Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 26 Nisan 2009

    Bugün 26 Nisan 2009 3 C.Evvel 1429 Nisan: 13 Kasým:171 Yüksek Seçim Kurulu Kuruldu (1961)

    HADÝS-Ý ÞERÝF

    Kýyamet gününde Allah, kullarýndan birini çaðýrýr,huzurunda durdurarak malýnýn hesbýný sorduðu gibi, makamýnýn da hesabýný sorar. Hadis-i Þerif (Hatib).



    AFÝYET NEDÝR?

    Hz. Ebû Bekir (r.a.) minberde ayaða kalkmýþ ve aðlayarak insanlara þöyle hitâb etmiþti:

    "Resûlullâh (s.a.v.) hicretin ilk yýlýnda minberde ayaða kalktý ve aðladýktan sonra þöyle buyurdu:

    "Allâhü Teâlâ'dan af ve afiyet isteyiniz. Çünkü hiçbir kimseye yakînden sonra afiyetten daha hayýrlý bir þey verilmemiþtir."

    Afiyet; dînin bid'atten, amelin âfetten, nefsin þehvetten, kalbin ölmekten selâmette olmasý(kurtulmasý)dýr.

    Afiyet; Din üzerine istikâmet, sâlihlerle arkadaþlýk, zamanýn geçmesiyle ibâdetlerin artmasý, kalbin Allah'ý zikretmekten bir an bile ayrýlmamasý, belâsýz bir nefes, meþakkatsiz bir rýzýk, riyasýz bir amel, Allah'ýn seni baþkalarýna muhtaç etmemesi, kavî (saðlam) bir din, hastalýksýz bir beden, selîm bir kalb, kerîm olan Allah'a tevekkül, son nefesi þehîd olarak vermek, evliyalar ile hasrolunmak, sýratýn üzerinden selâmetle geçmek ve cennete girmektir.

    Afiyet, beþi dünyâda, beþi âhirette olan on þeydir. Dünyadaki beþ^þey: Ýlim, amel, ihlâs, þükür, kazaya rýzâ göstermektir. Âhiretteki beþ þey: Yüzün beyazlýðý, mîzanda sevaplarýn aðýr gelmesi, sýrattan geçmek, cehennemlerden kurtulmak, cennetlere girmektir.

    ÇOCUÐA VERÝLEN SÖZ

    Ýnsan, bir çocuða 'Sus, sana þunu alacaðým' der de sonra söz verdiði þeyi almazsa bu onun üzerine yalan olarak yazýlýr ve kýyamet gününde yalan sebebiyle azâb ile cezalandýrýlýr.

    Abdullah bin Âmir (r.a.) dedi ki: Resûlullâh (s.a.v.) bizim evimize geldi. Ben küçük bir çocuktum. Oynamaya gidecektim. Annem bana, 'Ey Abdullah, gel, sana bir þey vereceðim.' dedi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) 'Ona ne vermek istemiþtin?' dedi. Annem, 'Hurma verecektim.' deyince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Þayet dediðini yapmayacak olsaydýn sana bir yalan günahý yazýlýrdý.' buyurdu.

    FIKRA

    Küçük Johnny, anne ve babasýyla birlikte akþam yemeði için büyükannesinin evine gitmiþ. Herkes sofraya oturmuþ, yemekler tabaklara konar konmaz bizim afacan hemen yemeye baþlamýþ. Bunu gören annesi “Johnny, beklesene...” demiþ, “...daha duamýzý etmedik!” Ama küçük yaramaz hiç oralý olmamýþ: “Duaya gerek yok ki!..” Annesi iyice sinirlenmiþ: “Ne demek gerek yok? Kendi evimizde her akþam yemeðe baþlamadan önce dua etmiyor muyuz?” Bunun üzerine Johnny cevap vermiþ: “Ama burasý büyükannemin evi ve o yemek yapmasýný biliyor!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Saf mantýksal düþünce, dünyayý anlamamýz için yeterli deðildir.Gerçeðe iliþkin tüm bilgiler deneyimle baþlar, deneyimle biter. Saf mantýksal bir çerçeve içinde sunulan görüþler boþ bir gerçektir. Shirley Mc Lyne

    YEMEK MENÜSÜ

    · Kaþar peynir,Bal,
    · Domates
    · alatalýk,Süt

    ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

    Erkek: UÐURLUBEY: (Tür.) Er. - Uðurlu -bey.
    Kýz: UÐURSOY: (Tür.) - Uðurlu soydan gelen. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

    MANÝ

    Yüksek evler yaptýrdým
    Dayamaya direk yok
    Yarim kaçmak istiyor
    Bende öyle yürek yok



    BÝLMECE
    Hangi kalemle yazý yazýlmaz?

    Cevabý Yarýn.

    Dünkü Cevap: Ýþ ve iþçi bulma kurumunda

    Comment


    • 27 Nisan 2009

      Bugün 27 Nisan 2009 4 C.Evvel 1429 Nisan: 14 Kasým:172 Arýlarýn Oðul Verme Zamaný

      HADÝS-Ý ÞERÝF

      Kim müsibete uðramýþ birini teselli ederse, onun o dert sebebiyle kazandýðý sevap kadar sevap kazanýr. Hadis(Ýbn-i Mace).



      ÝPEK BÖCEÐÝ VE ÝNSAN

      Ebû Tâlib el-Mekkî (r.a.) Kûtü'l-Kulûb isimli kitabýnda þöyle buyurmuþtur: "Bazý hikmet sahipleri, insanoðlunu ipek böceðine benzetmiþlerdir. Ýpek böceði, çýkýþ yeri kal-mayýncaya kadar ipeði kendi üzerine örer durur. Dokumayý tamamlayýnca çýkmak ister, ancak dokuduðuna zarar vermesin diye öldürülür, ipeði baþkasýna kalýr.

      bek böceðinin hali; ailesi ve malý yolunda ömrünü tü-ketýpte mallarý varislerine kalan cahil kazanç sahiplerinl-nin haline benzer. Eðer vârisleri malý Allah a itaatte ve hayýr yolunda harcarlarsa malýn hayrý onlara, hesabý ise kendisine âit olur. Eðer onunla Allah'a isyanda bulunurlarsa günahta onlara ortak olur. Hangisi daha zararlýdýr; insanýn ömrünü baþkasý için harcamasý mý yoksa malýnýn sevabýný baþkasýnýn mîzânýnda görmesi mi?"

      HASRET OLDUK ESKÝ ÝSTÝBDADA BÝZ

      Sultan Ýkinci Abdülhamid Han'ýn saltanat zamanýný istibdat (baský) devri îlan eden Ýttihat ve Terakki cemiyeti, hürriyet, adalet ve müsavat (eþitlik) teraneleri ile 1908 yýlýnda Ýkinci Meþrutiyet'! "Hürriyet" ismi ile îlan ettikten sonra bir tertiple meþhur 31 Mart isyanýný çýkarmýþ ve pâdiþâhý tahttan indirdikten sonra milleti kan deryasýnda boðmaya baþlamýþlardý.

      Ýttihatçýlarýn hürriyet teraneleri birçok þâir ve edip tarafýndan desteklenmiþti. Hattâ büyük halk kitleleri arasýnda da revaç bulmasýndan kýsa bir müddet sonra hürriyet pe-restlerin piþmanlýðý ve istibdat devri dedikleri o 33 yýllýk huzur devrini mumla aramaya baþlamalarý ibret vericidir. Bunlardan Süleyman Nazîf, Sultan Ýkinci Abdülhamid devrine olan hasretini þöyle dile getirmiþtir:

      Pâdiþâhým, gelmemiþken yâda biz

      iþte geldik senden istimdada biz Öldürürler, baþlasak feryada biz Hasret olduk, eski istibdada biz.

      Dem-bedem coþmakta fakr u ihtiyaç . Her ocak sönmüþ ve susmuþ, millet aç Memleket matemde, öksüz taht u taç Hasret olduk eski istibdada biz.

      FIKRA

      Ýki yaþlý arkadaþ konuþuyorlar:

      - Yeni bi iþitme cihazý aldým... 4.000 $ para verdim ama inan ki deðdi.. Kesinlikle iþimi görüyor.

      - Ciddi misin? Markasý ne?

      - 4’ü çeyrek geçiyor!

      GÜNÜN SÖZÜ

      Sabahleyin kaybedeceðin bir saatin bütün gün zararýný çekersin. William Whately

      YEMEK MENÜSÜ

      · Ezogelin Çorba
      · Kabak Dolma
      · Sigara Böreði
      · Yoðurt
      · Sütlaç

      ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

      Erkek: UÐURHAN: (Tür.) Er. - Hayýrlý lider.
      Kýz: UÐURLU: (Tür.) - Uðurlu olan, iyilik getirdiðine inanýlan, kutsal kutlu. -Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

      MANÝ
      Burasý Üsküp dere
      Su istersen Ýþte dere
      Ekmek istersen Allah vere
      Yatak istersen geldiðin yere



      BÝLMECE

      Hangi karnede zayýf olmaz ?

      Cevabý Yarýn.

      Dünkü Cevap: Kontrol kalemiyle

      Comment


      • 28 Nisan 2009

        Bugün 28 Nisan 2009 5 C.Evvel 1429 Nisan: 15 Kasým:173 "Hilal-i Ahmer" Adýnýn "Kýzýlay" a Çevriliþi (1915)

        HADÝS-Ý ÞERÝF

        Ýyilikller cennetin kapýlarýndan bir kapýdýr. Kötü ölümünü önler. Hadis-i Þerif (Ebuþþeyh).



        ALLÂHÜ TEÂLÂ KULUNUN ZANNI ÜZEREDÝR

        Kulun Allâhü Teâlâ'ya hüsn-i zanda bulunmasý (kendisi hakkýnda Allah'tan hep hayýr ümid etmesi) farzdýr. Resûlullâh (s.a.v.) þöyle buyurdular: "Sizden biriniz ancak Allah'a hüsn-i zan ederek ölsün." Yâni Allâhü Teâlâ'nýn ona rahmet edeceðini ve onu affedeceðini zannetsin.

        Nitekim Cenâb-ý Hak þöyle buyurmaktadýr (meâlen): "De ki: Ey nefisleri aleyhine israf etmiþ (çok günah iþlemiþ) kullarým! Allah'ýn rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü Allah bütün günahlarý maðfiret buyurur, þübhesiz ki o çok baðýþlayýcýdýr, öyle Rahîm'dir o." (Zümer sûresi, âyet 53) Allâhü Teâlâ bir hadîs-i kudsîde þöyle buyurmuþtur: "Ben kulumun benim hakkýmdaki zanný üzereyim; kulum benim için ne zan beslerse ben de ona öyleyim."

        Maðfiret taleb ettiði zaman affedileceðini, tevbe ettiði zaman kabul edileceðini, duâ ettiði zaman kabul edileceðini, kifayet (imdat) taleb ettiði zaman kifayet edileceðini zannetmesi, sâlih amellerinin kabul olunacaðýný, isyaný üzerine de ukubet olunacaðýný (cezalandýrýlacaðýný) zannetmesi yani böyle olduðuna inanmasý icab eder.

        Hadîs-i kudsîde Allâhü Teâlâ þöyle buyurdular:

        Ey Âdemoðlu! Senin günahlarýn semâya kadar ulaþmýþ olsa, sonra da benden maðfiret (af) taleb etsen, elbette seni maðfiret eder, (günahlarýnýn çokluðuna) aldýrýþ etmem.

        Ey Âdemoðlu! Sen bana dünyâ dolusu hatâ ile gelsen, sonra bana hiçbir þeyi þirk koþmadan benimle karþýlaþsan ben dünya dolusu maðfiretle sana gelirim." Çünkü duâ, ibâdetlerin özüdür. Ümit ise Allâhü Teâlâ'ya hüsn-i zan etmektir.

        "Ey kulum! Ben, senin beni zannýn yanýndayým ve ben tevfi-k(doðru yola delalet)im ve yardýmýmla senin yanýndayým. Beni zikrettiðin zaman ve bana duâ ettiðin zaman seni iþitir ve sana icabet ederim."

        "Ben kulumun beni zanný yanýndayým. Eðer hayýr zannederse bu onun içindir. Eðer þer zannederse bu da onun içindir."

        "Allâhü Teâlâ bir kulun cehenneme atýlmasýný emretti. O kul cehennemin kenarýnda durdu ve dönüp þöyle dedi: Ya Rabbi, muhakkak benim sana (dünyada) zanným iyi idi. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ þöyle buyurdu: Onu geri çevirin, ben kulumun bana zanný yanýndayým."

        FIKRA

        Adamýn biri uzun ve yorucu bir iþ gününün ardýndan bi kadeh içip rahatlamak istemiþ. Yakýnlardaki barýn kapýsýna geldiðinde bir bakmýþ, kapýnýn önünde bir rahibe oturuyor, elinde de bir teneke kutu. Adam kutuya birkaç bozuk para atmýþ, tam bara girecekken, rahibe ona içkinin zararlarýndan bahsetmeye baþlamýþ; ‘içkinin dünyadaki bütün kötülüklerin tek sorumlusu olduðunu, þeytanýn ta kendisi olduðunu’ söylemiþ. Adam bunun üzerine sinirlenmiþ: “Ýyi ama ben bütün gün stres altýnda deli gibi çalýþýyorum. Mesai bittikten sonra bir kadeh birþey içmek beni kötü biri yapmaz ki? Evliyim, karýma ve çocuklarýma tapýyorum, çevremdeki herkesle iyi geçiniyorum, bazý yardým kuruluþlarýnda gönüllü çalýþýyorum, her pazar kiliseye mutlaka gidiyorum. Þimdi ben 1 kadeh Scotch içeceðim diye þeytan mý oldum?” Rahibe ýsrarla “Seni anlýyorum oðlum, bunlarý seni kýzdýrmak icin söylemedim...” demiþ, “... ama içki öyle sinsi bir þeytandýr ki onu içen herkes büyülenir, lanetlenir.” Adam; “Ýyi de, sen nasýl bu kadar emin konuþuyorsun? Hayatýnda bir yudum alkol aldýn mý?” Rahibe; “Hayýr, asla! Alkol denen þeytan benim dudaklarýma asla dokunmadý.” Adam; “Peki sence bir yudum içki senin gibi inançlý bir rahibeyi lanetli bir þeytana çevirebilir mi?” Rahibe; “Eee, bilmiyorum.” Adam “Bak ne diyeceðim. Þimdi birlikte bara girelim. Sana bir içki ýsmarlýyacaðým. Sadece 1 kadeh ve ondan sonra göreceksin ki, þeytan bardaðýn deðil, insanýn içindedir.” demiþ. Bunu duyan rahibe “Ben bu þeytan yuvasýna asla girmem!..” demiþ, “... ama þeytanýn bardakta deðil, içimizde olduðunu söylemen ilgimi çekti. Ýtiraf etmeliyim ki meraklandým!” Adam; “Tamam o halde, gel benimle içeri.” Rahibe; “Hayýr oðlum ben oraya giremem. Ama bak aklýma bir fikir geldi, sen benim þu teneke kutumu al, içeri gir ve o Scotch dediðin þeyi buna doldur, sonra da bana getir.” Adam “Tamam...” demiþ, içeri girmiþ. Barmene yaklaþmýþ: “Selam, 2 scotch istiyorum. Yalnýz birini þu teneke kutuya doldurur musun?” Barmen adama ters ters bakmýþ: “O Allahýn cezasý þimdi de bizim kapýda mý duruyor?..” (Müge Serdar)

        GÜNÜN SÖZÜ

        Sabahleyin erken kalkarak, gecenin gündüz olmak izin geçirdiði deðiþime þahit olmayanlar, yeryüzünde hiçbir þey görmemiþlerdir. Alain

        YEMEK MENÜSÜ

        · Beyaz Peynir
        · Zeytin,
        · Domates
        · Çokokrem
        · Çay

        ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

        Erkek: UFUKTAN: (a.t.i.) Er. - Sabah aydýnlýðýnýn ufukla birleþtiði nokta.
        Kýz: UÐAN: (Tür.) - Yüce, yüksek, güçlü. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

        MANÝ

        Üsküp dere köprüsü
        Hafif sallar adamý
        Üsküp dere kýzlarý
        Ýpsiz baðlar admý



        BÝLMECE

        Hangi köy kýlavuz istemez?

        Cevabý Yarýn.

        Dünkü Cevap: Saðlýk karnesinde

        Comment


        • 29 Nisan 2009

          Bugün 29 Nisan 2009 6 C.Evvel 1429 Nisan: 16 Kasým:174 Ýtalyanlar'ýn Antalya'yý Ýþgali (1919)

          HADÝS-Ý ÞERÝF

          Birbirinize karþý mütevazi olmanýzý, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karþý övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim).



          YALAN SÖYLEMEK

          Yalan söylemek, günahlarýn en çirkinlerinden ve ayýplarýn en kötülerindendir. Yalan, her günâhýn baþýdýr. Peygamber Efendimiz (sav.) "Yalandan sakýnýnýz. Çünkü o tacirlerle beraberdir. Her ikisi de cehennemdedir." buyurmuþtur.

          Yalan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Ashâb-ý Kiram (r.anhüm) katýnda kötü ahlâkýn en sevilmeyenlerindendir. Hz. Âiþe (r.anhâ) "Resûlüllâh'ýn ashabýnýn yanýnda yalandan daha kötü bir ahlâk yoktur." buyurmuþtur. Çünkü yalan imânýn zýttýdýr.

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir yere dayanmýþ vaziyette. "Sizlere günahlarýn en büyüðünü haber vereyim mi? Allah'a þirk koþmak, anaya babaya âsî olmak." dedikten sonra dayandýðý yerden doðruldu ve "Dikkat ediniz, bir de yalan söz" buyurdu.

          Dayanýrken kalkýp oturmasý, yalan sözün büyük aünah olduðuna dikkat çekmek içindir. "Muhakkak melek, yalan söyleyenden gelen kötü koku sebebiyle ondan bir mil uzaklaþýr."

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yalan, rýzký azaltýr." buyurmuþtur.

          ÝLK LÜGATÇÝ: HALÎL BÝN AHMED

          Ana dilleri Arapça olmayan Müslümanlarýn Kur'ân-ý Ke-rîm'in okunmasýnda hataya düþmemeleri için Haccâc bin Yûsuf'un emri ile tabiînin büyüklerinden Ebü'l-Esved ed-Düelî (r.a.) bazý harflere hareke yerine noktalar koydu. Halîl bin Ahmed, bu noktalar yerine bugün kullandýðýmýz harekeleri ve bazý iþaretleri koymuþtur. Halîl bin Ahmed, Arap dilinin ilk alfabetik lügati "KiUbu'l-Ayn"ý yazmýþtýr. 791 yýlýnda (hicri 175) vefat etmiþtir.

          Bir vecîzesi: "Ýnsanlar dört kýsýmdýr:

          1- Bilen ve bildiðini de bilen. O âlimdir ona tâbi olunuz.

          2- Bilen ama bildiðini bilmeyen. O uykudadýr. Onu uyandýrýnýz.

          3- Bilmeyen ve bilmediðini de bilen. Bu irþâd olmak istemektedir. Ona öðretiniz.

          4- Bilmeyen ve bilmediðini de bilmeyen. O câhildir, ondan sakýnýnýz."

          FIKRA

          Bir gün Madonna bir yarýþma düzenlemiþ. Kim ona yetiþirse, ona sahip olacak. Büyük kalabalýðýn arasýndan Madonna Ferrari’siyle otobana çýkmýþ. Gazladýðý an kalabalýk peþinden gelmeye baþlamýþ. Giderek kalabalýk azalýyormuþ. Ferrari’nin hýzý 250km/saatte yaklaþýnca peþinden tek bir kiþi geliyormuþ; o da tek ayaklýymýþ. Madonna hayret etmiþ ve arabasýný durdurmuþ. Arabasýndan çýkmýþ ve;

          - Artýk bana sahip olabilirsin...

          - Yooo... Önce beni bu arabaya baðlayana sahip olacaðým!..

          GÜNÜN SÖZÜ

          Saadet bizim dilediðimizle, Allah'ýn bizim için dilediði þeyin bir araya gelmesinden doðar. C. Roy

          YEMEK MENÜSÜ

          · Tarhana Çorba
          · Kadýnbudu Köfte
          · Makarna
          · Salata

          ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

          Erkek: UFKÝ: (Ar.) Er. - Ufka ait, ufukla ilgili.
          Kýz: UFUK: (Ar.) 1. Düz arazide ya da açýk denizde gökle yerin birleþir gibi göründüðü yer. 2. Anlayýþ, kavrayýþ, görüþ, düþünce gücü. 3. Çevre, dolay. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

          MANÝ

          Mani maniyeleyim mi
          Bir mani söyleyeyim mi
          Ýþaret et sevdiðim
          Yanýna geleyim mi



          BÝLMECE


          Hangi macun yenir?

          Cevabý Yarýn.

          Dünkü Cevap: Görünen köy

          Comment


          • 30 Nisan 2009

            Bugün 30 Nisan 2009 7 C.Evvel 1429 Nisan: 17 Kasým:175 Muþ'un Kurtuluþu (1917)

            HADÝS-Ý ÞERÝF


            Resulüllah’a : Cennettekiler uyurlar mý? diye sorulmuþtu. Cevaben buyurdu ki: Uyku, ölümün kardeþidir. Cennettekiler uyumazlar. Hadis (Tirmizi).



            GAZNELÝ SULTÂN MAHMUD (R.H.)

            Gazneli Sultân Mahmûd, güzel ahlâklý, iyi huylu, uyanýk, iþ becerir, dindar sultânlardandýr. Yüksek menkýbeleri bir kitab olsa yeridir.

            Sultân Mahmûd, fasihdir, güzel konuþur ve âlimdir, fýkýh ve hadîs ilimlerinde, þiir ye inþâ(nesir)de telifleri vardýr. Hanefî mezhebinde derin bir ilmi vardý. Yine bu mezhebde Tefrîd adlý bir kitab yazmýþtýr.

            Her gece, gündüz giydiði pâdiþâh elbisesini çýkarýp eski elbise giyer, namaz kýlar, Allâhü Teâlâ'ya münâcât eder, istiðfar eder, kendini kusurlu görür, þu þiiri okurdu: (tercümesi)

            Ben, ne emreden sultân, ne büyük bir fâtihim,

            Bu dergâha yüz süren, zavallý bir fakirim.

            Elimden, amelimden hiçbir þey hâsýl olmaz

            Ancak senin lütuf elin, inþâallah olur yârim.

            Gazneli Mahmûd h. 389 (m. 999) yýllarýnda Baðdat'taki halîfeden icazet alarak Horasan ve Horasan'nýn güneyindeki Sicistan memleketlerinin pâdiþâhý oldu.

            Hindistan'da büyük gazalar ve cenkler etti. Sayýsýz fetihler ve cihangirlikler ile, hakîkî bir mücâhid ve muhârib-dir. Çok þehirler aldý; mescidler, hayýr müesseseleri yaptýrdý, Ýslâmiyet'i Hindistan'ýn her köþesine ulaþtýrdý.

            H. 410 (m. 1019) senesinde, otuz bin seçkin askerle Hindistan seferinde bir aylýk kum çölünü aþýp, Keþmir'de Ka-nuç þehrine ulaþtý. Bu sefer vasýtasýyla elde ettiði ganimetlerden; binlerce yýldan beri kâfirlerin tapýndýklarý, on bin ma'mûr vakýf köyü bulunan ve binlerce husûsî hizmetçisi olan ve dünyâca meþhur, dört yüz batman (3076.8 kg) som altýndan yapýlmýþ Sumenât putunu, kadýn suretinde yontulmuþ altmýþ miskal (275 kg) aðýrlýðýnda yekpare kýrmýzý yakut kandili, daha nice hediyelerle birlikte Baðdad'a halîfeye gönderdi. Bu sefer vasýtasýyla yirmi bin putperest, Müslüman olmakla þereflendi.

            Sultan Mahmûd, âlimlere, sâlihlere, nedimlere, þâirlere, zayýflara, düþkünlere, fakirlere çok yardým ve cömertçe iyilikler yapar, hediyeler verirdi. H. 421 (M.1030) senesinde altmýþ üç, yaþýnda vefat etti. Saltanat müddeti otuz üç yýl idi. (Rahmetullâhi aleyh)

            FIKRA

            Çocuklar bir köpeði çekiþtiriyor ve baðýrýþýyorlardý. Yoldan geçen yaþlý bir adam yanlarýna yaklaþtý:

            - Ne diye çekiþtiriyorsunuz hayvaný?

            - Köpek, içimizde en büyük yalaný söyleyenin olacak.

            - Utanmýyor musunuz siz? Ben sizin kadarken yalan söylemeyi aklýmdan bile geçirmezdim!

            Çocuklar, bir aðýzdan baðrýþtýlar:

            - Bravooo!.. Köpeði siz kazandýnýz!..

            GÜNÜN SÖZÜ

            Rüyalarý gerçekleþtirmenin en kýsa yolu uyanmaktýr. Emerson

            YEMEK MENÜSÜ

            · Poðaça
            · Domates
            · Kaþar Peyniri, Süt

            ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

            Erkek: UÐURLUBAY: (Tür.) Er. - Uðurlu -bay.
            Kýz: UÐANBÝKE: (Tür.) Ka. - Uðan bike.



            MANÝ

            Cam altýnda ýsýrgan
            Gavur musun Müslüman
            Gel bir kerecik öpeyim
            Vallahi bak ýsýrmam


            BÝLMECE

            Hangi maymunlar aðaca çýkamaz?

            Cevabý Yarýn.

            Dünkü Cevap: Lahmacun

            Comment


            • 1 Mayýs 2009

              Bugün 1 Mayýs 2009 8 C.Evvel 1429 Nisan: 18 Kasým:176 Trafik Haftasý (1-7 Mayýs)
              HADÝS-Ý ÞERÝF

              Ümmetimin bana en yakýn olanlarý, bana en çok salavat getirenleridir. Hadis (Beyhaki).



              ÖÞÜR

              Öþür arazisinden çýkan mahsûlün zekâtýna -onda bir (1/10) demek olan- "Öþür" denilmiþtir. Osur; ayet hadis Ve icmâ ile farzdýr. Âyet-i kerîmenin meâlý: .Ey iman edenler kazandýklarýnýzýn ve arzdan sýzýn için çýkardýklarýnýzý temiz (helâl)lerinden infâk edin (zekat ve öþür verin). Gözünüzü yummadan (sýkmadan) a c.s olmadýðýnýz fenasýný vermeye yellenmeyin. Ve bilirý k Allah Ganî ve Hamîd'dir." (Bakara suresi, ayet 267)

              Hadîs-i serîfte "Yaðmurlarýn, nehir ve çeþme (gibi akar sularýn târla içindeki) kaynaðýn suladýðý (araziden çýkan þeylerde (1/10: onda bir) öþür, (dolaba koþulan) hayvanla Kanan (yerden elde edilen) þeylerde ise yarým (1/20. yirmide bir) öþür vardýr."

              Öþürde arazî sahibinin akýllý balið (ergin); zengin olmasi þart deðildir. Öþürde itibâr, arazi sahibine deðil araziyedir. Yânî, mal sahibi; çocuk, deli veya fakir de olsa öþür ile mükelleftir.

              Altýn, gümüþ para ve ticâret mallarýndan, yýlda bir defa zekât vermek gerekirken; arazide yýlda kaç mahsul elde edilirse, hepsinden ayrý ayrý öþür vermek lâzýmdýr.

              Diðer mallarýn zekâtýnda, malýn-paranýn üzerinden bir geçmesi þart olduðu halde, mahsüllerde bir yýl geçmesi gerekmez.

              Ba|, ceviz,susam, fýndýk, fýstýk, çam fýstýðý, payam (badem),'zeytin ve benzeri yaðlý maddeler ile pamuk.palamut, pelit, keten tohumu, þeker kamýþý, seker pancarý, çay yapraðý ve benzeri mahsullerden öþür verilir

              Buðday mýsýr, pirinç, nohut, mercimek, bakla, fasülye, soðan sarýmsak kavun, karpuz, hýyar, üzüm, incir, elma, armut, þeftali, erik, portakal gibi her türlü meyveden yulaf, fið burçak gibi her türlü hayvan gýdasýndan öþür verilir.

              Öþrü verilen üzüm baðýnýn içinde meyve aðaçlarý olsa veya bað arasýnda soðan, sarýmsak ekilse, o soðan ve sarýmsaktan öþür vermek gerekir. Öþür arâzisi, içinde ekilmediði hâlde kendiliðinden çýkan mahsulden de öþür verilir.

              Hülâsa Ýmâm-ý A'zam (rh.) buyuruyor ki: Yerten abiden elde edilen mahsûlün azýndan da çoðundan da öþür farzdýr.

              FIKRA

              Birisi kekeme olan iki daðcý bir daða çýkýp zirvede kamp kurmaya karar vermiþler. Daha yolun yarýsýnda kekeme olan diðerini dürtmü; “Bi... bi... bi... bi...” Diðeri; “Ya dur, yorgunum zaten, sonra söylersin!” demiþ. Kekeme ýsrarla; “Bi... bi... bi... bi... bi... biþe... ssss... ssss... söyliycem...” demiþ. Diðeri yine susturmuþ.. Biraz sonra kekeme yine dürtmüþ adamý “Çç... ççç... çççaaaa...” Diðeri “Ya, bi sus, geldik zaten, az kaldý...” demiþ. Neyse daðýn tepesine çýkmýþlar “Ne söyliycen? Söyle þimdi.” demiþ adam. Kekeme “Çç... ççç... çççaaaa... çadýrý unuttum!..” demiþ. Adam çok sinirlenmiþ; “Nasýl unutursun ya?!” filan diye baðýrmýþ. Ama çaresiz geri dönmek zorunda kalmýþlar. Baþlamýþlar tekrar inmeye. Ýnerken yolda dürtmüþ kekeme yine adamý; “Bi... bi... bi... bi...” Diðeri “Ya, dur, sinirliyim zaten. Ýnince söylersin.” demiþ. Kekeme ýsrarla “Bi... bi... bi... bi.. bi.. biþey ssss.... ssss.... söyliycem...” demiþ. Diðeri yine susturmuþ. Kekeme yine dürtmüþ; “Þþþ... þþþ... þþþþ...” diye zorlamýþ. Adam sinirli sinirli; “Ya, bi sus ya, aþaðýda söylersin, bi sus ya!..” demiþ, susturmuþ. Böyle aþaðý inmiþler. Ýner inmez adamýn siniri geçmiþ, sormuþ; “Ne söyleyeceksin?” Kekeme “Þþþ... þþþ... þþþþaaa... þaka yaptým!..”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Propaganda öyle bir sanattýr ki, insan baþkasýnýn ayaðýna basarken kendisi "ah" der. Bob Hope

              YEMEK MENÜSÜ

              · Düðün Çorba
              · Etli Bezelye
              · Pirinç Pilavý
              · Ayran Tatlý

              ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

              Erkek: UÇUR: (Tür.) Er. 1. Vakit, an, fýrsat. 2. Mevsim.
              Kýz: UÐRAÞ: (Tür.) - Güçlük ve kötülükle uðraþma, mücadele. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

              MANÝ
              Armudu taþlayalým
              Dibinde kýþlayalým
              Sevdiðimi görünce
              Maniye baþlayalým



              BÝLMECE
              Hangi memeden süt akmaz ?

              Cevabý Yarýn.

              Dünkü Cevap: Yükseklik korkusu olan

              Comment


              • Cevap: Takvimde Bugün

                Yukarýda, öþür anlatýlmýþ. eee ne yani ne yapacaðýz þimdi . Genel kültür ise , tamam, ama , baþka, baþka anlamlar da çaðrýþtýrmýyor deðil.
                ÜSTELÝK FARZMIÞ, KÝME VE NEREYE VERECEÐÝZ, nolacak þimdi ,kafam karýþtý

                Comment


                • Cevap: Takvimde Bugün

                  Erkeðin memesi , Buji memesi,Basur memesi

                  Comment


                  • Cevap: Takvimde Bugün

                    Takvimde bugüne bir de, ''dünya basýn özgürlüðü günü'' nü ilave edebiliriz

                    Comment


                    • 2 Mayýs 2009

                      Bugün 2 Mayýs 2009 9 C.Evvel 1429 Nisan: 19 Kasým:177 Çankýrý'lý O. Nuri Efendi'nin Vefatý (1338)

                      HADÝS-Ý ÞERÝF

                      Yaðmurlarýn çoðalýp bitkilerin (ürünlerin) az, Kur’an okuyanlarýn çok olup dini bilenlerin az, Ýdarecilerin sayýýnýn artýp, güven duyulanlarýn ise kýt olmasý kýyametin yaklaþtýðýnýn delillerindendir. Hadis-i Þerif (Taberani).



                      KONUÞMADA SAKINILACAK ÞEYLER

                      Müslüman, konuþurken þunlara dikkat eder:

                      1- Münâkaþa ve mücâdeleden uzak durur. Çünkü bunlar düþmanlýðýn anahtarýdýr. Peygamber Efendimiz (sav.) "Kim haklý olduðu hâlde münâkaþayý terk ederse cennetin en üst derecesinde onun için bir köþk yapýlýr. Kim de haksýz olduðu hâlde münâkaþayý terk ederse onun için cennetin kenarýnda bir köþk yapýlýr." buyurmuþtur.

                      2- Din kardeþini kötülemez. Zîrâ, kötülemek kiþinin kalbini müslüman kardeþinden nefret ettirir ve kendisiyle kardeþi arasýna Allah'ýn koyduðu perdeyi yýkar.

                      3- Gýybet etmez. Gýybet, kiþinin müslüman kardeþi hakkýnda, duyduðunda hoþlanmayacaðý þeyleri yanýnda yok iken açýkça, kinaye yoluyla veya iþaretle söylemektir. Müslüman, gýybet etmediði gibi gýybet edenleri de dinlemez.

                      4- Koðuculuk yapmaz. Bu, bir kimsenin sýrrýný, duymasýný istemediði baþka birine götürmektir. Ancak anlatmakta dînî bir fayda varsa veya bir günahý def edecekse anlatýlabilir.

                      5- Sövmez ve çirkin söz söylemez.

                      6- Allah'ýn yarattýklarýndan -canlý, cansýz- hiçbir þeye lanet etmez, lanet etmeyi alýþkanlýk hâline getirmez.

                      7- Müslüman kardeþini, küfürle veya fâsýklýk ile suçlamaz. Eðer o kardeþi bunlardan uzak ise suçlama kendine döner.

                      8- Bir müslümaný iþlediði günah sebebiyle ayýplamaz.

                      9- Çok y0min etmez. Çünkü çok yemin Allah'ýn ismini hafîfe almaktýr.

                      10- Ýnsaflarý yüzüne karþý medhetmekten, þok þaka yapmaktan uzak durur, sözlerinden yanlýþ mânâlarýn anlaþýlmamasý için dikkat eder.

                      11- Büyüklerin karþýsýnda sesini yükseltmez.


                      FIKRA

                      Modern bir hapishaneyi gezen gazeteci çýðlýklarýn geldiði bir odanýn önünde durdu:

                      - Bu çýðlýk da ne?

                      - Burasý elektirikli sandalye odasý. Bir zenciyi idam ediyoruz.

                      - Peki niye çýðlýk atýyor?

                      - Elektrikler kesildi de, mumla idare ediyoruz!..

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Peþlerinden gidecek cesaretiniz varsa; bütün rüyalar gerçek olabilir. Walt Disney

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · DOMATES ÇORBA
                      · SEBZELÝ HASANPAÞA KÖFTE
                      · SOSLU MAKARNA
                      · MEYVE SUYU

                      ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                      Erkek: ULAÐ: (Tür.) Er. - Ulak.
                      Kýz: ULAÞ: (Tür.) - Amacýna eriþ, isteðine kavuþ. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                      MANÝ

                      Bahçelerde pýrasa
                      Yapraðýna kar yaðsa
                      Oðlanlar bekâr kalsa
                      Þu kýzlara yalvarsa

                      [IMG]http%3A//img504.imageshack.us/img504/5123/ana259ac04fl9.jpg[/IMG]

                      BÝLMECE

                      Hangi on tatlýdýr?

                      Cevabý Yarýn.

                      Dünkü Cevap: Kulak memesi

                      Comment


                      • 3 Mayýs 2009

                        Bugün 3 Mayýs 2009 10 C.Evvel 1429 Nisan: 20 Kasým:178 Fatih Sultan Mehmet'in Vefatý (1481)

                        HADÝS-Ý ÞERÝF

                        Kiþi malý, hanýmý ve çocuðuyla imtihan edilir. Hadis (Taberani)

                        MALIN EN ÝYÝSÝ VERÝLÝR

                        Müslüman, baþkasýndan kabul etmeyeceði þeyler, sadaka olarak vermez. Allâhu Tea â (meâ len) B r de tutarlar kendilerinin hoþlanmadýklarý þeyler. Al âh a snad ederler..." (Nahi Sûresi, âyet 62) buyurmuþtur. HrSýhMuhammed Hamdi Efendi, bu âyet-, kerimenin tefsirinde þöyle demiþtir: Nitekim kýz evladýndan hoþlan­mazlar, Allah'ýn kýzlar, var derler, kendüer. riyasette (baþ olmakta) baþkasýnýn ortaklýðýndan hoþlanmazla akit Allah'a þirk koþarlar, kendiler, elçilerine hurme edilmesini isterler, Allah'ýn resullerin, hafife alýp hakaret ederler, putlarýna kýymetli mallarýn, takdim ederier, beðenmedikleri aþaðýlýk mallarýný Allah için ver­meðe kalkýþýrlar.

                        Müslüman kendisi için ayýrdýðý þeylerden sadaka ve­rir Hz. Ali (k.v.) sadaka vereceði zaman çantas.ndak. dirhemlerin en güzelini seçerdi. Eðer bulamazsa en gü­zel elbisesini seçer onu sadaka olarak verir ve "Kýyamet gününde kitabýmda 'Sen saðlam ve iyi olan. kendine ayýrdýn, kötü olanlar, da benim .ç.n harcadýn yaz.sýný görmekten haya ederim." buyururdu.

                        FÂTÝH SULTAN MEHMED HAN'IN VEFATI
                        Fâtih Sultan Mehmed Han, 1481 senesi ilkbaharýnda üç yüz bin kiþilik ordusu ile sefere çýktý. 27 Nisan 148 Cuma günü kapýkulu askerleri ile Üsküdar'a geçti. Pad-sâh Üsküdar'a geçtiðinde hasta olduðu .ç.n birkaç gun Sendikten sonra hareket etti. Maltepe civarýndaki Hünkâr Çaym'na geldiðinde hastalýðý agýrlaþýnca he­kimler tarafýndan ilacýn miktarý artýrýldý.

                        Fâtih'in doktoru, Yakub Paþa isminde bir Yahudi dön­mesi idi. Papa ve Venedikliler, Fâtih'in ze^nm» *£ þýlýðýnda bu doktora büyük b.r servet vadetm.þlerd Ya­kub Paþa da bu servet karþýlýðýnda sultam zehirledi. Fâtih, zehirlendikten birkaç gün sonra, 2iMayýs; 148 Perþembe günü öðleden sonra saat dörtte vefat etti. (Rahmetullâhi aleyh)


                        FIKRA

                        Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaþlý adam bir banka oturmuþ laflýyorlar:

                        - Aaah ah... Yaþ oldu 73... Elim ayaðým tutmuyor, her tarafým aðrýyor. Benle ayný yaþta deðil misin ya sen? Kendini nasýl hissediyorsun?

                        - Yeni doðmuþ bir bebek gibi...

                        - Aaa? nasýl yani?

                        - Kafada saç yok, aðýzda diþ yok, galiba az önce de altýma yaptým!..

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Paylaþýlan bir sevinç iki kat olur, paylaþýlan bir acý yarýya iner. Cicero

                        YEMEK MENÜSÜ

                        · EZOGELÝN ÇORBA
                        · MANTARLI ABANT KEBABI
                        · KIR PÝLAVI
                        · FRAMBUAZLI KEÞKÜL

                        ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                        Erkek: UKDE: (Ar.) Er. 1. Düðüm. Zor, karýþýk, iþ. 2. Bir gezegen yörüngesinin her iki ucu.
                        Kýz: UKHUVAN: (Ar.) Ka. - Papatya.

                        MANÝ

                        Al giydim alsýn diye
                        Mor giydim sarsýn diye
                        Ýnadýma bakarým
                        Sen bana yarsýn diye

                        BÝLMECE

                        Hangi saatte çay içilmez ?

                        Cevabý Yarýn.

                        Dünkü Cevap: Torpiller

                        Comment


                        • 4 Mayýs 2009

                          Bugün 4 Mayýs 2009 11 C.Evvel 1429 Nisan: 21 Kasým:179 Hz.Eyüp Sultan'ýn (r.a.) Vefatý (M.672)

                          HADÝS-Ý ÞERÝF

                          Yemeklerinizi biraz soðutarak yeyin ki, sizin için bereketli kýlýnsýn... Hadis (Ýbn-i Adiyy).



                          ÝMÂM-I ÂZAM'IN AHLÂKI

                          Hârûn Reþîd, Ýmam Ebû Yusuf'a Imâm-ý Âzam'ýn (rh.) ahlâkýný sordu, Ýmam Ebû Yûsuf þöyle anlattý:

                          "Ýmam-ý Âzam, Allâhü Teâlâ'nýn haram kýldýðý þeyle­rin yapýlmasýný þiddetle men'e çalýþýr, Allah'ýn dîni hak­kýnda bilmediði bir þeyi söylemekten pek korkardý. O is­terdi ki, dâima Hakk'a itaat olunsun, isyan olunmasýn. Çoðu zaman sükût eder, dâima tefekküre dalardý, geniþ Ýlim sahibi idi. Ne çok konuþur, ne de faydasýz lakýrdý söylerdi. Ýstenilince ilmini ve malýný cömertçe verirdi."

                          Bunun üzerine Hârûn Reþîd, kâtibine "Bunlarý yaz, bunlar sâlihlerin ahlâkýdýr." diye emretti.

                          Ýmâm-ý Âzam Hazretleri, yemletmeleri lâzým geldiði vakit bir dînâr sadaka verirlerdi. Ailesine sarf ettiði ka­dar sadaka verirlerdi. Oðlu Hammâd, Fatiha okumayý öðrenince hocasýna beþ yüz dirhem bahþiþ verdi.

                          Hureybî, 'Müslümanlarýn, namazlarýnda Ebû Hanîfe'-ye duâ etmeleri vâcibdir.' buyurdu. (Rahmetullâhi aley­him ecmaîn)

                          BÂNÝ-Ý DEVLET ÇELEBÝ MEHMED

                          Osmanlý pâdiþâhlarýnýn büyüklerinden ve Fetret Dev-ri'nden sonra devletin ikinci bânîsini Uzunçarþýlý þöyle tarif eder: Çelebi Mehmed Hân, azîm ve metaneti, yük­sek ahlâkî faziletleri, sözüne ve ahdine riâyet etmesi, nâzik ve mutedil tabîati, siyâsî görüþlerindeki isabeti, devlet siyâsetine âid iþlerde aþýrýya gitmeyerek hâlin îcâbýný iyi takdîr edebilmesi ve programlý hareket eyle­mesi, herhangi bir tehlikeye karþý uyanýk ve sert hare­keti sayesinde parçalanmýþ olan Osmanlý devletini bir idare altýnda toplamaya muvaffak olmuþtur.

                          Fetretin acýsýný derinden hisseden Çelebi Mehmed Hân, devletin benzeri bir hâle düþmemesi için ölüm dö­þeðinde vezîrlerine þöyle söylemiþti:

                          "Tez büyük oðlum Murâd'ý getirin. Ben artýk bu dö­þekten kalkamam ve Murad gelmeden ben ölürsem; memleket birbirine karýþýr, Murâd gelmeden vefatým duyulmasýn!"


                          FIKRA

                          komutan askerde dursuna sormuþ vatan bizim neyimiz diye dursun anamýz demiþ sonratemele sormuþ vatan bizim neyimiz diye temel demiþ dursunun anasý

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Önemli olan yere düþüp düþmemen deðil, tekrar ayaða kalkýp kalkmamandýr. Vince Lombardini

                          YEMEK MENÜSÜ

                          · MERCÝMEK ÇORBA
                          · TERBÝYELÝ KÖFTE
                          · FÝYONK MAKARNA
                          · ÇOBAN SALATA

                          ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                          Erkek: ULUKUT: (Tür.) Er. - Çok uðurlu, kutlu kimse.
                          Kýz: ULUM: (Tür.) - Ululuk, haþmet, büyük gösteriþ. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                          MANÝ

                          Mendilimin ucuna
                          Sakýz baðlarým sakýz
                          Duyuyorum sevdiðim
                          Severmiþsin baþka kýz



                          BÝLMECE

                          Hangi saatte çay içilmez ?

                          Cevabý Yarýn.

                          Dünkü Cevap: Torpiller

                          Comment


                          • 5 Mayýs 2009

                            Bugün 5 Mayýs 2009 12 C.Evvel 1429 Nisan: 22 Kasým:180 TBMM'nin Ýlk Toplantýsý (1920)

                            HADÝS-Ý ÞERÝF

                            Ýnsanlarýn gelip geçtiði yollarda (caddelerde) oturmaktan sakýnýn.Mutlaka oturacaksanýz o zaman yolun hakkýný verin.Yolun hakký ise þunlardýr: Harama bakmamak, Yoldan gelip geçen insanlara sýkýntý ve eziyet vermemek, ta’cizde bulunmamak, Verilen selamlarý almak, Ýyiliði teþvik etmek, Kötülükten de sakýndýrmak. Hadis (Ebu Davud).



                            ÝMÂM-I ÂZAM EBÛ HANÎFE (R.H.)


                            Ýmâm-ý Âzam Hazretlerinin künyesi Ebû Hanîfe, ismi Nu'mân bin Sâbit'tir. Hicrî 80 (m. 699)'de Kûfe'de doðmuþ h.150 (m.767) tarihinde Baðdat'ta vefat etmiþtir. Babasý Sabit, Kûfe'de Hz. Alî'nin (k.v.) kendisine ye zürriyetine bereket ve hayýr duasýna mazhar olmuþtur. Ýmâm-ý Âzam Hazretleri, tabiînin büyüklerinden olup, gençliðinde ashâb-ý kiramdan (aleyhimümdvân) Enes bin Mâlik'i (r.a.) ve ayrýca üç veya altý-yedi sahâbîyi de görmüþ, onlardan hadîs-i þerîfler rivayet etmiþtir.
                            Ýmâm-ý Âzam Hazretleri, dört bin büyük âlimden ilim aldý. Tabiînden Ýmâm Hammâd'dan (rh.) yirmi sekiz se¬ne ilim tahsîl etti. O vefat edince, yerine müctehid ve müftü oldu.
                            Ýlmi, fazîleti, zekâsý, firâseti, zühdü, takvasý, emânete riâyeti, hazýr cevaplýlýðý, dînini sevme ve korumadaki gayreti, doðruyu bulma kuvveti ve diðer insanî sýfat ve kemâlleri çok idi.
                            Ýmâm Þafiî Hazretleri: "Ýnsanlar fýkýhta Ebû Hanîfe'nin çoluk çocuðu gibidirler." ve "Ebû Hanîfe ile teberrük edi¬yorum. Her gün kabrini ziyarete geliyorum. Bir ihtiyâcým olsa, onun kabrini ziyarete gelir, orada iki rek'at namaz kýlar, Allah'tan hacetimi isterim ve istediðim verilir." bu¬yurmuþtur. Ýmâm Þafiî Hazretleri ilmi, Ýmâm-ý Âzam'ýn ikinci talebesi olan Ýmâm Muhammed'in (rh.) kitâblarýn-dan almýþ idi.
                            Ýmâm Ebû Yûsuf: "Ben hadîs-i þerifleri tefsir ve îzâh hususunda Ebû Hanîfe'den daha âlim bir zat görme¬dim", Yahya bin Maîn de "Ebû Hanîfe, sika (itimâda lâ¬yýk) idi. Yalnýz ezberlemiþ olduðu hadîsleri rivayet eder, ezberlemediklerini rivayet etmezdi." buyurmuþlardýr. Bazý kimseler Süfyân bin Uyeyne (rh.)'ýn yanýnda Ýmâm-ý Âzam hakkýnda ileri geri söz söyleyince "Susun, muhakkak Ebû Hanîfe insanlarýn en çok namaz kýlaný, en emîni ve en mürüvvetlisidir." buyurdu. (Hukuku Ýslâmiye)

                            FIKRA

                            Mehmet bey köpeðinin tasmasýndan tutmuþ yolda giderken, hoþlanmadýðý bir komþusuyla karþýlaþtý. Komþu sordu:

                            - Bu eþekle nereye gidiyorsun?

                            - Yahu bu köpek be!.. Köpekle eþeði birbirinden ayýramýyor musun?

                            - Ben köpekle konuþuyorum. Sen ne diye söze karýþýyorsun?

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Önce kendi gideceðin yolu öðren sonra öðretmeye kalk. Buddha

                            YEMEK MENÜSÜ

                            · DÜÐÜN ÇORBA
                            · TAVUKLU BEZELYE
                            · BULGUR PÝLAVI
                            · ÇÝKOLATALI PUDÝNG

                            ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                            Erkek: UBEYD: (Ar.) Er. - (bkz. Ubeyde).
                            Kýz: UBEYDE: (Ar.) Ka. - Küçük köle, kölecik. Ashabýn kullandýðý isimlerdendir. Ubeyde b. el-Cerrah.

                            MANÝ

                            Pembe giyerim pembe
                            Pembe yakýþýr gence
                            Ýnsan bir hoþ oluyor
                            Sevdiðini görünce



                            BÝLMECE

                            Hangi tasla su içilmez?

                            Cevabý Yarýn.

                            Dünkü Cevap: Duvar saatinde

                            Comment


                            • 6 Mayýs 2009

                              Bugün 6 Mayýs 2009 13 C.Evvel 1429 Nisan: 23 Hýzýr:1 Ebu Hanife'nin Vefatý (765) - Burdur'un Kurtuluþu (1920)

                              HADÝS-Ý ÞERÝF

                              Her takva sahibi, Muhammed’in (üzerine rahmet ve selam olsun) ehl-i beytindendir. Hadis (Taberani, Evsat).



                              ÝMÂM-I ÂZAMÝN (RH.) SÜNNETE BAÐLILIÐI

                              Ýmâm-ý Âzam Ebû Hanîfe (rh.), Medîne-i Münevvere'de iken Ebû Ca'fer Muhammed (k.s.) onu karþýladý ve Ebû Hanîfe'ye, 'Sen kýyas yaparak ceddim (Muhammed Mus-tafâ)'nýn (s.a.v.) dinini ve hadîslerini deðiþtiriyormuþsun' dedi. Ebû Hanîfe, 'Böyle yapmaktan Allah'a sýðýnýrým' dedi ve 'Lâyýk olduðun yere otur. Ben de lâyýk olduðum yere oturayým. Çünkü benim sana, Ashâb-ý Kirâm'ýn ceddiniz Muhammed Mustafâ'ya (s.a.v.) gösterdiði hürmet gibi hürmetim vardýr.' dedi. Ebû Ca'fer oturdu, Ebû Hanîfe de diz çöküp önünde oturdu.

                              Ebû Ca'fer'e, 'Size üç þey soracaðým, bana cevap veriniz' dedi. Ve birinci olarak þunu sordu:

                              'Erkek mi daha zayýftýr, yoksa kadýn mý?' Ebû Ca'fer, 'Tabiî ki kadýn.' dedi. 'Peki, (mîrasta) erkeðin hissesi kaç, kadýnýn hissesi kaç?' diye sordu. Ebû Ca'fer, 'Erkeðin iki, kadýnýn bir hissesi var.' dedi. Bunun üzerine Ebû Hanîfe (rh.). Bu, ceddin (Muhammed Mustafâ)nýn sözüdür. Þayet ben ceddinizin dînini deðiþtirmiþ olsaydým, kýyâsa göre erkeðin bir, kadýnýn iki hisse almasý gerekirdi. Çünkü kadýn erkekten daha zayýftýr.' buyurdu.

                              Namaz mý daha fazîletli yoksa oruç mu?' diye sordu. Ebû Ca'fer, 'Namaz daha fazîletlidir.' deyince Ebû Hanîfe (rh.) 'Bu ceddinizin sözüdür. Eðer ben ceddinizin dinini deðiþtirmiþ olsaydým, kýyâsa göre, kadýnýn hayýz-dan temizlendikten sonra orucu deðil namazý kaza etmesini emrederdim.' diye cevap verdi.

                              Son olarak da, 'Ýdrar mý daha necistir, menî mi?' diye sordu. Ebû Ca'fer, 'Ýdrar' diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebû Hanîfe (rh.), 'Þayet ben ceddinizin dînini deðiþtirmiþ olsaydým, kýyas ile idrardan sonra gusledilme-sini, meniden sonra da abdest alýnmasýný emrederdim. Çünkü idrar meniden daha pistir. Ben kýyâs ile ceddinizin dînini deðiþtirmekten Allah'a sýðýnýrým.' dedi.

                              Bunun üzerine Ebû Ca'fer kalkýp, ona iltifat etti, kucakladý ve alnýndan öptü

                              FIKRA

                              birg gün Türkiya Arjantin maçý varmýþ temel maç sonusu dursuna sormuþ maçý kim kazan dý dursun Arjantin demiþ.Temel ardýn dan golü kim atmýþ tedim dursun DiagoArmandoMaradona demiþ.Temelde tabi yenerler onlar 3 kiþi fazla oynuyor demiþ

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Önce doðruyu bilmek gerekir, doðru bilinirse yanlýþ da bilinir: ama önce yanlýþ bilinirse doðruya ulaþýlamaz. Farabi

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · SEBZE ÇORBA
                              · ET DÖNER
                              · SADE PÝLAV
                              · AYRAN

                              ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                              Erkek: ULUMERÝÇ: (Tür.) Er. - Ulu meriç.
                              Kýz: ULUN: (Tür.) 1. Büyük, ulu. 2. Temrensiz ok. 3. Buðday, arpa kökü. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                              MANÝ

                              Kaþlarýn karasýna
                              Mim çekmiþ arasýna
                              Yari ilaç diyorlar
                              Kalbimin yarasýna



                              BÝLMECE
                              Hangi tene krem sürülmez?

                              Cevabý Yarýn.

                              Dünkü Cevap: Kafatasýyla

                              Comment


                              • 7 Mayýs 2009

                                Bugün 7 Mayýs 2009 14 C.Evvel 1429 Nisan: 24 Hýzýr:2 Ýlahiyat Fakültesi'nin Kuruluþu (1924)

                                HADÝS-Ý ÞERÝF

                                Allah bu dini zatý için özel olarak seçmiþtir. Dininize ancak cömertlik ve güzel ahlak yakýþýr. Dikkat edin! Dindarlýðýnýzý bu iki nitelikle süsleyin. Hadis (Taberani).



                                ÝBRAHÝM ALEYHÝSSELÂM

                                Nûh (a.s.)'ýn oðullarý önce Ýrak diyarýna yerleþmiþler, Fýrat Nehri yakýnýnda Bâbil þehrini kurmuþlardý. Sonra onlardan bir bölük ayrýlýp Dicle kenarýnda, þimdiki Musul þehrinin karþý yakasýnda Ninova þehrini kurdular.

                                BâbiPde Keldânî topluluðu kuvvetlenmiþ ve Nebat kavminin ilim ve san'atlarýna vâris olmuþtur.

                                Bâbil ahâlisi arasýnda Sâbie dîni zuhur edip, yayýlmýþtý. Onlar yýldýzlara taparlardý. Cenâb-ý Hakk onlara Ýbrahim (a.s.)'ý gönderdi. Ona on suhuf (sahife) indirdi.

                                Hz. Ýbrahim, kavmini tevhîde (Allah'ýn birliðine) davet etti. Ýnanmadýklarý gibi, Bâbil hükümdarý olan Nemrûd onu ateþe attý. Allah korudu, ateþ yakmadý. Ýbrahim (a.s.) selâmete erdi. Bazýlarý bu mucizeyi görüp ona îman ettiler. Sonra Hz. Ýbrahim, mü'minlerle beraber Þam diyarýna hicret etti ve Mýsýr'a gitti. Oradan Kenan iline (Filistin'^) geldi ve oraya yerleþti. Mübarek kabri Kudüs yakýnýnda El-Halîlü'r-Rahmân'dadýr.


                                OSMANLI DEVLETÝ'NÝN ABD'YÝ TANIMASI

                                Amerika Birleþik Devletleri açýk denizlerde ticâret yapmaya baþlamýþ ve Osmanlý devletinin hududuna kadar gelmiþti. Amerika ile ilk münâsebetler, siyâsî olmaktan çok ticarîdir. Baþlangýçta, Cezayir, Tunus ve Trablusgarp gibi Osmanlý idaresinde bulunan yerlerde ticâret yapan Amerika Birleþik Devletleri, Akdeniz kýyýlarýnýn yaklaþýk dörtte üçünü elinde bulunduran Osmanlý Devleti ile yakýnlýk kurmaya çalýþýyordu.

                                Amerika, Doðu Akdeniz'deki ticâretinin geliþmesi üzerine 1802 senesinde Ýzmir'de bir konsolosluk kurmak istedi. Osmanlý Devleti ile bir ticâret anlaþmasý olmadýðý için, bu isteði kabul edilmedi. Amerika'ya ticari bazý imtiyazlar verilmediði için, Osmanlý sularýndaki Amerikan gemileri Ýngiliz bayraðý çekerek ticâret yapabiliyorlardý. Bu sýkýntýlý durumdan kurtulmak için Osmanlý Devleti'ne müracaat eden Amerika, 1811 senesinde Ýzmir'de tüccar bir Amerikalýyý konsolos tâyin etti. Ancak Osmanlý Devleti bu konsolosu ancak 1823 senesinde resmen kabul etti. Ýlk "Amerika Ticâret ve Dostluk Antlaþmasý" 7 Mayýs 1830 senesinde imzalandý

                                FIKRA

                                Temel ve Dursun yýlandýrlar ve bir gün sürüne sürüne giderler. Biraz gittikten sonra Temel yanlýþlýkla dilini ýsýrýr. Sonra Dursun' a telaþla sorar:

                                -Ula Tursun biz zehirlü müydük?

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Öðüt vermek kolay,örnek olmak zordur. La Rochefaucauld

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · YAYLA ÇORBA
                                · ETLÝ NOHUT
                                · SEB.BULGUR PÝLAVI
                                · MEVSÝM SALATA

                                ÇOCUÐUNUZA ÝSÝM

                                Erkek: UMAN: (Tür.) Er. - Umudu olan, bekleyen, umutlu.
                                Kýz: UMAR: (Tür.) - Çare, çýkar yol. - Erkek ve kadýn adý olarak kullanýlýr.

                                MANÝ

                                Derelerin çakýlý
                                Kimden aldýn akýlý
                                Orta yerde oynayan
                                Aðabeyimin çakýrý



                                BÝLMECE

                                Haným içerde,saçý dýþarýda

                                Cevabý Yarýn.

                                Dünkü Cevap: Antene

                                Comment

                                Working...
                                X