fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 11 Kasım 2010

    Bugün 11 Kasım 2010 5 Zilhicce 1431 T.Evvel: 29 Kasım 4 Varna Meydan Muharebesi (1444)-I.Dünya Harbi'ne girişimiz (1914) ve harbin sonu (1918)-Pastırma yazı başlangıcı-Kofçaz ve Demirköy'ün kurtuluşu (1922)

    HADİS-İ ŞERİF

    Kim Kur'an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın. Ravi: Tirmizi, Tefsir 1



    KURBAN NASIL KESİLİR?

    Kurban kesmeğe niyet edilir. Besmele-i şerîfe ile "İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara's-semâvâti ve'l-arda ha-nîfen ve mâ ene mine'l-müşrikîh" âyet-i kerîmesini ve;
    "Allâhümme hazâ minke ve leke. Allâhümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn, lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü'l-müslimîn" duasını okuduktan sonra;
    "Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd, Bismillâhi Allâhü ekber." deyip hemen kesilir.
    Kurbanın şu dört şeyi kesilir:
    1) Nefes borusu.
    2) Yemek borusu.
    3 - 4 ) İki şah damarı
    Bu dördünü de kesmek sünnettir. Bunlardan üçünü kesse helâl olur.
    Deveyi gerdanından, koyun, keçi ve sığırı çene ile göğüs arasından, yumrucuk denilen kemiğin altından boğazlamak sünnettir.
    Kurbanı kıbleye doğru yatırıp (ön ayakları ile arka sol ayağını) bağlayarak kesmek sünnettir.
    Kolaylık için sığırların dört ayağını bağlamak caizdir. Deve ayakta kesilir.
    Eğer hayvan kaçarsa veya insana hücum ederse ya­hut kuyuya düşüp de boynundan kesmek mümkün ol­mazsa, kesilmesi niyetiyle "Bismillâhi Allâhü Ekber" di­yerek, bir bıçakla veya kesici bir şeyle (herhangi bir yerinden) yaralamak sureti ile öldürülse helâl olur.

    FIKRA

    Olayın kahramanı karadenizli bir vatandaşımız... Yıllar önce İstanbul'a yerleşen bu vatandaşımızın evine gece evde bulunmadığı bir sırada hırsız girer. Ertesi gün polis gelir; hırsızın eve nasıl girdiğini araştırmaya başlar. Zemin kattaki eve, kapının üst tarafındaki camda bir el büyüklüğünde delik açılarak, buradan da iç taraftaki kapı koluna uzanarak girildiği anlaşılır... Polisler zabıt tutmuş, evi terkedecekler... O an.. Yaklaşık yarım saattir camdaki deliğe bakıp derin düşünceler içinde kafasını kaşıyan ev sahibi dikkatlerini çeker. Polislerden biri dayanamayıp sorar:
    - Hemşerim, deliğe niçin böyle uzun uzun bakıp düşünürsün?.. Anlayamadığın bir şey mi var?
    - Haçan... Her şeyi anladım anlamasına da... Koca adam nasıl oldu da bu küçücük delikten içeriye girdi, onu anlamaya çalışayrum!..

    GÜNÜN SÖZÜ

    Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. Mirabeau

    YEMEK MENÜSÜ
    · MERCİMEK ÇORBA
    · FIRIN PİLİÇ
    · MISIRLI PİLAV
    · KAZANDİBİ

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ŞECAAT: (Ar.) Er. - Yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk, kalb metinliği.
    Kız: ŞEBYELDA: (Fars.) Ka. - Yılın en uzun gecesi (22 Aralık).

    MANİ

    Bostanlarda fasulye
    Anam gitti gezmeye
    Ben anamdan örendim
    İnce boncuk çizmeye



    BİLMECE
    Başlatır o heceden
    Çıkarır hep yüceden
    Çok oğlu kızı vardır
    Ne de tatlı sözü vardır
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Top

    Comment


    • 12 Kasım 2010

      Bugün 12 Kasım 2010 6 Zilhicce 1431 T.Evvel: 30 Kasım 5 Düzce Depremi (1999) - Plevne Müdafaası (1887)-Piri Mehmed Paşa'nın vefatı (1522)

      HADİS-İ ŞERİF

      Bir grup, Kitabullah'ı okuyup O'ndan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Meleklerde kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar. Ravi: Ebu Davud, Salat 349



      KURBANIN FAZİLETİ

      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük boynuzlu çok gü­zel iki koçun, birisini yere yatırıp besmele çekti ve tekbir getirerek "Allah'ım! Bu Muhammed'den ve Ehl-i Beyti'm-dendir." deyip kesti. Sonra ikincisini keserken "Allah'ım! Bu da Muhammed ve ümmetindendir." dedi.
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Allah ka­tında günlerin en muazzamı Kurban Bayramı günüdür."
      • "Kurban kesiniz ve ona iyi muamele ediniz. Çünkü bir kimse kurbanını alır, onunla kıbleye dönerse, kıyamet gününde o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kale olur. Muhakkak surette kurbanın kanı Hz. Allah'ın muhafaza­sında toprağa düşer. Azıcık bir infâk (Allah rızası için harcama) sebebiyle çok mükâfata nail olursunuz."
      • "Kim Kurban Bayramı gününde kesmek için kurba­nına yaklaşırsa Allâhü Teâlâ'nın rahmeti de cennette ona yaklaşır, kurbanını kestiği zaman kanından akan ilk dam­la ile birlikte onu mağfiret eder, Allâhü Teâlâ o kurbanı kıyamet gününde mahşere kadar onun için binek kılar, derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsan eder."
      • "Gücü yeten kimsenin şefaate nail olmak niyetiyle Allah rızâsı için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'ne bir kurban kesmesi menduptur."
      • "Aliyyü'l-Murtezâ (k.v.) Hazretleri biri kendisi için, biri Resûl-i Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler ye 'Resûlullah (s.a.v.), zât-ı şerîfleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular.' derdi."

      ORTAK KESİLEN KURBANIN TAKSİMİ

      Kurban, ortak kesildiğinde etini tartarak taksîm etmek îcâbeder. Taksîm ederken ortakların hisselerinde et ile beraber deri, ayak, baş, ciğer veyahut yağından ve iş­kembesinden bir parça olursa, tahmînen taksim caiz olur. (Kâzîhân ve diğerleri)
      Ortaklardan birine veya herhangi bir kimseye 'Etini istediğin gibi taksîm edebilirsin.' diye vekâlet verilirse tah­mînen taksim caiz olur.
      Taksim etmeden hepsi birlikte etini pişirip yeseler, caizdir.
      Bir kimse kendisi, ailesi ve büyük çocukları için kurban etmek niyetiyle bir sığır alsa etini taksim etmek şart olmaz.

      FIKRA

      Bir hayli yaşlı olan Fadime ve Temel'e basın mensupları sormuş:
      - Kaç yaşındasınız?
      - Seksen yedi... Yüz yaşıma kadar yaşayacağım...
      - Ben de seksen yedi... Ben yüzbir yaşıma kadar yaşayacağım.
      - Neden bir yıl fazla yaşamak istiyorsunuz?
      - Hiç değilse bir yıl kafamı dinlerim.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki başlıca fark budur" Mark Twain

      YEMEK MENÜSÜ
      · YAYLA ÇORBA
      · PİLİÇ IZGARA
      · SPAGETTİ
      · AYVA TATLISI

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ŞECAADDİN: (a.b.i.) Er. - Dinin kahramanı, dinin yiğidi.
      Kız: ŞEHRİYAR: (Fars.). - Padişah, hükümdar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

      MANİ

      Elma attım nar geldi
      Dar sokaktan yar geldi
      Eğil biyol öpeyim
      Al yanaktan kan geldi



      BİLMECE
      Açtım okudum dalından
      Yedim doydum balından
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Öğretmen

      Comment


      • 13 Kasım 2010

        Bugün 13 Kasım 2010 7 Zilhicce 1431 T.Evvel: 31 Kasım 6 M.Zahit Kotku'nun Vefatı (1980) - İslahiye (1920) ve Tekirdağ'ın Kurtuluşu (1922)

        HADİS-İ ŞERİF

        Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenler var ya, işte onların ahirette bir payları yoktur. Allah, kıyamet günü onlara hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmıyacaktır. Elem verici azab onlar içindir. Ravi: Buhari, Büyü 27, Tefsir 3



        HACCA GİDEMEYEN MÜSLÜMAN NE YAPMALI?

        Hacca gidemeyen müslüman, Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafat'ta kabul ederek Allah rızâsı için 2 rek'at namaz kılar. Her rek'atte; 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 Kul yâ eyyühel-kâfirûn, 10 İhlâs-ı şerîf okur.
        Namaza şu niyetle başlanır: "Yâ Rabbî, bugün şu saatlerde Arafat'ta milyonlarca müslümanm 'Lebbeyk' diye iltica ettiği zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun ruhunu onlarla beraber kılıp, benim ilticamı da onların ilticasına ilhak buyur. Orada afv-ı umûmîye maz-har kıldığın kullarına beni de ilhak eyle!.." Allâhü Ekber.
        Namazdan sonra:
        * 70 İstiğfâr-ı şerîf,
        * 11 veya 70 adet, "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" tevhidini okur.
        * 3 veya 11 yahut 70 kerre "Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lil lâhi'l-hamd" diyerek tekbir getirir.
        * 100 defa aşağıdaki tesbîhi okur:
        "Sübhânellezî fi's-semâi arşuhû,
        Sübhânellezî fil-ardı sültânühû,
        Sübhânellezî fil-ardı hukmühû,
        Sübhânellezî fi'l-cenneti rahmetühû,
        Sübhânellezî fi'l-kabri kazâühû,
        Sübhânellezî fi'l-kıyâmeti adlühû,
        Sübhânellezî fil-bahri sebîlühû,
        Sübhânellezî rafea 's-semâe,
        Sübhânellezî beseta'l-arda,
        Sübhânellezî lâ melce'e ve lâ mence'e minhü illâ ileyh."
        Arefe günü öğleden sonra Hızır aleyhisselâm ile llyâs aleyhisselâmın Arafat'ta buluştuklarında okudukları şu duayı da -mümkünse- 100 defa okumalıdır:
        "Bismillâhi mâşâallâhü lâ yasrifü's-sûe illallah. Bismil-lâhi mâşâailâhü lâ yesûku'l-hayra illallah. Bismillâhi mâşâallâhü lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil-aliyyil-azim."
        Bundan sonra duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


        FIKRA

        Savcı, morgtaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti. Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu. ?Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü!? dediler. İkinci ceset de sırıtıyordu. ?Bu neden sırıtıyor?? diye sordu savcı. ?Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü!? diye açıkladılar. Üçüncüsü Temel?in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. ?Bu neden öldü?? diye sordu savcı. ?Efendim, buna yıldırım çarptı!? dediler. ?Peki neden sırıtıyordu?? diye sordu savcı. ?Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.?

        GÜNÜN SÖZÜ

        Bilgi insanı kuşkudan,iyilik acı çekmekten,kararlı olmak da korkudan kurtarır. Konfüçyüs

        YEMEK MENÜSÜ
        · T.ŞEHRİYE ÇORBA
        · KADINBUDU KÖFTE
        · ÇOBAN SALATA
        · REVANİ

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: ŞEFAADDİN: (Ar.) Er. - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
        Kız: ŞECİ: (Ar.) Er. - Cesur, yürekli, yiğit.

        MANİ

        Dere boyu kavakları
        Dökülür yaprakları
        Yârim orada ben burada
        Çınlasın kulakları



        BİLMECE
        İstanbul'da bir tane
        İzmir'de iki tane
        Sivrihisar'da pek çok
        Dünyada hiç yok
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: Kitap

        Comment


        • 14 Kasım 2010

          Bugün 14 Kasım 2010 8 Zilhicce 1431 T.Sani: 1 Kasım 7 Alemdar Mustafa Paşa'nın Vefatı (1808)-I.Dünya Harbi'nde Cihad-ı Ekber ilanı (1914)-Malkara ve Hayrabolu'nun kurtuluşu (1922)

          HADİS-İ ŞERİF

          Sizden biri rüku edince üç kere 'Sübhane Rabbiyel azim (Büyük Rabbim her çeşit kusurdan münezzehdir)' desin. Bu, en az miktardır. Secde yapınca da üç kere ' Sübhane Rabbiyel a'la (Ulu Rabbim her çeşit kusurdan münezzehdir)' desin. Bu en az miktardır. Ravi: Ebu Davud, Salat 154



          TEŞRÎK TEKBÎRİ

          Hz. İbrahim (a.s.) Hz. İsmail'i (a.s.) kurban olarak kes­mek üzere iken Cebrail (a.s.) "Allâhü ekber Allâhü ek-ber" dedi. İbrahim (a.s.) bu tekbîri işitince, "Lâ İlahe illal-lâhü vallâhü ekber" buyurdu. İsmail (a.s.) da "Allâhü ek­ber ve lillâhi'l-hamd" buyurdu.
          Teşrik tekbîri, teşrik günlerinde alınan tekbir demektir. Mükellef olan her müslümana vaciptir. Bakara Sûresi'nin "Sayılı günlerde Allah'ı zikrediniz..." mealindeki 203. âyeti teşrik tekbirine işaret etmektedir.
          Zilhiccenin dokuzuncu günü arefedir. Arefe günü sabah namazından başlayarak beş gün -ki, zilhiccenin 13'üncü, bayramın dördüncü günü- ikindi namazına kadar her farz namazın arkasından "Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ye lillahil-hamd.'ölye tekbir alınır. Toplam yirmi üç vakit eder.
          Sol tarafa selâm verildikten sonra ara vermeden, daha yerinden kalkmadan, mescidden çıkmadan ve dünyâ ke­lâmı konuşmadan tekbir getirmek lâzımdır. Teşrik tekbi­rini okumakta; münferid (namazını yalnız kılan), imâm, cemâat, mukîm, müsâfir, kadın-erkek herkes aynıdır. Na­mazın başında imâma yetişemeyen kimse de, lâhık gibi yetişemediği rek'atleri kaza edip selâm verdikten sonra bu tekbiri okur.

          KURBAN KESEMEYENLER NE YAPMALIDIR?
          Kurban kesmeye mâlî vaziyeti müsait olmayanlar, bayra­mın birinci günü öğleden sonra altı rek'at namaz kılarlar.
          Namaza şöyle niyet edilir. "Yâ Rabbî, âciz kulun kur­ban kesemedi. Kurban yerine şu vücûdumu huzurun­da yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban ke­senler meyânına kabul eyle."
          1. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 İnnâ enzelnâhü...,
          2. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 İnnâ a'taynâ...,
          3. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn...,
          4. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 İhlâs-ı şerif,
          5. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Felâk Sûresi,
          6. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Nâs sûresi okunur.
          Her iki rek'atte bir selâm verilir. (Dua ve İbâdetler, Fa­zilet Neşriyat)

          FIKRA

          Hakim Temel'e sordu:
          - Boşanmak için müracat etmişsin mahkememize, peki geçerli bir nedeni var mı?
          - Elbette var hakim bey, evliyim dedim ya!..

          GÜNÜN SÖZÜ

          Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. Terry

          YEMEK MENÜSÜ
          · TARHANA ÇORBA
          · KAĞIT KEBABI
          · BULGUR PİLAVI
          · KOMPOSTO

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: ŞEFAATİ: (Ar.) Er. - Şefaatle ilgili.
          Kız: ŞEFAAT: (Ar.) - Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Kuyudan su çekerim
          Al bakıra dökerim
          Daha yaşım küçük ama
          Kara sevda çekerim



          BİLMECE
          Ben yazarım o bozar
          Doğruya gelmez zarar
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: "İ" Harfi

          Comment


          • 15 Kasım 2010

            Bugün 15 Kasım 2010 9 Zilhicce 1431 T.Sani: 2 Kasım 8 K.K.T.C.'ın Resmen İlan Edilmesi (1983)-Bugün AREFE-Hassa'nın (Hatay) kurtuluşu (1921)-Güney rüzgarlarının esmeye başlaması
            HADİS-İ ŞERİF

            Bir umre diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrur'un karşılığı cennetten başka birşey olamaz. Ravi: Tirmizi



            BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?

            Bayram namazının her iki rek'atindeki üçer adet faz­la tekbirlere "zevâid tekbirleri" denir. Vacip olan bu tekbirler, birinci rek'atte kıraatten önce, ikinci rek'atte kı­raatten sonra alınır. Bayram namazı şöyle kılınır.
            Birinci rek'atte "iftitâh tekbiri"nöen sonra eller bağ­lanır ve "Sübhâneke"6en sonra imâm sesli, cemâat ise gizlice "Allâhü ekber" diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır; uçun-cü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fatiha yi ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek'ate kalkılır.
            İkinci rek'atte imâm, önce Fatiha ve zamm-ı sûreden sonra birinci rek'atin başında alınan tekbirler bu kez kıyamın sonunda üç defa alınır ve eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükûa giderek namaz tamamlanır.

            AREFE VE BAYRAM GECELERİ NE YAPMALI?
            Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfar yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır. (Hatmi İstiğfar, 1001 defa "Estağfiıiıllâhe'l-azîm ve etûbü ileyk" diyerek istiğfar okumaktır.) (Duâ ve İbâdetler)

            İSTANBUL
            7.37
            ESKİŞEHİR
            7.27
            ADAPAZARI
            7.31
            İZMİR
            7.37
            AFYON
            7.24
            İZMİT
            7.33
            AYDIN
            7.33
            KIRKLARELİ
            7.47
            BALIKESİR
            7.38
            KÜTAHYA
            7.29
            BİLECİK
            7.31
            MANİSA
            7.36
            BURSA
            7.34
            MUĞLA
            7.29
            ÇANAKKALE
            7.45
            TEKİRDAĞ
            7.43
            DENİZLİ
            7.27
            UŞAK
            7.29
            EDİRNE
            7.49
            YALOVA
            7.35

            FIKRA
            Temel çölün ortasında susuz kalmış. Birden cin gelmiş üç dilekte bulunmasını istemiş.
            - Su... Bir şişe buz gibi su!..
            - Bu şişe hiç bitmez. Bittikçe kendiliğinden dolar, öbür dileklerin neydi?
            - Bu şişeden iki tane daha!..

            GÜNÜN SÖZÜ

            Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. Brigitte

            YEMEK MENÜSÜ
            · EZO ÇORBA
            · PATLICAN MUSAKKA
            · BULGUR PİLAVI
            · CACIK

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: ŞEFİ: (Ar.) Er. - Şefaat eden. (bkz. Şafi).
            Kız: ŞEFAKAT: (Ar.) Ka. - Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.

            MANİ

            Kasabın satırı var
            Yanında yatırı var
            Ben kasap olmazdım ya
            Paranın hatırı var



            BİLMECE
            Göz ile görülmez
            El ile tutulmaz
            Ondan uzak duranlar
            Sağlamdır hasta olmaz
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: Silgi

            Comment


            • 22 Kasım 2010

              Bugün 22 Kasım 2010 16 Zilhicce 1431 T.Sani: 9 Kasım 15 Sultan I.Ahmed'in Vefatı - I.Mustafa'nın Sultan İlan Edilmesi (1617)-Aşık Paşa'nın vefatı (1333)-Ağız ve Diş Sağlığı Haftası (22-27 Kasım)

              HADİS-İ ŞERİF

              Namazlarınızın bir kısmını -nafile namazları- evlerinizde kılınız. Evlerinizi Allah'ın zikrinden mahrum etmek suretiyle kabirlere çevirmeyiniz. Ravi: Buhari, Salat 280



              "HER NEREDE OLSANIZ ÖLÜM SİZE YETİŞİR."

              Azrail aleyhisselâm (ölüm meleği), Süleyman aleyhis-selâmın yanında bulunduğu bir gün oturanlardan bir adama, uzun uzun bakmış durmuştu. Azrâîl aleyhîsse-lâm çıkıp gittiği zaman, adam Süleyman aieyhisselâma: "Kim bu?" diye sordu. Süleyman aleyhisselâm: "Az­rail'dir." dedi.
              Adam: "Onun bana bakışı, sanki beni öldürmek istiyor gibiydi!" dedi. Süleyman Aleyhisselâm ona: "Peki şimdi benim sana ne yapmamı istiyorsun?" diye sordu. Adam: Beni, rüzgâra bindirmeni ve Hindistan'a bıraktırmanı istiyorum." dedi. Süleyman aleyhisselâm, adamı, Hin­distan'a bıraktırdı.
              Bundan sonra Azrâîl (a.s.), Süleyman aleyhisselâmın yanına geldi. Süleyman aleyhisselâm ona: "Sen, yanım­da oturanlardan bir adama niçin uzun uzun bakmıştın?" diye sordu. Azrâîl (a.s.): "Ben, onun ruhunu Hindis­tan'da almakla emrolunduğum halde, kendisinin senin yanında bulunuşuna hayret etmiştim." dedi.

              SAĞLIK: .....DİŞ TEMİZLİĞİ

              Diş çürümesi her yaşta hattâ küçük çocukların süt-dişlerinde de ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Bu yüzden ağız temizliği ve diş bakımı ihmal edilmemeli, dişlerin çürümesine yol açacak şekerli yiyeceklerden ve içe­ceklerden sonra ağzı çürümeye sebep olacak madde­lerden temzilemek, bakterilerin üreyebileceği girinti ve çıkıntıları temiz tutmak, ağız dokularının sağlıklı kalma­sını temin etmek gereklidir.
              Diş fırçası, ağzın yapısına uyacak şekilde ve büyük­lükte seçilmeli, temizlenebilmelidir. Fırça başı ne kadar küçük olursa ağız boşluğunu ve dişlerin arkasını, girilme­si güç olan yerlerini o kadar iyi temizler ve dişeti masajım o kadar iyi yapar. Ayrıca dişlerde meydana getireceği aşındırma da az olur. Dişleri, yukarıdan aşağı ve aşağı­dan yukarı hareketlerle diş aralıklarına iyice ulaşacak şekilde fırçalamalıdır.
              Arada sırada dişetlerine parmakla masaj yapıp ovmak faydalıdır.

              FIKRA

              Temel mektup yazıyor. Cemal sorar:
              - Kime yazayisun?
              - Fadime`ye...
              - Niye yavaş yazayisun?
              - Fadime’nun okumasi kıttır, daa!..

              GÜNÜN SÖZÜ

              Başkalarını hep bağışla, kendini hiç bağışlama. Syrus

              YEMEK MENÜSÜ
              · FIRIN PATATES
              · MEYHANE PİLAVI
              · CACIK
              · TAHİN HELVA

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: ŞEHİNŞAH: (Fars.) Er. 1. Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1. Daha çok unvan olarak verilir.
              Kız: ŞEHLÂ: (Ar.) Ka. 1. Koyu mavi ela göz. 2. Hafif, tatlı şaşı.

              MANİ

              Motor geliyor motor
              Tutundum direğine
              Çekemeyen düşmanlar
              Buz koysun yüreğine



              BİLMECE
              İnci dizilerim var
              Patlarım olurum kar
              Unum besleyicidir
              Karnınızı tok tutar
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: Irmak

              Comment


              • 23 Kasım 2010

                Bugün 23 Kasım 2010 17 Zilhicce 1431 T.Sani: 10 Kasım 16 Midilli Adası'nı fethi (1462)-enez ve Hafsa'nın kurtuluşu (1922)-Türkiye'de ilk kalp nakli ameliyatı (1968)

                HADİS-İ ŞERİF

                Size Allah'a karşı takvada bulunmanızı, başınızda Habeşli bir köle olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ediyorum. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra birçok ihtilaf görecektir. O halde size sünnetimi ve hidayet üzere olan Raşid Halifelerin sünnetini hatırlatırım, bunlara uyun ve dört elle sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere karşıda son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira bunları zıt olarak her yeni çıkarılan şey bir bid'attır, her bid'at de sapıklıktır. Ravi: Tirmizi, İlim 16, Ebu Davud, Sünne 6



                İBRAHİM B. EDHEM DEN (K.S) NASİHAT

                İbrahim b. Edhem Hazretleri kendisinden nasihat is­teyen bir zâta şöyle buyurdu: Altı şeyi kabul edip yapar­san, hiçbir işin sana zarar vermez. Dünyâda ve âhirette rahat edersin. O altı şey şunlardır:
                1- Günah yapacağın zaman Allâhü Teâlâ'nın sana verdiği rızkı yeme.
                2- Ona âsi olmak istersen onun mülkünden çık. Mülkünde olup da ona isyan etmek uygun olur mu?
                3- Ona isyan etmek istersen gördüğü yerde günah işle­me, görmediği yerde yap. Onun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah işlemek uygun değildir.
                4- Azrail aleyhisselâm, ruhunu almaya geldiği zaman tövbe edinceye kadar izin iste. O meleği kovamazsın. Şimdi kudretin var, güç kuvvetin yerinde iken tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandır. Zîrâ ölüm çok ânî gelir.
                5- Mezarda Münker ve Nekir ismindeki iki melek, suâl için geldiklerinde, onları kov, seni imtihan etmesinler. Soran kimse dedi ki, "Buna imkân yoktur." İbrahim b. Edhem'buyurdu ki; "Öyle ise şimdiden on­lara cevap hazırla."
                6- Kıyamet günü Allâhü Teâlâ "Günâhı olanlar Ce­henneme gitsin" diye emredince 'Ben gitmem.' de. So­ran kimse, "Bu sözümü dinlemezler." dedi.
                Bu nasîhatları dinleyen kimse tövbe etti ve ölünceye kadar tövbesinden vazgeçmedi.

                VESVESEDEN KURTULMAK

                Tabiînden Zeyd bin Sûhân'ın azatlı kölesi Sâlim'den (r.a.):
                Efendim Zeyd'le beraber çarşıda idik. Selmân-ı Fâ­risî'ye (r.a.) rastladık. Yüklü bir miktar zahîre (yiyecek) almıştı. Zeyd: 'Ey Selman! Sen Resulullâh'ın sahâbîsi, yakını olduğun halde böyle mi yapıyorsun?' dedi. Sel-mân şöyle dedi: 'Nefis rızkına kavuşursa mutmain olur. Sen de kendini ibâdete verirsin ve nefis sana vesvese vermekten ümidini keser.'

                FIKRA

                Temel gizli ajan olmuş. Saksılara konulan mikrofonların paslandığını fark edince hemen bir not bırakmış: “Çiçekleri sulamayun, mikrofonlar paslanayi!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Başarının sırrı , uğraşılan konuya hakim olmaktır. Benjamin Disraeli

                YEMEK MENÜSÜ
                · EZO ÇORBA
                · FIRIN KÖFTE
                · ERİŞTE
                · MEVSİM SALATA

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: ŞEHLEVENT: (Fars.) Er. - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.
                Kız: ŞEHNAZ: (Fars.) Ka. 1. Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2. Çok nazlı.

                MANİ

                Asmanın arasından
                Alamadım üzümü
                Kaldır yârim şapkanı
                Göremedim yüzünü



                BİLMECE
                İp bağladım sopaya,
                Uçtu gitti tepeye.
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: Mısır

                Comment


                • 24 Kasım 2010

                  Bugün 24 Kasım 2010 18 Zilhicce 1431 T.Sani: 11 Kasım 17 Öğretmenler Günü - Filistin Devleti'nin Kuruluşu (1988)-Soğukların başlaması

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Sakın ha! Şeytanın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma. Ravi: Müslim, Rü'ya 12



                  İLMİHAL: MÜKELLEFLERİN FİİLLERİ

                  Farz ve vâcib ikisi de Cenâb-ı Hakk tarafından işlen­mesi emrolunan ameldir. Fakat kat'iyyen yani şüphe götürmez ve te'vîl kabul etmez şekilde emrolunmuş ise farz denilir.
                  Eğer öyle kat'î olmayıp da başka mânâya hamloluna-bilecek (gelecek) şekilde emrolunmuş ise vâcib denilir.
                  Meselâ beş vakit namaz kılmak farzdır. Kur'ân-ı Ke-rîm'de beş vakit namazı kılınız diye açıkça emrolunmuş-tur. Ama Kurban Bayramında kurbân kesmek vaciptir. Kevser Sûresi'nde "...Namaz kıl ve hayvan kes" diye mut­lak olarak emrolunmuş; bayram namazı kıl ve kurban kes diye açıkça bildirilmediğinden vâcib olur da farz olmaz.
                  Farzı terk eden Cehennem azabına lâyık ve inkâr eden kâfir olur. Vacibi terk eden dahi Cehennem azabı­na lâyık olur. Ama inanmayan kâfir olmaz.
                  Sünnet, Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) Haz­retlerimin çoğu zaman işlemiş olduğu şeydir. Terk eden azaba lâyık olmaz, lâkin itaba (azarlamaya) müstehak olur. Ezan okumak, kamet getirmek ve namazı cemâat­le kılmak gibi.
                  Müstehab, Resûl-i Ekrem'in ömründe bir veya iki kere işlediği yâhud işlenmesinde sevâb olduğunu beyân eyle­miş olduklarıdır. İşlemeyene azab ve itâb (azarlama) yoktur, lâkin işleyene sevap vardır. Nafile namaz kılmak ve nafile oruç tutmak ve nafile sadaka vermek gibi.
                  Mübâh, gerek işlenmesinde, gerek işlenmemesinde sevap ve günâh yoktur. Oturmak, kalkmak, yürümek gibi.
                  Haram, Allâhü Teâlâ'nın katiyyen yasakladığı şeydir ki farzın mukabilidir. Onu işleyen Cehennem azabına müstehak ve helâl sayan kâfir olur. Zina, gıybet, yalan, iftira ve insan öldürmek gibi.
                  Mekruh, iki kısımdır: Biri tahrîmen mekruhtur ki vacibe mukabil olur ve onu işleyen Cehennem'e lâyık olur, lâkin inanmayan kâfir olmaz. Eşek eti yemek ve yatsı namazını gece yarısından sonra kılmak gibi.
                  İkincisi tenzîhen mekruhtur ki işleyen azaba lâyık ol­maz, lâkin azarlanmaya lâyık olur!

                  FIKRA

                  Temel ile Dursun kızılderili kafaderisinde çok para olduğunu duyunca Amerika'da kızılderili avına çıkmış. Çölde giderlerken karşılarına iki tane kızılderili çıkmış. Pusu kurup ikisinin de kafa derisini yüzmüşler. Daha sonra devam etmişler. Gece olunca bir yere kamp kurmuşlar. Ertesi sabah Dursun birden gürültü ile uyanmış. Gözlerini bir açmış, etrafta kızılderiler, çadırı sarmış. Dursun Temel'i dürtmüş: "Temel kalk kalk zengin olduk!.."

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır. La Rochefoucauld

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · YAYLA ÇORBA
                  · İZMİR KÖFTE
                  · SOSİSLİ MAKARNA
                  · MEVSİM SALATA

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: ŞEHMUZ: (Fars.) Er. - Şah, hükümdar soyundan gelen.
                  Kız: ŞEHRİNAZ: (Fars.) Ka. - Türk müziğinin en eski makamlarından.

                  MANİ

                  Gel gidelim sevdalım
                  Bizim vatana kadar
                  Yar ben senden ayrılmam
                  Dünya batana kadar



                  BİLMECE
                  Benim gibi kolları var,
                  Başı, yüzü, gözü var,
                  Soğuktan korkmaz,
                  Sıcağa dayanmaz,
                  Ne yürür, ne yer, ne içer.
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: Uçurtma

                  Comment


                  • 25 Kasım 2010

                    Bugün 25 Kasım 2010 19 Zilhicce 1431 T.Sani: 12 Kasım 18 Edirne'nin Kurtuluşu (1922)-Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın vefatı (1072)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Ensar (ra)'dan bazı kimseler, Resulullah (sav)'dan bir şeyler talep ettiler. Aleyhissalatu vesselam da istediklerini verdi. Sonra tekrar istediler, o yine istediklerini verdi. Sonra yine istediler, o isteklerini yine verdi. Yanında mevcut olan şey bitmişti; şöyle buyurdular: "Yanımda bir mal olsa, bunu sizden ayrı olarak (kendim için) biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır (istemezse), Allah onu iffetli kılar.Kim istiğna gösterirse Allah da onu gani kılar. Kim sabırlı davranırsa Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır." [Rezin rahimehullah şu ziyadede bulunmuştur: "İslam'a girip, yeterli miktarla rızıklandırılan ve verdiği bu miktara Allah'ın kanaat etmeyi nasip ettiği kimse kurtuluşa ermiştir."]. Ravi: Buhari, Zekat 50, Rikak 20; Müslim, Zekat 124



                    ÜÇ KİMSEYE GAYET ACI BİR AZAB VARDIR

                    Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet etmiştir: "Üç kısım insan vardır ki, Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmaz, rahmet nazarı ile bakmaz ve onları günahlarından te­mizlemez. Onlar için gayet acı bir azab vardır:
                    Birincisi, çölde iken ihtiyacından fazla suyu olup onu diğer yolculara vermeyen, onlardan esirgeyen kimsedir.
                    İkincisi, buna şu kadar para verdim, deyip yalan yere Allah'a yemin ederek alıcıyı kandıran ve bunu da (amel­lerin Allâhü Teâlâ'ya arz edildiği) ikindiden sonra yapan kimsedir. Halbuki hakîkat, onun dediği gibi değildir.
                    Üçüncüsü de, dünya malı için devlet reîsine biat (itaat) eden; devlet reisi kendisine dünya malından bir şey verirse biatında (sözünde) duran, bir şey vermezse de sözünden cayan kimsedir."

                    BİR TEK ZİKİR DAHA HAYIRLIDIR
                    Süleyman Aleyhisselâm, bir gün, rüzgâra binerek bir çiftçinin üzerinden geçerken, çiftçi başını kaldırıp ona baktı ve "Dâvûd Hanedanına büyük bir mülk ve saltanat verilmiştir." dedi.
                    Rüzgâr, onun bu sözünü, Süleyman aleyhisselâmın kulağına eriştirince, Süleyman aleyhisselâm, yere indi ve ekincinin yanına vardı. Ona "Ben, senin söylediğin sözü işittim ve senin yanına ancak güç yetiremeyeceğin şeyi temenni etme, demek için indim.
                    Allah'ın, senden kabul edeceği birtektesbîh (zikir), Dâ­vûd Hanedanına verilen mülkten daha hayırlıdır." dedi.
                    Bunun üzerine çiftçi, Süleyman Aleyhisselâma: "Sen, benim üzüntümü giderdiğin gibi, Allah da senin üzün­tünü gidersin!" dedi.

                    BEYİT:
                    Akla mağrur olma Eflâtûn-u vakt olsan dahi,
                    Bir edib-i karnin gördükte tıfl-ı mekîeb ol! (Nef'î)
                    Zamanın Eflatunu olsan da aklınla mağrur olma, bir kâmil zâtı görürsen mektep çocuğu(onun talebesi) ol.

                    FIKRA

                    İngiliz, Alman, Fransız ve laz bi adaya düşüyorlar. Bunları bir kabile yakalıyor ve bağlıyolar direklere. Kabile şefi gelip bunlara; “Benden getiremiyeceğim bir şey isteyen kurtulur. Eğer getirirsem derinizden kano yaparım!” diyor ve sudaki kanoları gösteriyor. İngiliz: “Bana Manchester United takımının kalecisinin imzaladığı bir futbol topu getirin.” Şef çadırdan çıkarıyor topu; İngiliz'in istediği top. İngiliz "Ama... Nasıl olur?” derken derisini yüzüyorlar, doğru suya... Fransız: “Bana 1820 Napolyon şarabı getirin!” diyor kıs kıs gülerek. Şef giriyor çadıra bir şişe şarapla çıkıyor; Fransız'ın istediği şarap. Fransız da aynen yüzülüp suya. Alman: “Bana el yapımı bir Limuzin getirin!” diyor. Beş on dakika sonra ormandan bir Limuzin gelip park ediyor. Alman da aynı akibete uğruyor. Laza geliyor sıra.. Laz diyor "Bir çatalınız var mı?” Şef: “Salak mı lan bu herif? İstiyecek bir şey bulamamış mı?” diye düşünürken bir yandan da bir çatal alıp veriyor laza. Laz çatalı vücuduna batırmaya başlıyor... Bir yandan da; "Alın lan size kano... Alın size kano ha’di pagayum!.."

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Hz.Ali (r.a.)

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · EZO ÇORBA
                    · BİBER DOLMA
                    · GÜL BÖREK
                    · YOĞURT

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: ŞEHRİBAN: (Fars.) Er. - Şehrin büyüğü, ileri geleni.
                    Kız: ŞEKÛRE: (Ar.) Ka. - Çok şükreden, şükredici, değer bilen.

                    MANİ

                    Yolda buldum on para
                    Yârim yüzün ne kara
                    Allah sana su vermiş
                    Yıkasana maskara



                    BİLMECE
                    Öğütülür buğday değil,
                    Sulu pişer aş değil,
                    Rengi esmer, Arap değil,
                    Köpüğü var sabun değil.
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: Kardan adam

                    Comment


                    • 26 Kasım 2010

                      Bugün 26 Kasım 2010 20 Zilhicce 1431 T.Sani: 13 Kasım 19 Lakap ve Ünvanların Kaldırılması (1934)-Eser-i Hayr isimli Osmanlı yapımı buharlı gemi denize indirildi (1837)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Hz. Allah'ın kabul ettiği üç müstecab dua vardır, bunların icabete mazhariyetleri hususunda hiç bir şekk yoktur. Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası. Ravi: Tirmizi, Birr 7



                      GÜNAHLARI KÜÇÜK GÖRMEMEK

                      Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v.) as-hâbıyla beraber içinde hiç odun bulunmayan bir vadiye indiler. Resûlullâh (s.a.v.) ashabına odun toplamalarını emretti. Dediler ki: 'Yâ Resûlallâh! Burada hiç odun gö­remiyoruz.' Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, "Bulduklarını­zı küçük görmeyiniz." buyurdular. Bunun üzerine ashab toplamaya başladılar, bulduklarını birbiri üzerine yığ­dılar. Ve neticede büyük bir yığın meydana geldi.
                      Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Görmüyor musunuz? Küçük gördüğünüz hayır ve şer de işte böyledir. Küçük günahlar üst üste, büyük günahlar üst üste, iyilikler ve kötülükler üst üste (eklenerek büyür)", buyurdular.
                      Denildi ki, günahlar kul tarafından küçük görüldük­çe Allâhü Teâlâ katında büyür, kul tarafından büyük görüldükçe de Allâhü Teâlâ katında küçülür. Mümin kul, îmânının kuvvetli olmasından dolayı günahla­rını büyük görür.
                      Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Mümin, günâhını üze­rinde bir dağ gibi görür, üzerine düşmesinden kor­kar. Münafık ise günâhını burnuna konan ve hemen uçurabileceği bîr karasinek gibi görür." buyurmuştur.
                      Âlimlerden birisi, kulun bağışlanmayan günahı, '-işle­diği günahtan sonra- keşke her işlediğim günah böyle olsa!..' sözüdür. Bu söz o kimsenin îmânının noksan ve Allâhü Teâlâ'ya ve onun celâline dair bilgisinin zayıf ve az olmasındandır. Şayet bilmiş olsaydı, küçük günahla­rını büyük, hakir gördüğünü çok büyük görürdü. Nitekim Allâhü Teâlâ bazı peygamberlerine şöyle vahyetmiştir: "Hediyenin küçüklüğüne bakma. Hediye edenin büyük­lüğüne bak. Hataların küçüklüğüne bakma. Kendisine karşı hata işlediğin zâtın büyüklüğüne bak."
                      Kimin Allah katında rütbesi ve makamı yüksek olursa, günâhı küçük olmaz. Her isyan büyük günah olur.

                      FIKRA

                      Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikkatini çekmiş. Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş:
                      - Kardeşim sen deli misin?
                      - Yooo!..
                      - Hasta mısın?
                      - Yooo!..
                      - Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyorsun!..
                      - Vay anasını!.. Karpuz düşmüş!..

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim. Cervantes

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · MERCİMEK ÇORBA
                      · SUCUKLU KURU FASULYE
                      · PİRİNÇ PİLAVI
                      · KARIŞIK TURŞU

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: ŞEHRUD: (Fars.) Er. - Büyük çay, nehir.
                      Kız: SEKİME: (Ar.) Ka. - Dayanıklılık, dayanma, karşı koyma.

                      MANİ

                      Köprüden geçer iken
                      Köprü salladı beni
                      Yârimin eski dostu
                      Düşman belledi beni



                      BİLMECE
                      Şehri var evi yok,
                      Nehri var suyu yok,
                      Yolu var treni yok.
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Kahve

                      Comment


                      • 27 Kasım 2010

                        Bugün 27 Kasım 2010 21 Zilhicce 1431 T.Sani: 14 Kasım 20 Seyyid Abdülhakim Efendi'nin Vefatı (1943)-Selimiye Cami'nin açılışı (1575)-Ağaçlardan suyun çekilmesi-Pastırma yazı sonu

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise (secdede) duayı çok yapın. Ravi: Müslim, Salat 215



                        EN BÜYÜK RÜTBE HAREMEYN HİZMETKÂRLIĞI

                        1516'da Şam, 1517 târihinde Mısır ve ona tâbi olarak da Haremeyn idaresi Osmanlı Devleti'ne intikâl ettiğinde Mekke Emîri Şerîf Berekât, oğlu Şerîf Ebû Nümeyy'i, Kâhire'de ikâmeti esnasında Yavuz Sultan Selîm Han'a göndererek ona tâbi olduğunu bildirmiştir.
                        Yavuz Sultan Selîm Han vezîri Pîrî Paşaya şöyle an­latmışlar: "Allâhü Teâla beni ecdadımın ocağına pâdişâh kılınca, Cenâb-ı Hakk'a yalvarıp yakardım. 'Ya Rabbi, bana Ka'be'nin ve iki cihanın medar-ı iftiharı (övüncü) Habibin Muhammed Mustafâ'nın mübarek Ravza-i Mu-tahhara larının bulunduğu Medine-i Münevvere'nin sü-pürgeciliğini nasib et!..' diye yüzümü yere sürüp secdeye kapandım. Çok şükürler olsun ki Cenâb-ı Hakk beni o mut­luluğa eriştirdi. Dünyâda arzu ettiğim umutlara nail oldum. Benim Arap ülkelerine olan sevgim diğer vilâyetler gibi değildir. Onlar Allah'ın Resulünün komşularıdır..."
                        Arabistan kazaskeri Pîrî Paşa'ya bir gün Osmanlı âlim­lerinden bazıları gelerek, 'Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'ye Anadolu'dan kadı göndermek münasibdir.', dediler. Paşa da bu meseleyi yazıp arz ettiğinde Yavuz Sul­tan Selim Han buyurmuşlar ki: "Yeryüzünde İslâmiyet ya-yılalı 900 yıldan fazla oldu. Mekke-i Mükerreme, Harem-i İlâhi; Medine-i Münevvere ise Hazret-i Peygamberin taht-gâhıdır. Bu zamana kadar dışarıdan onlara kadı gönde­rilmiş midir? Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere padişahlığı kâinatın efendisinin evlâd-ı kiramı ellerindedir. Ben o memleketleri, asker çekip, varıp almadım. Onlar tam bağlılık, güzel edep ve lütuflarından bana itaat ve iyilik ve olgunlukla bağlanıp saygı gösterdiler. Bu şerefin mükâfatı bana lâzımdır. Gece gündüz yüce Allah'a şükür ve senalar ederim ki, Hak Tealâ'nın bana lütuf ve ihsanlarındandır ki, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de bayram ve cuma günleri hutbelerde benim adım okunmaktadır. Bunun için Allah'a ne kadar hamd ve senalar etsem azdır. Bundan duyduğum mutluluğu, bütün dünyanın padişahlığına değiş­mem. Haremeyn-i Şerifeyn halkına her ne çeşit gayret, iyi­lik, şefkat, yardım lâzım ise esirgeme. Fakat sakın ha sakın, Mekke ve Medine işlerine müdâhale etme."

                        FIKRA

                        Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor. Bir gün bir Amerikalı'yı alıyor başlıyorlar gezmeye... Turist falanca sarayı görüyor, "Bu ne kadar zamanda yapılmış?” diye soruyor. Temel: “5 yılda!” diye cevap veriyor. Amerikalı: “Yazık bizde olsa 1 yılda yapılırdı!” Biraz sonra filan camiyi görüyor; "Bu ne kadar zamanda yapılmış?" Temel: "2 yılda!” diye cevap veriyor. Turist: “Yazık be!.. Bizde olsa 3 ayda biterdi!” Temel uyuz oluyor duruma. Biraz sonra tarihi bir yapı daha görüyorlar. Gene soruyor turist. Temel; “2 ay!” diyor. Adam gene: “Yazık be!.. Bizde olsa 1 haftada biterdi!” Temel iyice kıllanıyor. Tam o sırada Boğaz Köprüsü’nün altına geliyorlar. Adam yukarıyı göstererek; “Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı?” diye soruyor. Temel şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp; “Hangisi? Bu mu? Bu dün bur’da yoktu yaa!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Bana "Seni anlamıyorum" demen hak etmediğim bir övgü, fakat senin de hak etmediğin bir sövgüdür. Halil Cibran

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · TAVUK SUYU ÇORBA
                        · ETLİ NOHUT
                        · ŞEH.PİRİNÇ PİLAVI
                        · CACIK

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: ŞEKİB: (Fars.) Er. - Sabır, tahammüllü, dayanıklı. - Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
                        Kız: ŞELALE: (Ar.) Ka. - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

                        MANİ

                        Ayvalar dilim dilim
                        Darılmış benim gülüm
                        Ben gülüme ne dedim
                        Kurusun ağzım dilim



                        BİLMECE
                        Ağırlığı olmadığı halde koca bir gemiyi batıran şey nedir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Harita

                        Comment


                        • 28 Kasım 2010

                          Bugün 28 Kasım 2010 22 Zilhicce 1431 T.Sani: 15 Kasım 21 Kanuni'nin Bağdat'ı Fethi (1534)-Şapka Kanunu yürürlüğe girdi (1925)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Duvarları örtmeyin. Kim kardeşinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, tıpkı ateşe bakmış gibi olur. Allah'tan avuçlarınızın içiyle isteyin, sırtlarıyla istemeyin; duayı tamamlayınca avucunuzu yüzlerinize sürün. Ravi: Ebu Davud, Salat 358



                          HZ. ÖMER'İN HUKUKA HİZMETLERİ

                          Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Hazretleri, dînî hükümleri maz-har olduğu ilâhî vahye göre beyân eder, fetva verirdi. Hakkında emr-i ilâhî bulunmayan bazı meseleler hak­kında da ictihadda bulunur veya Ashâb-ı Kiram ile isti­şare ederdi.
                          Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) irtihâlinden sonra halifesi Ebû Bekir de (r.a.) Allah'ın kitabında ve Resulul-lah'ın hadislerinde bulunan hükümler dâiresinde mua­mele yapar, lüzum görürse ashabın ileri gelenleri ile isti­şarede bulunur, her hâdiseyi Resûlullah'ın usûlü üzere hallederdi.
                          Diğer Hulefâ-yı Râşidîn hazretleri de bu şekilde hare­ket etmişlerdir.
                          Bilhassa Hz. Ömer, pek yüksek bir anlayışa sahip bu­lunuyordu. Halifeliği zamanında dinin hükümleri dâire­sinde hareket eder, zaman zaman Ashâb-ı Kiram ile müşaverede bulunur, birçok hükümleri birer şûra neti­cesinde verirlerdi.
                          Hz. Ömer, adalet işleri için kuvvetli ve iktidar sahibi, en seciyeli zâtları vazifelendirdi. Kadılara (hakimlere) yüksek tahsisat (maaş) verir, hâkimlerin servet sahip­lerinden olmalarını tercih ederdi. Her tarafa pek dirayetli (ilim ve tecrübe sahibi) kadılar göndermişti.
                          Hz. Ömer, kadılarına gönderdiği fermanlarda hüküm­lerini Kur'ân-ı Mübîn'e, hadîs-i şerîflere, icmâ-ı ümmete dayandırmalarını emretmiş, bunlarda bulamayacakları hükümler hakkında ictihadda bulunmalarını, kıyâsa mü­racaat etmelerini tavsiye buyurmuştu.
                          Hz. Ömer, insanların bilmedikleri meseleler, hüküm­ler hakkında malûmat elde edebilmeleri için de müftüler tâyin etmişti. Herkes, ihtiyaç duyduğu dînî, hukukî malu­matı müftülerden sorup öğrenerek ona göre harekâtını tanzim edebilirdi. Bu vazifenin ehli olmayan kimseler ta­rafından yapılması, fayda yerine zarar getireceğinden müftüleri Hz. Ömer tâyin eder ve kendisinden müsaade almayan kimseleri fetva vermekten men ederdi.

                          FIKRA

                          Öğretmeni Temel’e kafayı takmış; illa sınıfta bırakacak. Ancak bu durumu öğrenen millet dedikodu yapmış. Öğretmen de halkın önünde Temel’i sınav yapmaya karar vermiş. Stadta millet toplanmış. Öğretmen megafonla Temel’e sormuş:
                          - Yedi kere yedi kaçtur?
                          - Kırktokuz!..
                          Birkaç saniye sonra stadtakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan:
                          - Pi şans taha ver, pi şans taha ver!..

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan daha iyidir. G.Washington

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · TAVUK SUYU ÇORBA
                          · KIYMALI BEZELYE
                          · PİLAV
                          · KOMPOSTO


                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: ŞEKÛR: (Ar.) Er. - Şükreden, şükredici. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüşşekûr).
                          Kız: ŞEMSİNUR: (Ar.) Ka. - Güneşin ışığı, nuru.

                          MANİ

                          A apacak apacak
                          Gökten yıldız kopacak
                          Açma yârim ağzını
                          Kuşlar yuva yapacak



                          BİLMECE
                          Güneş tam tepedeyken, iki köy arasındaki uzaklık nasıl ölçülür?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (Delik)

                          Comment


                          • 29 Kasım 2010

                            Bugün 29 Kasım 2010 23 Zilhicce 1431 T.Sani: 16 Kasım 22 Hamamcızade İsmail Dede Efendi'nin Vefatı (1846)-Ülker Fırtınası

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Hz. Allah'a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın. Şunu bilin ki Hz. Allah, bu inançla olmayan ve gafletle başka işlerle oyalanan kalbin duasını kabul etmez. Ravi: Tirmizi, Da'avat 66



                            PEYGAMBER EFENDİMİZİN BAZI MUCİZELERİ

                            Mucize, peygamberlerden meydana gelen harikulade hallerdir ki, insanları aciz ve hayrette bırakıp îmâna gel­melerine vesîle olur.
                            • Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mucizelerinin en büyüğü Kur'ân-ı Kerîm'dir. Kur'ân-ı Kerîmin nazmına ve mânâsına, belagat sahipleri hayran kalmışlar, ben­zerini görmemişler, bir âyetinin benzerini getirmekten aciz kalmışlardır.
                            • Resûlullâh Efendimiz'e (sav.) ihsan olunan en büyük mucizelerden biri de Mi'râcdır. Miracın içinde de birçok mucize vardır.
                            • Ayın ikiye ayrılması mucizesi: Resûlullâh Efendimiz'in (s.a.v.) peygamberliğinin sekizinci yılında Mek­ke'de Kureyş'in ileri gelenleri, 'ayı iki parça et', demeleri üzerine dua etti, Allah'ın kudreti ile ay iki parça oldu. Her bir parça iki ayrı dağın üzerinde göründü.
                            • Çoğu zaman seferde mübarek parmakları arasından su aktığı görülürdü. Mübarek ellerini bir su kabına sokar, parmakları arasından Allah'ın kudreti ile pınardan çıkar gibi su çıkıp fışkırırdı.
                            • Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) peygamberliğin ilk za­manlarında kendisinden mucize istenildiğinde, karşıla­rındaki ağacı çağırır, onlar da köklerini sürüyerek gelir, kimi selâm verir, kimi kelime-i şehâdet getirir, sonra da yerlerine giderlerdi. Mübarek ellerinde ve şerefli meclis­lerinde bazı taşlar ve yemekler de teşbih etmiştir.
                            • Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) mucizesi olarak bazı hastaların iyi olması çok vâki olmuştur.
                            • Kuraklık zamanında yağmur için duâ istenilmesi üze­rine duâ etmişler ve mübarek ellerini yüzlerine sür­meden yağmur yağmaya başlamıştır.
                            • Yemeklerin çoğalması: Hendek gazasında kıtlık esna­sında Câbir b. Abdullah.(r.a.), hanımının hazırladığı yemek için birkaç kişiyle beraber Resûlullâh Efendimiz'i (s.a.v.) davet etti. Resûlullâh da bütün ashâbıyla teşrif ettiler. Be­reket için duâ buyurduktan sonra bin kişi doyuncaya kadar yedi fakat yemek ve ekmekten hiçbir şey eksilmemişti.

                            FIKRA

                            İlk defa helikopter gören bir laz yanındaki arkadaşına soruyor;
                            - Bu ne lan?
                            - Olsa olsa, bin yaşında bir sinektir!..

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir. Mevlana

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · ŞEHRİYE ÇORBA
                            · KURU FASULYE
                            · PİRİNÇ PİLAVI
                            · KARIŞIK TURŞU

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: ŞEMDİN: (Ar.) Er. - Dinin mumu, dinin aydınlığı.
                            Kız: ŞEMİNUR: (Ar.) Ka. - Mum ışığı, mum aydınlığı.

                            MANİ

                            Havalarda kırlangıç
                            Kanadı ayrıç ayrıç
                            İkimizi ayırtan
                            Kan kussun avuç avuç



                            BİLMECE
                            Direksiyona oturan şoföre ne demişler?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Metreyle)

                            Comment


                            • 30 Kasım 2010

                              Bugün 30 Kasım 2010 24 Zilhicce 1431 T.Sani: 17 Kasım 23 Dağıstanlı Ömer Ziyaeddin'in Vefatı (1925)-Türbe ve tekkelerin kapatılması (1925)-Şiddetli soğuklar

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah'a yükselmez. Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve salat okuyun. Ravi: Tirmizi, Salat 532



                              MUS'AB b. UMEYR'İN (R.A.) ŞEHİT OLUŞU

                              Uhud Harbi'nde sancağı Hz. Mus'ab (r.a.) taşıyordu. Okçuların yerlerinden ayrılması üzerine düşman şiddetli bir hücum ile İslâm askerini arkadan vurdu ve bütün kuv­vetleriyle Resûlullâh'a doğru hücum ettiler. Mus'ab (r.a.) elinde sancağıyla Peygamberimizi müdafaa ve mücâde­leye devam etti. Bu esnada İbn-i Kamie onun sağ koluna vurup kesti. Mus'ab (r.a.) şu mealdeki ayeti okuyordu: "Ve Muhammed de ancak bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelip geçmiştir..."
                              Mus'ab (r.a.) sancağı sol eline aldı ve düşürmemek için üzerine eğildi. İbn-i Kamie bu defa sol kolunu da kesti. Sonra Mus'ab (r.a.) sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne yasladı ve yine yukarıdaki ayeti okudu. Üçüncü defa mızrağıyla saldırdı ve onu şehîdetti.
                              İbn-i Kamie Hz. Mus'ab'ı -Peygamberimiz'e benzediği için- Resûlullâh zannederek şehit etmiş ve Kureyşlilerin yanına dönüp onlara 'Muhammed'i öldürdüm!..' demişti.
                              Hz. Mus'ab şehit olunca sancağı onun suretinde bir me­lek aldı. Resûlullâh (s.a.v.) "İleri ey Mus'ab, ileri!.." diyordu. Melek Resûlullâh'a dönüp 'Ben Mus'ab değilim!..' deyince Resûlullâh (s.a.v.) sancağı Ali bin Ebû Tâlib'e (r.a.) verdi.
                              Resûlullâh (s.a.v.) yüzünde bir üzüntü ile Mus'ab'ın (r.a.) yanına geldi. Meali ön sayfada verilen Ahzab Sûre-si'nin 23. âyetini okuyup "Allah'ın resulü, kıyamet günü Allah katında sizin şehit olduğunuza şahitlik edecek­tir. Ey insanlar! Bunları ziyaret ediniz ve onlara selâm veriniz. Nefsim, kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, kıyamete kadar bu şehitlere selâm veren kimselere onlar da muhakkak selâm verirler." buyurdular.
                              Habbâb bin Eret (r.a.) dedi ki: Şejıit olduğunda kırk yaşlarında olan Mus'ab bin Umeyr (r.a.) geride bir elbi­se parçasından başka hiçbir şey bırakmamıştı. Kefen­lemek için elbisesini başına örttüğümüzde ayakları açık kalıyor, ayaklarını örttüğümüzde başı açılıyordu. Bunun üzerine Resûlullâh (sav.) şöyle buyurdu: "Elbi­sesiyle başını örtün, ayaklarını da ızhır otu ile örtün." (Radıyallâhü anhüm)

                              FIKRA

                              Temel seçimlerde aday olmuş, büyük kalabalığa karşı konuşma yapacak, hazırlanmış, kürsüye çıkmış. Cebindeki kağıdı aramış bulamamış. Bunun üzerine seçmenlere şöyle seslenmiş: “Sevgili hemşehrularım, puraya celirken neler söyleyeceğimu pir allah pir de pen pileydum, şimdi ise sadece allah piliy!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. Andre Gide

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · MERCİMEK ÇORBA
                              · MENEMEN
                              · FIRIN MAKARNA
                              · YOĞURT

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ŞEMAİL: (Ar.) Er. 1. Huylar, davranışlar, alışkılar. 2. Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.
                              Kız: ŞENAY: (f.t.i.) Ka. - Ayın parlaklığı, güzelliği.

                              MANİ

                              Üsküp dere köprüsü
                              Hafif sallar adamı
                              Üsküp dere kızları
                              İpsiz bağlar admı



                              BİLMECE
                              Şubat ayı diğer aylardan neden kısadır?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (Direksiyondan in, koltuğa otur)

                              Comment


                              • 1 Aralık 2010

                                Bugün 1 Aralık 2010 25 Zilhicce 1431 T.Sani: 18 Kasım 24 Mevlana Haftası (1-7)-Türkiye'de Vasati Saatin kabulü (1925)-Kore'de Kunuri Zaferimiz (1950)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Büyük cürümlerin en büyüğü, dünya sevgisidir. Ravi: Deylemi



                                KÖTÜLÜĞÜN ANASI: KİBİR, HIRS VE HASED

                                Tabiînden Hasan-ı Basrî buyurdular: "Kötülüğün esâsı üç şeydir: Hırs, hased ve kibir. İblisi, Hz. Adem'e^secde etmekten kibir alıkoydu. Ebedî kalma hırsı Hz. Âdem'i cennetten çıkardı. Adem aleyhisselamın oğlu Kabil'in kardeşi Habil'i öldürmesine de hased sebep oldu."
                                Hırs bir hastalıktır ki azı dahi zarar verir. Nice azîz kimseler vardır ki hırsı onu zelîl kılmıştır. Şehvetlerine mağlûp olup onlar yüzünden helak olmaktan sakın. Nice bir anlık şehvetler vardır ki uzun hüzünlere sebep olur.
                                Peygamber Efendimiz (s.a.v.), doymak bilmeyen ta-ma'dan (aç gözlülükten) ve aç gözlülüğe götüren şey­lerden Allah'a sığınırdı.
                                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
                                "Allah'ın takdîr ettiğine rızâ göster; halkın en zengini olursun, Allah'ın sana farz kıldıklarını işle; halkın en âbidi (ibâdet edeni) olursun. Allah'ın haram kıldıkların­dan sakın; halkın en^vera'lısı (harama düşmemek için şüphelilerden sakınanı) olursun."
                                Ashâb-ı Kirâm'dan Zübeyr bin Avvâm (r.a.) bir hutbe­sinde buyurdu ki: "Ey insanlar, muhakkak Resûlullâh buyurmuştu: "Ey Zübeyr! Allâhü Teâlâ şöyle buyurur: İnfâk et (Allah yolunda malını ver) ki, sana infâk olun­sun. Cimrilik etme, sana da cimrilik edilir. Genişlik gös­ter ki Allâhü Teâlâ da sana bolluk gösterir. Sıkıştırma ki seni de sıkıştırırlar.
                                İyi bil ki Ey Zübeyr! Muhakkak Allâhü Teâlâ ihsan et­meyi sever, cimriliği sevmez; bir hurma ile de olsa cö­mertliği sever. Rızâsı için bir yılanı yahut akrebi öldür­mekle de olsa şecaati sever.
                                İyi bil ki Ey Zübeyr! Muhakkak Allâhü Teâlâ'nm kulları arasında taksîm eylediği rızıklardan başka, tuttuğu bir kısım fazla mallar vardır. Onu ancak faz­lından ihsan isteyenlere verir. Sizler Allah'ın fazlını talep ediniz."
                                "Eğer üç şey; doymak bilmeyen hırs, kendisine uyulan heyâ, kişinin kendini beğenmesi olmasaydı insanların işleri mükemmel olurdu:"

                                FIKRA

                                İri yarı bir adam kahveye girmiş: “Hasan çimdur?” Temel: “Penum!” deyince adam onu bir güzel pataklamış, sonra da çekmiş gitmiş. Kahvedekiler Temel’e ne yaptığını sorduklarında Temel sakin, “Kandirdum oni!..” demiş.

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Bütün acılara dayanılır, yeterki ekmeğin olsun. CERVANTES

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · ŞEFİN ÇORBA
                                · FIRIN PATATES
                                · MEYHANE PİLAVI
                                · CACIK

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: ŞEYH: (Ar.) Er. 1. Yaşlı adam, ihtiyar. 2. Kabile ve aşiret reisi. 3. Bir sahada üst seviyeye gelmiş, otorite. 4. Tekke ve zaviye reisi.
                                Kız: ŞEYDA: (Fars.) Ka. - Aşk çılgını, çok tutkun, aşık.

                                MANİ

                                Dağdan kestim kereste
                                Kuş besledim kafeste
                                Yârin hasta dediler
                                Yetiştim son nefeste



                                BİLMECE
                                Bir yarışmada, ikinciyi geçen yarışçı kaçıncı olur?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: (Soğukta büzüştüğü için)

                                Comment

                                Working...
                                X