fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Takvim de Bugün

    Bugün 13 Şubat 2010 29 Safer 1431 K.Sani: 31 Kasım 98 Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin Kuruluşu (1975)-Erzincan ve Görele'nin kurtuluşu (1918)

    HADİS-İ ŞERİF

    Cenaze namazı kıldığınızda, ölen için gönülden ve samimi dua ediniz. (Ebu Davud).



    İLMİHÂL
    İlmihâlini öğrenmek her müslümana farz-ı ayındır. Ehl-i sünnet mezhebini ve itikadını ehlinden öğrenip îti-kad ettikten, inandıktan sonra, kötü hûy ve ahlaklardan sakınacak, güzel ahlâk ile ahlâklanacak kadar ilim sahi­bi olmak, erkek, kadın bütün mü'minlere farzdır.
    Her müslüman, çoluk çocuğuna ve eşine ilmihâlini öğretip, onları dine uymayan şeylerden korumalıdır. Emri altında bulunanlara da ilmihâllerini öğretip, onları korumalıdır. Önce ehl-i sünnet itikadını, inancını, sonra amel bilgilerini, sonra ahlâk ilmini, daha sonra da alış­veriş vb. muamelât bilgilerini öğretmelidir. Bu bilgilere "İlmihâl" denir. Bunları bilmek herkese farz-ı ayındır.
    Çocuklara daha küçükken ehl-i sünnet îtikâdını ve Kur'ân-ı Kerîm okumasını öğretmeli, sünnet ettirmeli ye geçimini te'min edeceği bir iş, bir san'at öğretmelidir. Bundan sonra çocuğun üzerine farz olan amellerin farz­larını ve vâciblerini yerine getirecek, haramlardan sakı­nacak kadar ilim öğretmesi farzdır. Meselâ abdest, na­maz, oruç, -zengin ise- zekât ve hac bilgilerinin öğretil­mesi farzdır.
    Bir san'atla uğraşıyorsa, mesleğinde harama düşme­yecek kadar ilim öğrenmesi farzdır. Alışveriş bilgilerini öğrenmek gibi. Çünkü bir kimse, bu bilgileri öğrenme­den alışveriş ve ticârete başlarsa, şüphesiz harama düşme tehlikesi vardır.
    Eğer bir şey farz veya haram ise onun ilmini öğren­mek farzdır.
    Eğer vâcib veya kerâhet-i tahrîmiye ile mekruh ise onun ilmini öğrenmek vâcibdir.
    Eğer sünnet veya kerâhet-i tenzîhiye ile mekruh ise onun ilmini öğrenmek sünnettir.
    Müstehab ise onun ilmi de müstehabdır. Mübâh ise ilmi(ni öğrenmek) de mübâh olur.
    İlmi ile amel eden âlimlerin meclisinde bulunmalıdır. Ebû Hüreyre (r.a.) buyurdu ki: "Bir saat ilim meclisinde bulunup, dînimde lâzım olanları öğrenmek, bana Kadir Gecesi'ni ihya etmekten daha sevimlidir."

    FIKRA

    Ahmak bir adamın eline " Kıyafet ilmi " ne dair bir kitap geçer. Okurken şöyle bir yazı görür:
    "Bir adamın başı küçük, sakalıyla boyu uzun olursa aklı az olur."
    Meğer herifin de (kitabın tarif ettiği gibi) başı küçük, sakalıyla boyu uzundur, kendisini bu tarifin dışına çıkarmak ister. Ne yapması gerektiğini düşünür. Başını büyültmenin imkanı olmadığı gibi, boyunu kısaltması da mümkün değildir.
    "Bari sakalımı olsun küçülteyim" diyerek şamdanı eline alır. Bir eliyle de sakalının yarısını tuttuktan sonra ikinci yarısını mumun alevine yaklaştırır. Birazı yanıp da sıcaklık parmaklarının uçlarına dokununca elini çeker. Yüzü cascavlak kalır. Bunun üzerine hokkayı kalemi eline alarak kitabın kenarına şundan yazar:
    "Bunun gerçek olduğu üzerimde yaptığım deneyle anlaşılmıştır. Dolayısıyla ben de tasdik ederim!"

    GÜNÜN SÖZÜ

    Bir insan parmağını başkasına uzatınca, üç parmağın da kendisine uzatıldığını unutmamalıdır. Louis Nizer

    YEMEK MENÜSÜ
    · Balık
    · Spagetti
    · Salata
    · Çokoprens

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: UÇUK: (Tür.) Er. 1. Uçmuş, soluk renk. 2. Çökmüş yer, toprak. 3. İyi. 4. Sivri dağ tepesi.
    Kız: TEZEHHÜR: (Ar.) Ka. - Çiçeklenme.

    MANİ

    Kahve doktum kuruna,
    El vurmayın durula,
    Yârime yar diyeni,
    Sol göğsünden vurula.



    BİLMECE
    En uzun hikâye nedir?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap:İçine kurt düşmüş de ondan

    Comment


    • 14 Şubat 2010

      Bugün 14 Şubat 2010 30 Safer 1431 Şubat: 1 Kasım 99 Vakfıkebir ve Beşikdüzü'nün Kurtuluşu (1918)-Yeni Balkan Paktı Ankara'da imzalandı (1953)

      HADİS-İ ŞERİF

      Bana az sözle çok mana ifade etme kabiliyeti (cevaimü’l-kelim) verildi. (Ebu Ya’la).



      İLMİHAL: ALLAH'IN KİTABLARINA ÎMÂN
      îmânın şartlarının üçüncüsü Allâhü Teâlâ'nın kitapları­na inanmaktır. Allâhü Teâla bazı peygamberlere Cebrâîl (a.s.) ile kitaplar indirmiştir. Bunların dördü büyük kitap­lardır: Tevrat, Zebur, İncîl ve Kur'ân-ı Kerîm'dir. Diğerleri suhuf (sahifeler)dir.
      Tevrat Mûsâ aleyhisselâma, Zebur Dâvûd aleyhis-selâma, İncîl İsâ aleyhisselâma ve Kur'ân-ı Kerîm Mu-hammed Mustafâ aleyhisselâma gönderilmiştir.
      Ve on suhuf Âdem aleyhisselâma, elli suhuf Şît aley­hisselâma, otuz suhuf İdrîs aleyhisselâma ve on suhuf İbrâhîm aleyhisselâma verilmiştir.
      Kur'ân-ı Kerîm diğer kitâbların hükmünü kaldırmıştır. Kur'ân'ın hükmü kıyamete kadar devam eder.
      Bütün Müslümanlar Kur'ân-ı Kerîm'in Allah'ın kelâmı olduğuna inandıkları gibi, hükümleriyle de amel etmeli, nasihatlerine kulak vermeli, onu abdestli tutmalı, onu hürmet ve tazim ile okumalıdır.
      REBÎULEVVEL AYI
      Yarın idrâk edeceğimiz Rebîulevvel ayı, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) dünyâyı şereflendirdikleri aydır. Bu ayın 12'sinde, senenin ilk kandili olan Velâdet (Mevlid) Kandili vardır. Bu ay içinde mümkün olduğu kadar çok salât ü selâm (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye gibi salavâtlar) okunmalıdır. (Duâ ve İbâdetler)

      REBÎULEVVEL AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
      Hicrî-Kamerî 1431 yılı Rebîulevvel ayı ictimâ'ı bugün (14 Şubat Pazar) günü Türkiye saati ile 04.52'de.
      Ru'yet, ise bugün (14 Şubat Pazar) Türkiye saati ile: 20.46'da. Hilâlin görüldüğü yerler: Grönland'ın güney sahil kesiminden başlayarak Kuzey Amerika Kıtasının ta­mamı ve Güney Amerika kıtasının kuzey kesimi, Büyük Okyanus'un orta ve kuzey kesimi. Endonezya Malezya, Japonya, Avustralya'nın kuzey eyaletleri ve Madagaskar.
      Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından görülebilecektir. Hilâlin görüldüğü gü­nü takip eden 15 Şubat Pazartesi günü de Rebîulevvel ayının ilk günüdür.


      FIKRA

      Altı aylık gelinin ağrımadık yeri yoktu. Şikayetleri anlatmakla bitmeyince, genç damat müdahale etti:
      -Yani doktor bey, kısacası, ben bundan hiç randıman alamadım!

      GÜNÜN SÖZÜ

      Bir insan köprü kurar, bin insan geçer. Özbek Atasözü

      YEMEK MENÜSÜ
      · Patates Haşlama
      · Zeytin,Çokokrem
      · Meyve Çayı
      · Ezogelin Çorba

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: UĞUR: (Tür.) 1. İyilik, şans, talih, baht. Fırsat, tesadüf. 2. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. - İslam'da bu tür düşüncelere itibar edilmez. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
      Kız: TEZCAN: (Tür.) - Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Bayburt’a giden yollar
      Uzadıkça uzarlar,
      Geçme bizim kapıdan
      Eller bana kızarlar.



      BİLMECE
      Hangi kuşağı belinize bağlayamazsınız?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Yılan hikâyesi

      Comment


      • 15 Şubat 2010

        Bugün 15 Şubat 2010 1 R.Evvel 1431 Şubat: 2 Kasım 100 Gümüşhane ve Maçka'nin Kurtuluşu (1918)-İzmir Eski Eserler Müzesi'nin açılışı (1927)-Rodos ve 12 Adalar'ın Yunanistan'a terki (1947)

        HADİS-İ ŞERİF

        Allah kadınlarınz hakkında hayırlı olmanızı tavsiye eder. Çünkü onlar, anneleriniz, kızlarınız teyzelerinizdir. (Taberani).



        ALLAH'I ZİKİR ETMEK DUÂ YERİNE GEÇER
        Tabiînden Süfyân bin Uyeyne Hazretlerine soruldu: "...Resûlullâh aleyhisselâmın 'Benden önceki pey­gamberlerin ekseriya duaları (Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr) idi.' buyurmalarının manası nedir? Halbuki bu duâ değil, zikirdir ve Allah'ı övmekten iba­rettir." Cevaben şöyle buyurdu:
        "Siz Mâlik bin Hâris'in hadîsini bilmiyor musunuz. Allâhü Teâlâ bir hadîs-i kudsîsinde: 'Kulumun beni övmesi, onu duâ ve bir şeyler istemekten meşgul ederse, ben o kuluma isteyen ve duâ eden kullarıma verdiğimden fazlasını ve güzelini ihsan ederim" buyurmuştur.

        TARİH: RODOS VE ONİKİ ADA
        Ege denizinin güneydoğusunda, kıyılarımıza çok yakın olan irili ufaklı yirmiye yakın adaların en büyüğü Ro­dos'tur. Rodos'un 1522'de Kânûnî Sultan Süleyman Hân tarafından alınmasından kısa bir müddet sonra diğer adalar da ele geçirildi ve 1912 yılına kadar 390 sene Türk hâkimiyetinde kaldı. İtalya, 1911 yılında Trablus-garb'da Osmanlı direnişini kıramayınca, diğer büyük devletlerin siyasi desteğini de sağlayarak 4 Mayıs 1912'den îtibâren Oniki Ada'yı işgale başladı. Osmanlı Devleti bu işgali önleyemedi ise de 18 Ekim 1912'de İtalya ile yapılan Uşi Antlaşmasına İtalya'nın adaları bo­şaltıp, Osmanlılara teslimi şartını koydurabildi. Lâkin Bal­kan Harbi çıkınca İtalya, işgalini mülkiyete dönüştürdü. 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşmasında, Oniki Ada üzerindeki İtalyan hâkimiyeti kabul edildi. 1931 Ankara Antlaşmasında ise müsbet bir gelişme olmadı. Oniki Ada üzerinde İkinci Dünyâ Savaşına kadar devam eden İtalyan hâkimiyeti, savaş esnasında yerini önce İngilizlere daha sonra Almanla/a bıraktı.. Almanya'nın savaş sonunda yenilmesi üzerine adaiar İngiiizSer'e, on­lar da; 1947 Şubat'ında yapılan Paris antlaşmasından sonra Yunanistan'a bıraktılar.

        FIKRA

        Küçük bir papaganin onbes altina satildigini gören Nasreddin Hoca, bir kosuda evine gidip kümesteki hindisini tutmus Apar topar pazara ***ürüp baslamis bagirmaya :
        - Satilik hindii Satilik hindii Yirmi altina satilik hindi !
        Sasirmis pazardakiler
        - Yahu hocam demisler Bir hindinin yirmi altin ettigi nerde görülmüs
        - Ne olmus diye çikismis Hoca Demin bir kusu onbes altina sattilar
        - Ama o papagandi demisler Tipki insan gibi konusuyor o
        - Olsun demis Nasreddin Hoca O konusuyorsa bu da düsünür !

        GÜNÜN SÖZÜ

        Bir insan hayranlık duyup sevebildiği sürece sonsuza kadar genç demektir. Pablo Casals

        YEMEK MENÜSÜ
        · Kıymalı Ispanak
        · Sigara Böreği
        · Yoğurt Kek

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: UĞURAL: (Tür.) Er. - Uğur - al.
        Kız: TEZAY: (Tür.) - (bkz. Tezal). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Maşrapanın kalayı,
        Kızlar çeker halayı,
        Allah için söyleyin,
        Var mı askın kolayı.



        BİLMECEİçilmeyip, yenen sigara hangisidir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Gökkuşağını.

        Comment


        • 16 Şubat 2010

          Bugün 16 Şubat 2010 2 R.Evvel 1431 Şubat: 3 Kasım 101 Türk Hava Kurumu'nun Kuruluşu (1925)-Naylonun ABD'de ilk üretimi (1937)-Tatvan'ın kurtuluşu (1918)

          HADİS-İ ŞERİF

          En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir. Hadis (Beyhaki).



          ABDESTİN FAZİLETİEbû Hureyre'den (r.a.) nakledilmiştir: Bir gün Resû­lullâh (s.a.v.) kabristana geldiler ve "es-Selâmü aley-küm dâre kavmin mü'minîn ve innâ inşâallâhü biküm lâhikûn" diye selâm verdi ve "Kardeşlerimizi görmeyi ne kadar da çok arzu ederdim." buyurdular. Ashâb-ı kiram:
          "Biz senin kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah?" dediler. Resûlullâh (s.a.v.):
          "Sizler benim ashâbımsınız. Kardeşlerimiz ise henüz (dünyâya) gelmeyenlerdir." buyurdular. Ashâb-ı kiram:
          "Ümmetinizden henüz (dünyâya) gelmeyenleri nasıl tanıyacaksınız ey Allah'ın resulü?" dediler. Resûlullâh (s.a.v.):
          "Düşünün ki bir adamın, ayakları ve yüzü beyaz olan atları var. O bu atları hepsi simsiyah olan atlar içinde tanımaz mı?" buyurdu. Ashâb-ı Kiram:
          "Evet, tanır yâ Resûlallah!" dediler. Resûlullâh (s.a.v.):
          "İşte onlar da abdestten dolayı böyle abdest azaları beyaz oldukları halde gelecekler. Ben onlardan önce ha­vuzumun başına varacağım. Dikkat edin, birtakım kim­seler kayıp develerin kovulduğu gibi benim havuzumun başından kovulacaklar. Ben onlara: 'Gelin', diye seslene­ceğim. Bunun üzerine bana, "Onlar senden sonra (dinde) değişiklik yaptılar." denilecek. Ben de (Öyleyse) uzak ol­sunlar! Uzak olsunlar, diyeceğim." buyurdular.

          GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYALİ CİHAN DEĞER
          1872'de İstanbul'a gelip incelemelerde bulunmuş olan Fransız yazar Paul Eudel, 1885'de neşredilen ma­kalesinde:
          "İnsana heyecan veren ulvî bir âdet gereğince cami­ler, seyâhata çıkacak kimselerin her türlü ticarî senetleri ve hisse senedleriyle kıymetli eşyalarını emânet olarak bırakmalarına her zaman açık bulunur. En eski devir­lerden beri hiçbir zaman bu emânetlerden herhangi bir şey çalınmış olduğu görülmemiştir. Bizim memleketler­ de hırsızların bu kadar insaflı davranacaklarını söyle­ yemem!" demiştir.

          FIKRA

          Karısı ve dört çocuğuyla beraber tek göz evde yaşayan bir adamı ziyarete giden Hoca halinden şikayet eden adama, kendisine yardım edeceğini ama öncelikle bir şartı yerine getirmesi gerektiğini söyler Adam hemen kabul eder ve sarılıp Hoca'nın ellerini öper Hoca, adama eşeğini, keçisini ve tavuklarını da evin içine almasını ve haftaya kendine gelmesini söyleyince adam önce buna şaşırsa da Hoca'nın bir bildiği vardır deyip çaresiz kabul eder Ertesi hafta gelen adam bir haftada canıma tak etti Hocam ne yapacağız şimdi der Hoca, gayet sakin eşeği evden çıkarmasını ve haftaya tekrar gelmesini söyleyip adamı gönderir, diğer hafta keçiyi sonrada tavukları evden çıkarttır Sonunda adam gelerek:
          - "Allah senden razı olsun Hocam sanki dünyaya yeniden doğmuş gibi oldum"

          GÜNÜN SÖZÜ

          Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. Epiktetos

          YEMEK MENÜSÜ
          · Simit, Beyaz Peynir,Domates
          · Çay
          · Düğün Çorba

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: UĞURALP: (Tür.) Er. - Hayırlı yiğit.
          Kız: TEVİLE: (Ar.) Ka. - Durum, biçim. Süs.

          MANİ

          Suya bulgur ezerim,
          Hem ezer hem süzerim,
          Ben yarımın derdinden
          Deli olmuş gezerim.



          BİLMECE
          Ankara niçin soğuktur?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Sigara böreği

          Comment


          • 17 Şubat 2010

            Bugün 17 Şubat 2010 3 R.Evvel 1431 Şubat: 4 Kasım 102 Türk Medeni Kanununun Kabulü (1926)-Şeyh Şamil'in Medine'de vefatı (1871)-Kelkit, Akçaabat ve Tercan'ın Kurtuluşu (1918)-Fırtına

            HADİS-İ ŞERİF

            Boğularak ölen şehiddir. Yanarak ölen şehiddir. Gurbette ölen şehiddir. Yılan gibi bir haşeratın sokup zehirlemesinden dolayı ölen şehittir. Karın sancısından ölen şehiddir. Çöken evin altında kalan şehiddir. Damdan düşüp ayağı veya boynu kırılarak ölen şehiddir. Üzerine taş yuvarlanarak ölen şehiddir. Canını korurken öldürülen şehiddir. Malını korurken öldürülen şehiddir. Din kardeşini savunurken ölen şehiddir. Komşusunu savunma uğrunda öldürülen şehiddir. İyiliği emredip kötülükten sakındırırken ölen şehiddir. (İbn-i Asakir).



            DİN FITRÎDİR
            İnsanlar, din duygusu ile doğar, hattâ dinsiz yaşamak isteyenler bile bunaldıkları zaman bir dine sarılmaktan kendilerini alamazlar. Onun içindir ki âlimler İnsanların dinsiz yaşaması"mümkün olamaz.' demişlerdir. Çünkü din, ruhların gayet lüzumlu bir gıdası, değerli bir ihtiyâcıdır. İnsanlığı ıslah eden dindir. Musibet ve felâket zamanlarında insanın sığınabileceği şey din nimetidir. Din, her iyiliğin mayası, adalet ve insaniyetin gayesidir.
            Zamanımıza kadar gelip geçen insanlar arasında eğri doğru nice dinler ortaya çıkmıştır. Ancak Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bizlere öğretmiş olduğu din, bütün dinlerin sonuncusu ve en üstünüdür. İnsanları kurtaracak dünyâ ve âhiret saadetlerine erdirecek din, İslam dinidir. Kur'ân-ı Kerîmde meâlen 'Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır...' (Âl-i İmran Sûresi, âyet 19) buyuruluyor.
            İslâm, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.); İtikatta, amelde, ahlâkta bizlere beyân ve tebliğ ettiği, ulaştırdığı şeylerdir.
            İtikâd, amel ve ahlâkta Peygamber Efendimiz'in tarif buyurduğu gibi olmaya çalışmalıyız. Dinimiz bizim için büyük bir nimet, şeref ve saadettir.

            CEMÂATLE NAMAZ
            Übeyy bin Ka'b (r.a.) şöyle nakleder: Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) bize sabah namazını kıldırdı ve: "Falan burada mı?" buyurdu. 'Hayır' dediler. 'Falan burada mı?' buyurdular. 'Hayır' dediler.
            Bunun üzerine şöyle buyurdular: "Yatsı ve sabah namazı, münafıklara en ağır gelen namazlardır. Bunlarda olan fazileti bilseydiniz, o namazlara, dizlerinin üzerinde emekleyerek de olsa gelirdiniz. Birinci saf meleklerin safı gibidir. Birinci safın faziletini bilseydiniz ona koşardınız.
            Bir kişinin diğer bir kişi ile cemaat olarak kıldığı namaz-(ın sevabı) tek başına kıldığı namazdan daha fazladır. Bir kişinin iki kişi ile beraber cemaat olarak kıldığı namaz bir kişi ile kıldığı namazdan daha faziletlidir. (Cemaat) çoğaldıkça bu Allâhü azze ve celleye daha sevimlidir.

            FIKRA

            Hoca kürsüye çıkar çıkmaz: "Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kısmı bilmiyoruz der Hoca:
            -"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner

            GÜNÜN SÖZÜ

            Bir devlet adamının kalbi kafasında olmalıdır. Napoleon

            YEMEK MENÜSÜ

            · Kağıt Kebabı
            · Pirinç Pilavı
            · Meyve
            · Puding

            ÇOCUĞUNUZA İSİM

            Erkek: UĞUREL: (Tür.) Er. - Eli uğurlu olan.
            Kız: TEVHİDE: (Ar.) Ka. - 1. Birkaç şeyi bir araya getirme. 2. Allah'ın birliğine inanma.

            MANİ

            Dağdan kestim kereste
            Kuş besledim kafeste
            Yârin hasta dediler
            Yetiştim son nefeste



            BİLMECE

            Hangi kaba su konmaz?

            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: 06 olduğundan

            Comment


            • 18 Şubat 2010

              Bugün 18 Şubat 2010 4 R.Evvel 1431 Şubat: 5 Kasım 103 Türkiye'nin NATO'ya Girişi (1952) - Fatih'in Tahta Çıkışı (1451)-Fırtına

              HADİS-İ ŞERİF

              Hz. Peygamber, çocuklara rastladığında, onlara selam verirdi. (Buhari).



              HARAMA DÜŞMEMEK İÇİN ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN UZAKLAŞMAK: VERÂ
              ...Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
              Allâhü Teâlâ şöyle buyurur: "Kulum! Sana farz kıldık­larımı edâ et ki, insanların en âbidi (çok ibâdet edeni) olasın. Sana yasakladıklarımdan uzak dur ki, insanların en verâlısı (harama düşmek korkusu ile şüpheli şey­lerden uzaklaşan) olasın. Sana verdiğim rızka kanâat et ki, insanların en zengini olasın."
              Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebû Hüreyre'ye (r.a.) şöyle bu­yurdu: "Verâ sahibi ol, insanların en âbidi (çok ibadet edeni) olursun."
              Hasan-ı Basrî (r.h.) şöyle buyurdu: "Zerre mikdarı verâ, onun bin katı (nafile) oruçtan ve namazdan daha hayırlıdır."
              Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Yarın (kıya­met gününde) Allah'ın meclisinde olacak olanlar, verâ ve zühd ehli olanlardır."
              Allâhü Teâlâ, Musa aleyhisselâma şöyle vahyetmiş-tir: "Bana yakınlaşan kullarım, verâdan daha üstün bir şeyle bana yakın olamazlar."
              Mârifetullah ehli bâzı âlimler buyurdular ki: "Şu on şeyi kendisine farz olarak görmeyen kimsenin verâ'ı tamam olmaz:
              1- Dilini gıybetten korumak,
              2- Alay etmekten kaçınmak,
              3- Sû-i zandan kaçınmak,
              4- Gözlerini harama kapamak,
              5- Sözü doğru olmak,
              6- Kendini beğenmiş olmamak için Allah'ın in'âm ve ihsanlarını düşünmek ve mülâhaza etmek,
              7- Malını hak yolda harcamak, bâtılda (boş yere) har­camamak,
              8-Kendisi için büyüklük ve üstünlük istememek,
              9- Namazlara devam etmek,
              10- Ehl-i sünnet ye'l-cemâat (îtikadı) üzere istikâmet (dosdoğru olmak) (İmâm-ı Rabbani, Mektubat 2/66)

              FIKRA

              Nasreddin Hoca iyi bir eğitim görmüştü Bölgenin en iyi okullarına gitmişti Bunu bilen ve okuma yazma bilmeyen bir komşusu bir gün Hoca’ya gelmiş:
              - “Hoca” demiş “Oğlum Konya’da Ona bir mektup yazar mısın?” Hoca da:
              - “Ben Konya’ya gidemem” demiş
              - “Sana, Konya’ya git demedim mektup yazmanı istedim” Hoca:
              - “Benim el yazımı benden başka kimse okuyamayacağında mektubu okumak için kendim gitmeliyim”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Bir dert atlatıldıktan sonra,insana bir kazanç olur. Goethe

              YEMEK MENÜSÜ
              · Beyaz Peynir, Domates
              · Fındık Ezmesi,Meyve Çayı
              · Mercimek Çorba

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: UKAB: (Ar.) Er. 1. Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. 2. Hz. Muhammed'in (s.a.s) (bayrak) sancaklarından birinin adı. 3. Nesir burcu, kartal takım yıldızı.
              Kız: TEVFİKA: (Ar.) Ka. - 1. Uydurma, uygun düşürme. 2. Başarıya ulaştırma. 3. Allah'ın yardımına kavuşma.

              MANİ

              Karşıda ala inek
              Tüyleri benek benek
              Hiç boğazımdan geçmiyor
              Yarsız yediğim yemek



              BİLMECE
              Elekle su nasıl taşınır?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Ayakkabıya

              Comment


              • 19 Şubat 2010

                Bugün 19 Şubat 2010 5 R.Evvel 1431 Şubat: 6 Kasım 104 İbrahim Ethem'in Vefatı (779)-Emir Timur'un vefatı (1406)- Çayırlı'nın kurtuluşu (1918)

                HADİS-İ ŞERİF

                Müslümanlar karşılaştıklarında, tokalaşır, birbirlerinin hal ve hatırlarını sorarlarsa, Allah onlara bu halde iken 100 rahmet indirir. Doksan dokuzu daha güler yüzle ve daha samimiyetle kardeşinin halini ve hatırını sorana, biri de diğerine verilir. (Taberani).



                ANNEYE HÜRMET
                Harise b. Numan, annesine çok iyilik yapan bir kişi idi.
                Resûlullâh (ş.a.v.) buyurdular ki: "Uyumuştum. Rü­yamda kendimi cennette gördüm. Kur'ân okuyan biri­sinin sesini duydum.
                'Bu kimdir?' diye sordum. 'Harise b. Numan' dediler.
                Sonra Resûlullâh (s.a.v.) "İyilik, budur işte, iyilik böyle olur." buyurdu.


                HALKIN SULTANLIĞINDAN NEFSİNİN SULTANLIĞINA
                Belh sultânı İbrahim bin Edhem, Tâbiî'nin büyüklerin­den, muhaddis ve evliyâullâhdan bir zâttır. Hicrî 161 senesinde vefat etti. (Kuddise sirruh)
                Bir gün, dükkânı yanmış, malı zayi olmuş bir adam gördü. Adam üzüntüsünden aklını kaybede yazmıştı. İbrahim bin Edhem ona şöyle buyurdu:
                "Ey Allah'ın kulu, muhakkak mal Allah'ın malıdır. Dile­yip verdi ve o dilediği zaman da elinden aldı. Onun tak-dîr buyurduğuna sabret. Böyle kendini paralama! Zira afiyet hâlindeki nimete yapılan teşekkürün mükemmel olması, belâ ve musîbet vaktinde sabretmek iledir. Kim şükrederse, ecrine nail olur, kim de (tevbeyi) erteler, geriye bırakırsa, mahrum ve pişman olur"
                Bazı sözlerinden:
                • Duanın kabul olunmasını istersen helalinden ye
                • Kalbi örten üç örtü vardır: ferah, hüzün ve sürür.
                • Eline geçen mal ile sevinirsen, yavaş yavaş hırsa düşersin.
                • Hırslı adam huzurdan mahrumdur. Kaybettiğine kederlenirsen kin ve nefret hissedersin. Nefret duyan in­san ise azap içindedir.
                • Medholunmak hoşuna giderse kendini beğenmeye başlarsın.
                • Kibir amellerin sevabını giderir.
                • Hayrın azı da büyüktür ve çoktur, şerrin de azı bü­yüktür ve çoktur.

                FIKRA

                Hoca bir gün vaaz vermek için kürsüye çıkmış Fakat olacak bu ya, aklına hiçbir şey gelmemiş Oturmuş, oturmuş, nihayet
                - “Ey cemaat size söylemek için aklıma bir şey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oğlu da kürsünün dibinde oturuyormuş Hemen ayağa kalkıp
                - “İlâhi baba, hiçbir şey aklına gelmiyorsa, kürsüden aşağı inmek de mi gelmiyor”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Bir çivi yüzünden bir nal,bir nal yüzünden bir at,bir at yüzünden de bir atlı gidiverir. Franklin

                YEMEK MENÜSÜ
                · Etli Pırasa
                · Makarna
                · Tatlı
                · Meyve

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: UKBE: (Ar.) Er. - Ashabın meşhurlarından: Ukbe b. Nafı.
                Kız: TEŞRİFE: (Ar.) Ka. - Şereflendirme, onurlandırma.

                MANİ

                Kuş kafese girmiyor
                Buna aklım ermiyor
                Hiç boşuna ah çekme
                Annem beni vermiyor



                BİLMECE
                Hangi kalemle yazı yazılmaz?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Su dondurularak.

                Comment


                • 20 Şubat 2010

                  Bugün 20 Şubat 2010 6 R.Evvel 1431 Şubat: 7 Kasım 105 I.Cemre'nin Havaya Düşmesi - Genç Osman'ın Katli (1622)-Mısır'da Melik Müeyyed Camii'nde hutbe Yavuz Sultan Selim adına okundu (1517)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Biriniz namaza durduğunda, rahmet ona yönelip gelir. (Ebu Davud).



                  ÂDÂB YOLCULUĞA ÇIKARKEN• Yolculuğa çıkan kimsenin iki rek'at namaz kılması müstehabdır. Zîrâ hadîs-i şerîfte: "Kişi sefere çıkacağı vakit ehline ve aile fertlerine yanlarında kılacağı iki rekat namazdan daha faziletli bir şey bırakmaz" buyuruldu.
                  • Yine yola çıkarken, üç kerre şu duayı okumalıdır: "Bismillâhi tevekkeltü alellâhi ve lâ havle ve lâ kuvve­ te illâ billâhil-aliyyil-azîym".
                  • Ahbaplarına ve arkadaşlarına veda etmelidir.
                  • Herhangi bir vasıtaya veya hayvana binerken ve inerken besmele çekmek ve "Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ inne rabbî legafûrün rahîm" okumak sün­nettir. Bir kimse, gemiye binerken bu âyeti kerimeyi okursa, emin olur, Duyurulmuştur.
                  • Kendisine salih bir arkadaş bulmak sünnettir. Arka­daşın hayırlısı, dört kişi olmasıdır. Hepsinin de sözleri bir olmalıdır, buyurulmuştur. Hadîs-i şerîfte: "Yolculuk esnasında üç kişi olursanız, aranızdan birinizi emir (reis) seçiniz", buyurulmuştur.
                  • Hatâ ile yanlış bir yola girerlerse, tanımadıkları bir kimsenin göstereceği yola gitmemelidir.
                  • Şir yere ayrı ayrı değil, topluca inmemelidir.
                  • Asayişi ve itikadı bozuk olan memlekete zarûretsiz girmemelidir.
                  • Geceleri görünen karaltıdan korkmamalıdır. Saha-be-i kiramdan Mücâhid (r.a.) Hazretleri buyurdular ki: "Geceleri, siyahlık görünce korkma! Zîrâ, senden fazla o şey korkar."
                  • Vatana dönüşte, eve girilirken kurban kesilmesi müstehaptır. Fahr-i Âlem Efendimiz, seferden döner ve Medine-i Münevvereye girerken bir deve kurban ederlerdi.
                  • Uzak yerden dönüşte, eve daha önceden haber göndermeli, gece habersiz gelinmemelidir. Yolculuktan dönerken evine -küçük de olsa- hediye götürmek müstehab görülmüştür.

                  FIKRA

                  Bir köy imamı Nasreddin Hoca’yı misafir olarak kabul eder Ev sahibi de ona şöyle söyler:
                  - “Beyim! Beyim! Siz yorgun musunuz, yoksa susuz musunuz? Karnı aç olan Hoca şöyle cevap verir:
                  - “Buraya gelmeden önce bir su kaynağının önünde uyumuştum da”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Bilgiyle dirilenler ölmez. Hz. Ali (r.a.)

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Biber Dolma
                  · Tepsi Böreği
                  · Yoğurt
                  · Çokoprens

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: UKNUM: (Ar.) Er. 1. Asıl, temel. 2. Hıristiyanlıktaki teslis inancını meydana getiren üç unsurdan her biri.
                  Kız: TEŞERRÜF: (Ar.). - Şereflenme, şeref bulma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                  MANİ

                  Ak tavuk aldın mı?
                  Kümese koymadın mı?
                  Kör olası gaynana
                  Sen gelin olmadın mı?



                  BİLMECE
                  Hangi gül kokmaz?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Kontrol kalemiyle

                  Comment


                  • 21 Şubat 2010

                    Bugün 21 Şubat 2010 7 R.Evvel 1431 Şubat: 8 Kasım 106 Malcolm X'in Şehadeti (1965) - Bayburt'un Kurtuluşu (1918)-Fırtına

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Çocuklarınızı şu 3 sevgiyle terbiye ediniz: Peygamberin sevgisi; Onun ehl-i beytinin sevgisi; Kur’an okumak (sevgisi). (Deylemi).



                    BORÇ VERMENİN FAZİLETİ
                    Büreyde (r.a.) demiştir ki: Bir kere Resûlullâh'ın (s.a.v.): "Kim ki, fakir bir borçlunun borcunu bolluğa ula­şıncaya kadar mühlet verirse, o kimseye mühlet verdiği her gün için borç mikdarı kadar sadaka sevabı vardır." buyurduğunu işittim. Sonra bir kere de Resûlullâh'ın (s.a.v.):
                    "Kim ki, borç verdiği fakirin borcuna bolluğa ulaşın­caya kadar mühlet verirse, o kimseye mühlet verdiği her gün için, borcun iki misli sadaka sevabı verilir." buyur­duğunu işittim. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem'e:
                    Yâ Resûlallâh! Fakir bir borçlunun borcuna verilen vadenin her günü için bir kere borcun bir misli, bir kere de borcun iki misli sevab verilir, buyurduğunuzu işittim, dedim. Resûlullâh (s.a.v.) :
                    "Her gün borcun bir misli sadaka sevabı verilmesi, borcun vâdesi geçmeden evvelki günlere aittir. Borcun vadesi geçip de alacaklının onu mühlet verdiği günler için de borcun iki misli sevab verilir." buyurdular.

                    İLMİHAL:.......................................... .... AMEL
                    îmânın kemâli, farz olan ameller iledir. Farz olan ameller Kelime-i Şehâdet'ten sonra her gün beş vakit namaz kılmak, Ramazân ayında her gün oruç tutmak, üzerinden bir yıl geçmiş malın zekâtını vermek ve gücü yeten kimse ömründe bir kere hacc etmektir.
                    İslâm işte bu beş şey üzerine bina olunmuş beş direkli bir çadıra benzer ki Kelime-i Şehâdet onun orta direği, namaz, oruç, zekât ve hacc diğer direkleri gibidir. Bunların aslı ve önde geleni ve Müslümanlığın alâmeti namazdır.
                    Onun için her bâliğ(ergen) ve akıllı olan Müslüman, imânın altı şartını belleyip inandıktan sonra namazın farzlarını ve vaciplerini öğrenerek beş vakit namaz kıl­mayı diğer işlerine tercîh etmeli ve evlâdına ve evlâdı hükmünde olanlara da yedi yaşına girdiklerinde öğret­melidir.

                    FIKRA

                    Hoca kırda dolaşırken bir deli çobana rastlar Çoban:
                    - “Sen Hoca mısın?” diye sorar Hoca:
                    - “Evet,” der
                    - “Sana bir şey sorsam bilir misin?”
                    - “Bilirim sor!” der
                    - “Bilmezsen sormayayım Zira kime sorduysam cevap veremedi”
                    - “Sor dedik ya” der
                    - “Her ay yeni ay çıkıyor, sonra incelip kayboluyor Sonra yine yenisi çıkıyor O eskilerini ne yapıyorlar?” - “Bu kadarcık şeyi bilemedin mi? Bir kısmını kırpıp kırpıp yıldız yaparlar, gökyüzü onlarla dolu Bir kısmını da uzatırlar şimşek yaparlar, yağmurlu ve fırtınalı günlerde kılıç gibi uzar, sen bunları hiç görmedin mi?” der
                    Çoban biraz düşünür ve daha sonra:
                    - “Aferin be, der Gerçekten tam bir Hocaymışsın Ben de öyle düşünüyordum”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir. La Bruyere

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Patates Haşlama
                    · Beyaz Peynir
                    · Yeşil Zeytin, Süt
                    · Arpa Şehriyeli Çorba

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: UKUL: (Ar.)Er. - Akıl, us.
                    Kız: TEŞERRU: (Ar.) - Şeriata göre davranma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Dam üstünde portakal
                    gitme asker burda kal
                    albaydan emir aldım
                    teskereni burdan al



                    BİLMECE
                    Hangi bağda üzüm yetişmez?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Virgül

                    Comment


                    • 22 Şubat 2010

                      Bugün 22 Şubat 2010 8 R.Evvel 1431 Şubat: 9 Kasım 107 İbn-i Haldun'un Vefatı (1406)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Ölümü çok zikredin. Zenginlik anında ölümü hatırlarsanız, bu (zenginliğin vereceği azgınlık ve şımarıklığı) yıkar. Fakirlik anında hatırlarsanız, bu, (halinizden şikayeti önler) elinizdekine kanaat etmenize sebep olur. (İbn-i Ebi’d-Dünya)



                      AKAİD: SEVÂD-I A'ZAM: EHL-İ SÜNNET VE CEMÂAT
                      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
                      • Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir." 'O hangi fırkadır, yâ Resûlallâh?' diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Benim ve ashabımın yolunda olanlardır." buyurdular.
                      • Ümmetim dalâlet üzerine toplanmazlar. Şayet bir ih­tilâf görürseniz, sevâd-ı a'zam(ehl-i sünnet ve cemâat) a sıkıca sarılınız.
                      İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdular ki:
                      Ey necib ve bahtiyar evlâdım! İnsanın inancını, kurtulu­şa erecek olan fırkanın (ehl-i sünnet ve cemâatin) gö­rüşlerine uygun olarak tashih etmesi, düzeltmesi lâzımdır. Bu Fırka-i Naciye; ehli sünnet ve cemâat (rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn) üzere olan fırkadır ki onlar sevâd-ı a'zam ve pek kalabalık bir cemâatdir. Akâid bu şekilde tashîh edilirse uhrevî ve ebedî kurtuluş tasavvur olunur.
                      Kötü (bozuk) itikat -ki bu ehli sünnet ye cemaata uy­mayan inançlardır- öldürücü zehirdir ve ebedî ölüme ve azaba götürür. Amelde müdâhene (iki yüzlülük) ve ih­mâlin mağfiret edilmesi ümid olunur. Ancak i'tikatda mü­dâhene de mağfirete ihtimâl bile yoktur. Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Doğrusu Allah kendine şirk ko­şulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur." (Nisa Sûresi, Âyet 48)

                      MEDENÎLERE (!) İTHAF
                      Kanunî Sultan Süleyman'ın 1538 târihine tesadüf eden Boğdan Seferi'nde 29 Ağustos Perşembe günü iki asker bir ev yakma suçundan dolayı idam edilmiştir.
                      O zamanki kanuna göre sefer hâlinde bir ordu; düş­man bir memlekette bile, ahâlinin canına, malına, mül­küne ve hattâ tarlasındaki ekinine bile tecâvüz edeme­yecek kadar sıkı bir düzen altında bulundurulurdu.

                      FIKRA

                      Bir devirde Nasreddin Hoca büyük bir para sıkıntısına düşmüş Ne yapsın? Başlamış gece gündüz evinde yüksek sesle dua etmeye:
                      - “Yarabbim, bana yüz altın ver! Doksan dokuz olursa asla kabul etmem” Onun durmadan böyle dua ettiğini duyan zengin bir komşusu merak etmiş Yanına doksan dokuz altın alarak görünmeden Hoca’nın d***** çıkmış Tam Hoca aynı duayı sayıklarken başlamış bacasından teker tekerk altınları atmaya Hoca, bacasından altın yağmaya başladığını görünce, Allah’ın nihayet duasını kabul ettiğine inanarak koşmuş Başlamış altınları toplamağa Bir taraftan da sayarmış Altınların sayısı doksan dokuz olunca:
                      - “Buna da şükür Allah’ım! Varsın doksan dokuz olsun! Diyerek altınları cebine indirmiş” Bacanın tepesinde bu işin sonunu bekleyen zengin komşu hemen telâşlanmış Yukarıdan seslenmiş:
                      - “Hoca! Hoca! Hani altınlar doksan dokuz olursa kabul etmeyecektin! Oldu mu ya!” Hoca pişkin bir tavırla şöyle cevap verir:
                      - “Doksan dokuz altını veren Allah, elbette birini de verir”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Bilgisiz bir kimse savaş davuluna benzer, sesi çok, içi boştur. Sadi

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · DÜĞÜN ÇORBA
                      · ETLİ BEZELYE
                      . BULGUR PİLAVI
                      · CACIK

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ULAÇ: (Tür.) Er. - Bağlayan, bağlayıcı. Sınır.
                      Kız: TESRİYE: (Ar.) Ka. - Sıkıntıyı, gamı, kederi yok etme.

                      MANİBostanlarda fasulye
                      Anam gitti gezmeye
                      Ben anamdan örendim
                      İnce boncuk çizmeye



                      BİLMECE
                      En kestirme yol hangisidir?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Ayakkabı bağında

                      Comment


                      • 23 Şubat 2010

                        Bugün 23 Şubat 2010 9 R.Evvel 1431 Şubat: 10 Kasım 108 Metin Yüksel'in Şehadeti (1979)-Peygamberimiz (s.a.v.)'in Veda Hutbesi'ni iradı (632)-Ardahan'ın kurtuluşu (1918)-Fırtına

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Biriniz bir müslüman kardeşinde bir dert gördüğünde, kendisini o derde uğratmadığı için Allah’a şükretsin. Fakat bu şükrünü, açıktan yapıp ta dertli kimseye duyurmasın. (İbn-i Neccar).



                        PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED MUSTAFÂ (S.A.V)
                        Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 571 yılında Mekke'de doğdu, babası Kureyş kabilesinden Abdulmuttalib'in oğlu Abdullah'tır. Annesi Medineli Vehb'in kızı Âmine'dir. Pey­gamber Efendimiz (s.a.v.) ana karnında iken babası Medi­ne'de vefat etti. Altı yaşına geldiğinde annesi, sekiz yaşına girdiğinde de dedesi dünyâdan göçtüler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) amcası Ebû Tâlib'in evinde büyüdüler. Yemen ve Şam taraflarına ticâret için gidip geldiler. Yirmi beş yaşında iken Hatîce validemizle evlendi. Ondan iki oğlu, dört kızı olup kızı Fâtıma (r.anha) hariç diğerleri Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sağlığında vefat ettiler.
                        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kırk yaşına vardığında, Cenâb-ı Hakk'ın emriyle Cebrail aleyhisselâm geldi ve ilk vahyi getirdi. Bütün insanları ve cinleri Müslümanlığa davet etmesini emretti.
                        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) on üç sene Mekke'de insanları İslâm dinine davetle meşgul oldu. Mekke zenginlerinin çokları îmân etmediler. Allâhü Teâlâ düş-manlıkların, eziyetlerin çoğaldığı sırada îmân edenlerle birlikte Medine şehrine hicret etmelerini emretti. Evvel­ce birçoğu Müslüman olan Medine ahâlisi sevindiler. Şenlikler yaparak Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) karşı­ladılar. Mekke'den göç edip gelen 'Muhacir' kardeşle­rine, muhterem müsâfirlerine o kadar izzet ve ikramda bulundular ki kıyamete kadar unutulmayacaklardır.
                        Medine'de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) on sene ya­şadı. Şehir iman nuruyla doldu, taştı. Müslümanlığı dün­yâya yaymak için Efendimiz ve Ashabı on sene içinde altmış defaya yakın asker çıkardılar. Yirmi yedisinde Pey­gamber Efendimiz (s.a.v.) de bulundu. Bazılarında büyük harpler oldu. Mekke, Jâif fetholdu. Bütün Arabistan'dan küfür, şirk, zulüm, cehalet kaldırıldı. Herkes malından, ha­yatından, yerinden emîn oldu.
                        Kur'ân'ımız tamamlanıp, dînimiz kemâle erdi. Peygam­ber Efendimiz de (s.a.v.) altmış üç yaşında Medine'de âhi-rete intikal ettiler. Yattığı oda içinde defnolundu. Medine'de yeşil kubbe altında kabr-i şerifinde diridir, Ravza-i Mutahha-rası kıyamete kadar Müslümanların ziyâretgâhı olacaktır.


                        FIKRA

                        Nasreddin Hoca’yı siyah cübbe giymiş halde gören biri sorar:
                        - “Hayrola Hocam cenaze mi var?” Hoca:
                        - “Cenaze yok ama ben hazırlıklı olayım dedim”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Yusuf Has Hacip

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · EZOGELİN ÇORBA
                        · PÜRELİ ET KIZARTMA
                        · PİRİNÇ PİLAVI
                        · YOĞURT

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ULAÇHAN: (Tür.) Er. - Sınır hanı.
                        Kız: TESRİR: (Ar.) - Sevindirme, sevindirilme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Koyunum var karaman
                        Gaybolursa araman
                        Ben bir reçber kızıyım
                        Şehirliye yaraman



                        BİLMECE
                        Avukatlar niçin kadın gibi uzun elbise giyerler?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Bilinen yol

                        Comment


                        • 24 Şubat 2010

                          Bugün 24 Şubat 2010 10 R.Evvel 1431 Şubat: 11 Kasım 109 Trabzon'un Kurtuluşu (1918)-Yarın akşam mübarek Mevlid Kandili-İbn-i Batuta'nın vefatı (1369)-Cem Sultan'ın vefatı (1495)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Kim ki, can boğaza gelmeden (sekerata girmeden) önce Allah’a tövbe ederse, Allah bu pişmanlığı da kabul eder. (Hakim).



                          MEVIZA: PEYGAMBERİMİZİN TEVAZUU
                          Resûlullah (s.a.v.) bir yolculukta idi. Ashabına bir ko­yunu kesip temizlemelerini emretti. Birisi: Yâ Resûlal-lâh! Boğazlamayı ben yaparım, dedi. Bir başkası: Yâ Resûlallâh! Yüzmeyi ben yaparım, dedi. Bir başkası da: Yâ Resûlallâh! Pişirmeyi de ben yaparım, dedi.
                          Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Odun toplamayı da ben yaparım," buyurdu. Ashâb-ı Kiram: Yâ Resûlallâh! İşi yapmak için biz yeterliyiz, dediler. Fahr-i Kâinat Efen­dimiz (s.a.v.): "Sizin yeterli olduğunuzu ben de biliyorum, fakat kendimi sizin üstünüzde tutmak bana hoş gelmez.
                          Çünkü Allah Sübhânehû ye Teâlâ Hazretleri kulunun arkadaşları arasında kendisini üstün tutmasını kerih (çirkin) görür." buyurdu.

                          VELÂDET (MEVLİD) KANDİLİ
                          Yarın akşam, Peygamberimiz Hazret-i Muhammed
                          Mustafâ'nın (s.a.v.) âlemleri şereflendirdiği Velâdet Kandili'dir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Rebîulevvel ayının 12'nci gecesinde kâinatı teşrîf etmişlerdir. Bu îtibârla bu ayın 12'nci gecesi hicrî senenin ilk kandilidir. Yarın akşam, Peygamberimiz (s.a.v.)'in dünyâyı teşrif­lerinin kamerî 1483, şemsî yılla 1439. yılını idrâk ede­ceğiz. İki cihan güneşi Efendimiz bu ayın 12'nci Pazar­tesi gecesi kâinatı teşrif etmişlerdir.
                          Bu ay içerisinde mümkün olduğu kadar salât ü selâm getirmeli; Salat-ı Nariye, Salât-ı Münciye veya Salât-ı Fethiye okumaya çalışmalıdır. Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için bir tesbîh namazı kılmalı, bir de Hatm-i Enbiyâ yapmalıdır. Teşbih namazına şu şekilde niyet edilir: "Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-yı şerîfin için tesbîh namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nura gark ettiğin Habîbin, başımızın tacı Resûl-i Zî-şân Efendimiz'in hürmetine ve bu gecedeki esrarın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâ­hîne mazhar eyle." Allâhü Ekber, diyerek namaza baş­lanır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                          FIKRA

                          Hoca, namaz kıldırıp vaaz vermek ve biraz para elde etmek için üç günlük uzaklıktaki bir köye gitmiş, bir ağanın evine konuk olmuş Ağa, Hoca’ya bir şey okutmuş, sonra aynı şeyi kendisi okumuş Hoca’ya bir satır yazı yazdırmış, altına aynı yazıyı kendi de yazmış Sonra demiş ki:
                          - “Gördün ya, sen okudun, ben de okudum Sen yazdın, ben de yazdım Sana ne hacet, aramızda ne fark var?” Hoca:
                          - “Dur demiş, aramızda büyük bir fark var”: Ben üç günlük yolu, yarı aç ve yaya geldim, sense burada rahat huzur içinde yan gelip yatıyorsun

                          GÜNÜN SÖZÜ
                          Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir. Honore De Balzac

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · SEBZE ÇORBA
                          · İZMİR KÖFTE
                          · PEYNİRLİ MAKARNA
                          · SALATA

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ULU: (Tür.) Er. 1. Erdemleri bakımından çok büyük, yüce. 2. Zengin, saygın.
                          Kız: TESNİM: (Ar.) Ka. - Cennet suyu, cennetteki ırmaklardan birinin adı.

                          MANİ

                          Dere boyu gidelim
                          Koyun kuzu güdelim
                          Sennen beni görmüşler
                          İnkâr bayrım edelim



                          BİLMECE
                          Tüfek, makineli tüfeğe ne demiş?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Çok konuştukları için

                          Comment


                          • 25 Şubat 2010

                            Bugün 25 Şubat 2010 11 R.Evvel 1431 Şubat: 12 Kasım 110 Rusların Osmanlılara Karşı Savaş İlan Etmesi (1711)-Bu akşam mübarek Veladet Kandili
                            HADİS-İ ŞERİF

                            İyilik yapmak (herkesin harcı değildir) ancak dinine bağlı, hareketleri soylu ve yumuşak huylu kimselere kolay gelir. (Taberani).



                            RESÛLULLAH EFENDİMİZİ VE VÂRİSLERİNİ SEVMEKİnsanlara doğru yolu göstermek için Rabb'imiz tara­fından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve merte­bece en yükseği Resûlullah Efendimiz (s.a.v.)'dir.
                            Bizlere insanlığı, iyiyi kötüyü, helâli haramı öğreten, Müslümanlığı telkin eden, dünyâ ve âhiret saadetlerini bildiren, îmân nurunu kalbimizde yakan, Kur'ân nurunu kalbimize akıtan, bizi küfür ve. cehalet zulmetlerinden kurtaran Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dir.
                            Allah'ımızdan sonra Peygamber Efendimiz'i ana ba­bamızdan, eşimizden, evlâtlarımızdan^ akrabalarımız­dan, canımızdan daha çok sevmeliyiz. Alemlere rahmet olan Sevgili Efendimiz olmasaydı İslâm dininin bütün bu güzelliklerinden mahrum kalır, câhiliyet devrindeki in­sanlardan farkımız olmazdı. Mevlâ'ya hamd olsun, aziz dinimiz ve sevgili Peygamberimiz sayesinde bu cahil­liklerden kurtulmuşuz.
                            Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) dâima hürmetle yâd etmeli, mübarek ismi söylenildiğinde salât ve selâm okumalıyız. Peygamberimiz, Mevlâ'nın izniyle ziyare­tine gelenleri bilir. Namaz kılanları ve selâm verenleri görür, selâmet ve saadetlerine duâ eder.
                            İslâm dininin yayılmasında, bizlere kadar ulaşmasın­da Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) mallarıyla, canla­rıyla, evlâtlarıyla yardım eden Resûlullâh'm Ashabını ve Ehl-i Beytini sevmeli, onlara hürmet edip onları hayır ile anmalı, her birinin ismi arkasından 'Radıyallahü anh; Allah ondan razı olsun.' demeliyiz.
                            Dinimizi, kitabımızı doğru olarak bizlere ulaştıran imamlarımızı, müstenitlerimizi, evliyaları, din uğrunda çalışan âlimlerimizi de sevmeli ve onları hürmet ve rah­metle yâd etmeliyiz.
                            BEYİT:
                            Sâkin-i dergeh-i teslîm-i rızâ ol dâîm
                            Ber-murâd itmeğe hizmetde mukîm isterler. (Ruhî)
                            Dâima, rızâyı teslim dergâhının sakini ol. Murada erdir­mek için hizmette duranı isterler.

                            FIKRA

                            Hoca, abdest alırken suyu bitmiş Bunun için tek ayağını yıkayamamış
                            Namaz esnasında tek ayağı üzerinde duruyormuş
                            - Hoca, neden tek ayak üzerinde duruyorsun? Diye sormuşlar Hoca şöyle cevap vermiş:
                            - Bu ayak abdestli değildir

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Bilgi insanı kuşkudan,iyilik acı çekmekten,kararlı olmak da korkudan kurtarır. Konfüçyüs

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · YAYLA ÇORBA
                            · KURU KÖFTE+PAT.KIZ
                            · FASULYE PİYAZI
                            · KAKAOLU SUP

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ULUALP: (Tür.) Er. - Çok erdemli, yüce yiğit.
                            Kız: TESLİYE: (Ar.) Ka. - Teselli verme, avutma.

                            MANİ

                            Ak koyun kuzusuna
                            Gün tutmuş postusuna
                            Ne desen de ağlasam
                            Arnımın yazısına



                            BİLMECE
                            Hiç hareket etmeden neyimizi değiştirebiliriz?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Amma gevezesin be kardeşim

                            Comment


                            • 26 Şubat 2010

                              Bugün 26 Şubat 2010 12 R.Evvel 1431 Şubat: 13 Kasım 111 II.Osman'ın Tahta Çıkışı (1618)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Baba cennetin orta kapısıdır.(Tirmizi).



                              EBU'L-HASAN EL- HARAKÂNÎ (K.S.)
                              Silsile-i Sâdâtın altıncı halkası Ali bin Ca'fer'in (k.s.) künyesi Ebü'l-Hasan'dır. Bestâm'ın Harakân köyüne nisbetle 'Harakânî' denmiştir.
                              Tarîkat-i aliyyeyi Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri'nin rû-hâniyyetinden almış ve zamanının ferîdi (eşsiz bir âlimi) olmuştur. Ebû Yezîd Bestâmî'nin (k.s.) türbesini ayakta ziyaret ederdi. Ziyareti tamamlayınca Ebû Yezîd Bes­tâmî'nin (k.s.) türbesine arkasını asla dönmeden ayrılır­dı. Yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kılardı. Talebelerinden Abdullah Ensâri (k.s.) buyurdu ki: "Hadîs ve din ilimlerinde birçok hocam vardır. Fakat tarikatta şeyhim Ebu'l-Hasan el-Harakânî'dir. Ben onu tanımamış olsaydım hakîkati bilemezdim."
                              Bir gün sultan Mahmud Gaznevî (r.h.) ziyaretine gel­di. Sohbette 'Şeyhin Bâyezid-i Bestâmî nasıl bir zât idi?' diye' sordu. Şeyh, 'Ona tabî olanlar hidâyete kavuşur, onu görenler saadete ulaşır.' dedi. Sultan, 'Bu nasıl olur? Ebû Cehil Peygamber Efendimizi çok defa gördü. Fakat küfürden kurtulamadı?' dedi.
                              Ebu'l-Hasan el-Harakânî Hazretleri şöyle cevap verdi: Ebû Cehil onu Allâhü Teâlâ'nın Peygamberi ola­rak değil, Abdullah'ın oğlu Muhammed olarak gördü. Eğer Allah'ın Resulü olarak görseydi, küfürden kurtulur, saadete kavuşurdu. Bunun alâmeti de şu âyeti kerîme­dir: -meâlen- "...Ve onları sana bakar görürsün, halbuki onlar göremezler." (A'raf-198) Kafa gözüyle bakmak bu saadete nail eylemez. Ancak kalb gözüyle bakıp tam bir bağlılık ile tabî olmakla bu saadete ulaşılır.
                              Buyurdular ki: "Dünyada âlimler ve ibâdet eden kullar çoktur. Fakat Allah'ın razı olacağı şeyle ak­şamlayıp yine onun razı olduğu şeyle sabahlamaları îcâb eder."
                              H 424 yılının Âşûrâ günü (M. 1033) 73 yaşında iken vefat etti. Kars'ın Kaleiçi mahallesindeki kabr-i şerifleri ziyâretgâhtır. (Kuddise Sirruh)


                              FIKRA

                              Hoca Nasreddin çift sürerken boyunduruğun kayışı kopar Hoca derhal başından sarığını çıkarıp kayışı yerine bağlar Kısa bir zaman sonra tülbent de dayanamayıp kopar Hoca tülbende hitap ederek:
                              -"Sen de gör, zavallı kayış ne bela çekermiş" der

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. Terry

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · MERCİMEK ÇORBA
                              · MANTI
                              · Z.Y.TAZE FASULYE
                              · MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ULUANT: (Tür.) Er. - Kutsal, büyük yemin.
                              Kız: TERİM: (Tür.) - Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Tren gelir öterek
                              Kömürünü dökerek
                              Ben anamdan ayrıldım
                              Gözüm yaşım dökerek



                              BİLMECE
                              Hiç kimsenin okuyamadığı yazı hangisidir?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Düşüncemizi

                              Comment


                              • 27 Şubat 2010

                                Bugün 27 Şubat 2010 13 R.Evvel 1431 Şubat: 14 Kasım 112 Çaykara'nın Kurtuluşu (1918) - II.Cemre'nin Suya Düşmesi-Şeyhülislam Yahya Efendi'nin vefatı (1644)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir. Birlikte yürüdüğünde, sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında, (en doğru ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik düşünmez) sana kazanç sağlar. O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa) faydadan ibarettir. (Ebu Nuaym)



                                TEHLİKELİ SÖZLER
                                Dört mezhebin imamları, Müslümanları dinden çıka­racak hususlardan sakındırmışlar; kitablarında Müslümâ-nın dînine zarar verecek inanç, fiil ve sözlerin "bütün sâlih amellerin sevabını mahvetmek, iki taraftan birinin söy­lemesi hâlinde nikâhı gidermek" gibi netîce ve hükümle­rini bildirmişlerdir. Bu sebeple Müslüman, ağzından çıkan her söz ve kalbiyle rızâ verdiği her hususun mânâsını iyi düşünmeli; hele dînî meselelerde mânâsını düşünmeden ve bilmeden katiyen söz söylememelidir.
                                İslâm dîninde "Allâhü Teâlâ'ya, meleklere, kitaplara, pey­gamberlere, âhiret gününe, kaza ve kadere" îmân etmek birer esâstır. Ehl-i sünnet i'tikâdı üzere bunlara nasıl inanı­lacağı ilmihâl ve akâid kitablarından öğrenilip öylece inan­mak lâzımdır. Bunlardan her hangi bir şeyi inkâr etmek, yahut inkâr için söylenenlere kalben de olsa rızâ göstermek -Allah saklasın- insanı derhâl dinden mahrum bırakır.
                                İslâm'ın şartlarından birinin farz olduğunu inkâr etmek de kişiyi îmân dâiresinden çıkarır. Mütevâtir (yalan üze­rinde birleşmeleri mümkün olmayan topluluğun haberi) olarak sabit olan dînî bir hükmü inkâr etmek de böyledir. Meselâ erkeğin ipek elbise giymesi haram değildir de­mek veya vitir namazını ve kurbanı inkâr etmek gibi.
                                Kurân-ı Kerîm'in -bir âyetini bile olsa- inkâr etmek, "Kurân-ı Kerîm muharreftir; hâşa bozulmuştur.", "îlâhî değildir.", yahut "Cebrâîl onu yanlış zâta getirdi." demek veya Kur'ân-ı kerîmde bildirilen kıssa (Allah'ın bildirdiği vak'a)ları inkâr etmek küfürdür.
                                Resûlullâh'ın mütevâtir hadîs-i şerîflerini inkâr etmek, onu kötülemek veya kötülenmesine kalben razı olmak, onu (s.a.v.) sevmediğini söylemek de küfürdür.
                                Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'e ye diğer Ashâb-ı kirama sövmek de küfrü îcâb ettirir. Zîrâ İslâm dîni bize onlardan ulaşmıştır.
                                İslâm'ın mukaddesatının tahkîr- (hakaret) edilmesine kalbiyle rızâ göstermek de küfrü îcâb ettirir.
                                Kalbine küfrü îcâb eder şey gelir de onu söylemez ise îmâna zarar vermez.

                                FIKRA

                                Bir gün, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, Hoca da evinin penceresinde oturarak sokağı seyrediyormuş Bir ara dostlarından birini, cüppesinin eteklerini beline dola***** koşa koşa evine giderken görmüş ve pencereyi açarak seslenmiş:
                                - “İnan olsun ki çok ayıp! Senin gibi aklı başında, olgun bir adam, Allah’ın rahmetinden kaçar mı?”
                                İçinden Hoca’ya hak veren adamcağız, bu sefer ağır ağır yürümeye başlamış; fakat tepeden tırnağa ıslanmış olarak evine varınca, Hoca’nın oyununa uğradığını anlamış Günün birinde Hoca yolda yağmura tutulmuş; koşar adım evine yönelmiş Birkaç gün önce kendisiyle alay ettiği ahbabının evi önünden geçerken adamcağız “taşı gediğine koymanın tam zamanı” diyerek, evin penceresinden Hoca’ya bağırmış:
                                - “Hocam, Hocam, Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun, ayıp değil mi sana?” Hoca, hiç istifini bozmadan koşmaya devam ederek şu cevabı vermiş:
                                - “Hay anlayışsız, hay! Ben rahmetten kaçmıyorum; tam tersine yere düşen rahmetleri çiğnememek için koşuyorum! “

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. Brigitte

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · Şehriye Çorba
                                · Mantar Soslu Tavuk Biftek
                                · Pirinç Pilavı
                                · Salata

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ULUBAŞ: (Tür.) Er. - Yüce, saygın kimse.
                                Kız: TEREN: (Fars.) Ka. - Nesteren denen gül.

                                MANİ

                                Tut yedim duttu beni
                                Yârim unuttu beni
                                Yarı yola varmadan
                                Hıçkırık tuttu beni



                                BİLMECE
                                Kadınla radyo arasında ne benzerlik vardır?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Alın yazısı

                                Comment

                                Working...
                                X