fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 12 Ekim 2010

    Bugün 12 Ekim 2010 4 Zilkade 1431 Eylül: 29 Hızır 160 Ömer Nasuhi Bilmen'in Vefatı (1971)-Amerika'nın keşfi (1492)-Sokullu Mehmet Paşa'nın şehadeti (1579)-Eğri Kalesi'nin Fethi (1596)

    HADİS-İ ŞERİF

    Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar.Ravi: Ebu Davud, Cihad 87



    HAZRET-İ MUSA'NIN RABB'İ İLE BİR KONUŞMASI

    Mûsâ Aleyhisselâm, bir gün; "Yâ Rabbe'l-âlemîn! Kullarının sana en sevgilisi hangisidir?" diye sordu.
    Allâhü Teâlâ: "Beni, en çok zikredendir." buyurdu.
    Mûsâ Aleyhisselâm "Yâ Rabbe'l-âlemîn. Kullarının en zengini, hangisidir?" diye sordu.
    Allâhü Teâlâ: "Kendisine verdiğim şeye en çok razı olandır!" buyurdu.
    Mûsâ Aleyhisselâm "Yâ Rabbe'l-âlemîn. Kullarının en iyi hüküm vereni hangisidir?" diye sordu.
    Allâhü Teâlâ: "İnsanlar hakkında, kendisi için hüküm verdiği gibi hüküm verendir." buyurdu.
    Mûsâ Aleyhisselâm "Yâ Rabbe'l-âlemîn. Kullarının sen­den en çok korkanı, en saygılısı hangisidir?" diye sordu.
    Allâhü Teâlâ: "Beni en iyi bilendir." buyurdu.
    Mûsâ Aleyhisselâm "İlâhî! Ben, sana nasıl şükrede­bilirim ki, bütün amellerim bana İhsan buyurduğun en küçük bir nimete bile denk gelmez." dedi.
    Allâhü Teâlâ: "Ey Mûsâ! İşte sen şimdi bana şük­rettin." buyurdu.



    BALIN FAYDALARI
    • Dövülüp-ezilmiş kuyruk yağına bal karıştırılarak üç gün sürütürse bel ağrısı azalarak yok olur.
    • Bal, soğuk su ile karıştırılıp içilirse ishali keser, sıcak su ile içilirse kabızlığı giderir.
    • Bal, sıcak içildiği zaman yedi dakikada kana karışa­rak beynin çalışmasını kolaylaştırır.
    • Bal, her yaşta faydalı bir gıdadır. Beslenmedeki ek­siklikleri tamamlar. Çocuklar 1-2 ay bal yerlerse altlarını ıslatmayı ekseriyetle terk ederler.
    • Bal, sinirleri kuvvetlendirerek rahat uyumayı sağlar.
    • Bal, kalp çarpıntısına ve yüksek tansiyona da fay­dalıdır.
    • Bal, anne ve inek sütünün demir eksikliklerini ta­mamlar, yağın hazmını kolaylaştırır, bağırsak hareket­lerini artırarak rahatlık sağlar.

    FIKRA

    Karadenizliler doğuda Ruslar'la sıcak savaştalar. Her biri belinden el bombalarını çekip Rus askerlerinin olduğu tarafa atıyorlarmış. Ruslar da bombaların pimini çekip tekrar bu tarafa atıyorlarmış.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Her insan bir dünyadır ( Herbert )

    YEMEK MENÜSÜ
    · YAPRAK SARMA
    · EV USULU MANTI
    · YOĞURT
    · DOMATES ÇORBA

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ŞAHİ: (Fars.) Er. - Şah'a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hüküm­darlık.
    Kız: ŞAHESER: (Fars.) Ka. - Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

    MANİ

    Masa üstünde pekmez
    Çoban kavalın ötmez
    Önünde gezen sürün
    Benim nişana yetmez



    BİLMECE
    Banker ile tanker arasında ne benzerlik vardır?
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: İkisi de hemen suyunu çeker

    Comment


    • 13 Ekim 2010

      Bugün 13 Ekim 2010 5 Zilkade 1431 Eylül: 30 Hızır 161 Ankara'nın Başkent Oluşu (1923)

      HADİS-İ ŞERİF

      Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.Ravi: Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh



      "MAZLUMUN DUASINDAN SAKININIZ"
      Hadîsi Kudsî'de, "Benden başka yardımcısı olma­yana zulmedene gazabım pek şiddetlidir." buyuruldu.
      Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular:
      "Allah o kimseye rahmet etsin ki kardeşinin kendi­sinde, malında yahut ırzında hakkı olup da dinar ve dirhemin olmadığı (altın ve gümüşün geçmeyeceği) o günden (kıyamette hesaptan) önce onunla helâlleşti."
      "Bir Müslümanın malından zorla bir şey alan kim­seye cennet haram olur." "Az bir şey de olsa böyle mi­dir?' dediler. "Bir misvak dalı da olsa..." buyurdular.
      "Haram olan bir kuruşu sahibine vermek, Allah katında yetmiş makbul hacca bedeldir."
      "Muhakkak Allâhü Teâlâ zayıflarının hakkını kuvvet­lilerinden çekinmeden almayan kavmi yükseltmez."
      "Zâlime zulmünden dolayı gıbta etmeyiniz. Zîrâ, Allah katında onun hasîs bir talibi (onu azab etmek için sabırsızlıkla bekleyen cehennem) vardır. Sonra Resû­lullâh (s.a.v.) "Her ne zaman alev azalırsa onlar için cehennem ateşini arttırırız. (İsrâ, 97)" mealindeki ayet-i celîleyi okudular.
      "Eğer bir dağ, diğer dağa zulmetse muhakkak zul­meden (dağ) parça parça olurdu."
      Hz. Alî buyurdular: "Mazlumun duasından sakınınız. Zîrâ Cenâb-ı Hak'tan hakkını ister. Muhakkak Allâhü Teâlâ hiçbir hak sahibinden hakkını menetmez, verir."
      Cafer bin Ebî Tâlib (r.a.) Habeşistan'dan döndüğün­de, Resûlullâh (s.a.v.) ona sordu: "Habeş diyarında seni şaşırtan bir şey gördün mü?"
      Şöyle cevâb verdi: "Başı üzerinde un dolu sepet taşıyan bir kadın gördüm. Bîr atlı yanından geçerken onu sıkıştırdı, sonra sepeti aldı ve unu döktü. Kadın dökülen unu toplarken şöyle diyordu: Yazık sana ki Deyyân olan Allah'ın günü(kıyâmet)de kullar arasında hüküm için kürsi kurulup mazlumun hakkının zâlimden alındığı günde hâlin nice olur."

      FIKRA

      Temel efkarlı, oturmuş içiyormuş. Cemal müdahale etmiş:
      - Temel içkiden boğulacaksın.
      - Kendimi değil, dertlerimi alkolde boğmaya çalışıyorum... Onlar da yüzme bilirmişcesine bana geri geliyor.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Her insan meyvesi ile tanınır ( Martine Luther )

      YEMEK MENÜSÜ
      · SOS.KAR.KIZARTMA
      · MAKARNA
      · YOĞURT
      · ÇORBA

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ŞAHİDÜDDİN: (Fars.) Er. - İslam'ı seçmiş olan ve İslam'ın hak din olduğuna şahidlik eden.
      Kız: ŞAHHANIM: (Fars.) Ka. - Hanım sultan. - Şah ve hanım kelimelerinden birleşik isim.

      MANİ

      Mani benim ezberim
      Kan ağlıyor gözlerim
      Ben yarimin yolunu
      Akşam sabah gözlerim



      BİLMECE
      Şişmanlar niçin güneş yağı kullanmazlar?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: İkisi de batınca felaket olur

      Comment


      • 14 Ekim 2010

        Bugün 14 Ekim 2010 6 Zilkade 1431 T.Evvel: 1 Hızır 162 Dünyada İlk Sistemli Üniversite Kurucusu Nizam-ü Mülk'ün Vefatı (1092)-Dünya Standartlar Günü-(Tarsus) Lokman Hekim'i Anma Günü

        HADİS-İ ŞERİF

        Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah'ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.Ravi: Buhari, Sulh 10



        HZ. LOKMAN ALEYHİSSELÂM'DAN HİKMETLER
        Ey oğul! Demir ve taş gibi her türlü ağır şeyi taşıdım, lakin kötü komşudan daha ağır bir şey görmedim.
        Her türlü acıyı tattım, lâkin fakirlikten daha acısını tatmadım.
        Bir yere elçi gönderirsen câhili gönderme. Eğer hik­met sahibi bir kimseyi bulamazsan kendin elçi ol.
        Cenazelerde bulun. Zîrâ cenaze sana ahîreti hatırlatır.
        Doyduktan sonra yemek yeme.
        Tatlı olma yutulursun, acı olma atılırsın.
        Ey oğul! Allâhü Teâlâ'dan öyle ümitli ol ki azabından emîn olma.
        Allâhü Teâlâ'dan öyle kork ki rahmetinden ümid kesme.
        Oğlu sordu: "Ey babacığım. Buna nasıl gücüm yeter? Halbuki benim bir kalbim vardır." Şöyle buyurdu:
        "İşte, mü'minin böyle iki kalbi vardır; biriyle ümîd eder, biriyle korkar."
        "Allâhümmağfirlî (Ey Allah'ım! Beni mağfiret buyur)" duasını çok et. Zîrâ Allâhü Teâlâ'nın öyle vakitleri vardır ki onda isteyen boş çevrilmez."
        Tevbeyi geciktirme, zîrâ ölüm ansızın gelir.

        KARINCANIN DUASI
        Süleyman Aleyhisselâm, halkı yağmur duasına çıkar­mıştı.
        Orada bir karınca şöyle duâ ediyor, yalvarıyordu:
        "Ey Allah'ım! Ben, senin yarattıklarından bir mah­lûkum. Sen, bizi yağmurunla sulasan da, kurak­lıktan helak etsen de, biz hep senin rızkına muhta­cız!.." diyordu.
        Bunun üzerine, Süleyman Aleyhisselâm, halka,
        "Geri dönünüz. Muhakkak size, başkasının (karınca­nın) duâsıyla yağmur verildi." buyurdu.

        FIKRA

        Bir gün Dursun Temel'in yanına gelmiş ve "Temel cebimdeki bilyelerin sayısını bilirsen ikisini de sana vereceğim" demiş. Temel: "Üç!" demiş.

        GÜNÜN SÖZÜ

        Hiç bir insan raslamadım ki, onda öğrenilecek bir şey bulunmasın ( Alfred de Vigny )

        YEMEK MENÜSÜ
        · ETLİ NOHUT
        · PİLAV
        · TURŞU
        · ÇORBA

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ŞAHİN: (f.t.i.) Er. - Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.
        Kız: ŞAHIGÜL: (Fars.) Ka. - Gül dalı.

        MANİ

        Minare yıkılmış
        Direk ister
        Ağabeyimin canı
        Börek ister



        BİLMECE
        Güneş girmeyen eve ne girer?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Kendi yağlarıyla kavruldukları için

        Comment


        • 15 Ekim 2010

          Bugün 15 Ekim 2010 7 Zilkade 1431 T.Evvel: 2 Hızır 163 Türkiy'de Yeni Anayasa'ya göre İlk Meclis ve Senato Seçimlerinin Yapılması (1961)-Avrupa'da (halen kullanılan) Gregoryan Takvimi'nin kabulü (1582)-Fırtına

          HADİS-İ ŞERİF

          Bir kavmin (mahkemelerinde) haksız yere hükümler verilirse, o kavimde mutlaka kan yaygınlaşır. Bir kavm ahdinden dönüp gadre yer verirse, Allah onlara mutlaka düşmanlarını musallat eder.Ravi: Muvatta, Cihad 26



          KIYAMETTE MÜMİNLER VE MÜNAFIKLAR

          Allâhü Teâlâ, kıyamet günü mü'minler ve münafıklar arasında cereyan edecek bir hâdiseyi Hadîd sûresinde (15-17. âyetlerde) şöyle haber veriyor:
          O (kıyamet) günü mü'min erkek ve kadınları görecek-sindir ki, (îmânları ve işledikleri sâlih amellerinden do­layı) nurları önlerinde ve sağ taraflarında koşar. Onlara (melekler tarafından) şöyle denilecektir:
          Bugün sizin müjdeniz cennetlerdir ki, onların altların­dan ırmaklar akar, içlerinde ebediyen kalıcılarsınız. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
          O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar îmân etmiş olanlara diyeceklerdir ki: "Bize bakınız, nurunuzdan bir parça ışık alalım(istifâde edelim, karanlıktan kurtulalım).
          O münafıklara denilmiş olur ki: "Dönün arkanıza (dün­yâya) da bir nûr arayın.
          Derken aralarına bir duvar çekilmiştir ki: Bir kapısı vardır, (mü'minlere âit) iç tarafında rahmet vardır. (Mü­nafıklara ait) dış tarafı ise onun tarafından da azap vardır.
          (Münafıklar) o mü'minlere, biz sizinle beraber değil mi idik? diye bağrışırlar(mümin göründüklerini söylemek isterler).
          Onlar da derler ki: "Evet, ve lâkin siz nefsinizi fitneye düşürdünüz (münafıklık ederek, ateşe doğru gittiniz, kendinizi helak ettiniz) ve mü'minler hakkında fenalık gözettiniz ve sizi bâtıl şeyler gurura, aldanışa düşürdü.
          Tâ ki, Allah'ın emri (ölüm) geliverdi. Ve şeytan sizi, Allah ile aldattı (şeytan sizi Allah'a güvendirdi; "Günahın sana zararı yoktur, Allah affeder." diye keyifleriniz arka­sından koşturdu).
          Artık bugün (ey münafıklar) ne sizden ne de kâfir olan kimselerden (kendinizi kurtarmak için ne kadar) kurtuluş fidyesi verecek olsanız da kabul edilmez. Sizlerin sığına­cağınız yer, cehennemdir. Sizin için evlâ (lâyık) olan odur.
          Ve o ne kötü gidiş mahalli(yeri)dir. (Hadîd, 12-15)

          FIKRA

          Temel omuzunda papağanla eczaneye girer. Papağan -”Aspirin istiyorum!” der. Sonra fiyatını sorar, Temel’e 500 bin lira vermesini söyler, Temel parayı verdikten sonra dönüp gidecekken, “Paranın üstünü al!” der, para üstünü sayar, “Tamam gidelim...” der. Eczacı manzaradan çok etkilenmiştir. “Beyefendi...” diye bağırır, “...ner’den buldunuz bu kuşu?” Papağan yanıt verir; “Bunlardan Trabzon’da çok var!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz ( Hölderlin )

          YEMEK MENÜSÜ
          · KIYMALI BEZELYE
          · PİLAV
          · CACIK
          · ÇORBA

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ŞAHİNTER: (Fars.) Er. - Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.
          Kız: ŞAHİKA: (Ar.) Ka. - Zirve, doruk, dağ tepesi.

          MANİ

          Sekiz sekiz on altı
          Burası ceviz altı
          Yarimin istediği kız
          Ayakkabımın altı



          BİLMECE
          Milletvekillerinin en çok yediği salata hangisidir?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Soluk yüzlü ev sahibi

          Comment


          • 16 Ekim 2010

            Bugün 16 Ekim 2010 8 Zilkade 1431 T.Evvel: 3 Hızır 164 Aziz Mahmud Hüdai Hz. Vefatı (1628) - Dünya Gıda Günü-Yağmur mevsimi başlangıcı

            HADİS-İ ŞERİF

            Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.Ravi: Tirmizi, Zühd 41



            ÂMENERRESÛLÜ'NÜN FAZİLETİ
            Bakara sûresinin son iki âyeti îmân ve itikadı zarurî olan büyük esasları bildirmekte ve burada yedi duâ cümlesi bulunmaktadır. Bakara sûresi nazil olup Resû-lullah tarafından okunduğu zaman, her duâ cümlesi okundukça Allâhü Teâlâ tarafından "Duanı kabul ettim." buyurulmuştur.
            Cebrail (a.s.), Resûlullâh'ın (s.a.v.) yanında oturur­ken, Peygamber Efendimiz kapı sesine benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrail (a.s.), 'Bu şimdiye kadar hiç açılmayıp yalnız bugün açılan bir gök kapısıdır.' dedi. Sonra o kapıdan bir melek indi. Cebrail (a.s.) 'Bu melek, bugüne kadar yeryüzüne hiç inmemiştir.' dedi. Melek selâm verdi ve Resûlullâh'a (s.a.v.),
            "Seni, senden önce hiç bir peygambere verilmeyen iki nurla müjdeliyorum: Fatiha sûresi ve Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık mutlaka sana, (o harfin sevabı) verilecektir." dedi.
            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
            "(Bakara sûresinin) Bu iki âyeti bir evde üç gece okunmazsa o eve şeytan yaklaşır."
            "Her kim geceleyin Bakara Sûresi'nden (son) iki âyeti okursa ona (o gece âfetlerden ve şeytan şerle­rinden emîn olmak üzere) kifayet eder(yeter][."
            "Allâhü Teâlâ Bakara Sûresi'ni iki âyetle (Amenerre-sûlü ile) sona erdirdi. Bunları bana arşın altındaki bir ha­zineden verdi. Bunları öğreniniz, hanımlarınıza ve ço­cuklarınıza öğretiniz.
            "Kim üzüntü ve keder ânında Âyetü'l-Kürsi ve Bakara Sûresi'nin sonu(ndaki iki âyeti: âmenerresû-lü)nü okursa Allâhü Teâlâ ona yardım eder."
            Hz. Ali (k.v.) buyurdular ki: "Bakara Sûresi'nin so­nundaki iki âyeti (Amenerrasûlü) okumadan uyuyacak aklı başında bir Müslüman bulunacağını sanmıyorum. Çünkü onlar arşın altındaki bir hazinedendir."
            Cebrail (a.s.) Resûlullâh'a (s.a.v.) Bakara Sûresi'nin sonunda 'Amîn' demesini telkîn etti.

            FIKRA

            Temel ile Dursun şarküteri açmaya karar verirler. Her şeyi hazırlarlar. Açılıştan bir gün önce prova yaparlar. Dursun dışarı çıkar, müşteri gibi içeri girer; “İyi akşamlar... Sizde Pepsi var mı?” Temel kızar köpürür; “Burası şarküteri... Burada et, süt, yumurta, peynir var... Çık yeniden gir!..” der. Dursun tekrar çıkar, girer; “İyi akşamlar... Sizde Pepsi, Coca Cola, Fanta var mı?” Temel iyice kızar ve müşteri rolünü o oynamaya karar verir. İçeri girer; ”İyi akşamlar... Sizde pastırma, sucuk, et var mı?” Dursun; ”Var... Boşları getirdin mi?..”

            GÜNÜN SÖZÜ

            İnsan evvela kendi içinde, sonra dışarıda mağlup olur ( Rockefeller )

            YEMEK MENÜSÜ
            · FIRIN PATATES
            · PİLAV
            · YOĞURT
            · ÇORBA

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ŞAHİSTAN: (Fars.) Er. - Şah ülkesi.
            Kız: ŞAHKAR: (Fars.). - Baş eser, en güzel eser. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

            MANİ

            Mani maniye kelam
            Sevdiğime benden selam
            Hiç incinip üzülme
            Kovuşuruz bir zaman



            BİLMECE
            Kitap deftere ne demiş?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Laf salatası

            Comment


            • 17 Ekim 2010

              Bugün 17 Ekim 2010 9 Zilkade 1431 T.Evvel: 4 Hızır 165 II.Kosova Zaferi (1448) - İlk Türk Tugayı'nın Kore'ye Çıkışı (1950)-Gökçeada'nın kuruluşu (1923)

              HADİS-İ ŞERİF

              Her peygamberin, Allah Teala'dan bir dileği vardı ve Allah indinde icabet ve kabul olundu. Fakat ben duamı kıyamet gününde ümmetime şefaate tahsis ve tehir ettim Ravi: Buhari



              İLMİHAL: NAMAZA GİRİŞ

              Namaz kılacak kimse, önce üzerinde ve namaz kıla­cağı yerde, namazın sahih olmasına engel olacak pislik cinsinden bir şeyin bulunmamasına dikkat eder.
              Abdest alır, kıbleye döner. Kendini dünya düşüncele» rinden mümkün mertebe çeker. Allah'ın manevî huzu­runda olduğunu hatırından çıkarmaz. Kılacağı namaza kalbi ile niyet eder.
              Meselâ kılacağı sabah namazının sünneti ise,
              "Niyet ettim Allah rızâsı için bugünkü sabah namazı­nın sünnetini kılmaya." diye kalben niyet eder.
              Şayet farzını kılacaksa: "Niyet ettim Allah rızâsı için bu günkü sabah namazının farzını kılmaya" diye kalben niyet eder.
              Eğer nafile namaz kılacaksa, "Niyet ettim Allah rızâsı için namaz klimaya." diye kalben niyet eder.
              Sonra iki elini, parmaklarını açık tutarak ve kıble tara­fına döndürerek baş parmaklarını kulaklarının yumuşa­ğına değecek kadar kaldırıp iftitah tekbirini alır. Yâni "Allâhü ekber" der. Kadınlar tekbir alırken ellerini, par­mak uçları omuzları hizasına gelecek şekilde kaldırırlar.
              Sonra erkekler sağ elinin içini sol elinin üzerine, (ser­çe parmak İle baş parmak sol elin bileğini kavrayacak şekildi) koyarak ellerini göbek altına bağlar.
              Kadınlar, sağ eli sol elin üzerinde göğüslerinin üzeri­ne koyarlar. Sözler secde yerine bakar.

              BİR BALIĞIN TAZELİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
              Taze balığın gözleri parlak, solungaçları oanlı ve kır­mızı, pulları derisine yapışık, eti sıkı ve sert olur. Başın­dan tutup kaldırılınca dimdik durur.
              Pişirme esnasında di tazeliği anlaşılır. Balık pişirildiği sırada kuyruğu haviyi kalkar, gövdesinde kıvrılma v§ çatlamalar oluşuyorsa tizidir,

              FIKRA

              Hopa Orman İşletmesi’ne elektrikli testere gelince üretim artacağına düşer. Durumdan üretici firma haberdar edilir. Firma en iyi 2 oduncuya Amerika’da eğitim vermeyi önerir. Temel ile Dursun eğitime giderler. İlk gün hoca testereyi çalıştırınca Temel; ”N’oliy? Bu ses de ne?”

              GÜNÜN SÖZÜ

              İnsan göründüğünden daha değerli olmalı, çok iş başarmalı fakat az ortaya çıkmalı ( Moltke )

              YEMEK MENÜSÜ
              · ISPANAK BEŞAMEL
              · TARHANA ÇORBA
              · YOĞURT
              · BÖREK

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ŞAHVELET: (f.a.i.) Er. - Hükümdar çocuğu.
              Kız: ŞAHMELEK: (f.a.i.) Ka. - Melekler kadar güzel, güzellikte lider.

              MANİ

              Kul bela görmez
              Allah yazmadıkça
              Allah bela vermez
              Kul azmadıkça



              BİLMECE
              Hangi ayda 28 gün bulunur?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Amma da boş adamsın

              Comment


              • 18 Ekim 2010

                Bugün 18 Ekim 2010 10 Zilkade 1431 T.Evvel: 5 Hızır 166 Türkiye-Bulgaristan Dostluk Andlaşmasının Ankara'da İmzalanması (1925)-Kırlangıç Fırtınası-Saimbeyli'nin kurtuluşu (1920)

                HADİS-İ ŞERİF

                Her müslümanın haftada bir gün başını ve bütün bedenini yıkamak sûretiyle gusletmesi yani boy abdesti alması onun uhdesinde Allah'ın hakkıdır Ravi: Beyhaki



                İLMİHAL: NAMAZIN KILINIŞI

                "Allâhü ekber" ile namaza girip el bağlayınca sübhâne-ke okur ve "Eûzü billahi mineş-şeytâni'r-racîm, Bismil-
                lâhi'r-rahmâni'r-rahîm" dedikten sonra Fâtiha'yı okur, eğer imâma uyarsa sübhâneke ve eûzü'yü okuyup susar,'
                Cehren (sesli) namaz kılınır iken imam "vele'd-dâllîn" dedikten sonra gerek kendisi, gerek cemaat gizlice "âmîn" der, zamm-ı sûreden sonra rükûa varır iken "Allâ­hü ekber" der,
                Rükûda parmaklarını açıp elleriyle dizlerini tutarak üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azîm" der, rükûdan kalkar iken "Semi'allâhü iimen hamideh" ve ayak üzere doğ­rulunca "Rabbena leke'l-hamd" der,
                Cemâatle namaz kılınır iken imâmın "Semi'allâhü İi­men hamideh" der, cemâat ise "Rabbena leke'l-hamd" der, secdeye iner iken ve secdeden kalkar iken "Allâhü ekber" ve iki secdede de üçer kere "Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ" der,
                İkinci secdeden ayağa kalkıp yalnız Besmele ile Fâti-ha'ya başlar, ikinci rek'atı da evvelki gibi kılıp oturunca iki rek'atlı namaz ise, tahiyyâttan sonra salavât ve bir duâ okumak ve önce sağa ve sonra sola selâm verir,
                Eğer üç ya dört rek'atlı namaz ise, birinci oturuşta yal­nız tahiyyâtı okuduktan sonra ayağa kalkar iken "Allâhü ekber" der ki bunlar, sünnettir.
                Farzların üçüncü ve dördüncü rek'atlarında yalnız Fati­ha sûresini okumak efdâldir. Sünnetlerin bütün rek'at­larında Fatiha ve sûre okunur.
                Sonra yine rukûa varır iken "Allâhü ekber" der ve son oturuşta iki rek'atlı namazların ka'desinde olduğu gibi ta­hiyyâttan sonra salevât; (Allahümme salli... ve Allahümme bârik...) ve bir duâ okuyup selâm verir ki sünnettir.
                Farzlarda olduğu gibi vitrin ve dört rek'atlı sünnet-i müekkedelerin birinci oturuşlarında yalnız tahiyyât oku­nur. Ama dört rek'atlı olan gayr-i müekkede sünnetlerin birinci oturuşlarında tahiyyâttan sonra salavât da okunur ve üçüncü rek'at için ayağa kalkılınca Sübhâneke ve eûzû besmele ile Fâtiha'ya başlanır.

                FIKRA

                Temel ucu bucağı görünmeyen uçuruma düşünce Dursun arkasından bağırır:
                - Temel nereyesun, iyi misun?
                - İyiyum!..
                - Neredesun seni almaya geleyrum?
                - Hala düşeyrum!..

                GÜNÜN SÖZÜ

                İnsana hayat verilmemiş, kiralanmıştır ( Publilius Syrus )

                YEMEK MENÜSÜ
                · KABAK DOLMA
                · ŞEH.ÇORBA
                · YOĞURT
                · BÖREK

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ŞAHVAR: (Fars.) Er. 1. Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2. İri ve iyi cins inci.
                Kız: ŞAHNAZ: (Fars.) Ka. - Çok nazlı.

                MANİ

                Kara kara kazanlar
                Kara yazı yazanlar
                Cennet yüzü görmesin
                Aramızı açanlar



                BİLMECE
                Doktor ile avukat arasında ne fark var?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Bütün aylarda

                Comment


                • 19 Ekim 2010

                  Bugün 19 Ekim 2010 11 Zilkade 1431 T.Evvel: 6 Hızır 167 Ankara Tıp Fakültesinin Açılışı (1945)-Sultan II.Murad Han'ın İkinci Kosova Zaferi (1448)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Kötü alimler Cehennemin köprüleridir.Ravi: Keşfü'l-Hafâ, 2.1743



                  İLMİHAL: NAMAZDA OKUNAN BÂZI DUALAR

                  Ettahıyyâtü'den ve Salevât'tan sonra Resûlullâh'ın (s.a.v.) okuduğu dualar:
                  Rabbena âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fil âhireti haseneten ve kına azâbe'n-nâr.
                  Rabbenağfirlî ve livâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekûmül hisâb.
                  Rabbena lâ tüziğ kulûbenâ ba' de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-Vehhâb.
                  Vitir namazında okunması sünnet olan Kunût duası:
                  Allahümme innâ nesteînuke ve nestağfiruke ve nestehdîke ve nü'minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleyke'l-hayra küllehû neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahle'u ve netrukü men yefcüruk.
                  Allahümme iyyâke na'büdü ve leke nusallî ve nes-cüdü ve ileyke nes'â ve nahfidü, nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke, inne azâbeke bi'l-küffâri mülhık.
                  Namaz kılan kimse bu duayı hatırlayamazsa bir kere:
                  Rabbena âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kına azâben-nâr duasını okuyup yahut üç kere "Allahümma'ğfirlî" deyip rukûa varmalıdır.
                  Namazın sonunda selâm verdikten sonra,
                  "Allahümme ente's-selâm ve minke's-selâm tebâ-rekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" demek sünnettir.

                  KEKİK
                  Kekik, çorba, salata ve et yemeklerinde lezzetlendirici olarak, kullanılır.
                  Süzgeçteki bir miktar kekik üzerine kaynamış su dö­külerek hazırlanan çay lezzetli bir hazmettiricidir.
                  Kekik bağırsak kasılmalarını çözer, ağrıları giderir, safra salgılarını artırarak hazmı kolaylaştırır. Hastalık­larda koruyucu, tedavi edici ve süratli ağrı kesici tesiri vardır. Çayının içilmesi veya yağının ağrılı yere sürül­mesi hâlinde sür'atle faydası görülür.

                  FIKRA

                  Trabzon’da mezarlığa helikopter düşmüş. 300 ceset çıkarmışlar, kurtarma çalışmaları devam ediyormuş.

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  İnsan hep kendini geçmeye çalışmalıdır ( Northam Lee )

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · ARNAVUT CİĞERİ
                  · TARHANA ÇORBA
                  · ÇOBAN SALATA
                  · T.HELVA

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ŞAHRAH: (Fars.) Er. 1. Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.
                  Kız: ŞAHNİSA: (f.a.i.) Ka. 1. Hükümdar kadın, hükümdar karısı. 2. Kadınların şahı, üstün nitelikli, değerli kadın.

                  MANİ

                  Manici başı mısın
                  Cevahir taşımısın
                  Sana resmimi versem
                  Cebinde taşır mısın



                  BİLMECE
                  Kırıldığı zaman kullanılan şey nedir?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Doktor önce soyar, sonra dinler. Avukat önce dinler, sonra soyar

                  Comment


                  • 20 Ekim 2010

                    Bugün 20 Ekim 2010 12 Zilkade 1431 T.Evvel: 7 Hızır 168 II.Varna Zaferi (1776)-Ağaç dikme ve çelikleme zamanı-Fransızların Anadolu'dan çekilmesi (1921)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!" buyurdular.



                    İNSANLARIN UYANIP KALKACAKLARI GÜN

                    Kurân-ı Kerîm'de kıyamet günü şöyle anlatılmıştır:
                    ...Allah sizi diriltir, sonra sizi öldürür, sonra da sizi kı­yamet günü için toplar. Onda bir şüphe yoktur. Velâkin insanların çoğu bilmezler. (Câsiye- 26)
                    Bütün insanlar kabirlerinden uyanıp Allâhü Teâlâ'nın huzurunda kıyam edecek ve onun huzurunda muhakeme­ye durup haklı haksızdan hakkını alacaktır. (Mutaffifîn-6) O gün, hak ile batılın ayırt edileceği gündür. (Mürselât-38)
                    İnsanın kardeşinden, anasından, babasından, eşin­den ve oğullarından kaçacağı bir gündür. (Abese, 34-36) O gün ne mal ve ne de oğullar fayda vermeyecektir. (Şuara-88) Alım satımın ve dostluğun olmadığı bir gün­dür. (Bakara-254)
                    Kâfirler, azabtan kurtulmak için yeryüzündeki şeyleri bir misliyle beraber fidye verseler, kabul olunmayacak­tır. (Mâide-36) O gün zalimlere hiçbir mazeretleri fayda vermeyecek ye onlar Hakk'ın rahmetinden kovulacak-lardır. (Mü'min-52)
                    Sadıklara doğruluklarının mükâfatının verileceği bir gündür. O gün Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razı olacaklar (Mâide-119) Herkes hayır veya kötülükten ne yapmış ise o gün önüne konulacaktır. (Al-i lmrân-30)
                    Birtakım yüzler pırıldar, güler ve sevinir. Birtakım yüz­ler vardır ki üzerlerini toz toprak sarar ve karanlık kaplar. İşte bunlar kâfirlerdir. (Abese-34-42) Birtakım yüzlerin ağaracağı, bir takım yüzlerin de kararacağı bir gündür. Yüzleri kara çıkanlar, îmândan sonra küfretmelerinin, nankörlük etmelerinin cezası olarak azabı tadacaklardır. (Al-i İmrân-106)
                    Allâhü Teâlâ, peygamberini ve onunla beraber îmân edenleri utandırmayacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacaktır. (Tahrim-8)
                    Müşrikler yüzleri üzerine o ateş içinde sürüklenecekler ve cehenneme atılacaklardır. (Kamer-48) Namuslu ka­dınlara iftira edenlerin aleyhlerine dilleri, elleri ve ayakları neler yaptıklarına dâir şahitlik edecektir. (Nur-24)

                    FIKRA

                    Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş: "Nasıl gidiyor kanaryam?" Fadime "Kaybediyorum." Bir süre sonra yine: "Nasıl gidiyor güvercinim?" Fadime "Kaybediyorum." Bu konuşma "Bülbülüm, serçem" diye devam edince Cemal sormuş, "Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?" Temel "Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!.."

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    İnsan, insanın kurdudur ( Plautus )

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · BİBER DOLMA
                    · MER. ÇORBA
                    · YOĞURT
                    · BÖREK

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ŞAHRUH: (f.a.i.) Er. - Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.
                    Kız: ŞAHNUR: (a.f.i.) Ka. 1. Kaynak, ışık kaynağı. 2. Münevver.

                    MANİ

                    Besmele ile çıktım yola
                    Selam verdim sağa sola
                    Selamımı aldınız mı
                    Komşulara yaydınız mı



                    BİLMECE

                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap:

                    Comment


                    • 21 Ekim 2010

                      Bugün 21 Ekim 2010 13 Zilkade 1431 T.Evvel: 8 Hızır 169 İlk Özel Gazete Tercüman-ı Ahval'ın Yayına Başlaması (1860)-Bağ bozumu zamanı ve fırtınası

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Sana günah olarak, husumeti devam ettirmen yeterlidir (çünkü bu, gıybete kapı açar). Ravi: Tirmizi, 1995



                      BİLDİĞİ SALİH AMELİ İŞLEYENE ALLAH BİLMEDEDİĞİNİ BİLDİRİR

                      İmâm Ahmed bin Hanbel Hazretleri, kendisinde bir hadîs-i şerîf bulunan bir zât olduğunu işitince Bağ-dad'dan Mâverâünnehr'e (Seyhun ve Ceyhun nehri ara­sı) gitti. O zâtı bir köpeğe yiyecek verirken gördü. İmâm ona yaklaşıp selâm verdi. Şeyh selâmını aldıktan sonra köpeğe yiyecek vermeye devam etti.
                      İmâm o zâtın kendisiyle değil de köpekle alâkadar ol­masından (dolayı) nefsinde (ona karşı kötü) bir şeyler hissetti. Şeyh, köpeöe yiyecekleri verdikten sonra imâma döndü ve "seninle alâkadar olmayıp bu hayvanla meşgul olmam sebebi ile nefsinde bir şeyler hissetmiş olabilirsin." dedi. İmâm, "evet" deyince, o zât: "Bana Ebû Zinâd A'rec'den, o da Ebû Hüreyre'den (r.a.) hadis olarak bildir­di; Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Kim kendisinden bir şey ümîd edeni -gücü yettiği halde- mahrum eder­se, Allâhü Teâlâ da onu kıyamet günü ümîd ettiğin­den mahrum eder, cennete giremez." Buralar köpekle­rin olduğu yerler değildir. Bu köpek benden bir şeyler umarak geldi. Ben de kıyamet günü Allâhü Teâlâ ümîd ettiğimi kesmemesi için onun ümîdini kesmeyi münâsip görmedim." dedi. İmâm Ahmed, "İşte bu hadîs-i şerîf ba­na kâfîdir." buyurdu ve döndü.

                      ÇOCUKLARA DİKKAT EDİNİZ„ Vâsıtada çocukların ön koltuğa oturması tehlikelidir. Anî duruşlarda ön cama çarpmaları ve yaralanmaları mümkündür.
                      Çocukların arka koltukta yaşlarına göre ya emniyet kemerli çocuk koltuğuna ya da emniyet kemeri takılarak oturtulması gerekir.
                      Okulların önünden yavaş gitmek, yolu ve kaldırımı kontrol ederek dikkatli geçmek lazımdır.
                      Yola fırlayan top, arkasından bir çocuğun koşarak ge­leceğinin habercisidir.
                      Çocuklar, cadde ve sokaklardan park etmiş vâsı­taların arasından anîden yola fırlayabilirler. Çok ya­vaş ve dikkatli gidilmelidir.

                      FIKRA

                      Temel'in oğluna beygir lakabını takmışlar. Temel, “Git, arkadaşlarınla konuş, değiştirsinler.” Oğlan akşam gelmiş. “Lakabımı değiştirdim, tay oldum.” Temel “Ulan sen büyür, yine beygir olursun!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      İnsan kendinden başkasını örnek almadıkça ilerleyemez ( Goldsmith )

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · FIRIN PATATES
                      · PİLAV
                      · YOĞURT
                      · ÇORBA

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ŞAHSUVAR: (Fars.) Er. - İyi ata binen yiğit kimse.
                      Kız: ŞAHSAR: (Fars.). - Dallık, ağaçlık, koruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Toprağında tasında
                      Benleri var kasında,
                      Sen bahar içindesin
                      Bense ömrüm kışında.



                      BİLMECE
                      Nasrettin hoca eşeğine neden ters biner?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: İkisinin de sulusu çekilmez

                      Comment


                      • 22 Ekim 2010

                        Bugün 22 Ekim 2010 14 Zilkade 1431 T.Evvel: 9 Hızır 170 I.Haçova Savaşı (1596)-Kanije Müdafaası (1601)-Padişah fermanı ile başlık parasının yasaklanması (1831)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır. Ravi: Müslim



                        HACCIN FAZİLETİ

                        Allâhü Teâlâ buyurdu ki: "Şüphe yok ki, insanlar için ilk tesîs edilmiş olan mâbed, Mekke'deki o çok mübarek ve âlemler için hidâyet olan Beytullâh'tır.
                        Onda açık âyetler (alâmetler), İbrâhîm'in makamı vardır. Ve her kim ona girerse emîn olur. Ve onun yoluna gücü yeten kimseler üzerine de o Beytullâh'ı haccetmek Allâhü Teâlâ için bir haktır (Allâhü Teâlâ'nın hakkıdır). Ve her kim inkâr ederse şüphe yok ki, Allâhü Teâlâ bütün âlemlerden ganî(zengin)dir." (Al-i İmrân Sûresi'nin 96. ve 97. âyet-i celîleleri)
                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Kim, Allâhü Teâlâ için haccederse, hac esnasında kötü söz ve davra­nışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa, anasından doğ­duğu gün gibi temizlenmiş olarak döner."
                        "Mebrûr (makbul) hac için cennetten başka mükâfat yok­tur." buyurunca, "Onun mebrûr olması ne (ile) dir?" diye so­ruldu. Resûl-ü Ekrem "Yemek yedirmekle, hoş kelâm (ko­nuşmak) iledir." buyurdu.
                        "Hangi amel daha fazîletlidir?" diye sorulduğunda, "Allah ve Resûlü'ne îmân etmektir." buyurdular. "Sonra hangisi?" denildi. "Allah yolunda cihâddır." buyurdu. "Daha sonra hangi (amel) dir?" denildi. "Hacc-ı mebrûrdur." buyurdular.
                        "Hiç şüphe yok ki, şu beyt (Ka'be-i Şerîf), İslâm'ın direği (mesabesindeki rükünlerinden biridir. Kim hac ve umre ya­parsa, kefaletini Allah'ın üzerine havale etmiş (Aflah onun kefili olmuş) demektir. Eğer (bu yolculukta) vefat ederse Allah onu cennete koyar, şayet ailesinin yanına döndürürse" ganîmetle döndürür."
                        "Hacda harcanan para, Ailâhü Teâlâ yolunda sarf edilen nafaka gibi, yedi yüz kat fazlası ile verilecektir." (Hac Reh­beri, Fazilet Neşriyat)

                        KITA:
                        Kıblegâh-ı ehl-i hâcât-ı cihan bu Mekke'dir.
                        Yüz sürer toprağına hep ins ü cân bu Mekke'dir.
                        Sa'y ile her kuşesin eyle tavaf ey hacı kim,
                        Umduğun hâsıl olur bî-şekk hemân bu Mekke'dir.
                        Lügatçe: Kıblegâh-ı e/ı/-/ hâcât-ı çihân: Dünyadaki ihtiyaç sahiplerinin kıblesi. İns ü cân: İnsanlar ve cinler. Bî-şekk: Şüphesiz.

                        FIKRA

                        Temel ile İdris sinemaya gitmişler. Filmde bir at yarışı sahnesi varmış. Bizimkiler 5 milyon lirasına iddiaya girip at yarışı oynamaya karar vermişler. Sonunda İdris’in tuttuğu at birinci gelmiş ve iddiayı kazanmış. İdris dayanamamış ve gerçeği söylemeye karar vermiş. "Temel al paranı... Ben bu filmi daha önce seyretmiştim, hangi atın birinci geleceğini pileydum da..." Temel "Önemli teğuldur İdris... Pen de seyretmiştim de, bu sefer sürpriz oynadım daa!.."

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        İnsan, “Ne iSe, O OLmayı” rededen tek mahluktur ( Albert Camus )

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · SUCUKLU KU. FASULYE
                        · PİLAV
                        · ÇORBA
                        · TURŞU

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ŞAKİR: (Ar.) Er. - Şükreden, durumundan memnun olan. Allah'a şükreden. Kur'an'da çok sık geçen kelimelerden biridir.
                        Kız: ŞAHSINUR: (Ar.) Ka. - Nurlu kişi, aydınlık kimse.

                        MANİ

                        Mani maniyi açar
                        Maniden kaldım naçar
                        Kör olası çöpçüler
                        Yarsız yorganım açar



                        BİLMECE
                        Karanlıkta neyimizi göremeyiz?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Eşeğin dikiz aynaları olmadığı için

                        Comment


                        • 23 Ekim 2010

                          Bugün 23 Ekim 2010 15 Zilkade 1431 T.Evvel: 10 Hızır 171 Kırım Harbi (1853)-Posta Nezareti (PTT)'nin kurulması (1840)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir. Ravi: Buhari, İstikrâz 14



                          ZÜLKİFL ALEYHİSSELÂM

                          Allâhü Teâlâ, Eyyûb Aleyhiselâmdan sonrai oğlu Zül-kifl Aleyhisselâmı peygamber olarak göndermiş ve ona halkı Allah'ın birliğine inanmağa davet etmesini emret­miştir. Zülkifl Aleyhisselâm, Şam'da otururdu.
                          Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: "Ve İsmail ve İdrîs ve Zülkifl'i (de an) hepsi de sabredenlerden idiler. Onları da, rahmetimizin içine idhâl ettik (girdirdik). Onlar, hakî­katen şâlihlerdendi." (Enbiyâ, 85-86)
                          Ve "İsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de an ve onların hepsi de hayırlılardandır." (Sâd-48).
                          Zülkifl Aleyhisselâmın, Kur'ân-ı Kerîm'de, böyle ken­dilerinden övülerek bahsedilen büyük peygamberler arasında zikredilişi, kendisinin de, Peygamber olduğu­nu açıkça gösterir.
                          Halk, Zülkifl Aleyhisselâma îmân ettiler, tâbi oldular ve kendisini doğruladılar. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, onla­ra Allah yolunda cihâd etmelerini emredince, bunu yerine getirmekten kaçındılar ve zaaf gösterdiler: "Ey Zülkifl! Biz hayatı sever, ölümü sevmeyiz. Bununla beraber, Allâhü Teâlâ'ya ve onun Resulüne âsî olmaktan da hoşlanma­yız. Eğer, ömürlerimizi uzatmasını ve ancak biz dilediği­miz zaman bizi öldürmesini Allah'tan dilersen, ona ibâdet eder ve onun düşmanları ile cihâd ederiz." dediler.
                          Zülkifl Aleyhisselâm, onlara "Siz, benden büyük bir şey istediniz. Bana, ağır teklifte bulundunuz." dedi. Sonra kal­kıp namaz kıldı ve "Ey Allah'ım! Sen bana peygamberlik vazifelerini tebliğ etmemi emrettin, tebliğ ettim. Düşman­larınla cihad etmemi emrettin. Ben, kendimden başkasına güç yetirmeğe mâlik değilim. Kavmimin bu hususta ben­den istediklerini sen benden daha iyi bilirsin. Beni, ben­den başkasının günahı ile hesaba çekme. Ben senin gazabından rızâna, azabından affına sığınırım." dedi.
                          Allâhü Teâlâ, Zülkifl Aleyhisselâma: "Sen kavmine, be­nim onlar için seçtiğimin, kendilerinin kendileri için seç­tiklerinden daha hayırlı olduğunu öğretmedin,mi?" diye vahyetti. Bunun üzerine onlar, ecelleri ile ölmeye razı oldular. (Aleyhi ve alâ nebiyyine's-selâm)

                          FIKRA

                          Küçük Temel babasına elindeki karneyi gösteriyor:
                          - Böyle bir karneyi getirmeye utanmıyor musun?
                          - Ben getirmedim ki, bu karne seninki... Annem sandıkta bulmuş!..

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          İnsan şişirilmiş bir tulum gibidir, ağzı açılınca söner ( Kaşgarlı Mahmut )

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · SUCUKLU KU. FASULYE
                          · PİLAV
                          · ÇORBA
                          · TURŞU

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ŞAHZAT: (f.a.i.) Er. - Saygıdeğer kimse. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
                          Kız: ŞAKAR: (Tür.) - Yiğit, cesur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Bağa gittim bağlama
                          Kara gözlüm ağlama
                          Ben buralı değilim
                          Bana gönül bağlama



                          BİLMECE
                          Kekemeler ne zaman kekelemezler.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Gölgemizi

                          Comment


                          • 24 Ekim 2010

                            Bugün 24 Ekim 2010 16 Zilkade 1431 T.Evvel: 11 Hızır 172 Birleşmiş Milletler Örgütünün Kuruluşu (1945)-Birleşmiş Milletler Günü

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Kabirler, sahiplerine karanlıkla doludur. Allah, onlar için kıldığınız namazla kabirleri onlara aydınlatır Ravi: Müslim, 956



                            DÜNYA, ÂHİRETİN TARLASIDIR

                            İslâm dîni çalışmayı emretmiş, tembelliği şiddetle ya­saklamıştır. Kurin-ı Kerîm'de meâlen: "Hakîkaten İn­san İçin kendi çalıştığından başkası yoktur." (Necm-39) buyurularak dünyâ ve âhiret için çalışmanın ehem­miyetine işaret edilmiştir.
                            Dünya âhiretin tarlasıdır. Dünyâda ekmeyen âhirette biçemez, buyurulmuştur.
                            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de: "Muhakkak Allâhü Teâla size çalışmayı farz kıldı, o halde çalışınız." bu­yurmuştur.
                            Çalışmamak tembelliktir, tembellik ise bir hastalıktır. İnsanları ibâdetten alıkoyar, âhiretini unutturur, ilim ve faziletten mahrum eder, ahlâkını bozar ki, Kur'ân-ı Ke-rim'de, hadîs-i şeriflerde yerilmiştir. Peygamber Efendi­miz (s.a.v.) meali: "Allah'ım tenbellikten ve acizlikten sana sığınırım." buyurmuştur.
                            "Boş duranı Allah da, kulu da sevmez." ve "Elden ge­len öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz." demişlerdir
                            Tembel tembel oturanlar, kıymetli vakitlerini boş şey­lerle harcayıp çalışmayanlar dünyada sefîl, âhirette rezil olurlar.
                            Çoluk çocuğunu helalden beslemek ve muhtaçlara yardım etmek niyetiyle çalışanların sevabı çoktur. Pey­gamber Efendimiz (s.a.v) "Hiç ölmeyeceğini zanne­den kimse gibi (dünya için) çalış. Yarın öleceğinden korkan kimse gibi de (dünyadan) sakın." buyuruyor.
                            Hayırlı bir kazanç için:
                            Helâlden kazanmalı, kimseyi aldatmamalı,
                            Doğru söylemeli, kandırmak için yemin etmemeli,
                            Alacağımızı kötülememen, satacağımız malı da öv-memeli,
                            Müşterileri hoş tutmalı, hırçınlık etmemeli,
                            Ticâret ile meşgul olurken ibâdetimizi ihmal etmemeli,
                            Aza kanaat etmeli,
                            Malın ayıbını, kusurlarını gizlememelidir.

                            FIKRA

                            Küçük Temel babasına sormuş "Baba ben ner’den geldim?" Temel uzun uzun ter dökerek arılardan ve kuşlardan başlayıp doğum olayını anlatmış. Sonra sormuş: "Bunu sormak nerden aklına geldi?" Temel "Cemal'e sordum, Of'tan geldiğini söyledi."

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            İnsan da, hayvanlar gibi yabanidir Tek farkı, dik yürümesidir ( Philemon )

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · PÜRELİ KÖFTE
                            · FIRIN MAKARNA
                            · EZO ÇORBA
                            · MEYVE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ŞÂHZÂDE: (Fars.) Er. - Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.
                            Kız: SAİKA: (Ar.) Ka. - İstekli, hevesli, şevkli.

                            MANİ

                            Davulumun ipi kaytan
                            Kalmadı sırtımda mintan
                            Verin ağalar bahşişimi
                            Sırtıma alayım mintan



                            BİLMECE
                            En kibar kuş hangisidir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Konuşmadıkları zaman

                            Comment


                            • 25 Ekim 2010

                              Bugün 25 Ekim 2010 17 Zilkade 1431 T.Evvel: 12 Hızır 173 Uluğ Beğ'in Vefatı (1449)-Suların soğuması-ABD'de ilk renkli TV kullanımı başladı (1951)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar. Ravi: Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5



                              KABİR AZABI

                              Ashâb-ı Kirâm'dan Berâ b. Âzib (r.a.) buyurdular: Resûlullah (s.a.v) ile beraber Ensâr'dan birinin cena­zesinde bulunduk. Kabristana kadar vardık. Henüz ka­bir kazılmamıştı. Resûlullah (s.a.v) bir yere oturdu, Biz de etrafında oturduk. Sanki başımızda kuş konmuş gibi (sessizce bekliyorduk).
                              Resûlullah (s.a.v) elinde bir sopa, yeri kazıyor (eşeliyor)-du. Sonra başını kaldırdı ve "Kabir azabından Allah'a sığının." buyurdu. Bunu iki veya üç kere tekrarladı.

                              ANNELERİN DİKKATİNE• Bebeğe verilen oyuncak yumuşak olmalı, kenarları incitecek kadar sert olmamalı.
                              • Bebekler banyoda, yatakta ve masada -kapı zili veya telefon çalsa bile- yalnız bırakılmamalı.
                              • Bebekler -yatağın ortasında bile olsa- düşmesini ön­lemek İçin etrafına destek konulmadan uyumaya bırakıl­mamalı.
                              • Evde merdiven varsa bebeğin geçmemesi İçin kapı vb. bir enael olmalı.
                              • Elektrik prizlerinin üzerini bantlamalı veyi kapaklı prizler takılmalı.
                              • Temizlik maddileri, sinek ilacı vb. ilaçlar ve zehirli maddeler çocukların ulaşamayacağı yüksek bir yere veya kilitli bir dolaba konulmalı;
                              • Çiçekler, vazolar çocukların uzanamayacağı ve al­tındaki örtüyü çekemeyeceğl şekilde konulmalı.
                              • Çocuk evde ve arabada hiçbir zaman yalnız bırakılmamalı.
                              • Kibrit ve çakmaklar, çocukların erişemeyeceği yer­lere konulmalı.
                              • Yemek pişirirken tencere kulpları, tava sapları ocağın arkasına doğru çevrilmeli.
                              • Çocuk kucakta iken asla sıcak meşrubat içilmemeli, çocuğun çekebileceği masa örtüsünün kenarına çay, kahve gibi şeyler bırakılmamalı.
                              • Banyoda suyun sıcaklığı bizzat kontrol edilmeden çocuğun üzerine dökülmemeli.

                              FIKRA

                              Temel uçağa binmiş, bir koltuğa oturmuş. Koltuğun sahibi gelmiş, kendi yeri olduğunu söylemiş, dinletememiş. Kaptana başvurmuş. Kaptan gelip Temel'in kulağına bir şeyler fısıldamış. Temel hemen kalkıp kendi yerine geçmiş. Kaptanın ne söylediğini merak etmişler. Kaptan, "Bu oturduğun koltuk Trabzon'a gitmez!.."

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              İnsan ile insan arasında fark vardır Bir demirden hem nal hem de kılıç yaparlar ( Nizami )

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · TERBİYELİ KÖFTE
                              · SOSLU MAKARNA
                              · M.SALATA
                              · T.HELVA

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ŞAİK: (Ar.) Er. - İstekli, hevesli.
                              Kız: ŞAİRE: (Ar.) Ka. - Kadın şair, daha çok unvan olarak kullanılır.

                              MANİ

                              İstanbul’a giderken
                              Sol tarafta hastane
                              Yârimin mektubunu
                              Eğlendirme postane



                              BİLMECE
                              Hangi meslektekiler bir gün bile çalışmazlar?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Baykuştur

                              Comment


                              • 26 Ekim 2010

                                Bugün 26 Ekim 2010 18 Zilkade 1431 T.Evvel: 13 Hızır 174 Türkmenistan'ın Bağımsızlığı (1991)-Trabzon'un fethi (1461)-Haçova Zaferi (1596)-Hasta Hakları Günü

                                HADİS-İ ŞERİF

                                "Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim'in rivâyetinde: "Allah mahlükâtı yarattığı zaman"- yanında bulunan, Arş'ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: "Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır." Ravi: Buhari, Tevhid 15



                                TRABZON'UN FETHİ

                                Fâtih Sultan Mehmed devrinde Akkoyunlu sultanı Uzun Hasan, Osmanlı devletinin doğuda en mühim rakibi hâline gelmişti (1459). Uzun Hasan, Fâtih Sultan Mehmed'e elçi göndererek himayesindeki Trabzon Rum İmparatorluğunun Osmanlı hazinesine haraç ver­mekten affını rica etmiştir. Müsbet bir cevap alamayınca Osmanlı hududunu aşarak Koyunluhisar Kale'sini zap­tedip açıktan açığa hasım vaziyetine geçmişti. (1461)
                                Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed sefere çıkmış, Koyuniuhisar'ı geri aldıktan sonra Bulgar dağına doğru ilerlemiştir. Gümüşhane dağlarından bir yüksek tepenin önünde Uzun Hasan'ın anası Sâre Hatun, birtakım elçiler ve hediyelerle Fâtih'in ordugâhına gelip arz ettiği oğlunun sulh isteği, Trabzon seferinde tarafsız kalması şartıyfa kabul edilmiş ve Sâre Hatun seferin selâmetini temin için seferin sonuna kadar Osmanlı ordusunda alıkonulmuştur. Fâtih Sultan Mehmed, bu Hatuna çok hürmet etmiş, "Ana" diye hitâb etmiştir.
                                Gümüşhane'nin sarp ve karlı dağlarından ve orman­larından yol açtırarak ordusunu aşırıp geçiren Fatih'in bu çetin hareketi İstanbul muhasarasında karadan gemi yürütmesi kadar büyük bir muvaffakiyettir.
                                Bu çok güç hareket esnasında Fâtih'in Bulgar dağı yamaçlarından yayan çıkmak mecburiyetinde kaldığını gören Sâre Hatun:
                                - Hey oğul, bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir? deyince Sultan,
                                - Hey ana, bu zahmetler Trabzon için değildir. Bu zahmetler Allah için, din içindir. Zîrâ elimizde İslâm kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti etmezsek bize gazi demek lâyık olmaz. Yarın Hak huzurunda mahcup oluruz.
                                Trabzon imparatoru hem karadan, hem denizden ku­şatılmış ve şiddetli muhasara edilmiş ve kayıtsız şartsız teslim olmaya mecbur bırakılarak feth edilmiştir.

                                FIKRA

                                Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim"e sormuşlar, "Maçlarda nasıl bu kadar gol atıyorsunuz?" diye. Terim de cevap vermiş "Ben futbolcuları hem fiziksel hem de zihinsel olarak çalıştırırım. Gel bakayım Hakan şaban oğlum. Söyle bakalım babanın çocuğu ama senin kardeşin olmayan kimdir?" Hakan: "Bu çok kolay bir soru, tabii ki benim...” demiş. Terim "Aferin oğlum!.." Bunu duyan Şenol Güneş gitmiş kendi takımı Trabzon’a da aynı tekniği uygulamaya karar vermiş. "Oğlum Hami gel bakayım. Söyle bakayım babanın oğlu ama senin kardeşin olmayan kimdir?" Hami: "Ben biraz koşayım koşarken düşüneyim hocam...” demiş. Sahanın öteki yanındaki Abdullah'a gitmiş, soruyu tekrarlamış. Abdullah: "Çok basit, tabii ki ben..." demiş. Hami: "Hocam cevabı buldum... Cevap Abdullah..." deyince, Şenol Güneş: "Olur mu lan!.. Cevap Hakan Şükür’dü!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                İnsanlar vardır ki, ancak bir müddet ağızlarda dolaşan türkülere benzerler ( La Rochefoucauld )

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · SALÇALI KÖFTE
                                · BULGUR PİLAVI
                                · ÇOBAN SALATA
                                · MEYVE

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ŞAİR: (Ar.) Er. - Şiir yazan kimse, ozan.
                                Kız: ŞAKAYIK: (Ar.) Ka. - Bahçelerde yetiştirilen, pembe, kırmızı alaca çiçekler açan, çok yıllık süs bitkisi.

                                MANİ

                                Bağa girdim nar için
                                Dolaşırım yar için
                                Anneler kız büyütür
                                Delikanlılar için



                                BİLMECE
                                Bir duvar bir duvara ne demiş?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Gece bekçileri

                                Comment

                                Working...
                                X