fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 30 Ocak 2010

    Bugün 30 Nisan 2010 16 C.Evvel 1431 Nisan: 17 Kasım 174 Muş'un Kurtuluşu (1917)-Gazneli Mahmud'un vefatı (1030)

    HADİS-İ ŞERİF

    Hastayı ziyaret için bir mil de olsa yürü. İki kişinin arasını düzeltmek (barıştırmak) için iki mil de olsa yürü. Allah için dost edindiğin birini ziyaret etmekiçin 3 mil de olsa yürü. (İbn-i Ebi’d-Dünya).



    "...RABB'İN KULLARA ZULMEDİCİ DEĞİLDİR"
    "Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı." (Sâf-fât, 96) mealindeki âyet-i kerîmede buyurulduğu üzere hayrın ve şerrin yaratıcısı Allâhü Teâlâ'dır. Ancak hayrı râzî olduğu ve şerri râzî olmadığı hâlde halk eder. Ehl-i sünnet ve cemâat ve bütün ehlullâhın itikadı böyledir.
    Hâşâ, Cenâb-ı Hakk zulümden münezzeh ve müber-râdır. Âyet-i celîlede meâlen: "İyi iş yapan kendine, kötü yapan yine kendinedir, yoksa Rabb'in kullara zulümkâr değildir." (Fussilet, 46) buyuruldu.
    Kula lâzım olan, ihlâslı olarak Rabb'ini hoşnut edecek ameller işlemeye gayret etmek; efendisinin emrini tutup ve yasakladıklarından geri durarak rızâsında bulunma­ğa çalışmaktır. Efendisi diler âzâd etsin ve diler etmesin. Bu hususu ona bırakıp rızâsını gözetmektir. Çünkü kaza ve kader sırrı, kullara göre meçhuldür.
    Her bir işte sebep ve şarta yapışmak lâzımdır. Zîrâ ezelden ebede olacakların yazılı olduğu levh-i mahfuz değişir. Nitekim Kurân-ı kerîmde (meâlen):
    "Allâhü Teâlâ dilediğini siler ve sabit bırakır ve bütün kitapların aslı, onun nezdindedir." (Ra'd, 39) ve "...Şüphe yok ki, iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, güzelce düşünenler için iyi bir öğüttür." (Hûd, 114) buyuruldu.
    Resûlullâh Efendimizin, "Sadaka belâları defeder ve ömrü uzatır." gibi hadîs-i şerîflerinde sebeplere te­şebbüs için teşvik çoktur.
    Ancak arzu edilen olsun yahut olmasın; şükredip ta­mamen elde edilmiş gibi yine razı olup neden, niçin diye sormaktan geri durmak lâzımdır. Zîrâ Âyet-i Kerîme'de "Allâhü Teâlâ yapacağından sual olunmaz, onlar ise suâl olunurlar." (Enbiyâ, 23) buyurulduğu üzere tam teslimiyet bulunmamış olur. Kula her vakit tam teslimi­yet ile Hakka teslim olmak lâzımdır.

    FIKRA

    Nasreddin Hoca'ya bir gün:
    - “Karın aklını kaybetti” demişler Hoca düşünmeye başlamış
    - “Ne düşünüyorsun hocam?” diye sormuşlar
    - “Bizim karının aklı zaten yoktu ki, kaybetsin Acaba başka bir şey mi kaybetti diye düşünüyorum”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Düşünme zihnin işi, hayal ise zevkidir. Düşünme yerine hayal etmek, zehiri besinden ayırt edememektir. Victor Hugo

    YEMEK MENÜSÜ
    · Yoğ.Erişte Çorba
    · Kuru fasulye
    · Tel şeh pilav
    · K. Turşu

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: UZTEKİN: (Tür.) Er. - Uz - tekin.
    Kız: TALİBE: (Ar.) Ka. 1. Talep eden arayan, isteyen; istekli. 2. Alıcı müşteri. 3. Medrese talebesi, talebe. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.

    MANİ

    Köprü altında kuzu
    Kıvrım kıvrım boynuzu
    Sen koyun ol ben kuzu
    Ayıralım şu kızı



    BİLMECE
    -Aykut gol atamayınca ne der?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Fırıldak (fırıl duck)

    Comment


    • 1 Mayıs 2010

      Bugün 1 Mayıs 2010 17 C.Evvel 1431 Nisan: 18 Kasım 175 Manisa'nın Fethi (1390) -TRT'nin kuruluşu (1964)

      HADİS-İ ŞERİF

      Kul namaza durduğunda rükua gidinceye kadar hayır onun başı üzerine saçılır. Rükuda iken secdeye varıncaya kadar, Allah’ın rahmeti onu kaplar. Secde ettiğinde ise, Allah’a manen yaklaşır. Ve onun rahmet nazarını kendine çevirir. (Said bin Masur).



      ÖYLE KİMSELER VARDİR Kİ...
      Ebû Hureyre (r.a.) buyurdular ki: Biz Resûlullâh'ın (s.a.v.) yanında otururken Cuma Sûresi nazil oldu Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bu sûrenin "(O peygamberi Allah) ümmî (Arap) lardan başka bütün ümmetlere de gönderdi ki onlar henüz bunlara ulaşmadılar (ilerde ulaşacaklar.) mealindeki (Cum'a Sûresi'nin 3.) âyetini okuyunca:
      "Yâ Resûlallâh! Biz Ashabına yetişmeyen kimseler kimlerdir?" diye soruldu. Resûlullah (s.a.v.) cevap vermedi. Suâli soran üç defa tekrar etti. Aramızda Selman-ı Fârisî'de (r.a.) vardı. Resûlullah (s.a.v.) mübarek elini Selmân'ın üzerine koydu. Sonra: "Şunlardan öyle kimseler vardır ki, îman Süreyya (yıldızının) katında olsa muhakkak ona yetişir, bulur." buyurdu.

      BİŞR-İ HÂFÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN

      Horasan'ın Merv şehrinde ve Bağdat'ta yaşayan bü-vük velilerden ve zamanının muhaddis(hadis âlimlerinden Bişr-i Hâfî (k.s.) (v. H.227) Hazretleri Allah'ın kendisine fazlını ve ikramını şöyle anlattı:
      Başıboş dolaşan bir adam idim. Bir gün yolda giderken bir kâğıt gördüm. Onu aldım baktım, bir de ne göreyim, kâğıtta besmele-i şerîfe yazılıydı. Onu temizledim ve cebime koydum. Yanımda da sadece iki dirhemim vardı. Başka da param yoktu. Attara gittim ve o iki dirhemle misk kokusu aldım ve besmele yazılı kâğıda sürdüm O qece rüyamda bana "Ey Bişr! Bizim ismimizi yoldan kaldırdın ve güzel kokular sürdün. Biz de senin ismini dünyâda ve âhirette yüceltip güzelleştireceğiz." denildi. İşte (Allah'ın fazlından ve ikramından) ne olduysa bundan sonra oldu. Bişr-i Hâfî Hazretleri buyurdular ki:
      • Akıllı kimse, hayrı ve şerri bilen değil, hayrı gördüğü zaman uyan, şerri gördüğü zaman sakınan kimsedir.
      • İşlerin en çirkini âhiret ameliyle dünyâyı istemektir.
      • Günâhlarını gizlediğin gibi iyiliklerini de gizle.
      • Dünyâ sıkıntısından dolayı üzülüyorsan, ölümü hatırla. Çünkü o dünyâ sıkıntısını giderir.

      FIKRA

      Temel’e “Hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu?” diye sormuşlar. “Kocasinun ölmesinu pekleyrum!..” demiş.

      GÜNÜN SÖZÜ

      İnsan diliyle değil,yaptığı işlerle konuşmalı. Stehr

      YEMEK MENÜSÜ

      · SEBZELİ KÖFTE
      · T.Y.ERİŞTE
      · M.SALATA
      · MEYVE

      ÇOCUĞUNUZA İSİM

      Erkek: ÜBEY: (Ar.) Er. - Sahabedendir. Übey b. Ka'b.
      Kız: SEVAL: (Tür.) Ka. - Severek al, hep sev.



      MANİ

      Yüklensin arabalar
      Seksen okka çuvallar
      Fındık hazır olunca
      Şenlensin çarşı pazar

      BİLMECE

      -En şişman kız kimdir?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Cevap: I couldn't.

      Comment


      • 2 Mayıs 2010

        Bugün 2 Mayıs 2010 18 C.Evvel 1431 Nisan: 19 Kasım 176 Çankırı'lı O. Nuri Efendi'nin Vefatı (1338)-Abdurrahman Nureddin Paşa sadrazam oldu (1882)

        HADİS-İ ŞERİF

        İnsan yasaklanan şeylere karşı hırslıdır, aç gözlüdür. (Deylemi).



        HUŞU İLE NAMAZ
        Mü'minin mîrâcı olan tam bir taharet ve iyi bir abdest-ten sonra namazı kılmaya niyet etmesi îcâb eder.
        Farzları cemâatle kılmaya ehemmiyet göstermek, hattâ iftitâh tekbirini imamla beraber almayı hiç terk etmemek lâzımdır. Keza namazları müstehap vaktinde kılmak ve kıraatte sünnet olan miktara riâyet etmek lâzımdır.
        Rükû ve secdede ta'dil-i erkan; azaların sükûnet bulması muhakkak surette lâzımdır... Kavmede (rükûdan doğrulduk­tan sonraki kıyamda) her âzâ yerine dönüp karar kılacak şekilde tam olarak kalkıp doğrulmak îcâp eder ve azaların sükûnet bulması ve kavmede olduğu gibi iki secde arasın­daki oturuşta da ta'dil-i erkâna riâyet etmek lâzımdır...
        Rükû ve secde teşbihlerinin en azı üç, çoğu ise -farklı görüşlere göre- yedi veya onbirdir. İmamın teşbihlerinin adedinin, cemâatin hâline göre olması lâzımdır. Yalnız kılan insanın, gücü yettiği vakit teşbihleri en az merte­bede, (yani üç kere) okumaktan haya etmesi ve beş veya yedi teşbih okuması lâzımdır.
        Secdeye giderken yere en yakın olan uzvunu koyar. Evvelâ dizlerini, sonra ellerini, burnunu ve sonra alnını yere koyar. Ellerini ve dizini yere koyarken sağdan baş­laması, secdeden kalkarken de semâya en yakın uzvun­dan başlaması lâzımdır. O halde secdeden kalkarken önce alnını kaldırarak başlaması îcâb eder.
        Kıyamda secde mahalline, rükûda ayaklarının üstüne, secdede burnunun ucuna, ka'dede ellerine bakmalıdır. Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet olunduğu üze­re namaz kılan kimse, gözlerini bu yerlere sabitler, bakış­larını başka taraflara dağıtmaz ise cemiyyet ile (huşu ve huzur ile) namaz kılmak mümkün olur ve bu namazda huşu hâsıl olur.
        Rükûda parmakları açık tutmak ve secdede birleştir­mek sünnettir. Rükûda parmakları açmak, secdede ka­pamanın birçok faydaları olduğu içinr Resûlullah Efendi­miz (s.a.v.) yapılmasını emretmiştir. Bizim için Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v.) uymaya denk başka hiçbir fayda yoktur... (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/266)

        FIKRA

        Temel ile Dursun Teksas’talar. Geceyi geçirmek için yol üzerindeki bir hana gelirler. Atlarını bağlayıp tam içeri gireceklerken, Temel Dursun’a döner: “Biz iyi yaptık bağladık bu atları da, sabah nereden bileceğiz, hangi at kimin?” Dursun düşünür, “Haklısın...” der Temel’e, “... en iyisi benim atın kuyruğunun yarısını keselim, böylece sabah karıştırmayız.” Bu sırada, hanın sahibi konuşmaları duyar, “Bak sen şu işe!” diye geçirir içinden. Dursun keser kuyruğun yarısını, sonra odalarına çekilirler. Ancak muzip hancı, gece gider ve diğer atın da kuyruğunu keser. Sabah iki kafadar, atların yanına gelirler, kuyruklar aynı boydadır. “Ne olacak şimdi?” diye tartışırlar, ama sonuç çıkmaz. “İyisi mi...” der Temel, “... vakit kaybetmeyelim, birini sen al birini ben. Yapacak bir şey yok.” Günler geçer. Her akşam yine aynı şekilde, önce kuyrukların tamamı gider, sırayla yeleler, kulaklar... Bir sabah yine her şeyin eşit olduğunu gören Temel can sıkıntısı içinde Dursun’a döner: “Dursun, bu işin sonu yok, bu gidişle atlar telef olacak, iyisi mi bundan sonra siyah atı sen al, beyaz atı ben...”

        GÜNÜN SÖZÜ

        İnsan beynine biçim veren eğitimdir.Fidan nasıl bükülüyorsa ağaç da eğilir. Alexander Pope

        YEMEK MENÜSÜ
        · MANTARLI PİLİÇ SOTE
        · PİLAV
        · MEYVE
        · ÇORBA

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ÜBEYDULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın kulu.
        Kız: SEVAN: (Tür.) - Severek al, hatırla. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Para etti fındıklar
        Tükendi bütün borçlar
        Şimdi düğün vaktidir
        Doldu ceviz sandıklar



        BİLMECE
        -Kocasıyla karısının ortak özellikleri nedir?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: FATma

        Comment


        • 3 Mayıs 2010

          Bugün 3 Mayıs 2010 19 C.Evvel 1431 Nisan: 20 Kasım 177 Fatih Sultan Mehmet'in Vefatı (1481)-Kaynarca'nın kurtuluşu (1921)-Dünya Astım Günü

          HADİS-İ ŞERİF

          Erkek kadın her mü’minin, cennette bir vekili (temsilcisi) vardır. Kur’an okuduğu zaman, o vekil ona orada köşkler yapar. Tesbih çektiği zaman ağaçlar diker. Bunlardan vazgeçtiğinde de, hiçbir şey yapmaz. (Ramuz).



          ÂLİM, ŞÂİR, KUMANDAN FÂTİH SULTAN MEHMED HAN
          Fâtih Sultan Mehmed Han, daha şehzadeliğinde dînî ve aklî ilimleri öğrendi. Bu ilim sayesinde o devirlerde eşine rastlanmayan medenî bir devlet teşkîline, harp sanatının bir başlangıç noktası olacak şekilde tesis ve tertîbine ve devlet idareciliğinin bütün inceliklerine vâkıf oldu. İleride kazanacağı hükümdar unvanını âlim sıfatıyla süsleyecek derecede çeşitli ilimlerden tam olarak istifâde etti; Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İbrancayı öğrenerek Doğu'-nun ve Batı'nın bütün geçmişine tamâr™ ile vâkıf oldu...
          Fâtih Sultan Mehmed Han, dîninin ve devletinin be­kası için gereken fetihlere, bu maksada erişmenin en zor tarafı olan İstanbul'dan başladı.
          Zor zamanlarda bıkkınlık ve gevşeklik göstererek vaz­geçmenin âcizlerin işi olduğunu, üstün seciyeli kişilerin ise mutlaka bir çıkış yolu bulması gerektiğini bilen Fâtih Sul­tan Mehmed Han, Halic'in zincirlerini geçemeyince dağları taşları deryaya çevirircesine, gemilerini karadan yürüttü.
          Fâtih Sultan Mehmed Han ateşli silâhlara ve güzel bir plan yapmaya her zaman çok ehemmiyet vermiştir. Onun, Işkodra muhasarasına götürdüğü yalnız ateşli silâhlarla donanmış ordu dünyâda bir ilktir. Bu itibarla sultan, şimdiki harp sanatının ilk hocası sayılır. Onun devletine yadigâr ettiği usûl Osmanlı ordusuna, mahir kumandanlar elinde dünyâyı titretecek zaferleri temin etmiştir.
          Fâtih Sultan Mehmed Han'ın askerî dehâsı yanında siyâsî ve idarî kabiliyeti de son derece dikkate şayandır. Bunun en büyük tezahürü, tertîp ettiği meşhur Kanun­nâmedir ki bununla devlet binası âdil ve kalıcı bir temel üzerine tesis edilmiştir. Bu Kanunnâmede Halic'i dol­maktan korumak için kenarlarına ayrık otundan başka bir şey dikilme/nesi gibi idarenin en cüz'î tafsîlatı bile yer alır. Onun İstanbul'a da'vet ettiği ilim ve fen adam­larıyla memleket bir ilim yuvası, Osmanlı sarayı cihanın en büyük mektebi hâline gelmiştir.
          Mısra: Kulluğundan eîmesün âzâd Allah'ım beni.
          Avnî (Fâtih Sultan Mehmed)

          FIKRA

          Temel siyasete girmeye karar vermiş. Bir partiden milletvekili seçilince her yerden tebrik-takdir yanında hediyeler de almış. Bir üniversiteden de doktora payesi vermek istemişler. Temel gayet memnun kabul etmiş. Üniversitede güzel bir törenle doktora cübbesini giymiş. Tören gecesi eve döndüğünde Fadime: “Sen doktor oldun, ben de olmak istiyorum!” diye tutturmuş. Temel: “Hanım yapma, etme.” demiş, dinletememiş. Gitmiş üniversite rektörüne rica etmiş. O da: “Ne demek efendim, hanımınıza doktora payesi vermek bizim için bir şereftir!” demiş. Hanımı da doktor olmuş. Ancak eve döndüklerinde yine tutturmuş. “Temel...” demiş, “... şimdi ikimiz de doktor olduk ancak, devamlı bindiğimiz atımızdan ben hicap duyuyorum. Her ikimiz de üstüne doktor sıfatıyla bineceğiz; o bundan neden mahrum olsun ki? Ona da doktora payesi alalım.” Temel ne kadar “Olmaz” dese de hanımını ikna edememiş. Tekrar rektöre gitmiş. Rica etmiş: “Bizim hanım böyle böyle söylüyor, yapabilir miyiz?” diye. Bunun üzerine rektör: “Ne demek Temel bey; biz buradan nice eşeklere doktora veriyoruz, ata niye vermeyelim!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. Exupery

          YEMEK MENÜSÜ
          · PATLICAN MUSAKKA
          · PİLAV
          · ŞEHRİYE ÇORBA
          · CACIK

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ÜFTADEGİ: (Fars.) Er. - Düşkünlük.
          Kız: SEVAY: (Tür.) Ka. - Sevimli ay.

          MANİ

          Toplasın onu kızlar
          Peşi sıra uşaklar
          Sayesinde fındığın
          Düğün dernek yaparlar



          BİLMECE
          -Kedinin biri köpeği tırmalamış, köpek ne demiş?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Aynı gün evlenmeleri

          Comment


          • 4 Mayıs 2010

            Bugün 4 Mayıs 2010 20 C.Evvel 1431 Nisan: 21 Kasım 178 Hz.Eyüp Sultan'ın (r.a.) Vefatı (M.672)-Sultan Çelebi Mehmed'in vefatı (1421)-Çiçek fırtınası

            HADİS-İ ŞERİF

            Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a olan inancı zedeler. (Müsned).



            HAZRET-İ EBÛ EYYÛB-İ ENSÂRÎ (R.A.)
            Asıl ismi Hâlid bin Zeyd olan Hazret-i Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) Peygamber Efendimizin bütün gazvelerin­de ve seriyyelerinde bulunmuştur. Hulefâ-yı Râşidîn za­manındaki gazalarda bulunur ve İslâm askerlerinin kah­ramanlıklarını artırmak için himmet buyururlar idi.
            Hz. Ali'nin (k.v.) zamanında hilâfet merkezi Irak'da bulunduğu esnada Hz. Hâlid bin Zeyd (r.a.) Medine-i Münevvere'ye kaymakam ta'yin edilmiş idi. Hâriciler üzerine- sefer olacağını haber alınca Medine emirliğin­den istifa edip gazaya katıldılar. Hz. Muâviye (r.a.)'ın hi­lâfeti esnasında Medine-i Münevvere'de ikâmet ediyor, günlerini ibâdet ve tâatla geçiriyordu. Ne zaman gazaya çıkılsa hemen hazırlanır, gaza ordusuna katılırdı.
            Hz. Ebû Eyyûb-i Ensârî, Kostantiniyye'yi (İstanbul) fetih için Hz. Muâviye (r.a.)'ın oğlu Yezid kumandasın­daki orduya katıldı. Hicretin ellinci senesinde Kostan-tiniyye civarına vardılar ve Kağıthane vadisinde ko­naklayarak Kostantiniyye'yi muhasaraya başladılar.
            Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) Hazretlerinin hastalığı se­ferin ilk senesinde şiddetini göstermiş, ikinci sene­sinde daha artınca irtihallerine yakın Yezid ile bazı dostlarını yanına çağırarak âhirete irtihâlinden sonra na'ş-ı sentlerinin Kostantiniyye (İstanbul) surlarına pek yakın bir yere defnedilmesini vasiyyet ettikten sonra bütün askerleri hüzün içinde bırakarak bu dün­yâdan âhirete irtihal ettiler.
            Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) Hazretleri'nin mübarek na'şını düşman kalesine en yakın mahalde defnedildi.
            Fâtih Sultan Mehmed Hân, Hz. Ebû Eyyûb-i Ensâ-rî'nin mübarek kabrini araştırıp bulmak istiyordu. Hoca­sı Şeyh Akşemseddin Hazretleri Kostantıniyye'nin (İs­tanbul'un) fethinde (h. 857, m. 1453) Hz. Ebû Eyyûb-i Ensârî'nin mübarek kabrini keşfetmiştir,
            Fâtih Sultan Mehmet Han kabir üzerine bir türbe ve kıble tarafına da iki minareli bir câmî yaptırdılar.

            FIKRA

            Temel acil kurtarma servisinde çalışıyormuş. Bunlara otobüs kazası ihbarı gelmiş ve atlayıp gitmişler.. Bir de ne görsünler her yer ölü, yaralı... Temel hemen takımlarını almış ve bas bas bağıran bir yaralının yanına gitmiş. Adamın iki bacağı da kırık ve feryadın bini bin para. Temel çok sinirlenmiş “Yahu, bu kadar feryat edecek ne var? Senin yalnızca iki bacağın kırık. Baksana şunlara; onlar ölmüş, hiç bağırıyorlar mı?”

            GÜNÜN SÖZÜ

            İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hz.Ömer (r.a.)

            YEMEK MENÜSÜ
            · ETLİ KURU FASULYE
            · PİLAV
            · TURŞU
            · T.SUYU ÇORBA

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ÜLGEN: (Tür.) 1. Yüce, yüksek, ulu. 2. İyilik tanrısına verilen ad. - İsim olarak kullanılmaz.
            Kız: SEVBAN: (Ar.) Ka. - Giyinen, kuşanan. Hz. Peygamber'in azatlısının adı.

            MANİ

            Kemençemin telleri
            İbrişimdir ibrişim
            Dişledim yanağını
            Kırıldı fındık dişim



            BİLMECE
            Su dolu bir hendeğe her düşen boğulduğu halde adamın biri düşmüş ama boğulmamış. Acaba neden?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Hiçbir şey tabi ki, köpekler konuşamaz ki.

            Comment


            • 5 Mayıs 2010

              Bugün 5 Mayıs 2010 21 C.Evvel 1431 Nisan: 22 Kasım 179 TBMM'nin İlk Toplantısı (1920)-Kasım (kış) günlerinin sonu-Trafik Haftası (5-12 Mayıs)-Avrupa Konseyi'nin kuruluşu (1949)

              HADİS-İ ŞERİF

              Kadere iman, Allah’ın birliği (tevhid) inancı ile irtibatlıdır. (Deylemi).



              KİBİR, HIRS VE HASEDDEN SAKININ
              Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
              Kibirden sakının! İblîs'in Âdem'e (as.) secde etme­sine manî olan kibirdir.
              Hırstan da sakının! Çünkü Âdem'i (a.s.) yasaklanan ağaçtan yemeye sevk eden, cennette çok kalma hırsıdır.
              Hasedden de sakının! Çünkü Âdem'in (a.s.) iki oğlun­dan biri diğerini hased yüzünden öldürmüştür. Hased bütün hataların aslıdır, köküdür.

              İMÂM-I MUHAMMED'İN SİYER-İ KEBÎRİ YAZDIRMASI
              İmam Muhammed Şeybânî merhumun yazdığı "es-Siyeru'l-Kebîr" devletler hukukuna dair yazılan ilk eser­dir Avrupalılar'ın hukukun babası saydıkları Hollandalı Grosiyuş'dan (1583-1645) dokuz asır evvel yazılmıştır. Avrupa İmam Muhammed'i takdir etmiş ve dünyanın her yanından hukukçularla Almanya'da "Şeybânı Dev­letler Hukuku Cemiyeti"ni kurmuşlardır.
              Mutlak müctehidlerden İmam Evzâî (rh.) İmâm-ı Mu-hammed'in içtihatlarını işittiğinde: "Acaba Irak'da Resu-lullah'ın sünnetine vâkıf ve Ashâb-ı Kirâm'ı ve Hadis âlimlerini bilen var mı? Çünkü, Resûlullah'ın ashabı bu taraflara gitmediler." dedi.
              İmâm-ı Muhammed Hazretleri Evzâî'nin o sözü üze­rine Resûlullah'ın sünnetinden ve Ashâb-ı Kirâm'ın söz­lerinden ibaret olan Siyer-i Kebîr isimli mühim eserini söyleyerek yazdırmış ve Halife Harun Reşîd'in sarayına göndermiştir.
              Halife, zamanında böyle bir eserin yazılmış olmasına çok memnun olmuş ve bir nüshasını Evzâî Hazretlerine göndermişler. Evzâî Hazretleri İmam Muhammed'in eserini görünce onun ilmini takdir etmiştir.

              SÜRÜCÜ, YOLA DİKKAT!
              Hızı saatte 90 km. olan bir vâsıta saniyede 25 metre yol alır. Bu sebepten sürücünün gözünün dâima yolda olması başını çevirerek başka tarafa bakmaması lâ­zımdır. Otomobildekilerle konuşurken onların yüzüne bakmamak nezaketsizlik değildir.

              FIKRA

              Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar: ”Tekrar deneyin!” Kapağı kapayıp yeniden açar ve okur: ”Tekrar deneyin!” En sonunda sinirlenen Temel: ”Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi’ şey çıkmadı!..” (Reyhan Boztaş)

              GÜNÜN SÖZÜ

              İlim aşağıdakileri yükseltir,cahillik yüksektekileri alçaltır. Sokrates

              YEMEK MENÜSÜ
              · ISPANAK BORANİ
              · MER.ÇORBA
              · YOĞURT
              · BÖREK

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ÜLGENALP: (Tür.) Er. 1. Yüce, ulu, yiğit. 2. Ülgen - alp.
              Kız: SEVCAN: (Tür.) - Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.

              MANİ

              İyi bu sene püsler
              Bahçeyi emek süsler
              Fındığa on ay kaldı
              Yine gülecek yüzler



              BİLMECE
              Adamın biri boş havuza düşmüş ama elbiseleri ıslanmamış, neden?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Adamın hayatı kayık

              Comment


              • 6 Mayıs 2010

                Bugün 6 Mayıs 2010 22 C.Evvel 1431 Nisan: 23 Kasım 1 Ebu Hanife'nin Vefatı (765) - Burdur'un Kurtuluşu (1920)-Kan Haftası (6-12 Mayıs)- (HIDIRELLEZ) Hızır günleri ve yaz başlangıcı

                HADİS-İ ŞERİF

                Resulüllah Efendimiz, hayır yapma hususunda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu ay ise, Ramazan ayı idi. Cebrail, her sene Ramazan ayında Resulüllahla buluşur, ta ayın sonuna kadar Resulüllah ona Kur’anı baştan sona okuyup dinletirdi. Cebrail’le buluştuğu zaman, Resulüllah, hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert olurdu. (Buhari, Müslim).



                İMÂM-I AZAM EBÛ HANÎFE (R.A.)
                İmâm-ı A'zam Hazretleri, Tabiînin büyüklerinden olup, Ashâb-ı kiramdan Enes bin Mâlik'i (r.a.) ve ayrıca altı zâtı görmüş ve onlardan hadîs-i şerif rivayet etmiş­tir. Künyesi Ebû Hanîfe, ismi Numân'dır. Babası Sabit, Kûfe'de Hz. Ali ile görüşmüştür. Hz. Ali, kendisine ve zürriyetine bereket ve hayırla duâ etmiştir.
                Hz. Alî (k.v): "Şehriniz Kûfe'den birisini size haber ve­reyim mi? Künyesi Ebû Hanîfe'dir. Kalbi ilim ve hikmetle dolar. Râfızîlerin Hz. Ebû Bekir ve Ömer sebebiyle helak oldukları gibi, âhir zamanda da onun sebebiyle niceleri dalâlete düşerler." Yani İmâm-ı A'zam Hazretlerini beğen­meyen, ilmine, içtihadına değer vermeyen o müçtehidse,, ben de müçtehidim diyen birçok kimseler helak olur.
                İmâm Muhammed Bakır Hazretleri, Ebû Hanîfe'ye: "Seni şöyle görüyorum ki, ceddim (Peygamber Efendi­mizin sünneti sönmek üzere iken onu sen ihya edersin. Her feryâd edenin imdadına yetişirsin. Dertlilere deva olursun. Hayrette kalanlar durakladıklarında sana so­rarlar, yollarını kaybedenlere sen doğru ve açık yolu gösterirsin." buyurdu.
                İmâm-ı A'zam Hazretleri dört bin büyük âlimden ilim almıştır. Resûlullâhın asrından sonra en hayırlı asırda takva ile içtihâd eyledi.
                İmâm-ı A'zam Hazretleri çok takva sahibi idi. Helâl kazanmak için ticâret yapardı. Zerre kadar şüphesi ol­sa, yüzlerce altını, fakirlere, âlimlere verirdi.
                İmâm Züfer buyurdu: "İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe'nin derslerine yirmi yıldan fazla devam ettim. İnsanlara onun kadar nasîhat veren ve müşfik olanını görmedim. O bütün kuvvetini Allah için harcardı. Gündüzün büyük kıs­mında fıkıh meselelerinin ve dînî suâllerin halli ve ilim öğretmek ile meşgul olurdu. Ders meclisinden kalkınca; ya bir hastayı ziyaret, ya bir cenazeye iştirak, ya bir fakî-re yardım, yahut bir din kardeşini ziyaret eder, ihtiyâçla­rını gidermeye çalışırdı. Gecelerini Kurân-ı Kerîm oku­maya, Rabb'ine ibâdete ve namaz kılmaya ayırırdı. Vefat edinceye kadar bu hâl üzere idi." Rahmetullahi aleyh.

                FIKRA

                Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel’e sordu: “Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin? Temel; “Sahibi yok sanmiştum!” Yargıç; “Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?” Temel; “Mezarluğun önine parketmiştu da!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak. Sadi

                YEMEK MENÜSÜ
                · SEBZELİ KÖFTE
                · FIRIN MAKARNA
                · HELVA
                · TARHANA ÇORBA

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ÜLGÜ: (Tür.) Er. 1. Yakışıklı kimse. 2. Pay, hisse. 3. Tutum, tavır.
                Kız: SEVDA: (Ar.) Ka. 1. Bir şeye karşı hissedilen şiddetli arzu. 2. Şiddetli sevgi, aşk. 3. Aşırı istek, heves. 4. Kara sevda, mali hülya, melankoli. 5. Hüzün. İptila.

                MANİ

                Harmandan yığın yığın
                Güneş dostu fındığın
                Çalışır çoluk çocuk
                Sesi ninni tırmığın



                BİLMECE
                Tavuklar en çok hangi ülkeyi sever?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Adamın yaş günüymüş

                Comment


                • 7 Mayıs 2010

                  Bugün 7 Mayıs 2010 23 C.Evvel 1431 Nisan: 24 Hızır 2 İlahiyat Fakültesi'nin Kuruluşu (1924)-Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşması imzalandı (1830)-Yağmurlar

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Din kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman, bir sadakadır.Yolunu kaybetmiş kişiye doğru yol göstermen bir sadakadır.İnsanların gelip geçtiği yoldan, taşı, dikeni, kemiği, (eziyet verici her türlü nesneyi) kaldırman bir sadakadır. Kuyudan kova ile çektiğin sudan,din kardeşinin kovasına su dökmen, yine senin için bir sadakadır. (Kütüb-ü Sitte).



                  "ANCAK MÜMİNLER KARDEŞTİR"

                  Dînde kardeşlik, Ensâr ve Muhâcirîn arasındaki yük­sek fazîletlerden olduğu gibi dînin de rükünlerindendir. Hadîs-i şerîfte: "Mîzânda sevabı en ağır gelecek hase­nat (iyi amel) güzel huydur. Kimin dili tatlı olursa dînde kardeşleri çok olur." ve

                  "Allâhü Teâlâ bir kimse hakkında hayır irâde buyu-rursa ona sâlih ve sâdık bir arkadaş ihsan eyler ki o arkadaş ona unuttuklarını hatırlatır, hatırlattıklarına da yardım eder." ve

                  "Kişi dostunun ve sevdiğinin dîni üzere hareket eder. Binâenaleyh sizden biriniz kendini anlamak isterse ar­kadaşlarına bakıversin." buyurulmuştur.

                  Büyük âlim Fahreddîn Râzî, Tefsîr-i Kebîr'de, "İslâm kardeşliği, din nazarında neseb kardeşiliğinden daha kuv­vetlidir. Çünkü din kardeşliği bulunmayanın neseb kar­deşliğine itibâr yoktur. Onun içindir ki bir müslüman vefat etse gayr-ı müslim kardeşi ona vâris olamaz" demiştir.

                  Âyet-i celîlede meâlen: "Ancak mü'minler kardeştirler: onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete erdirilesiniz. (Hucurât-10)" buyurul­muştur. Bu âyet-i celîlede din kardeşliğinin ıslâhın sebe­bi olduğu ve bu ıslâhın ve kardeşliğin takvadan bulun­duğu beyân buyurulmuştur. Yani Allah korkusu kalpte gereği gibi yerleşirse Allah'ın hakkını ve kulların hakkını tamamen tanırsınız. Birbirinizin hukukunu tamamıyla tanıdığınız müddetçe aranızda ayrılık, fitne, düşmanlık ve harbe sebep olacak bir şey meydana gelmez.

                  Böyle olan bir kardeşliğin îcâbı kendisi için sevip arzu ettiği şeyi kardeşi için de istemek, onu sevindiren şeyin kendisini de sevindirmesi, ona fena gelecek şeyleri ken­dince de fena saymak ve onun bütün hâllerini kendisi gibi kabul ederek dâima yardımına koşmak gibi kâmil hasletler, huylardır.

                  Bundan anlaşılır ki her mü'min başkasından yardım beklemek değil, başkasına yardım eylemek gayretinde bulunmalı, irâdesini o yolda sarf eylemelidir.

                  FIKRA

                  Temel giyim eşyası satan bir dükkan açmış; tabelayı asmış: ”Temel ve Hamsi” Dostları “Bu nasıl isim yahu?” diye sorunca, ”Niye?..” demiş Temel “... ‘Paul & Shark’ oluyor ama!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Hiç kimse, başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.K.Moorhead

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · İZMİR KÖFTE
                  · SOSİSLİ MAK.
                  · M. SALATA
                  · K.PAŞA TATLI

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: ÜNALAN: (Tür.) Er. - Adı duyulmuş, ün kazanmış.
                  Kız: SEVDEKAR: (a.f.i.) Ka. - Sevdalı.

                  MANİ

                  Fındık budaklanır mı
                  Dalları saklanır mı
                  Anasının yayında
                  Hiç kız kucaklanır mı?



                  BİLMECE

                  Bir elmayı yerken kurt bulmaktan daha kötü olan nedir?

                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Mısır

                  Comment


                  • 8 Mayıs 2010

                    Bugün 8 Mayıs 2010 24 C.Evvel 1431 Nisan: 25 Hızır 3 II. Dünya Savaşı'nın Sona Ermesi (1945)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    İnsanoğlu sabaha çıkıp güne başladığında bütün organları diline yalvararak şöyle derler: Hakkımızda Allah’tan kork. Çünkü bizim doğru yönde ilerlememiz ancak seninle mümkündür. Sen doğru çizgide olursan, biz de doğru çizgide oluruz. Sen doğru yönden saparsan, biz de saparız. (Tirmizi).



                    KUR'ÂN'I KERÎM ANCAK ALLAH RIZÂSI İÇİN OKUNUR
                    Kur'ân-ı Kerîm okuduktan sonra dünyevî hiçbir şey istememek lâzımdır.
                    İmrân bin Husayn (r.a.) bir adama uğradı. Adam Kur'ân-ı Kerîm okuyor, sonra da bir şeyler istiyordu.
                    İmran bin Husayn'ın bu gördüğü hâlden kalbi sıkış­mış ve musibete uğrayan kimse gibi, "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râçiûn" âyetini okuduktan sonra, "Ben Resûlul­lah'ın, 'Kim Kur'ân-ı Kerîm'i okursa Allah'ın rızâsını ve cennetini istesin. Onunla dünyâyı istemesin. Çünkü öyle topluluklar, kimseler gelecek ki, Kur'ân-ı Kerîm okuyacaklar ye onun karşılığını insanlardan isteyecek­ler.' buyurduğunu işittim." demiştir.

                    İLMİHÂL: İNSANLARIN HESABA ÇEKİLMESİ
                    Âhirette insanların hesaba çekilmesi ellibin sene kadar sürecektir. İnsanların ba'zısı hesapsız cennete girerler.
                    Hayvanların hakları verildikten sonra Cenâb-ı Hakk onlara "Toprak olunuz!" diyecek, onlar da toprak olacak­lardır. İşte o zaman kâfirler "Keşke biz de toprak olsay­dık!.." diyecekler, fakat pişmanlığın faydası olmayacaktır.
                    Cennet ve Cehennem hep dünyâda kazanılır. Son pişmanlığın faydası olmaz ve âhirette pişmanlık ile âh vâh etmekten başka yapacak bir şey kalmaz.
                    Bütün insan ve cinlerin mahşerde hesablaşması ve muhakeme işleri tamam olunca Cennet ehli ve Cehen­nem ehli takım takım ayrılacak ve Sırat Köprüsü Ce­hennem üzerine kurulacak; Cennet ehli onun üzerinden kimi yıldırım gibi, kimi rüzgâr gibi ve kimi sür'atli koşan atlar gibi geçip Cennet'e gidecekler. Cehennem ehli ise geçemeyip ateş içine düşecekler ve Cehennemin yedi katında derekelerine göre yerleşeceklerdir.
                    Kâfirler Cehennem'de ebedî kalacaklar. Ama mü'-minler, varsa günâhları kadar yandıktan sonra çıkıp Cennete gireceklerdir. Zîrâ mü'min, büyük günah işle­mekle kâfir olmaz. Zerre kadar îmânı olan Cehennem'­de ebedî kalmaz.

                    FIKRA

                    Temel Almanya’ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükrük Temel’in kulağının yanından mermi gibi geçer. Adam: ”Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya’dan Hans...” der. Temel şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temel’in kafasını sıyırarak gider. Hans: ”Ben 2000 dünya tükrük şampiyonu Hans!” der. Temel artık dayanamaz ve Hans’ın suratının ortasına tükürür. Temel: ”Acemiyim daa!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz. W.Shakspeare

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · TERBİYELİ KÖFTE
                    · ERİŞTE
                    · M.SALATA
                    · K.PAŞA TATLI

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ÜNALDI: (Tür.) Er. - Ün aldı.
                    Kız: SEVDE: (Ar.) Ka. - Siyah, esmer, esmer güzeli. Mü'minlerin annelerinden birisi Hz. Sevde.

                    MANİ

                    Fındık dalda bir sıra
                    Yârim gitti Mısır'a
                    Koyun olsam yayılsam
                    Yârimin peşi sıra



                    BİLMECE
                    Geceleri tarlada dolaşan kırmızı şey nedir?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Yarım kurt bulmak.

                    Comment


                    • 9 Mayıs 2010

                      Bugün 9 Mayıs 2010 25 C.Evvel 1431 Nisan: 26 Hızır 4 Devlet İstatistik Enstitüsü'nün Kuruluşu (1926)-Osman Gazi'nin doğumu (1258)-Sultan Sencer'in vefatı (1157)-Doğu rüzgarlarının esmesi

                      HADİS-İ ŞERİF

                      İnsana dinini yaşamak için yeterli gelecek 4 söz vardır. Onlar da şunlardır. Ameller (eylemler) niyetlere göredir. Kendini ilgilendirmeyen (malayani) şeyleri terketmesi, kişinin güzel (akıllı, bilinçli) müslüman olduğunu gösterir. Bir mü’min, kendi için istediğini din kardeşi için de istemelidir. Bunu yapmadıkça imanda olgunluğa eremez. Allah’ın koyduğu helaller bellidir, haramlar da bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. (Onları insan açıkça bilemez, ama vicdanı bir kanaat belirler). (Ebu Davud).



                      ALLAH İÇİN SEVMEK VE ALLAH İÇİN BUĞZ ETMEK
                      Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek mü'minin en faziletli hasletlerindendir. Hz. İbn-i Abbas (r. anhü-mâ) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. EbCr Zerre şöyle dediğini rivayet etti:
                      "Yâ Ebâ Zer, îmânın hangi rüknü daha sağlamdır?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir." deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.),
                      "Allah İçin dost olmak, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir." buyurdu.
                      Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek îmânın ke­mâle ulaşmasına sebep olur. Mü'min, îmânın tadına bu şekilde ulaşır. Bu, Allah için olan amelin en hâlis olanıdır. Hz. Ömer bin Hattâb (r.a.) buyuruyor ki: "Bir kişi geceleri namaz kılıp, gündüzleri oruç tutsa, sadaka verse ve cihâd etse fakat sevdiğini Allah için sevmese, buğz ettiğine de Allah için buğzetmese bu yaptığı ibâdetlerin ona bir faydası olmaz." Allâhü Teâlâ, Mûsâ (a.s.)'a şöyle vahyetti: "Yâ Mûsâ! Hiç, benim için bir amel işledin mi? Dedi ki: "İlâhî, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim, zikrettim." Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:
                      "Namaz senin dînin için Müslüman olduğuna dâir de­lildir; oruç seni ateşten koruyan bir kalkandır; sadaka arşımın gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı gün­de mahşerde senin için bir gölgedir, zikir, karanlık yer­lerde nurdur. Bunların faydası hep sana aittir, sana döne­cektir. Sen sırf benim için ne amel işledin? Mûsâ (a.s,): "Yâ Rabbi, bana, senin için olan ameli öğret." dedi. Allâhü Teâlâ buyurdu ki:
                      "Yâ Mûsâ! Hiç benim rızâm için bir dostuma dostluk yaptın mı? Hiç benim rızâm için benim düşmanıma düş­manlık ettin mi?"
                      Bundan sonra Mûsâ (a.s.) öğrendi ki, amellerin en güzeli Allah için sevmek ve Allah için buğz(düşmanlık) etmektir.

                      FIKRA

                      Temel, arkadasi İdris’e havasını atıyormuş: “Haçan penum büyük dedem Rus Harbi’nde Ruslar’a karşı savaştı. Dedem Çanakkale Harbi’nde İnciluzlere karşı savaştı. Babam Kurtuliş Savaşı’nda Yunan’a karşı savaştı. Ben de Kore’de Koreliler’e karşı savaştım!..” İdris atılmış: “Ula, haçan senun de ne geçimsuz sülalen varimuş!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.Keth Moorhead

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · ETLİ NOHUT
                      · PİLAV
                      · CACIK
                      · ÇORBA

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ÜNALMIŞ: (Tür.) Er. - Ün ve şan kazanmış.
                      Kız: SEVEN: (Tür.) - Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Fındık yeşil çotanak
                      Dalında salkım saçak
                      Yeşil giysi içinde
                      Kahverengi yavrucak



                      BİLMECE
                      Yaşlanan Temel'e ne olur?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Uzaktan kumandalı domates.

                      Comment


                      • 10 Mayıs 2010

                        Bugün 10 Mayıs 2010 26 C.Evvel 1431 Nisan: 27 Hızır 5 Sakatları Haftası (10-16 Mayıs)-Akka'da Cezzar Paşa'nın Napolyon'u Mağlup etmesi (1799)-Vakıflar Haftası

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Ahir zamanda insanlara para-pul gerekecek. Ta ki onunla din ve dünyalarını ayakta tutabilsinler. ( Taberani )



                        TÂRİHTE VAKIFLAR
                        Müslümanlar, târih içerisinde; dîne, ilim ve faziletin yayılmasına, insaniyet ve medeniyete hizmet için birçok para ve mallar sarfederek vakıflar meydana getirmişlerdir ki bazıları şunlardır:
                        Câmî, mescid ve kırlarda yapılan namazgahlar.
                        Medrese, mekteb, kütübhâne, zaviye, ribât, dergâh. Bunlar birer ilim ve irfan yurdu, birer ibadet ve tâat bucağı olmak üzere vücûda getirilmiştir.
                        Çeşme, sebil, sarnıç, havuz, kuyu, göl, yolların tamiri. Bunlar da insanların en mühim ihtiyaçlarını karşılamak­tadırlar.
                        Kervansaraylar, hastahâneler, müslümanların defnedil­meleri için kabristanlar, zayıf hayvanların otlayıp beslen­meleri için meralar, kuşlar için evler.
                        Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere ahâ­lisinden fakir olanlara ve hac yolunda parasız kalanlara ve hacılara su ve şerbet dağıtılmasına mahsus vakıflar.
                        Tefsir', hadîs, fıkıh okutulması, hafız yetiştirilmesi -ki bunlar aynı zamanda farz-ı kifâyedîr-, fakir mekteb ço­cuklarına cüz ve kitaplarının alınması, Kur'ân-ı Kerîm'i hatmeden çocuklara birer miktar para verilmesi için ya­pılmış vakıflar.
                        Ramazân-ı Şerîfde ve şâir mübarek günlerde iftarda hurma, zeytin, su dağıtılması için yapılmış vakıflar.
                        Fakirlere vakit vakit ve bilhassa Ramazân-ı Şerîfde, re-gâib ve berât gibi mübarek gecelerde para veya erzak dağıtmak, fakir kızlara çeyiz tedârik etmek, fakir cenaze­lerini kaldırmak, yetim ve yoksul çocuklara, fakir, dul ka­dınlara bayram elbisesi satın almak için yapılmış vakıflar.
                        Yolculara yardım etmek, esirleri âzâd etmek, âzâd edilmiş kölelere, cariyelere yardım için yapılan vakıflar.
                        Mushaf-ı şerîf ve diğer dînî, ilmî kitabların yazılması, alınması, tamir ve cilt edilmesi ve hayır müesseselerinin yaşayabilmeleri için yapılan vakıflar.
                        Bütün bunlar, ecdadımızın, sonraki nesilleri ne kadar düşündüklerine, sadakalarının devamını temin etmek ve örnek olmak istediklerine ve kendilerindeki iyilikseverlik fikrinin yüksekliğine birer şanlı, şerefli delîldir.

                        FIKRA

                        Temel arkadaşlarından yanık ampuller toplamaya başlar. Soranlara da, “Fotoğrafçı olmaya karar verdum. Ha punlar ‘karanluk oda’ için lazımdur daa!..” der.

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. Hölderlin

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · SEBZELİ PİLİÇ
                        · FIRIN MAKARNA
                        · M.SALATA
                        · MEYVE

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ÜNALP: (Tür.) Er. - Tanınmış, ünlü, yiğit.
                        Kız: SEVENGÜL: (Tür.) Ka. - Sevimli gül, sevgiyi hatırlatan gül.

                        MANİ

                        Fındık dalda sararmış
                        Yaprakları kararmış
                        Yârim beni kaybetmiş
                        Bahçelerde ararmış



                        BİLMECE
                        Kibar bir yanardağ yanındaki yanardağa ne demiş?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Kurulanır.

                        Comment


                        • 11 Mayıs 2010

                          Bugün 11 Mayıs 2010 27 C.Evvel 1431 Nisan: 28 Hızır 6 Akka Zaferi (1799)-Yağmur mevsiminin sonu-Fırtına

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Kişi öfkelendiğinde “Allah’a sığınıyorum” derse, öfkesi gider. (İbn-i Adiyy).



                          "ONLARLA OTURANLAR BEDBAHT OLMAZLAR"
                          Hz. Ebû Hureyre'den (r.a.) Resûlullah (s.a.v.) buyur­dular ki: "Allâhü Teâlâ'nın yollarda dolaşıp, zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allâhü Teâlâ'yı zikreden bir topluluk bulduklarında 'Aradığınıza gelin.' diye birbirle­rini çağırırlar. Onları kanatlarıyla kuşatarak dünyâ semâ­sına kadar doldururlar. Allâhü Teâlâ -onları daha iyi bil­diği halde- meleklere sorar:
                          'Kullarım ne diyorlar?' Onlar,
                          'Seni teşbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tah-mîd okuyorlar, sana ta'zim (temcîd) ediyorlar.' derler. Allâhü Teâlâ,
                          'Onlar beni gördüler mi?'
                          'Hayır, ya Rabbi.''
                          'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'
                          'Eğer seni görselerdi, daha çok ibâdet ederler, daha çok ta'zim ve tesbihde bulunurlardı.' derler. Allâhü Teâlâ buyu­rur: 'Onlar ne istiyorlar?' Melekler.
                          'Senden cenneti istiyorlar?'
                          'Cenneti gördüler mi?'
                          'Hayır, Yâ Rabbi!'
                          'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'
                          'Eğer görselerdi, cennete karşı daha çok hırs gösterir­ler, ona daha çok rağbet ederler, onu daha çok isterlerdi' derler. Allâhü Teâlâ buyurur:
                          'Neden sığınıyorlar?'
                          'Cehennemden sığınıyorlar' derler.
                          'Onu gördüler mi?' 'Hayır, Yâ Rabbi!'
                          'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'
                          'Eğer görselerdi, ondan daha çok kaçarlar, daha çok korkarlardı1 derler. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ:
                          'Sizi şahit kılıyorum, onları affettim.' buyurur.
                          "Onlardan bir melek der ki: 'Onların arasında, onlar­dan olmayan falan günahkâr kul da var. O başka bir ihti­yâcı için uğramıştı, (aralarına) oturuverdi."
                          Allâhü Teâlâ 'Onu da affettim. Onlar öyle bir ce­maattir ki, onlarla oturanlar, onlar sayesinde bed­baht olmazlar.'

                          FIKRA

                          Temel, Londra’da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor: “Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?” Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor; “Bana bir fisku... Yok böyle anlarlar! Bana bir raki... Yok, öyle de anlarlar. Bana bir bira.... Tamam böyle iyi, anlamazlar.” Aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor: “Barmen bana bir bira.” Barmen Temel’i biraz süzdükten sonra soruyor: “Birader sen laz mısın?” Temel: “Nasıl anladınız?” diye sorunca; Barmen: “Bütün lazlar bira istiyor da!...”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar. Woltaire

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · SEBZELİ KÖFTE
                          · T.Y.ERİŞTE
                          · M.SALATA
                          · MEYVE

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ÜNAY: (Tür.) - Ay gibi tanınmış, ünü parlak, şöhretli.
                          Kız: SEVGİ: (Tür.) Ka. - Sevme hissi, aşk muhabbet.



                          MANİ

                          Fındığı harman ettim
                          Derdimi ferman ettim
                          Hiç üzülme Fadimem
                          Efkârım derman ettim



                          BİLMECE
                          Bir kamyon, bir peygamber, bir şehrimiz hangi kelimedir?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Dumanım sizi rahatsız ediyor mu?

                          Comment


                          • 12 Mayıs 2010

                            Bugün 12 Mayıs 2010 28 C.Evvel 1431 Nisan: 29 Hızır 7 Fransa'nın Tunus'u İşgali (1881)-Galatasaray Lisesi'nin kuruluşu (1868)-Dünya Hemşirelik Haftası (12-18 Mayıs)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Rızkı yerin altında arayın.



                            PEYGAMBERİMİZİN İLK CUMA HUTBESİ
                            Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) hicretleri esnasında bir Cuma günü devesine bindi ve yüz Müslüman ile Ku-bâ'dan kalktı ve Medîne-i Münevvere'ye doğru yola çıktı.
                            Yolda Salim bin Avfoğulları yurdunda Rânûna denilen vâdînin üst tarafına indi ve orada gayet belîğâne hutbe okuyup Cuma namazı kıldı. Hâtemü'l-Enbiyâ Hazretleri­nin (s.a.v.) ilk kıldığı Cuma namazı budur ve bu hutbe­sinin hulâsa olarak tercümesi şöyledir:
                            (Resûl-i Ekrem kalkıp Hak Teâlâ Hazretlerine lâyık ol­duğu hamd ve senayı ettikten sonra şöyle buyurdular.)
                            "Ey insanlar! Sağlığınızda âhiretiniz için tedârik görünüz. Muhakkak bilirsiniz ki kıyamet gününde birinin başına vurulacak ve çobansız bıraktığı koyu­nundan sorulacak. Sonra Cenâb-ı Hakk ona diye­cek, ama nasıl diyecek; tercümanı yok, perdedârı yok, bizzat diyecek ki:
                            "Sana benim resulüm gelip de teblîğ etmedi (bil-dirmedi)mi? Ben sana mal verdim, lütuf ve ihsan et­tim. Sen kendin (âhiretin) için ne tedârik (hazırlık) ettin?"
                            O kimse de sağına soluna bakacak. Bir şey gör­meyecek. Önüne bakacak, cehennemden başka bir şey göremeyecek.
                            Öyle ise her kim ki kendisini -velev ki bir yarım hurma ile olsun- ateşten kurtarabilecek ise hemen o hayrı işlesin.
                            Onu da bulamaz ise, bari kelime-i tayyibe (lâ ilahe illallah Muhammedün Resûlullah) ile kendisini kur­tarsın.
                            Zîrâ onun (okunması) ile bir hayra on mislinden yedi yüz misline kadar sevâb verilir. Vesselâmü alâ resûlillahi ve rahmetullâhi ve bere-kâtühû"

                            FIKRA

                            Temel: "Amma da hızlı örüyorsun!" Fadime: "Hızlı davranmak zorundayım. Yün bitmeden kazağı örmem gerekiyor!.."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Herşeyin anahtarı sabırdır. Civcivi,yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, kırarak değil. Arnold Closow

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · FIRIN KÖFTE
                            · PEY. MAKARNA
                            · M.SALATA
                            · MEYVE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ÜNEK: (Tür.) Er. 1. Kahraman, yiğit. 2. Ünlü tanınmış.
                            Kız: SEVGİNAZ: (Tür.) Ka. - Çok nazlı, sevgili.

                            MANİ

                            Fındık yaprağı yeşil
                            Döşür Eminem döşür
                            Bu akşam geleceğim
                            Şekerli kahve pişir



                            BİLMECE
                            Bize ait olduğu halde başkalarının kullandığı şey nedir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Manisa)

                            Comment


                            • 13 Mayıs 2010

                              Bugün 13 Mayıs 2010 29 C.Evvel 1431 Nisan: 30 Hızır 8 Ağca'nın, Roma'da, Papa'ya Yönelik Suikasti (1981)-Mevsimsiz soğuklar-Arkeoloji Haftası (14-20 Mayıs)
                              HADİS-İ ŞERİF

                              Ey Ademoğlu, Rabbine itaat et ki, sana akıllı denilsin. Ona isyan etme ki, sana cahil denilmesin.
                              (Ebu Nuaym).




                              "NAMAZ MÜMİNİN MİRACIDIR"
                              ...(Âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerde emredilen) Salih amellerden maksat İslâm'ın üzerine bina edildiği beş rükündür, (İslâm şartlarıdır.)
                              Bu beş esas hakkıyla yerine getirilirse kurtuluş ümid edilir. Çünkü bu beş esas hadd-i zâtında (aslında) sâlih amellerdir, günahlara ve kötülüklere perdedirler. Allâhü Teâlâ'nın "...Şüphe yok ki namaz hayâsızlıklardan ve yaramaz şeylerden nehyeder." (Ankebût-45) âyeti de bu mânâya şahittir.
                              Bu beş rükün yerine getirilirse Allâhü Teâlâ'ya şükrün edâ edilmiş olması ümid edilir. Şükrün edası hâsıl olun­ca da azaptan kurtuluş hâsıl olur. "Siz şükreder, îman ederseniz Allah size ne diye azâd etsin?..." (Nisâ-147) buyuruldu.
                              O hâlde, insan bu beş esâsı yerine getirebilmek, hu­sûsiyle de dînin direği olan namazı dosdoğru kılabilmek için bütün gücü ile çalışmalıdır.
                              Mümkün mertebe namazın en küçük bir edebini dahi terk etmeye razı olmamalıdır. Namaz ibâdetini tam ya­pan kişi İslâm'ın esaslarından büyük bir aslı yerine ge­tirmiş ve kurtuluş için sapasağlam bir ipe tutunmuş olur. Allah sübhânehû muvaffak edendir.
                              Namaz mü'minin mîrâcı olduğu için, miraç gecesi Resûlullâh'ı (s.a.v.) şereflendiren kelimelerin namazın sonunda (tahiyyatta) okunması emrolundu.
                              O halde namaz kılan kişi namazını mîrâcı kılmalı, namazda (Allâhü Teâlâ'ya) son derece yakın olmayı istemelidir. Resûlullâh (s.a.v.) "Kulun rabbine en yakın olduğu an namazdadır." buyurmuştur. Namaz kılan kişi Rabbine münâcât edip, azamet ve celâlini müşahede ettiği için, namaz kılarken onda korku ve heybet zuhur etmelidir. Namaz kılanın tesellisi (sükûnet bulması) için namazın iki selam ile bitirilmesi emrolunmuştur. (Mektû-bât-ı İmâmı Rabbani, 1/304)

                              FIKRA

                              Temel’in ineği hastalamış. Hangi veterinere götürmüşse bir türlü iyileşmemiş inek. Temel biçare bir şekilde düşünürken ellerini açıp Allah’a yalvarmış; “Yarabbi sen ineğimi iyi et. İyi edersen 15 gün oruç tutarım.” diye. Bu hayvan iki günden fazla yaşamaz diyen veterinerlere rağmen inek iyileşmiş. Bizim Temel 15 gün oruç tutmuş. 16. gün inek ölmüş. Temel ne yapacağını şaşırmış. İnek ölü. Havadan 15 gün de tutulan oruç. Ellerini açmış “Yarabbi sen sanıyorsun ki ‘Temel aptaldır!’ Hiç itiraz kabul etmem. İneği kurbana sayar, tuttuğum oruçları da Ramazan’dan düşerim hiç kusura bakma.” (Fadime Sarıcan)

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz.Ama herkesi her zaman aldatamazsınız. Abraham Lincoln

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · ETLİ KURU FASULYE
                              · PİLAV
                              · CACIK
                              · K.PAŞA TATLI

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ÜNER: (Tür.) Er. - Tanınmış, ünlü yiğit.
                              Kız: SEVGÜR: (Tür.) - Çok seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Duvarda makas asulu
                              Elbiseler kesülü
                              Bana mani sorarsan
                              Kirli çuval basulu



                              BİLMECE
                              Dalında yeşil, çarşıda siyah, evde kırmızı olan nedir?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Adımız

                              Comment


                              • 14 Mayıs 2010

                                Bugün 14 Mayıs 2010 30 C.Evvel 1431 Mayıs: 1 Hızır 9 Dünya Eczacılık Günü - Iğdır'ın Kurtuluşu (1920)-Cerbe Deniz Zaferi (1560)-Makteb-i Tıbbiye-i Şahane açıldı (1839)-İsrailin kuruluşu (1948)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allah cemildir (güzeldir) güzelliği sever. Cömerttir.Cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.(İbn-i Adiyy). Allah beni cömert ve mütevazi bir kul olarak yarattı. Hakkı bile bile çiğneyen inatçı (cebbar) bir kimse yapmadı. (Ebu Davud).



                                FESADIN ARTTIĞI GÜNLERDE
                                Ebû Ümeyye eş-Şeybânî (r.a.) dedi ki: "Ey Ebû Sa­lebe! 'Ey îman edenler! Siz ancak kendinize bakınız (evvelâ kendinizi düzeltmeye çalışınız.) Siz hidâyette bu­lunduktan sonra dalâlette kalanlar size zarar veremez. (Mâide-105) mealindeki âyet-i hakkında ne dersin?"
                                Ebû Salebe el-Huşenî (r.a.): 'Ben o âyeti Resûlullâh'a (sav) sordum. Şöyle buyurdu: "İyiliği emredip, kötülük­ten sakındırın. Ne zaman ki cimriliğe boyun eğildiğini, hevâya (nefsin kötü arzularına) uyulduğunu, dünyanın (âhirete) tercih edildiğini, herkesin (kitap ve sünneti terk ederek) kendi görüşünü beğendiğini gördüğün zaman, bilhassa kendini (kurtarmaya) bak ve insanları bırak. İlerde muhakkak öyle günler gelecek ki o zamanda sabretmek, ateşi elle tutmak gibi (zor olacak)dır. O gün­de (hayır amelleri) işleyene, aynı ameli işleyen elli kışı­nın kazandığı ecir ve sevab vardır.
                                'Yâ Resûlallâh! Bizden mi, onlardan mı elli kişinin mü­kâfatı vardır?' diye sorduklarında 'Hayır, sizden elli kişi­nin mükâfatı (nı kazanacaklar)' buyurdu.

                                CEMÂZİYE'L-ÂHİR
                                Yarın girecek olduğumuz Cemâziyelâhir ayı, kamerî ayların altıncısıdır. Bu ayda,.mu'tât evrâd ve ezkara de­vam edilmelidir. (Duâ ve ibâdetler, Fazilet Neşriyat)

                                CEMÂZİYEL-ÂHİR AYI İÇTİMÂ' SAATİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                                Hicrî-Kamerî 1431 yılı Cemâziyelâhir ayı ictimâ'ı bugün (14 Mayıs Cuma) Türkiye saati ile 04.05'de.
                                Ruyet ise yine bugün (14 Mayıs Cuma) günü Türki­ye saati ile: 17.58'dedir.
                                Hilâlin görüldüğü yerler: Asya kıtasının batısı, Orta ve Kuzey Afrika ile Arap Yarımadası ve Avrupa kıtası. Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ye Arap yarımadasından da (güneybatısı hariç) görülebile­cektir. Hilâlin görüldüğü günü takip eden (15 Mayıs Cumartesi) günü de Cemâziyelâhir ayının (1)'ıdır.


                                FIKRA


                                Dilbilgisi dersiydi. Ögretmen çocuklara sordu: “Çocuklar... ‘Ben bağırmadım, sen bağırmadın, o bağırmadı’ deyince ne anlarsınız?” Ögretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldırmadı. Neden sonra Temel parmak kaldırdı: “Telaşa gerek yoktur, kimse bağırmamıştur!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez. V.Hugo

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · MERCİMEK ÇORBA
                                · FIRIN PATATES
                                · BULGUR PİLAVI
                                · CACIK

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ÜNGÖRMÜŞ: (Tür.) Er. - Ün görmüş.
                                Kız: SEVİL: (Tür.) Ka. - Her zaman sevilen, beğenilen biri olma temennisi.

                                MANİ

                                Bu kiraz budak budak
                                Olur, mu kiraz dudak
                                Yarımca’nın güzeli
                                Canımdır sana adak



                                BİLMECE
                                En dik kuş hangisidir?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Çay

                                Comment

                                Working...
                                X