." Diğer bir hadîs-i şerîfte, "Kim haklı olduğu hâlde mü­nâkaşayı terk ederse cennetin en yüksek yerinde onun İçin bir ev yapılır; haksız olduğu halde münâ­kaşayı terk eden için de cennetin kenarında bir ev yapılır." buyurulmuştur.

    FIKRA

    Boks maçı hayli heyecanlı geçiyordu.İki boksör ringde kıyısıya dövüşüyorlardı.Ama birinin durumu pek kötüydü.
    Gözkapakları kapanmış, yüzü gözü kan içinde kalmıştı, yumrukları havayı dövüyor, bir teki bile rakibine değmiyordu.
    Raund arasında menejerine sordu :
    -Maçı alma şansım va mı?
    Menejeri bir yandan terini kurularken :
    -Elbette var, diye cevap verdi.Sen havaayı dövmeye devam et .Böylelikle herifi zatüreden öldürebilirsin...!

    GÜNÜN SÖZÜ

    Yaşamak için yemelisin,yemek için yaşamamalısın. Cicero

    YEMEK MENÜSÜ
    · Kıymalı Patates
    · Makarna,
    · Salata

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ZEKİ: (Ar.) Er. 1. Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. 2. Zeka belirten.
    Kız: ZEKİYE: (Ar.) Ka. - Anlayışlı, kavrayışlı, zeka sahibi.

    MANİ

    Diyarbakır diyarım
    Yar yitirdim ararım
    Gelip geçen yolcudan
    Her gün onu sorarım



    BİLMECE
    Hangi bağda üzüm yetişmez?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Virgül

    Comment


    • 1 Ocak 2010

      Bugün 1 Ocak 2010 16 Muharrem 1431 K.Evvel: 19 Kasım 55 Miladi Yılbaşı-İlk Yılbaşı Tatili(1936)-Miladi Takvim Kullanılmaya Başladı(1926)

      HADİS-İ ŞERİF

      Bir alacaklı, borçlusunun yanından ondan hoşnut olarak dönerse; karanın hayvanları, denizin balıkları, o borçlunun mağfireti (bağışlanması) için Allah’a dua ederler. Bir borçluda ödemeye gücü yettiği halde, alacaklısını (üzerek) geri çevirse Allah mutlaka ona borcunu geciktirdiği her gün ve her gece için bir günah yazar. (Beyhaki).



      HAMD ŞÜKRÜN BAŞIDIR
      Hamd, samîmî olarak ta'zîm ve sena (yüceltme ve medih) için söylenen söz demektir. Elhamdülillah; "Ta'-zim ve senaya dâir her türlü güzel söz, ezelden ebede Allâhü Teâlâ'ya mahsûstur, ona lâyıktır." demektir. Ezelden ebede bütün hamdlere; Arş-ı A'lâ meleklerinin, Kürsî'nin, göklerin, yerin ^tabakalarının ve sâkinlerinin hamdleri dâhildir. Yine Âdem aleyhisselâmdan Pey­gamberimiz (s.a.v.)'e kadar geçen enbiyânın, evliyanın ve bütün diğer yaratılmışların hamdleri de dâhildir.
      Şimdi bu mânâ düşünülerek "Elhamdülillah" denilirse Allâhü Teâlâ'ya nihayetsiz Hamd edilmiş olur. Nitekim hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Allâhü Teâlâ ku­luna bir nîmet verdiğinde o kul "Elhamdülillah" der­se Allâhü Teâlâ da şöyle buyurur: "Şu kuluma bakı­nız, ben ona kıymeti olmayan (geçici) bir ni'met ver­dim de bana âhirette mükâfatını ebediyyen alacağı (hamd) ile mukabele etti."
      Allâhü Teâlâ'nın nimetlerinin öncesi de sonrası da hamd üzerine kılınmıştır. Öyle ise dâima; kendisine erişen maddî veya ma'nevî nimette yahut defedilen belâlarda hemen bu nimetler için Allah'a hamd ederek karşılık vermeğe gayret etmelidir. Zîrâ nimete hamd etmek, cesette ruh gibidir. Böyle olunca, o nimeti canlı tutmak lâzımdır. Cenabı Hakk'ın nimetlerine şükrünü edâ etmekte ve Allâhü Teâlâ'yı tazîmde sözlerin en üstünü "Elhamdülillâh"tır.
      Resûlullâh (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:
      "Hamd şükrün başıdır, Allah'a hamdetmeyen şükret-memiş olur."
      "Muhakkak Allâhü Teâlâ, kulunun bir şey yiyip de ona karşı kendisine hamdetmesinden veya bir şey içip de ona karşılık kendisine hamdetmesinden razı olur."
      Akıl sahibi her müslümânın, üzerindeki sonsuz ilâhî nimetleri düşünerek nimetlerin artmasına vesîle olan hamd ile Cenâb-ı Hakk'ın ulûhiyet hakkını, gücü yetti­ğince edâ etmeğe çalışması vâcibdir.

      FIKRA

      “Kadınları anlamak zor!” demiş Cemal. Temel:
      - Hiç de değil, tanımak lazım.
      - Ne konuda konuşacaksın?
      - Tabii çi cüzelliklerinden pahsedeceysun.
      - Ya cüzel deyilseler?
      - Kolay o zaman paşka karıların çirkinliklerinden pahsedeceysun.

      GÜNÜN SÖZÜ
      Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner. Alexander Everett

      YEMEK MENÜSÜ
      · KADINBUDU KÖFTE
      · ZEYTİNYAĞLI LAHANA SARMA
      · PİRİNÇ PİLAVI
      · YAYLA ÇORBA
      · SALATA ÇEŞİTLERİ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: YATUK: (Tür.) Er. 1. Kanun, santur vb. sazların genel adı. 2. Saklanan kullanılmayan şey. 3. Tembel.
      Kız: TÜZENUR: (Tür.) Ka. - Tüze nur.

      MANİ

      Evleri sarı boya
      Gel yarim doya doya
      İç vereme tutuldum
      Gamıma koya koya



      BİLMECE
      Ateş olmayan yerde ne olmaz?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Ayakkabı bağında

      Comment


      • 2 Ocak 2010

        Bugün 2 Ocak 2010 17 Muharrem 1431 K.Evvel: 20 Kasım 56 İnsandan İnsana İlk Kalp Nakli (1967)-Kanuni'nin Rodos'u Fethinden sonra Rodos'ta ilk Cuma namazı (1523)

        HADİS-İ ŞERİF

        Kim her gece Yasin süresini okursa, küçük günahları bağışlanır. (Beyhaki).



        Î'TİKAD: MUHAMMED MUSTAFÂ (S.A.V.)
        Her müslümânın şöyle inanması farz-ı ayındır: Mu-hammed Mustafâ (s.a.v.) bütün peygamberlerin sonun­cusudur. Âdem (a.s.) ile onun arasında çok peygam­berler gelmiştir. Hepsinin sayısını Allâhü Teâlâ bilir, ba­zılarının isimleri Kur'ân-ı Kerîm'de bildirilmiştir.
        Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.) peygamberlerin hepsinden ve bütün yaratılanlardan üstündür. Sevabı ve derecesi hepsinden yüksektir. Allâhü Teâlâ'nın ha-bîbi(sevgilisi)dir. Bütün yaratılanlardan yüksek olmak Muhammed Aleyhisselâm'a mahsustur.
        Muhammed Aleyhisselâm'ın üstünlükleri çoktur. Allâhü Teâlâ onun nurunu ve ruhunu bütün yaratılmış­lardan önce yaratmıştır. Bir hadîs-i şerîfte: "Adem ruh ile cesed arasında iken ben peygamber idim" buyu-ruldu. Onun peygamberliği diğer peygamberlerin pey­gamberliklerinin aslıdır. Bununla beraber bütün pey­gamberlerden sonra dünyâya gelmiş ve peygamberlik onunla bitmiştir. Demek ki, dünyaya peygamber olarak gelmiş ve kırk yaşında peygamber olduğu bildirilmiştir. Böyle inanmak lâzımdır. Yoksa 'Kırk yaşında peygam­ber oldu.' demek yanlıştır.
        Muhammed Aleyhisselâm'ın ümmeti bütün ümmetler­den hayırlıdır. Cennet'e diğer ümmetlerden önce gire­ceklerdir.
        Peygamberler ancak insanlara gönderilmiştir. Ancak Muhammed Aleyhisselâm bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir. İnsanların ve cinlerin peygamberi olmak bizim peygamberimize mahsustur. Hz. Süleyman'ın (a.s.) cinlere hükmetmesi saltanat sebebiyle olup cinlere peygamber olmak yoluyla değildir. Nuh'un (a.s.) tufanda gemideki hayvanlara hükmetmesi onları zaptetmek se­bebiyledir; nübüvvet cihetiyle değildir. Ama bizim pey­gamberimiz Muhammed Aleyhisselâm insanlara, cinlere ve bütün mahlûkâta ve peygamberlere dahi peygamber olmuştur. Kâinatın peygamberi ve efendisidir. Dîni kıya­mete kadar, mahşerde dahi bakî ve dâimdir. (Sallallâhü aleyhi ve sellem)

        FIKRA

        Temel’e kadınları sormuşlar. “Tenuz cibidur, 16-20 arası tenizin ilkbaharda olduğu cibi serindur. 20-45 arası sıcaktır. 45-55 arası ılıktur. 55’ten sonra kış tenuzuna penzer cirilmez!..”

        GÜNÜN SÖZÜ

        Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. Konfüçyüs

        YEMEK MENÜSÜ
        · MANTAR SOSLU BİFTEK
        · SPAGETTİ BOLOĞNEZ
        · MERCİMEK ÇORBASI
        · SALATA ÇEŞİTLERİ

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: YAVER: (Fars.) Er. - Yardımcı.
        Kız: TÜZEL: (Tür.) - Adalet, hukuk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Armut dalda bir iki
        Saydım baktım on iki
        On ikinin içinde
        Gök yazmalı benimki



        BİLMECE
        Hangi yolda trafik kazası olmaz?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: İtfaiye

        Comment


        • 3 Ocak 2010

          Bugün 3 Ocak 2010 18 Muharrem 1431 K.Evvel: 21 Kasım 57 Mekke'nin Fethi (630)-Mersin'in Kurtuluşu (1922)

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah, Cehennemde cezası en hafif olanlardan birine şöyle der: Eğer yer yüzündeki her imkan (güç ve servet) senin elinde olsaydı, bu cezadan kurtulmak için, verir miydin? O kişi hiç tereddütsüz: verirdim, der. Allah şu açıklamayı yapar: Sen dünyada yaşarken, ben senden bu dediğimden daha kolayını, yani bana inanmanı ve hiçbir şeyi ortak koşmamanı istedim. Ama sen ise bana ortak koşmakta direttin. (Tirmizi).



          SİYER MEKKE'NİN FETHİ VE HANIMLARIN BİATİ
          Mekke'nin fethinden sonra.halkın hepsi gelip birer birer Peygamber Efendimize İslâm üzere bîat etmeğe başladı. Önce erkekler İslâm üzerine bîat ettiler. Resûl-i Ekrem de Allah'a ve Resulüne itaat etmek üzere onların bîatını kabul eyledi. Erkeklerin bîatı tamâm olunca sıra kadınlara geldi. Mekke içinde şanlı ve itibarlı hatunlar diğer kadınların önlerine düşüp Peygamber Efendimiz'in huzuruna geldiler. Ebû Süfyân'ın hanımı Hind de gelmiş idi. Resûl-i Ekrem onlara Allah'a şirk koşmamak, hırsız­lık ve zinadan geri durmak, evlâdlarını öldürmemek, kimseye iftira etmemek ve Allâhü Teâlâ'nın emrine isyan etmemek üzere bîat etmelerini teklîf etti.
          Sıra hırsızlık bahsine gelince Hind "Vallahi, eğer hır­sızlık etseydim Ebû Süfyân'ın malından nice şeyler çalardım" dedi. Ebû Süfyân orada idi. "Geçmiş var ise sana helâl olsun. Geleceğe bakalım" dedi. Fahr-i Alem hazretleri o vakit Hind'i tanıdı ye "Hind misin?" diye sor­du. O da "Ben Hind'im, geçmişi affet" diye cevâb verdi. Resûlullâh da affetti.
          Sonra Resûl-i Ekrem bîate devam buyurarak zina etmemek şartını teklîf edince Hind, "Hür olan kadın hiç zina eder mi?" dedi.
          Sonra Resûl-i Ekrem hâtûnların iftiradan sakınmala­rını teklîf edince, Hind "Vallahi, iftira çirkin şeydir. Şen bize güzel ahlâk ile emrediyorsun." dedi. Nihayet Allah'a ve Resulüne isyan etmemek teklîfine gelince de Hind "Biz buraya sonra isyan etmek niyetiyle gelmedik." dedf.
          Hind, evvelce kanının heder edilmesi emredilmişken böylece affa mazhar oldu ve hâlis kalb ile îmâna geldi. Hattâ evine varıp ne kadar put yar ise, 'Bu kadar vakit size aldanmışız,' diyerek birer birer kırıp parçaladı. Re-sûlullâh'a iki oğlak hediye etti ve koyunlarının çok az doğurmalarından şikâyette bulundu. Peygamber Efen­dimiz de ona koyunlarının bereketlenmesi için duâ etti. Bu duanın bereketiyle koyunları çoğaldı. Bu sebebden Hind dâima ihtiyâç sahiplerine koyun hibe eder ve "İşte bu Resûlullâh'ın bereketiyledir. Bizi İslâm'a hidâyet eden Allah'a hamd ve senalar olsun" derdi. (el~Kâmil)

          FIKRA

          Temel gazetede dördüz çocuğu olan bir çifte dair bir haber okumuş. Gazete bunun atmış binde bir olduğunu yazıyormuş. Temel, “Ev işlerinden nasıl vakit puluylar çi acaba?..” demiş.

          GÜNÜN SÖZÜ

          Adaleti, aklın yardımı olmadan yerine getirmek imkânsızdır. ( J.A. Froude)

          YEMEK MENÜSÜ
          · Yumurta,Beyaz Peynir
          · Zeytin,Salatalık,
          · Meyve Çayı
          · Mercimek Çorba

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: YAVEŞ: (Tür.) Er. 1. Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. 2. Şefkatli, sevecen.
          Kız: TUZUN: (Tür.) - Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          İnce yazma düreyim
          Aç koynunu gireyim
          Uyan uyan sar beni
          Yar olduğunu bileyim



          BİLMECE
          Yankesiciler neden modayı takip ederler?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Samanyolu'nda

          Comment


          • 4 Ocak 2010

            Bugün 4 Ocak 2010 19 Muharrem 1431 K.Evvel: 22 Kasım 58 Sultan Ahmed Camii'nin Temeli'nin Atılışı (1610)

            HADİS-İ ŞERİF

            Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter. (Ebu Davud).



            BÜYÜK ÂLİM FÂTIMA HANIM
            Büyük âlim Fâtıma Fakîhe muteber Hanefî fıkıh kitap­larından "Tuhfetü'l-Fukahâ"yı yazan meşhur Alâeddin Semerkandî'nin fazîleti ve ilmiyle bilinen kızıdır. "Tuhfe-tu'l-Fukahâ"yı, "Bedâyiu's-Sanâyi' fî Tertîbi'ş-Şerâyi" ismi ile şerh eden Mevlâna Alâeddîn Kâsânî ile evlenmiştir. Alâeddîn hakkında "Tuhfe'sini şerhetti, kızıyla evlendi." denilmiştir. Baba, kız ve kocası Kâsân'da üçü bir evde otururlar ve halka fetva verirlerdi. Alâeddîn Kâsânî şüphe ettiklerini hanımına söyler, o da meseleyi hallederdi. Sonradan Haleb'e yerleştiler ve orada vefat ettiler. Ka­birleri Haleb'de Kubûru's-Sâlihîn kabristanındadır.
            Mevlâna Kâsânî bir aralık hanımı Fâtıma'nın arzu ve teşvîkiyle Haleb'den memleketine dönmeğe karar vermişti. Zamanın hükümdarı Kutbeddîn Şehîd bunu haber alınca huzuruna davet ederek Haleb'de kalmaları ricasında bulundu. Mevlâna Kâsânî bu kararı hanımının arzusuyla verdiğini, hanımı da hocasının kızı olduğu için onu kıramayacağını söyleyince hükümdar, Fâtı-ma'ya bir kadın ile mektup gönderip; Haleb'de kalmaları arzusunu bildirdi. Fâtıma, Sultan'ın arzusuna uymuş ve ölünceye kadar Haleb'de kalmıştır.
            Fâtıma Hanım bir Ramazan-ı şerîfte kolundaki bilezi­ği çıkarıp sattırmış, parasıyla her gece âlimlere tatlılı iftar yemeği tertip etmişti. Ondan sonra bu Haleb'de, âdet hâline gelerek devam edegelmiştir.
            Fâtıma Fakîhe, aynı zamanda hüsn-i hat (güzel yazı) ile de bilinir. Müstakîmzâde, Tezkiretü'l-Hattâtîn'inde ondan şöyle bahseder: "Fâtıma, fetva verir; fetvayı ken­di yazar ve imza ederdi. Kocasıyla babası da fetvanın altını şâhid sıfatıyla imzalarlar, böylece bir fetva üç imza ile verilmiş olurdu."
            SAĞLIK: İYOT EKSİKLİĞİ
            Büyüme ve gelişme için gerekli olan iyot, çeşitli gıda­lardan, su ve deniz mahsullerinden alınır.
            İyot eksikliği, guatr hastalığına sebep olabilir. Yemek­lerde iyotlu tuz tercih edilmelidir.

            FIKRA

            Kolacılar Karadeniz’de kola satışlarını artırmak için müthiş bir formül bulmuşlar. Satışlar acayip artmış. Şişelerin dibine “Karşı taraftan açılır!” yazmışlar.

            GÜNÜN SÖZÜ

            İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. ( V. Hugo)

            YEMEK MENÜSÜ
            · İslim Köfte
            · Bulgur Pilavı
            · Cacık
            · Kuru Pasta

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: YAVUZ: (Tür.) Er. 1. Yaman güçlü, güzel. 2. Sert, şiddetli, çetin, keskin. 3. Fevkalade, ala, müstesna. 4. Kötü, fena azgın. Yavuz Sultan Selim. Hilafetin Osmanlılara geçmesini sağlayan dokuzuncu Osmanlı padişahı.
            Kız: TÜVANA: (Fars.) Ka. - Güçlü.

            MANİ

            Tavanlarda tencere
            El vurmadım incire
            Gavur babam duymasın
            Çeker beni zencire



            BİLMECE
            Hiç kar yağmayan hava hangisidir?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Ceplerin yerini öğrenmek için!

            Comment


            • 5 Ocak 2010

              Bugün 5 Ocak 2010 20 Muharrem 1431 K.Evvel: 23 Kasım 59 Adana'nın Kurtuluşu (1922)-Medine-i Münevvere'yi sel basması (1918)-Osmanlı-İngiliz İttifak Antlaşması imzalandı (1799)

              HADİS-İ ŞERİF

              Mü’minler, aralarında, duvarları birbirine destek veren bir bina gibidir. (Buhari).



              EHL-İ SÜNNETİN AMELDEKİ DÖRT MEZHEBİ
              İslâm'da ibâdetlere, muamelelere, cezalara dâir dînî hükümleri bildiren ilme, "Fıkıh ilmi" adı verilmiştir. Dînî hükümleri delillerinden anlayıp çıkarmağa muktedir olan İslâm âlimlerine de "Fakîh" denir. Müctehidler ise fakîh-lerin en yüksek tabakasını teşkil ederler. Dünyânın her tarafındaki müslümanlar, İslâm'ın ilk asırlarından beri dînî hükümlerde dört müctehidden birine uymuşlardır ki bunlar; İmâm-ı A'zam, İmâm Mâlik, İmâm Şâfi'î ve İmâm Ah-med bin Hanbel (r.aleyhim) hazretleridir. Bu mezheblerin mensûblarına da Hanefî, Mâlikî, Şâfi'î ve Hanbelî denilir.
              Dinî hükümleri ta'yin ve beyân etmek salâhiyeti, bu kudretli âlimlere aittir. Hafızalarında binlerce hadîs-i şerif, binlerce ilmî mes'ele bulunan nice büyük âlimler, dînî hükümleri ta'yinde sözü bu imamlara bırakmış, bu pek ince ve müşkül vazîfe için kendilerinde salâhiyet görmemişler bu dört imâmdan birine uymayı kendisi için bir şeref bilmişlerdir
              Biz müslümanlar, hâdiselerin hükümlerini o büyük müctehidlerden öğrenmek mecburiyetindeyiz. İçtihada ehil olmayan kimselerin dînî meseleler hakkında kendi anlayışlarına göre cevap vermeleri Allah katında pek büyük mes'ûliyete sebep olacaktır. Böyle bir kimse, vereceği cevap doğru olsa bile, bilmeksizin cevap vermiş olacağından, yine mes'ûliyetten kurtulamaz. Nitekim bir hadîsi şerîf: "Sizin ateşe atılmağa en cüretkârınız, fetvaya, yâni; dînî meselelere dâir cevap vermeğe en ziyâde cür'et göstereninizdir." meâlindedir. İnsan bunun ma'nevî mes'ûliyetini düşünerek titremelidir.
              Bu dört mezhepten başkasına uyulmaması hakkında müslümanlarm icmâı; ittifakı hâsıl olmuştur. Çünkü bu dört mezhebi kuran dört müctehidden her biri, asr-ı saadete yakın bir zamanda yetişmiştir. Herbiri fevkalâde bir zekâ, büyük bir ilim, güzel ameller ile vasıflanmışlar ve eserleri zamanımıza kadar ulaşmıştır. Asırlardan beri bütün müslümanlar itimâd ve itibâr etmişlerdir. Artık bu sayede, tam salâhiyet sahibi olmayanların içtihada kalkışmalarına meydan kalmamıştır. Allah hepsinden razı olsun.

              FIKRA

              Temel İngiltere’ye gidecekmiş. Lisan öğrenmesi gerek. Dershaneye yazılmış. İlk derste ‘come’ demeyi öğretiyorlarmış. Temel bu işe akıl erdirememiş. Öğretmene demiş ki, “Bu nasıl iştur, ‘come’ yazaysun, ‘kam’ okuysun, peçi, ‘cel’ olduğunu nereden anlaysun?..”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Hayatımın en mühim prensibi, kimseye hiçbir şekilde adaletsiz davranmamaktır. ( Socrates)

              YEMEK MENÜSÜ

              · Tahinli Pekmez,
              · Kaşar Peyniri
              · Zeytin, Çay
              · Ezogelin Çorba

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: YAVUZALP: (Tür.) Er. - Çetin ve mücadeleci yiğit.
              Kız: TÜRÜNK: (Tür.) - Çalışan, etkin. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

              MANİ

              Evleri var üst başta
              Kundum dalda taşta
              Sen orada ben burda
              Akıl kalmadı başta



              BİLMECE

              Çalındığı halde görülmeyen şey nedir?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Oyun havası

              Comment


              • 6 Ocak 2010

                Bugün 6 Ocak 2010 21 Muharrem 1431 K.Evvel: 24 Kasım 60 Sultan 4.Mehmet Han'ın Vefatı (1693)-Ceyhan'ın kurtuluşu (1922)-Veremle Savaş Eğitimi Haftası (7-13 Ocak)

                HADİS-İ ŞERİF

                Üç kişiyi Allah sevmez.
                1- harab olmuş, yıkılması söz konusu olan evde konaklayan kişi
                2- sel yolunda konaklayan kişi
                3- Hayvanını başıboş salıp da sonra onu koruması için Allaha dua eden kişi.




                NASIHAT:...BELÂLAR GÜNAHLARA KEFFÂRETTİR
                Bir Mü'minin dünyâda musîbet ve belâya uğraması bir kötülüğün uzaklaştırılması için veya günahlarının keffâ-reti veya derecesinin yükseltilmesi içindir.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allâhü Teâlâ buyurur ki: Herhangi bir kulumu gözlerinden mah­rum bırakmak suretiyle imtihana tâbi tuttuğumda, sabre­derse, gözlerine karşılık ona cenneti veririm."
                Şu hadîs-i şerîfler hastalıkların kulun günahlarına kef-fâret olduğunu ifâde etmektedir: "Müslümana fenalık, has­talık, keder, hüzün, ezâ, iç sıkıntısı arız olsa, hattâ vücû­duna bir diken batsa, şüphesiz Allâhü Teâlâ musîbetler-den birisi sebebiyle o müslümanın suçlarını ve günahlarını örter, bastırır." "Kendisine hastalık isabet eden hiçbir Müs­lüman yoktur ki, Allâhü Teâlâ onun hatalarını ve günah­larını, ağacın yaprakları döküldüğü gibi dökmesin."
                İbn-i Abbâs (r.a.), Atâ bin Ebî Rebâh'a; "Sana cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi?" dedi. Atâ (rh.); "Evet göster" dedi. İbn-i Abbâs "Şu siyah kadın yok mu? İşte bu kadın bir kere Resûlullâh'a gelip 'Yâ Resûlallâh, sara has­talığım tutuyor ve üstüm başım açılıyor. Allah'a benim için dua buyurun' dedi. Resûlullâh (s.a.v.) 'Ey kadın! İstersen hastalığına sabret. Bunun karşılığında sana cennet vardır. İstersen afiyet vermesi için Allah'a duâ ederim' buyurdu. Kadın; 'Hastalığıma sabredeceğim. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için duâ bu­yurunuz' diye rica etti. Resûlullâh (s.a.v.) de duâ etti.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sıhhatli insanların has­talığa mâruz kalanlara yardım etmesi îcâb ettiğini bildir­miş ve âmâlara; görmeyenlere yol göstermenin, sağır ve dilsizlere meramlarını ifâdede yardımcı olmanın sadaka olduğunu haber vermiştir.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) herhangi bir belâ ve musî-betin şiddetinden dolayı ölümü istemeyi yasaklamış ve şöy­le buyurmuştur: "Sizden biriniz kendisine (hastalık gibi) bir zarar isabet ettiğinden dolayı sakın ölümü temennî etmesin! Eğer muhakkak temennî etmek zorunda kalırsa şöyle söy­lesin: Allah'ım, yaşamak benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, ölmek hayırlı olduğu zaman da beni öldür."

                FIKRA

                Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş, “Derste ‘peş kere peş kaç ediy?’ diye sorayrum, ‘kırk’ diyiler. Halbuki beş kere beş yirmibeş, pilemedun otuz!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. ( Emile Zola)

                YEMEK MENÜSÜ
                · Ekşili Köfte
                · Makarna
                · Yoğurt Tatlı

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: YAVUZAY: (Tür.) Er. - Ayın en güzel hali.
                Kız: TÜRKÂN: (Tür.) Ka. - Saltanat ve idarede yönetime etki eden prenses.

                MANİ

                Harmanı yuvarladım
                Samanı çuvalladım
                Gara gözlü ey abim
                Allaha ısmarladım



                BİLMECE
                Horoz nerede öter?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Islık

                Comment


                • Cevap: Takvimde Bugün

                  2010 OCAK SALI 20 MUHARREM 1431

                  Yürüyüşünde tabii ol sesini alçalt çünki seslerin en çirkini şüphesiz eşşek sesidir LOKMAN! 19

                  ABDESTİN FARZLARI


                  Abdestin farzları, bir fiilin abdest sayılabilmesi için onda bulunması zorunlu olan ana unsurlar demektir. Abdestin farzları ilgili âyette (el-Mâide 5/6) zikredildiği üzere dörttür:
                  1. Yüzü yıkamak.

                  2. Kolları dirseklerle birlikte yıkamak.

                  3. Başı meshetmek.

                  4. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak.

                  Yüzün sınırı iki kulak yumuşağı, alındaki saç bitim yeri ile çenenin sona erdiği yer arasında kalan kısım olarak belirlenmiştir. Yüz yıkanırken sakal sık ise üstünü yıkamak yeterlidir. Abdest alırken parmaktaki yüzüğün altına su alacak şekilde oynatılması, el, yüz ve ayakta bulunan ve suyun deriye temasını önleyen maddelerin imkân dahilinde temizlenmesi gerekir. Dirseklerin yıkanması da abdestin farzları kapsamındadır. Başın dörtte birinin el içinin ıslaklığıyla meshedilmesi Hanefîler'e göre yeterlidir. Başın mesh miktarı Şâfiî mezhebinde daha az iken diğer iki mezhepte âdeta başın tamamıdır.

                  Abdestin bu dört farzında Sünnî fıkıh mezhepleri ittifak etmiştir. Ancak Hanefî mezhebinin dışında kalan diğer üç Sünnî mezhebin buna bazı şartları da ilâve ettiği görülür. Meselâ niyet bu üç mezhebe göre, abdeste başlarken besmele çekmek Hanbelîler'e göre, dört farzın âyette sayılan sıraya uygun yapılması (tertîb) Şâfiî ve Hanbelîler'e göre, bu işlemlerin ara verilmeden yapılması (muvâlât) Mâlikî ve Hanbelîler'e göre farzdır. Ca‘ferîler, abdestle ilgili âyetin ifade tarzından hareketle ayakların yıkanmasının değil meshedilmesinin farz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu görüþe yakýn olan bazý Sünnî âlimler de vardýr.

                  Abdestin farzlarının yerine getirilmiş olması kuşkusuz alınan abdestin fıkhen geçerli (sahih) olması sonucunu da doğurur. Bununla birlikte kullanılan suyun temiz ve temizleyici olması, abdest alırken özür durumu hariç abdesti bozan bir durumun bulunmaması, yıkanması gereken uzuvlarda hiç kuru yerin kalmaması da gerekir. Bazı ilmihal kitaplarında, abdest alırken yıkanan uzuvlarda iğne deliği kadar kuru yerin kalmamasının istenmesi, hakiki anlamı değil bu konuda âzami titizliğin gösterilmesi gerektiğini ifade içindir. Abdest uzuvlarında bulunup suyun deriyle temasını önleyen maddelerin imkân ölçüsünde temizlenmesi gerekir. Temizlemede zorluk varsa bunların bulunması abdeste zarar vermez. Boyacı, marangoz gibi esnafın, sanatkârların el ve kollarında bulunan boyalar böyledir. Bunlar el ve tırnaklardan kazınmadıkça abdestin geçerli olmayacağının söylenmesi, bilgiye dayalı fıkhî bir hüküm olarak değil de yukarıda sözü edilen hassasiyetin abartılı ifadesi olarak anlaşılmalıdır. Aynı şekilde bir uzvu yıkamak sağlık açısından sakıncalı ise meshedilir, meshetmek de zararlı ise terkedilir.


                  ÇOCUĞUNUZA İSİMLER KIZ Zehra ERKEK Necip

                  NE PİŞİRELİM Sebze çorbası Patayesli tavuk yoğurt

                  Comment


                  • 7 Ocak 2010

                    Bugün 7 Ocak 2010 22 Muharrem 1431 K.Evvel: 25 Kasım 61 Osmaniye'nin Kurtuluşu (1922)-Beyaz Baston Körler Haftası (7-14 Ocak)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Allahın en çok kızdığı kimse, düşmanlıkta aşırı gidendir. (Buhari)



                    NASÎHAT: DÎNİN DİREĞİ NAMAZ
                    Kur'ân-ı Kerîm'de "Namazı kılarlar veya kıldılar" ifâdelerinden çok, ikâme ederler; "Namazı dosdoğru kılarlar" ifâdesinin kullanılması şâyân-ı dikkattir. Elbette, namazı kılarlar demekten, namazı dosdoğru kılarlar de­mek daha fazla mânâ ifâde eder. İkâme etmek, kaldırıp dikmek veya düzeltip doğrultmak veya ehemmiyet gös­tererek yerine getirmek mânâsındadır. Yani, en azından doğru dürüst, tâdîl-i erkâna riâyet ederek, huşu ile güzelce kılmak ve hatta kıldırmak mânâlarına gelir.
                    Öncelikle bu dikmek ve doğrultmak mânâlarını dü­şünelim: Bu bize "Namaz, dînin direğidir." hadîs-i şerî-fini hatırlatır. Bu hadîs-i şerîfte din, yüksek bir binaya benzetiliyor; Namaz, o binanın direği olarak gösteriliyor ki îmân da bu binanın temelidir. Bu âyette de namaz cemâatle kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetiliyor ve onun güzelce dikilmesi veya doğrultulması suretiyle o yüksek din binasının inşâ edilerek korunmasının lüzu­muna işaret ediliyor. Ayrıca bu binayı meydana getiren esaslar ve onu güzelleştiren unsurların da bulunduğuna işaret ediliyor. Şu halde "Namazı kılarlar" demekle "Na­mazı dosdoğru kılarlar" demek arasındaki fark açıktır.
                    Hakîkaten din, gayet büyük ve kudsî bir binadır. Bu binayı meydana getiren unsurlar, yâni malzemeleri, şekli, planı ise Allâhü Teâlâ'ya aittir. Bunun Hz. Allah'ın koyduğu esaslara uygun olarak inşâsı, kurulup mey­dana getirilmesi ve içinde saadetle yaşanması da in­sanlara aittir. Bu binanın temeli kalplerin derinliklerinde atılacak ve ağızlardan taşacak, direği ferdî namazlarla hazırlanacak ve düzeltilecek, cemâatle meydana dikile­cek, sonra üzerine diğer kısımları inşâ edilecektir.
                    Bu bina ve direk benzetmesi bize İslâm'ın içtimaî (sosyal) vaziyetini ve bu vaziyette namazın ehemmiyetli mevkiini anlatıyor. Hakîkaten namazı cemâatle kılmak İslâm'ın içtimaî hayatının direğidir ve namazı cemâatle kılmak ve kıldırmak o direği dikmektir.

                    FIKRA

                    Trafik polisi kırmızıda geçtiği için yakalayıp ehliyetini isteyince Temel, “Verdinuz mu de isteyisunuz daa?..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Kötülüğü adaletli, iyiliği de iyilikle karşıla. (Lao Tse)

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Beyaz Peynir
                    · Yumurta
                    · Zeytin, Meyve Çayı
                    · Tarhana Çorba

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: YAVUZCAN: (Tür.) Er. - Güçlü kişiliği olan, kimse.
                    Kız: TÜRE: (Tür.) 1. Görenek, gelenek, töre. 2. Subay, komutan. 3. Hak ve hukuka uygunluk, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Keteni bez edeyim
                    Hangi yol gözeteyim
                    Kara gözlü yarimi
                    Kimlere benzeteyim



                    BİLMECE
                    Hangi top zıplamaz?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Kendi çöplüğünde

                    Comment


                    • 8 Ocak 2010

                      Bugün 8 Ocak 2010 23 Muharrem 1431 K.Evvel: 26 Kasım 62 Hirfanlı Barajı'nın Hizmete Girişi (1960)-Zemherir Fırtınası-Erzin'in kurtuluşu (1922)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Kişinin mescidin boyunu ve enini dolaşıp da içinde namaz kılmaması kıyamet alametlerindendir. (Taberani).



                      NASÎHAT: EN İYİ VE EN KÖTÜ
                      Birgün Hz. Lokman'dan, bir koyun kesip en iyi yerin­den iki parça et getirmesi istendi. Lokman aleyhisselâm da, kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirdi.
                      Birkaç gün sonra, bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesi istendi; o, yine dilini ve yüreğini getirdi. Sebebi sorulunca Lokman (a.s) şöyle dedi:
                      "Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; (bu ikisi) kötü olursa, bunlardan daha kötüsü olmaz."

                      SIFIR ÜZERİNE KURULMUŞ BİR MEDENİYET
                      İslâm matematik bilgisinin batıya yayılmasından önce Avrupa kültürü bir rakam sisteminden bile mahrumdu. Eski Yunan-Lâtin kültürünün rakamsız olduğundan sa­yılar rakamla değil harfle anlatılmıştır. "Roma rakam­larında her sayı bir harfle ifâde edilir. Meselâ bir 1" harfi "bir" adedini, "V" harfi "beş" adedini, "X" harfi "on" ade­dini ve "C" harfi de "yüz" adedini gösterir! Fakat bu sis­temde en zarurî rakam olan "sıfır" yoktur. Sıfırsız Roma rakamları ile de matematik ilimler kurulamayacağı ta­biîdir. Profesör Risler'in 1955'de yayınlanan eserinde İslâm îcâdı olan sıfırın keşfi şöyle îzâh edilir:
                      "Herhalde hiç tereddüde kapılmadan denilebilir ki 'sı-fır'ın îcâdı insanoğlunun en büyük keşiflerinden biridir".
                      Rakam sisteminin en zarurî esâsı olan sıfırın bir İs­lâm îcâdı olduğu da şöyle anlatılır:
                      "Mîlâdın 976 târihinde Mehmed bin Ahmed'in Mefâ-tîhu'l-Ulûm adındaki eserinde eğer onlar hanesinde (basamağında) hiçbir sayı mevcut değilse sırayı mu­hafaza için küçük bir dâire yâni sıfır konulması, yazılı idi. İşte bu dâire, Arapçanın (boş) mânâsına gelen (sıfır) kelimesinden Lâtince'ye geçen (Zero)nun menşeidir. Eski Yunanlılar da, Romalılar da sağlam bir rakam sis­temi keşfedememişlerdir. Eski insanfar hep parmakları ile sayı saydıkları için, batı âleminde hesap ilmi Meh- • med b. Ahmed'in sıfırı keşfinden ikiyüz elli yıl sonra sıfır kullanılıncaya kadar inkişâf edememiştir."

                      FIKRA

                      Motosikletli turist yolda üşümüş ceketini ters giymiş. Yolda Temel’in arabasıyla çarpışmış ve yere yuvarlanmış. Önemli bir şeyi yokmuş. Temel hemen yardımına koşmuş, ama adam birden ölmüş. Temel; “Kafası geri dönmüştü, düzelttim... Öldi!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Kaadıy ola da’vacı ve munzır şahid, Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet. ( Ziya Paşa)

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · Etli Fırın Türlü
                      · P.Pilavı
                      · Ayran
                      · Meyve

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: YAVUZER: (Tür.) Er. - Cesur, güçlü erkek.
                      Kız: TÜNAY: (Tür.) - Tün - ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Mendil serdim bir taşa
                      Neler geldi bu başa
                      Öptüm bir kız yanağı
                      Dedi bana çok yaşa



                      BİLMECE
                      Hangi karnede sıfır olmaz?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Kartopu

                      Comment


                      • 9 Ocak 2010

                        Bugün 9 Ocak 2010 24 Muharrem 1431 K.Evvel: 27 Kasım 63 Düşman Çanakale'den çekildi (1916)-Dörtyol'un kurtuluşu (1922)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Biriniz, bazı dertlere uğramış bir kişiyi gördüğünde içinden “Beni sana verdiği dertten koruyan, beni sana ve kullarının bir çoğuna gerçekten üstün kılan Allah’a hamdolsun” dese, bu söz, kendisine verilen o nimete şükür olur. (Beyhaki).



                        "ALTI ŞEYE KEFİL OLUN, CENNETE KEFİL OLAYIM"
                        Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: "Altı hususta benim için kendi nefsinize kefil olun, ben de sizin için cennete kefil olayım: 1- Konuştuğunuz zaman doğru konuşun. 2- Söz verdiğiniz zaman yerine getirin. 3- Size bir şey teslim edildiği zaman sahibine teslim edin. 4- Irzınızı koruyun.
                        5- Gözlerinizi harama kapayın. 6- Ellerinize hâkim olun."
                        HAYIRDA MÜSABAKA
                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), müslümanları Allah yo­lunda müşriklerle savaşmak üzere Bedir gazasına çık­mağa davet ettiğinde Ensâr'dan Sa'd bin Hayseme ba­basıyla beraber acele davrandılar.
                        Hz. Hayseme (r.a.) oğlu Sa'd'a (r.a.): Birimizin hanım­ların yanında kalması gerekiyor. Gel bu mevzuda beni kendine tercih et! Ben gideyim, sen hanımlarla beraber kal! dedi.
                        Sa'd (r.a.): "Ey babacığım! Cennetten başka bir şey ol­saydı seni kendime tercih ederdim. Ama cennet mev­zuunda bunu yapamam." dedi.
                        Nihayet kur'a çekmeğe karar verdiler. Kur'a, Hz. Sa'd'a (r.a.) çıktı ve Hz. Sa'd (r.a.) Bedir harbinde şehâdet dere­cesine nail oldu. Babası Haysem'e (r.a.) da Uhud har­binde şehit oldu.
                        ANA HAKKI
                        Vâlideynin hakkına ol pâk-i zât, Gör ne buyurdu Resûl-i kâinat. Var idi üstünde bu ümmetlerin, Hâlik'ın hakkı ve hem peygamberin.
                        Ol, benim hakkım gibi ata hakkı,
                        Hâlik'ın hakkı gibi ana hakkı.
                        Analar ayağı altında cinân,
                        Oldu demiştir Resûl-i Müste'ân. Açıklama: 1- Ana baba hakkına dâir; 2- Peygamber efen­dimiz (s.a.v.) buyurdular ki: 3- "Mü'minlerin üzerine, 4- Allah'ın ve peygamberin hakkı var, 5- Baba hakkı benim hakkım gibi, 6- Ana hakkı ise Allah'ın hakkı gibidir." 7-8- Resûlullâh (s.a. v.):
                        "Cennet anaların ayakları altındadır." buyurdular.

                        FIKRA

                        Temel Amerikalı hocadan paraşütle atlama dersi almış. Önce birinci düğme, sonra ikinci düğme, sonra üçünçüsüne, onda da açılmızsa Meryem Ana’ya dua et. Temel atlamış, üç düğmeye de basmış, paraşüt açılmamış. Önceden atlayan Amerikalılar’ın yanından geçerken: “O karinin adı neydu?..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Çok kimse haksızlığa uğramaktan korktuğu için adalete inanır. ( François V. La Rochefoucauld)

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Simit
                        · Peynir
                        · Süt
                        · Mercimek Çorba

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: YAVUZHAN: (Tür.) Er. - Güçlü hükümdar, hakan.
                        Kız: TÜNAL: (Tür.) - Tün - al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİİp attım ucu kaldı
                        Ocakta saçı kaldı
                        Ben büyüttüm el aldı
                        Yürekte açı kaldı



                        BİLMECE
                        Hangi bağda üzüm yetişmez?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap:Sağlık karnesinde

                        Comment


                        • 10 Ocak 2010

                          Bugün 10 Ocak 2010 25 Muharrem 1431 K.Evvel: 28 Kasım 64 Allame Teftazani hz.'nin vefatı (1390)-Osmanlı-Rus "Yaş" Antlaşması (1792)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir. (Taberani).



                          KABİR ÂLEMİ- ŞEFAAT- KÜFRE GÖTÜREN BÂZI ŞEYLER
                          • Kâfirler ve bâzı günahkâr müminler için kabir azabı haktır. Dînin emirlerini yerine getiren, ibâdet eden müslümanların da kabirde ni'met içinde bulunmaları haktır. Allâhü Teâlâ (meâlen): "Ateş ki, onun üzerine sa­bahleyin ve akşamleyin arz olunurlar ve kıyamet kopa­cağı günde 'Firavun'un ailesini azabın en şiddetlisine (atınız)' denilir.".(Mü'min-46) buyurmuştur. Peygamber
                          Efendimiz'de: "İdrâr(bevil sıçramasından sakınınız. Zîrâ kabir azabının çoğu ondandır." ve "Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çu­kurlarından bir çukurdur." buyurdular.
                          • Münker ve Nekîr'in suâli haktır. Bu iki melek kabre gelip insana rabbinden, dîninden, peygamberinden suâl ederler.
                          • Allâhü Teâlâ -helâl kabul edilmemesi şartıyla- büyük günahları affedebilir. Ancak günâhı helal saymak küfürdür.
                          • Büyük günah işleyen (şefaati inkâr etmeyen) kim­selere peygamberlerin ve hayırlı kimselerin şefaat ede­ceği hadîs-i şeriflerle sabittir.
                          • Tevbe etmeden ölseler de büyük günah işleyen müminler cehennemde ebedî olarak kalmazlar. Çünkü Allâhü Teâlâ -meâlen- "Kim zerre miktarı hayır yaparsa onun karşılığını görecektir." (Zilzâl-7) buyur­muştur. İmânın kendisi hayırlı bir ameldir.
                          • Din ve mukaddesat ile alay etmek küfürdür. Çün­kü bu yaptığı, dîni yalanladığının alâmetidir.
                          • İslâm dîninde haram olduğu kat'î olarak bilinen; (me­selâ) nikah düşmeyen biri ile nikahlanmak, şarab içmek, ölü hayvan eti, kan ve hınzır eti yemek gibi haramları helâl kabul ederek işlemek küfürdür.
                          • Müslüman birinin Allâhü Teâla'(nın rahmetimden ümidini kesmesi; "Allah beni affetmez, cennetine koy­maz." demesi yahut azabından emîn olması da küfür­ dür. Çünkü Allâhü Teâlâ "...Allah'ın rahmetinden ancak kâ­firler topluluğu ümîdini keser." (Yûsuf-87) ve "Allah'ın mekrinden ancak hüsrana uğrayan topluluk emîn olur." (Araf, 99) .buyurmuştur. Mü'min, korku ile ümîd arasında olur.

                          FIKRA

                          Temel ve Cemal paraşütle atlıyorlar. Sonuna doğru paraşütleri açmaya karar veriyorlar. Altimetrede ibreye bakıyor Temel, “Beşyuz metre, dörtyuz metre, uçyuz metre, içiyuz metre, yuzmetre, toksan, seksen, yetmiş, atmış... Uyy açmayalum, celdik daa!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Bir duruşmada tek tarafı dinleyerek verilen karar doğru olsa bile, hiçbir zaman adil olmaz. ( L.A. Seneca)

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Fırın Tavuk
                          · Bulgur Pilavı
                          · Salata
                          · Çokoprens

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: YAY: (Tür.) Er. 1. Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş eğri ağaç ya da metal çubuk. 2. Burç.
                          Kız: TÜNAK: (Tür.) - Işıklı, mehtaplı gece. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Eğer gelinim iyi olursan
                          Bizde seni överiz
                          Kotu olursan gelinim
                          Hepimizde döveriz.



                          BİLMECE
                          En güzel kokan fil hangisidir?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Ayakkabı bağında

                          Comment


                          • 11 Ocak 2010

                            Bugün 11 Ocak 2010 26 Muharrem 1431 K.Evvel: 29 Kasım 65 Fuzuli'nin Vefatı (1556)-Haliç'in donması (1755)-Şiddetli soğuklar-Enerji Tasarrufu Haftası

                            HADİS-İ ŞERİF


                            Allahtan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder. (Deylemi).



                            NASİHAT:.......................................... ............... İSRAF
                            İsraf, her hangi bir şeyde aşırı gitmek demektir. Dâi­ma orta yollu hareket etmeyi teşvik eden dînimiz, harca­mada ve yaşamada israfı haram kılmıştır. Yiyip içmede, giyip kuşanmada, nefeslerimizi ve kuvvetimizi kullan­mada israftan kaçınmamızı emretmiştir. Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede (meâlen):
                            "Ve onlar ki harcadıkları zaman ne israf ne de darlık gösterirler. Bunun arasında mutedil (orta) bir yol tutarlar." (Furkan-67) buyurmuştur.
                            Şeytan, insanoğlunu kötü yollara teşvik ile ömür ser­mâyesini israf ettirmek ister. Allâhü Teâlâ şeytanın bu oyunlarına gelmemeleri için kullarını îkâz ederek şöyle buyurmuştur:
                            "Şüphe yok ki, saçıp savuranlar, şeytanların kar­deşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankör­dür." (İsrâ-27)
                            Resûlullâh da (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde;
                            "Kim iktisâd ederse Allah onu zengin yapar, kim de saçar, savurursa (israf ederse) Allah onu fakir kılar." buyurmuştur.
                            İslâmiyet, israfın önüne geçmek için abdest alırken dahi suyun israf edilmesine müsâade etmemiş, zama­nın boşa harcanmaması için faydasız ve mânâsız söz­leri de israf saymıştır.
                            Resûlullâh (s.a.v.) Sa'd b. Ebî Vakkâs'ın (r.a.) abdest alırken suyu fazla kullandığını gördü ve; "Ey Sa'd, bu ne israftır?" buyurdu. O da; "Abdestte israf var mıdır?" dedi. Resûlullâh (s.a.v.); "Evet, akan bir nehirden olsa bile (vardır)." buyurdu.
                            Dinimizin koyduğu bu esasları hayâtımızın her saf­hasında tatbik etmeye gayret etmeliyiz. Sofraya düşen ekmek kırıntılarını atmak, fasulye, pirinç gibi yemek hazırlanırken yere düşenleri almamak, su, elektrik, gaz vesâiri lüzumsuz yere kullanmak hep birer israftır.

                            FIKRA

                            Temel ile Cemal savaşta paraşüt bölüğünde görevli, belli bölgeye inecekler ve buradan jeepler alıp şehre götürecekler. Uçaktan atlamışlar, paraşütleri açılmamış. Yedek paraşütleri denemişler, onlar da açılmamış. Temel Cemal’e, “Aksilik pu ya, ister misun cipler de celmesun!..”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Adalet haksız olana zulüm gibi gelir. ( Daniel Defoe)

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Kaşar Peynir
                            · Zeytin, Çokokrem
                            · Meyve Çayı
                            · Şehriyeli Çorba

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: YEĞİN: (Tür.) Er. 1. Zorlu, katı, şiddetli. 2. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. 3. Bereketli, bol. 4. İyiliği seven. 5. Yakışıklı, güzel, ince. 6. Uygun yerinde.
                            Kız: TÜN: (Tür.) - Gece. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                            MANİ

                            Karatavuk olmadın mı?
                            Dallara konmadın mı?
                            Şebek yüzlü kaynanam,
                            Sen gelın olmadın mı?



                            BİLMECE
                            İlk Türk bayrağını kim dikmiştir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap:Karanfil

                            Comment


                            • 12 Ocak 2010

                              Bugün 12 Ocak 2010 27 Muharrem 1431 K.Evvel: 30 Kasım 66 Son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin Toplanması (1920)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Şeytan, askerlerinin en şiddetlisini ve en kuvvetlisini, malıyla iyilik yapanlar üzerine gönderir. (Mecmauzzevaid).



                              NASİHAT: MÜ'MİNİN ŞAŞILACAK HÂLİHz. Suheyb (r.a.) rivayet etti: Resûlullâh (s.a.v.) ile be­raber oturuyorduk. Bu esnada Resûlullâh güldü ve 'Beni güldüren şeyin ne olduğunu sormayacak mısınız?' bu­yurdu. 'Neden gülüyorsunuz. Yâ Resûlallâh?' dediler.
                              Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Mü'minin işine hayret ederim, şaşarım. Hepsi kendisi için hayırlıdır. Şayet kendisine sevdiği bir şey isabet ederse, bundan dolayı Allah'a hamd eder ve kendisi için hayırlı olur.
                              Hoşuna gitmeyen bir şey isabet etse, sabreder. Bu da kendisi için hayırlı olur.
                              Mü'minden başka her işi kendisi için hayırlı olan hiç kimse yoktur."

                              BESLENME: HEM İLÂÇ HEM GIDA: YOĞURT
                              • Yoğurt, suyu süzülmeden suyuyla birlikte yenmeli­dir. Çünkü vitaminler yoğurdun suyundadır. Süzme yo­ğurtta "B" vitamini kalmaz.
                              • Şeker hastaları ekşimemiş ve kaymağı alınmış yo­ğurdu tercih etmelidirler.
                              • Yoğurt, sindirimi kolaylaştırıp, bağırsakların çalışmasına yardım eder.
                              • Yoğurdun hazmı kolaydır. Zayıf bünyeliler ve hasta­lar için sütten daha besleyicidir.
                              • Bağırsaklardaki tehlikeli ve zararlı mikropların yaşamasını ve çoğalmasını önler.
                              • Rahat bir uyku için de yoğurt yiyebilirsiniz.
                              Yoğurdu evinizde yapmak isterseniz:
                              Bir miktar süt, kaynatılıp sonra müsait bir yere konulur. Parmak dayanacak derecede (40-45°) soğuduğunda bir kilosuna bir tatlı kaşığı yoğurdu maya olarak koyup bir kaşık ile karıştırılır, ağzı tekrar kapatılır ve sıcak tutmak için kalın bir örtü ile üzeri iyice örtülür.
                              3-4 saat sonra üzerindeki örtü açılır.
                              Kendi halinde soğumalı ve üstündeki kaymak kuru-malıdır.

                              FIKRA

                              Temel rüyasında annesinin paraşütünün açılmayacağını söylediği için uçaktan atlamayı reddetmiş. Komutan kendi paraşütünü vermiş ve atlamasını sağlamış. Temel atlamış. Yavaş yavaş yere inerken yanından hızla geçen komutanın sesi duyumuş, “Ananuuuuuu!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir. ( Mahatma Gandhi)

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · Karnıyarık
                              · P.Pilavı
                              · Cacık
                              · Puding

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: YEĞREK: (Tür.) Er. 1. İyilik sever. 2. Güzel. 3. Fazla, çok.
                              Kız: TÜMAY: (Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Karşıdaki gök ekin,
                              Aldırdım elimdekin,
                              Her soran benzim sorar,
                              Sormazlar kalbimdekin.



                              BİLMECE
                              Gözlemeyi en çok kim sever?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap:Terzi

                              Comment


                              • 13 Ocak 2010

                                Bugün 13 Ocak 2010 28 Muharrem 1431 K.Evvel: 31 Kasım 67 İstanbul Üniversitesi'nin Açılışı (1863)-Medine Müdafii Fahrettin Paşa'nın teslim olması (1863)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Din kardeşi kendisine özür dilemek üzere gelen kişi; özür dileyen bunda ister samimi olsun, isterse olmasın; o özrü kabul etsin. Böyle yapmazsa, Kevser Havuzunun başında yanıma gelemez. (Hakim).



                                CEHENNEM ATEŞİ KİME HARAMDIR?

                                Ebû Reyhâne'den (r.a.) rivayet edilmiştir: Bir gazvede Resûlullâh (s.a.v.) ile beraberdim. Bir gece bir tepeye sığındık. Çok şiddetli soğuk vardı. Öyle ki herkes bir çukur kazıyor ve kalkanları ile soğuktan korunmaya çalışıyordu. Resûlullâh (s.a.v.) onların bu hâlini görünce:
                                "Kim bu gece bize bekçilik yaparsa onun için dua edeceğim." buyurdu. Bir kişi kalkarak "Ben, yâ Resûlallah!" dedi. Resûlullâh (s.a.v.) "Sen kimsin?" buyurdu. Adam, "Ensârdan falanın oğlu falanım" dedi. Resûlullâh (s.a.v.) yaklaşmasını istedi. Sonra elbisesinden tutarak duâ etmeğe başladı. Resûlullâh'ın ona duâ ettiğini işitince bende ayağa kalktım ve "Ben de nöbet tutmak istiyorum" dedim. Resûlullâh (s.a.v.) diğerine sorduğu sualleri bana da sordu ve bana "Yaklaş." buyurdu. Sonra benim için daha öncekinden farklı bir duâ etti. Daha sonra şöyle buyurdu:
                                "Allah yolunda uykusuz kalan ve Allah korkusun-dan ağlayan bir göze Cehennem ateşi haramdır." Resûlullâh (s.a.v.) üç ayrı şey söyledi ancak ben üçün-cüsünü unuttum.
                                Bundan sonra Ebû Şurayh (r.a.) -üçüncüsü hakkında-şöyle demiştir "Allah'ın haram kıldığı şeylere bakmayan göze de cehennem ateşi haramdır."

                                KOMŞU ÜÇ KISIMDIR

                                Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerifinde şöyle bu-yurmuştur: Komşu üç kısımdır. Biri, kendisi için bir hak olan komşudur. Bu, hakkı en az olan komşudur. Biri, kendisi için iki hak olan komşudur. Biri de, kendisi için üç hak olan komşudur.
                                Bir hakkı olan komşu, akraba olmayan gayri müslim komşudur. Onun sâdece komşuluk hakkı vardır.
                                İki hakkı olan komşu, müslüman olan komşudur. Onun müslürnanlık ve komşuluk hakkı vardır.
                                Üç hakkı olan komşu, müslüman ve akrabalık bağı olan komşudur. Bunun da müslümanlık, komşuluk ve

                                FIKRA

                                Temel evinin bulunduğu bloğun etrafında arabasıyla 289’uncu turunu atmaktaymış. Cemal sormuş,
                                - N’oldi?
                                - Sinyalim takıldu!..

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine duru ve geri kalan her şey onun çevresinde döner. ( Confucius)

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · Bal
                                · Peynir,Zeytin,Salatalık
                                · Süt
                                · Yayla Çorba

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: YEHUD: (Ar.) Er. - Yahudi, Hz. Ya'kub'un oğlu Yahuda soyundan gelenler, İsrailoğulları.
                                Kız: TÜLÜN: (Tür.) Ka. - Ay ağıl, hale.

                                MANİ

                                Karşıdan ünlüyorlar
                                Badılcan belliyorlar
                                Bu köy nasıl köyümüş
                                Varmadan övüyorlar



                                BİLMECE
                                Hangi kazanın kaymakamı yoktur?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap:Nöbetçi

                                Comment

                                Working...
                                X