fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 4 Eylül 2009

    Bugün 4 Eylül 2009 16 Ramazan 1429 Ağustos: 22 Hızır:122 Sivas Kongresi (1919) - Atom Enerjisi Komisyonu Kuruldu (1956)

    HADİS-İ ŞERİF

    Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir. Hadis (Taberani).



    KADİR GECESİNİ ARAMAK
    Kadir Gecesi'nin, Ramazân-ı Şerifin 20'sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dâir müteaddit hadîs-i şerifler vârid olmuştur. Birinden itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyükler de vardır. İmâm-ı Şa'rânî Hazretleri, Kadir Gecesi'nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı Şerîfin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir:
    ♦ Pazar günü girerse, 28'i 29'a bağlayan gece.
    ♦ Pazartesi günü girerse, 20yi 21'e bağlayan gece.
    ♦ Salı günü girerse, 26'yı 27'ye bağlayan gece.
    ♦ Çarşamba günü girerse, 18 i 19'a bağlayan gece.
    ♦ Perşembe günü girerse, 24'ü 25'e bağlayan gece.
    ♦ Cuma günü girerse, 16'yı 17'ye bağlayan gece.
    ♦ Cumartesi günü girerse, 22'yi 23'e bağlayan gece.
    İmâm-ı Şa'rânî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesi'yle bu usûle göre müşerref olmuşlardır. Birçok ehlüllah bu usûlle Kadir Gecesi'ni bulmuşlardır.
    Kadir Gecesi'nin bu ay içerisinde hangi gece olduğunun gizlenmesi, mü'minlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece çokça ibâdet etmeleri içindir.
    Kadir Gecesi'nde hava berrak ve güzel olur. O gece her şey Allah'a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatiılaşır. Mü'minler afv-ı ilâhî ve mağfiret-i sübhânîye mazhar olurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazîlet Neşriyat)
    Netice olarak Ramazân-ı Şerîf hangi gün girerse girsin, bu hesaba göre Kadir Gecesi, cumartesiyi pazara bağlayan geceye isabet etmektedir. Ramazân-ı Şerîfin ikinci yarısında iki adet cumartesi vardır. Bunlardan gecesi tek sayıya isabet eden, Kadir Gecesi dır.

    FIKRA

    Geri kalmış bir ülkede özel bir devlet görevlisi, köylere giderek herkesin bir radyo edinmesini sağlamayı çalışıyormuş. Köylülerden biri sormuş “Bu radyoların ne yararı olacak efendim?” Görevli “Sayın başkanımızın açılış ve temel atma törenlerinde yaptığı tüm konuşmaları buradan dinleyeceksiniz...” Köylüler bir süre kendi aralarında fısıltıyla konuşmuşlar. Köyün en yaşlısı söz almış “Peki... Bizim burada söyleyeceklerimizi de başkan duyacak mı?..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    En çok yaşamış olan, uzun seneler yaşamış olan değil, hayatın manalarını en fazla anlamış olan insandır. J. J. Rousseau

    YEMEK MENÜSÜ
    · Krm. Domates Çorba
    · İslim Köfte
    · Fırın Makarna
    · Erik Komposta

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: UFUK : Herşeye gücü yeten
    Kız: ARZUM:İsteğim,dileğim,hevesim.

    MANİ

    Bir dalda iki vişne
    Güzelim aşka düşme
    Bu aşkın sonu yoktur
    Boş yere dile düşme



    BİLMECE
    Daldan dala,
    Kırmızı pala.
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (limon)

    Comment


    • 5 Eylül 2009

      Bugün 5 Eylül 2009 17 Ramazan 1429 Ağustos: 23 Hızır:123 Bilecik'in Düşman İşgalinden Kurtuluşu (1922)

      HADİS-İ ŞERİF

      Allahtan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder. (Deylemi).



      UHUD ŞEHÎDLERİNİ ZİYARET
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Uhud şehîdliğini ziyaret edip: "Allah'ım, bu kulun ve Peygamberin, şunların şehîd olduklarına ve kıyamet gününe kadar kendilerini ziyaret eden ve selamlayanlara mukabelede bulunacaklarına şehâdet eder." buyurdu.
      Peygamberimiz (s.a.v.), her yıl, Uhud şehidlerini ziya­ret ederdi. Uhud'a vardığı zaman:
      "Selâmün aleyküm, sabrettiğiniz için bakın ne gü­zel yurdun ukbâsı (âhiret saadeti)." (Ra'd sûresi, âyet 24) mealindeki âyet-i celîleyi okurlardı.
      Uhud şehîdleri anıldığı zaman "Vallahi, ashabımla bir­likte ben de, şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim. Ben, onların Allah yolunda gerçek şehîd olduklarına kıyamet günü şâhidlik edeceğimi Gidiniz, siz de onları ziyaret ediniz. Onlara selâm veriniz!
      Varlığım, kudret elinde bulunan Allah'a yemîn ederim ki; onlar, kıyamete kadar, selâm veren kimsenin selâmı­na, duasına ve ziyaretine mukabele eder(cevap verir)ler!" buyururdu.
      Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (r.anhüm), her yıl Uhud şehidlerini ziyaret ederlerdi.
      Hz. Muâviye, hacc veya umre için Şam'dan Mekke'ye giderken Uhud şehitlerini ziyaret ederdi.
      Hz. Fâtıma, iki günde, üç günde bir Uhud'a gider, am­cası Hz. Hamza'nın kabrini ziyaret eder, orada ağlar, duâ eder, kabri düzeltirdi.
      Sa'd bin Ebî Vakkâs (r.a.), Gâbe'ye giderken şehîd ka­birlerinin arkasından gelir, üç kerre; "Esselâmü aleyküm" der, sonra, arkadaşlarına döner "Siz, selâmınıza muka­bele edecek, karşılık verecek bir cemâate selâm vermez misiniz ki, onlar, kıyamete kadar, selâm veren kimsenin selâmına mukabele ederler." derdi.
      Peygamberimizin (s.a.v.) zevcesi Hz. Ümmü Seleme validemiz (r.anhâ) de, her ay Uhud'a gider, şehîdleri zi­yaret ederdi. (Radıyallâhü anhüm)

      FIKRA

      Geri kalmış ülkenin birinde, başkan aklına estikçe vergi koyuyormuş. Halkın dayanacak gücü kalmamış, ama çareleri de yok. Çünkü vergiciler polislerin de desteğiyle parası olmayanların evlerini basıp vergi karşılığı olarak neleri varsa alıyorlarmış. Biraz parası olanlar da başkanın sarayına gidip vergilerini ödüyorlarmış. Yine bir ‘vergi verme günü’ sırasında, sarayın merdivenlerinden anadan doğma inen biri görünmüş. Adamın önü ve arkası da ambalaj bandıyla kapalıymış. Kuyruktakilerden biri sormuş “Hayrola... Bu ne hal?..” Adam “Valla... Başkanın istediği vergiyi ödemeye gücüm yetmedi... Her şeyimi verdim... Giysilerimi bile... Onlar da yetmeyince, gördüğünüz gibi gazla suyu da kestiler!..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      En büyük mutluluk, hür düşünceli olmaktır. Anatole France

      YEMEK MENÜSÜ
      · Tarhana Çorba
      · Etli Taze Faulye
      · Melek Pilavı
      · Fındıklı Keşkül

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: UÇAR : Sezgi, anlayış, dikkat
      Kız: ARZUNAZ:Naz yapan,nazenin.

      MANİ

      Kız entarin eflatun
      Dön de arkana bakın
      Senin gibi güzeli
      Vermem ellerden sakın



      BİLMECE
      Yarım kaşık,
      Duvara yapışık.
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (sincap)

      Comment


      • 6 Eylül 2009

        Bugün 6 Eylül 2009 18 Ramazan 1429 Ağustos: 24 Hızır:124 Yavuz'un Tebrize Girişi (1514) - Balıkesir'in Kurtuluşu (1922)

        HADİS-İ ŞERİF

        Din kardeşi kendisine özür dilemek üzere gelen kişi; özür dileyen bunda ister samimi olsun, isterse olmasın; o özrü kabul etsin. Böyle yapmazsa, Kevser Havuzunun başında yanıma gelemez. (Hakim).



        YEMEK İKRAM ETMENİN FAZİLETİ
        Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdular ki:
        • "Allâhü Teâlâ kıyamet gününde şöyle buyurur: 'Ey âdemoğlu! Ben acıktım, sen bana yedlrmedln.'
        Bunun üzerine kul der ki: Sen âlemlerin Rabbisin, na­sıl yedirlrim. Allâhü Teâlâ buyurur: "Bir din karde­şin acıkmıştı ama sen onu doyurmadın. Onu doyur­muş olsaydın beni de doyurmuş olurdun."
        "Cennette, İçi dışından, dışı İçinden görülen köşkler vardır. Allâhü Teâlâ bunları yumuşak konu­şan, yemek yediren ve İnsanlar uykuda İken gece namazı kılanlar için hazırlamıştır."
        "Din kardeşine, canının çektiği bir şeyi tattıran kişiye Allâhü Teâlâ milyon hasene (sevap) yazar, milyon hatâsını siler ve derecesini milyon kat artırır.
        Onu Firdevs, Adn ve Huld cennetlerinde yedirir."
        Ca'fer bin Muhammed (k.s.) şöyle buyurdu: Kardeş­lerinizle beraber sofrada oturmayı uzatınız. Çünkü sofra­da geçen zaman, ömürlerinizden hesap edilmez.
        Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki: "Sizin birinizin sofrası, önünde konulmuş olarak kaldığı müddetçe, melekler ona istiğfar etmeye devam ederler."
        Hz. Hasan (r.a.) buyurdu ki: Kişi, kendisi için, anası babası için veya bunların dışında birilerine verdiği her şeyden hesaba çekilecektir. Ancak din kardeşlerine ik­ram ettiği yemek böyle değildir. Çünkü o, onu ateşten koruyan bir perdedir.
        Hz. Ali (r.a.) buyurdu ki: "Kardeşlerimi az da olsa bir yemekte bir araya getirmem, benim için köle âzâd etmekten daha sevimlidir."
        Ashâb-ı Kiram, Kur'ân okumak için bir yere toplandık­ları zaman bir şey tatmadan dağıtmazlardı.

        FIKRA

        Adam, yıllarca ülkesinden uzak kaldıktan sonra nihayet yurda dönmüş. Havaalanından bindiği taksiyle şehre doğru giderken, şoföre sigara almak için tütüncüde durmasını söylemiş.
        - Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?
        - Sigara alacağım...
        - Sigarayı artık camilerde satıyorlar beyim...
        - Camide mi? Yahu cami Allah’ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
        - Hayır beyim, ibadet için artık üniversiteye gidiliyor...
        - Allah Allah! Peki o zaman eğitim nerede yapılıyor?
        - Eğitim hapiste yapılıyor beyim...
        - Hapiste hırsızlar yok mu?
        - Hırsızlar artık hükümette beyim...

        GÜNÜN SÖZÜ

        Elmas nasıl yontulmadan mükemmelleşmezse, insan da acı çekmeden olgunlaşmaz. Konfüçyüs

        YEMEK MENÜSÜ
        · Ezogelin Çorba
        · Mezgit Tava ( Tere-Roka-K.soğan)
        · Turşulu Patates Salatası
        · Tulumba Tatlısı

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: TÜRKER : Yiğit Türk
        Kız: ASENA: Dişi kurt, güzel kız

        MANİ

        Örtünü eğirmişsin
        Kaşına değirmişin
        Çokta güzel değildin
        Kendini sevdirmişin



        BİLMECE
        On ay yatar,
        İki ay kalkar;
        Feneri yakar,
        Etrafa bakar.
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (kulak)

        Comment


        • 7 Eylül 2009

          Bugün 7 Eylül 2009 19 Ramazan 1429 Ağustos: 25 Hızır:125 Kanuni'nin Vefatı (1566) - Aydın'ın Kurtuluşu (1922)

          HADİS-İ ŞERİF

          Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi geçerse ne ala. Aksi halde uzanıp yatsın. (Müsned).



          TÜRKLER NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR?

          Emevîlerin Horasan valisi Cüneyd bin Abdurrahman, Türk hâkânı Suiu Han ile M. 733'te karşı karşıya geldiler. Hâkân, "Dininizi tanımak ve sana dînî hükümlerinize dâir bazı şeyler sormak istiyorum. Dîninizde zina eden, hırsızlık eden, insan öldüren yahut burun, kulak gibi azaları kesen kimse ve yalancı ve koğucu hakkında hüküm nedir?" dedi. Cüneyd:

          Zina eden bekâra yüz sopa atarız. Ayrıca, cezayı tatbik ederken onu teşhir ederiz ki herkes namusunu ondan sakınsın ve aynı hareketi başkaları yapmasın.

          Zina eden evli ise öldürünceye kadar taşlarız.

          Namuslu bir insana zîna isnâd edene seksen sopa atarız. Şehâdetini ve hiçbir sözünü kabul etmeyiz.

          Başkalarının muhafazalı yere koydukları malı almak için yol bulan hırsızın, malı çalarken kullandığı elini keseriz.

          Yol keserek başkalarının malını soyan, silâh çeken hırsızı teşhir eder, öldürürüz.

          İnsan öldüren ve burun, kulak gibi azalarını kesene hükmümüz'... Cana can, göze göz, Duruna burun, kulağa kulak, dişe diştir, yaralar birbirine kısastır...1 (Milde sûre-$1, 45) âyet-l kertmesinin hükmüdür.

          Bir adamı on kişi öldürürse kısas olarak bunların hepsini öldürürüz. Güçlü kuvvetli bir adamı cılız bir adama karşılık öldürürüz.

          Yalancı ve koğucunun şehâdetlerini kabul etmeyiz." cevâbını verdi.

          Hâkân, "İyi, güzel ve büyük tedbîrler. Ancak, yalancı ve koğucuya cezayı az vermişsiniz." deyince Cüneyd;

          "Siz, hükümlerinizi kendi aklınızla güzel olup olmamasına göre veriyorsunuz. Biz ise Peygamber'e tâbi olan bir topluluğuz. Allâhü Teâlâ bizlere (meâlen)"... Siz bir şeyden hoşlanmazsınız, halbuki hakkınızda o bir hayırdır ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir serdir..." (Bakara Sûresi, âyet 216) buyurmuştur. Allâhü Teâlâ bize faydalı olan şeylerin ve hâdiselerin iç yüzünü, mâhiyetini ye neticesini elbette daha iyi bilmektedir. İnsanlar her şeyin dış görünüşüne göre hüküm verirler." dedi.

          Bunun üzerine Hâkân, "Sen, bundan daha değerli bir söz söylemedin." dedi.

          FIKRA

          Geri kalmış ülkenin birinin meclisinde bir yasa tasarısı tartışılırken iktidar ve muhalefet milletvekilleri birbirlerine girmişler. Havanın iyice elektriklendiği bir sırada, muhalefet milletvekili, iktidar milletvekiline bağırmış; “Cehenneme kadar yolun var!..” İktidar milletvekili şaşırmış, ne yanıt vereceğini bilememiş. Sonra meclis başkanını duruma el koyması için uyarmış. Meclis başkanı hemen önündeki kitapçığı karıştırmış ve iktidar milletvekiline seslenmiş; “İçtüzüğe baktım... Gitmek zorunda değilsiniz!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Eğitimin kökleri acı fakat meyveleri tatlıdır. Aristotale

          YEMEK MENÜSÜ

          · Mantar Çorba
          · Et Döner
          · Bulgur Pilavı
          · Ayran

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek: TURHAN : Soylu, seçkin
          Kız: ASLI:Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.



          MANİ

          Hapisanenin kapısı
          Demirdendir yapısı
          Yarimin günü varmış
          Bir ay daha hapisi



          BİLMECE

          Dağda tak tak,
          Suda cıp cıp.
          Arşın ayaklı,
          Burma bıyıklı.

          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap: (Ateş Böceği)

          Comment


          • 8 Eylül 2009

            Bugün 8 Eylül 2009 20 Ramazan 1429 Ağustos: 26 Hızır:126 Manisa'nın Kurtuluşu (1922) - I.Süleyman'ın Budapeşte'yi Fethi (1529)

            HADİS-İ ŞERİF

            En üstününüz, görüldüklerinde Allah’ın hatırlandığı kimselerdir. (Hakim).



            İKİ DÜNYÂ SAADETİMâlikî Ebu'l-Hasen eş-Şâzelî (k.s.) buyurdu ki: Şu sıfatlara sarılırsan iki cihan saadetine nail olursun:
            Allâhü Teâlâ'nın vahdaniyetine ve Muhammed Mustafâ'nın (s.a.v.) peygamber olduğuna şehâdet et. Hikmete ermek istersen fuzûlî kelâmı terk et. İbâdetin halâvetini (lezzetini) hissetmek istersen çok yemeyi terk et.
            Kendi nefsinin ayıblarını ıslâha muvaffak olmak istersen insanların ayıplarını araştırmayı terk et.
            Allah korkusunun kalbinde yer tutmasını dilersen Allâhü Teâlâ'nın zâtı hakkında tevehhümü terk et.
            Yüzünün nûrlanmasını dilersen gece namazına devam et.
            Kıyamet gününün susuzluğundan kurtulmak dilersen oruca devam et.
            Kabir azabından selâmet dilersen necasetten taharete dikkat et, bütün haramlardan sakın ve şehvetleri terk et.
            Zengin olmak istersen kanâate devam et. İnsanların en hayırlısı olmak istersen onlara faydalı ol. Muhsinînden olmak dilersen Allâhü Teâlâ'ya onu gö-rüyormuş gibi ibâdet et. Zîra sen onu göremesen de o seni görür.
            îmânının kemâle ermesini dilersen ahlâkını güzelleştir. Allâhü Teâlâ'nın seni sevmesini dilersen müslüman kardeşlerinin ihtiyâçlarını gözet.
            Allâhü Teâlâ'nın itaatkâr kullarından olmak dilersen onun sana farz kıldıklarını eda et.
            Cuma guslüne devam et ki kıyamet günü huzûr-ı ilâhîye günahsız varasın.
            Kıyamet günü karanlığından selâmet içinde haşr olunmak için Allah'ın mahıukâtından kimseye zulmetme. Günahlarını azaltmak istersen devamlı istiğfar etmeyi terk etme.
            İnsanların en kuvvetlisi olmak istersen Allâhü Teâlâ'ya tevekkül et.
            Eğer Cenâb-ı Hakk'ın rızkına yağmur gibi bolluk vermesini dilersen dâima tahâret-i kâmile üzere bulun.

            FIKRA
            Dünyanın geri kalmış bir ülkesinde seçimden yenilgiyle çıkan kadın başbakan parti liderliğini de yitirmiş. Zevk-ü safaya alışık kadın çalışmak zorunda kalmış. Ülkenin en büyük holdinglerinden birinin başkanına gitmiş ve iş istemiş. Holding başkanı CV’yi inceledikten sonra, “Bizde şef olarak başlayabilirsin. Sana 1000 lira maaş ödeyebiliriz” deyince kadın “Bu para bana asla yetmez!..” diyerek vurup kapıyı çıkmış. Bu kez diğer büyük holdingin başkanına gitmiş. Holding başkanı “Bizde müdür yardımcısı olarak çalışabilirsin. Sana 2000 lira ödeyebiliriz” deyince kadın o holdingi de terketmiş. Derken, bir gün ülkenin en büyük genelev patronundan teklif gelmiş; “Hemen gel bizde başla, sana istediğin kadar maaş...” Kadın şaşırmış; “Ama... Ama... Nasıl?..” Genelev patronu; “Kızım gel hemen başla, 35 milyon müşteri kapıda!..”


            GÜNÜN SÖZÜ

            Eğitim,meyvenin kendisi değil,ilgi ağacından meyve toplamaya yarayan bir merdivendir. Bernard Shaw

            YEMEK MENÜSÜ
            · Kaş.Domates Çorba
            · Yoğ.Biber Dolma
            · Patatesli Milföy Böreği
            · M.suyu

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: TURGUT : Oturulacak yer, konut
            Kız: ASLICAN:Özü can gibi sevgili

            MANİ

            Yüzüğüm taşa geldi
            Bir kalem başa geldi
            Sevda nedir bilmezdim
            Ne çare başa geldi.



            BİLMECE
            Dağdan gelir, taştan gelir,
            Bir kükremiş arslan gelir.
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (balta,balık,leylek)

            Comment


            • 9 Eylül 2009

              Bugün 9 Eylül 2009 21 Ramazan 1429 Ağustos: 27 Hızır:127 İzmir'in İşgali (1922)

              HADİS-İ ŞERİF

              Özür dileyeceğin her işten sakın. (Camiüssağir).



              EHL-İ SÜNNETİN AMELDE MEZHEPLERİFıkıh: Müslümânın mükellef olduğu hükümleri (farz, vacip, sünnet, müstehab, mübâh, haram, mekruh) anlatan ilimdir. Bilene fakîh denir.
              Fakîhlerin en büyüğü amelde imamımız olan, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe Nu'mân bin Sabit Hazretleri'dir. Hicrî 80 târihinde Kûfe'de .doğmuş ve H.150 târihinde Bağdat'ta vefat etmiştir. İmâm-ı Mâlik Hazretleri ondan 10 yaş küçüktür, H.90 senesinde doğmuş ve H.179 târihinde Medîne-i Münevvere'de vefat etmiştir.
              İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe Hazretleri'nin vefat ettiği gün İmâm-ı Şafiî Hazretleri dünyâya gelmiştir ki doğumu H.150 tarihindedir. H.204 senesinde Mısır'da vefat etmiştir. İmâm-ı Şafiî Hazretleri İmâm-ı Mâlik Hazretleri'nin talebelerinden idi. İmâm-ı Â'zam Ebû Hanîfe Hazretleri'nin talebeleri ile görüştü.
              İmâm-ı Şafiî Hazretleri'nin talebelerinden olan İmâm Ahmed bin Hanbel Hazretleri H.164 senesinde doğmuş, H. 241 târihinde Bağdat'ta vefat etmiştir.
              Bu dört zâta (Eimme-i Erbea: Dört İmâm) denilir. Tamâmı, ehl-i sünnet ve cemâatin imamları, takva sahibi ve hidâyet güneşidirler. İctihâd ettikleri mezhebe ve mezheplerinin mensuplarına; Hanefî, Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî denir.

              SADAKA HAKKINDA HADÎS-İ ŞERİFLER

              Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Muhakkak sadaka, Allâhü Teâlâ'nın gadabını söndürür ve kötü ölümü def eder (ondan kurtarır)."
              "Mallarınızı zekâtla koruyunuz, hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâları da duâ ile karşılayınız."
              "Muhakkak sadaka, kötülükten yetmiş kapıyı kapatır."
              "Geçen üzüntüleri ve gelmesi muhtemel sıkıntıları sadakalarla telâfî ediniz. Böyle yaparsanız Allah sizin kötü hâlinizi giderir, düşmanlarınıza karşı size yardım eder, şiddet ve sıkıntı ânında ayaklarınızı sabit kılar."
              "Kendisinde şu üç şey bulunan kimse nefsinin cimriliğinden (hırsından) korunmuş olur:
              Zekâtını severek veren, müsâfire ikram eden ve bir felâket anında yardım eden kimse." buyurmuştur.

              FIKRA

              Afganistan’daki son gelişmeler konusunda bölge liderleri biraraya gelip Amerikan emperyalizmine karşı neler yapılması gerektiğini konusmuşlar. Dünyanın geri kalmış ülkelerinden birinin başbakanı da toplantıdaymış. Dönüşte ucuza gelsin diye Hindistan ve Pakistan başbakanlarıyla aynı uçağa binmiş, ama şansa bak ki uçak düşmüş. Bu üçü kurtulmuşlar. Düştükleri yerin yakınında bir kulübe görmüşler, yatacak yer istemeyi düşünmüşler. Gitmişler kulübeye, kapıyı çalmışlar. Bir adam açmış kapıyı; “Buyrun ne istemiştiniz?” Liderler; “Uçağımız düştü, gece olmak üzere, bize yatacak bir yer verir misiniz?” Adam; “Yardımcı olmayı çok isterim, ama evimde sadece iki tane boş yatak var. Ama şayet biriniz geceyi arkadaki ahırda geçirmeyi kabul ederse, neden olmasın? “ Hint başbakanı ahıra gitmeye gönüllü olmuş. Aradan iki dakika geçmemiş, kapı çalınmış. Kapıyı açmışlar, karşılarında Hint başbakanı. “Ne oldu?” Hint başbakanı “Ahırda inek varmış. Benim dinimde inek tanrıdır. Tanrımın yanında yatamam.” Bu sefer Pakistan başbakanı “Ben giderim” demiş. Ama iki dakika geçmeden kapı yine çalınmış. Açmışlar, karşılarında Pakistan başbakanı. “Hayrola?” Pakistan başbakanı “Ahırda domuz varmış. Domuz benim dinimde haramdır. Onunla aynı yerde yatamam.” Geri kalmış ülkenin başbakanı kahramanca atlamış, ”Anlaşıldı, ben yatacağım ahırda” diye. Gitmiş, alışılageldiği üzere tüm kahramanlar yatağa girmişler. Ve yine alışılageldiği üzere, iki dakika geçmeden kapı çalmış! Açmışlar kapıyı, bir de bakmışlar ki karşılarında domuz ile inek!

              GÜNÜN SÖZÜ

              Eğer ırmakta su kalmamışsa,bu kanalın değil ,kaynağın suçudur. St Jerome

              YEMEK MENÜSÜ
              · Kıymalı ıspanak
              · Bulgur pilavı,
              · Yoğurt

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: TURGAY : Boz renkli, tarlalarda bulunan bir tür serçe
              Kız: ASLIHAN:Han soyundan gelen.

              MANİ
              Kar yağar saçaklara
              Dökülür sokaklara
              Nasıl ana doğurmuş
              Sığmıyor kucaklara



              BİLMECE
              Sıra sıra odalar,
              Birbirini kovalar.
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (sel)

              Comment


              • 10 Eylül 2009

                Bugün 10 Eylül 2009 22 Ramazan 1429 Ağustos: 28 Hızır:128 Haliç Köprüsü'nün Açılışı (1974) - IV. Murat'ın Tahta Çıkışı (1623)

                HADİS-İ ŞERİF

                Bana 3 özellik verildi: Saflar halinde cemaatle namaz kılmak... Cennet halkına özel olan selamlaşmak... Harun Peygamberden başkasına verilmeyen (Amin) kelimesi... (Hz. Musa dua ettiğinde, Hz. Harun “Amin” derdi.)



                ABDEST: MADDÎ VE MANEVÎ BİR TEMİZLİK
                Abdest; belli uzuvları usûlüne göre yıkamaktan, meshet-mekten ibaret bir temizlik ve ibâdettir.
                Abdestin manevî birçok faydalan ve sevapları olduğu gibi, maddî olarak da pek çok faydası vardır. Vakit vakit abdest alan bir müslüman temizliğe riâyet etmiş, temizliği alışkanlık hâline getirerek kendisini, birçok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden korumuş olur.
                Hadîs i şerîflerde "Abdest üzerine abdest, nur üze­rine nurdur." ve "Her kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu şekilde namaz kılarsa, geçmiş gü­nahları bağışlanır." buyurulmuştur.
                Namaz gibi bir kısım dînî vazifeleri yerine getirmek için abdeste lüzum vardır. Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, Kabe'yi tavaf edemez, Mushaf-ı şerifi bitişik olmayan bir kılıf içinde bulunmadıkça eline alamaz, Kur'ân-ı Kerîm'in bir âyetine bile el süremez. Bunlar haramdır. Fakat Kur'ân-ı Kerîmi ezbere olarak veya karşıdan Mushaf'a bakarak ab­destsiz okuyabilir. Akıllı ve buluğ çağına giren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, lüzumu hâlinde ab­dest almakla mükelleftir.
                Abdestin farzları dörttür. Birincisi: Yüzü bir kere su ile yı­kamaktır. İkincisi: İki elleri dirseklerle beraber bir defa yıka­maktır. Üçüncüsü: Ayakları topuklarla beraber bir kere yı­kamaktır. Dördüncüsü: Başın dörtte bir miktarına ıslak bir elle bir kere meshetmektir.

                KİŞİNİN KENDİ İŞİNİ YAPMASI AHLÂKININ GÜZELLİĞİNDENDİR

                İnsanın ev işlerini yapması, yemek yapması, evi süpürmesi gibi işler zillet, alçalmak değildir. Resulullah Efendimiz (s.a.v.) elbisesini temizler, kouuna yem verir, sütünü sağar, evinin işlerini yapar, nâlinlerini (ayakkabılarını) tamir eder, satın aldığı eşyaları eve taşırdı. Bunlar, insanın kendi hizmetini yapmasının müstehab olduğuna işaret eder.
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ebû Hureyre (r.a.) ile bera­berken bir elbise satın almıştı. Ebû Hureyre (r.a.) elbiseyi taşımak isteyince Peygamberimiz; "Bir şeyin sahibi, ken­di eşyasını taşımaya daha lâyıktır, ancak zayıf olup, ta­şımaktan âciz olması müstesna. Bu halde müslüman kardeşi ona yardım eder." buyurdular.

                FIKRA

                Cehenneme atılan kaymakam sık sık kaynar kazandan kafasını çıkarıp gülmekteymiş. Durumu gören zebani “N’oluyor be adam?” Kaymakam gülmesini sürdürürken “Ne yapayım... Altımda bizim vali var... Durmadan ayaklarımı gıdıklıyor!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Eğer herkes,dost sandığı kimselerin kendi arkasından söylemiş olduklarını duymuş olsaydı, dünyada dost kalmazdı. Pascal

                YEMEK MENÜSÜ
                · Krm.Tavuk Çorba
                · Sahan Köfte
                · Napoliten Soslu Makarna
                · Fırın Sütlaç

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: TURAN : Türklerin en eski yurtlarına verilen ad
                Kız: ASLINAZ:Nazlı olması geçmişinden gelen.

                MANİ

                Karşıdan bakma yarim
                Kaşlarını çatma yarim
                Ben eski zamparayım
                Hiç çalım satma yarim



                BİLMECE
                Sarı sarı içinde,
                Sarı zarfın içinde,
                On iki birlik kardeş,
                Birbirinin içinde.
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (tren)

                Comment


                • 11 Eylül 2009

                  Bugün 11 Eylül 2009 23 Ramazan 1429 Ağustos: 29 Hızır:129 ABD, İkiz Kulelerin Vurulması (2001) - Bursa'nın Kurtuluşu (1922)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Alış verişte çok yemin etmekten sakının. Çünkü bu yemin, malı sattırır, ama (kazancın) bereketini giderir. (Müslim).



                  ANA BABAYA HÜRMET
                  Ana babaya karşı alçak gönüllü olmak, hayatta oldukları müddetçe onlara hizmet etmek ve böylece onların rızâsına nail olmak, emirlerine ta'zim edip onlara tevazu göstermek onların üzerimizdeki haklarındandır.
                  Resûlullâh (s.a.v.) "Burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün!" buyurdu. 'Kimin, yâ Re-sûlallâh?' denildi. Buyurdu ki "Yaşlılık günlerinde ana ve babasından birine veya her ikisine yetişip de (onlara hürmet ederek) cennete giremeyen kimsenin (burnu yere sürtülsün)."
                  Evlatları sesini onların sesinin üstüne çıkarmaz. Konuşurken onlara bağırmaz, hafif ve tatlı bir şekilde konuşur.
                  Ana-baba, Müslüman olmasa bile, İslâm dîninin mubah kıldığı şeylerde onlara itaat eder. Çünkü Ailâhü Teâlâ'nın rızâsı onların rızâsında, gadabı da onların gadabındadır. Evlâd, malından ana babasına verir.
                  Evlâd, ana babasına sevgi, şefkat ve merhametle bakar. Onun her bakışı için makbul bir hac sevabı vardır.
                  Onların hizmetlerinde bulunur, hizmetini başkalarına havale etmez. İnançsız bile olsa onlara yaptığı hizmetten dolayı kibirlenmez. Dünyada onlara karşı iyi muamelede bulunur. Kur'ân-ı Kerîm'de "Onlara dünyada ma'ruf surette musâhabet eyle. (dine aykırı olmayan hususlarda kendilerine yumuşaklık göster, onlara insan-, lığa ve dinin hükmüne uygun bir şekilde muamelede bulun)." (Lokman Sûresi, âyet 15) buyurulmuştur.
                  Yolda onların önünden yürümez. Onlara, isimleriyle hitâb etmez. Kur'ân-ı Kerîm'de olduğu gibi (anacığım, babacığım) diye seslenir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İsmail (a.s.) babasına (meâlen) "Ey babacığım, dedi; Ne emir olunuyorsan yap! Beni inşâallah sabredenlerden bulacaksın." (Saffât Sûresi, âyet 102) demiştir.
                  Ana babaya âsî olmak, büyük günahlardandır. Onlardan birine sövülmesine, sebep olmak, isyana yaklaştıran şeylerdendir.

                  FIKRA
                  Politikacının biri bara gitmiş. Adamın biriyle konuşmaya başlamış. Politikacı “Gördüğüm kadarıyla iyi içiyorsun. Sık sık içer misin böyle?” Adam “Evet... Her gün içiyorum...” Politikacı “Peki günde ne kadar kazanıyorsun?” Adam “2, 3 bin lira...” Politikacı “Peki... Kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp koşulları ağırlaştırsak ne kadar kazanırsın?” Adam “6, 7 bin lira...” Politikacı “Peki biraz daha sıkarsak?” Adam “8, 9 bin lira...” Politikacı iyice şaşırmış “Yahu... Sen ne iş yapıyorsun ki, ücretleri kıstıkca gelirin artıyor?” Adam “Mezarcıyım efendim!..”


                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Düşünmeden öğrenmek faydasız,öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. Konfüçyüs

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Saray Çorba
                  · Etli Mevsim Türlü
                  · Nohutlu Pirinç Pilavı
                  · Hav.Dilimi Baklava

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: TUNÇ : Bakır, çinko, kalay karışımı
                  Kız: ASLINUR:Nur saçan bir geçmişi olan.

                  MANİ

                  Bahçelerde babaçça
                  Açılır akça akça
                  Kaçtım karşıma çıktı
                  Tombul yanaklı Hatça



                  BİLMECE
                  Az gitti, uz gitti,
                  Dere tepe düz gitti,
                  Altı ay bir güz gitti;
                  Uyanınca hep bitti.
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: (portakal)

                  Comment


                  • 12 Eylül 2009

                    Bugün 12 Eylül 2009 24 Ramazan 1429 Ağustos: 30 Hızır:130 Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtialle İdareye El koyması (1980)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Cehennem ateşinin sıcaklığı (adam öldürenler için) yetmiş cüz’dür. Altmış dokuzu, öldürmeyi emredenin, bir cüz’ü de katilin (tetikçinin) dir. (Taberani).



                    HZ. İBRAHİM (A.S.) VE ON SUHUF

                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ailâhü Teâlâ, Hz. İbrahim'e on sahîfe indirmiştir." buyurdular. Ebû Zerr (r.a.); "Yâ Resûiallâh, bu suhufta neler vardı?" diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); "Tamâmı nasîhatten ibarettir." buyurdular. O nasihatlerden:

                    "Ey halkın başına geçen gururlu hükümdar! Ben seni dünyâ servetini birbiri üzerine yığmak için değil, mazlumun hakkını zâlimden alasın diye gönderdim. Zîrâ ben, kâfir de olsa mazlumun duasını geri çevirmem."

                    "Akıl sahibi olup da nefsine mağlup olmamış kişi vaktini (gününü) dörde taksîm etmelidir; birinde Rabbine ibâdet etmeli, diğerinde Allah'ın yarattıklarında^ san'atını ve kendisine verdiği nimetleri tefekkür etmeli, bir diğerinde nefsini muhasebe etmeli, hesaba çekmeli, bir vakitte ise yiyecek ve içeceklerin helâl yoldan temini ile meşgul olmalıdır."

                    "Akıllı olan kimse bedenini ancak üç şeyde kullanmalıdır: Âhiret amelinde, dünyâdaki işlerini yoluna koymakta ve âhiret bineği olan vücûdunu haram olmayan şeylerden faydalandırmakta."

                    "Akıllı kimseye lâyık olan, zamanını bilmek, İcâbına göre bir meslek tutmak ve dilini muhafaza etmek, (mes'uliyet bakımından) sözün amelden sayıldığını bilmek ve dilini ancak kendisi için lüzumlu ve faydalı olan şeylerde kullanmak."

                    KABİR ÂLEMİ

                    Hz. Osman (r.a.) bir kabrin başında durarak sakalı ıslanıncaya kadar ağladı. Ona, 'Cenneti ve cehennemi hatırlarsın, ama bu kadar ağlamazsın. Neden kabrin başında bu kadar ağlarsın?' denilince, şöyle cevap verdi:

                    Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştu: 'Kabir, âhiret menzillerinin (konaklarının) evvelidir. Kişi ondan kur-tulursa sonrakiler ondan daha kolaydır. Şayet ondan kurtulamazsa ondan sonrası daha şiddetlidir.1

                    Resûlullâh (s.a.v.) diğer bir hadîs-i şerîflerinde "Kabir­deki manzaradan daha şiddetli bir manzara görme­dim." buyurmuştu.

                    FIKRA

                    Bir teroristi yakalamış polisler, sorgu odasında sormuslar “9 bölü 3 kaç eder?” Militan düşünmüş ve "4" demiş. Sorgucu da komisere dönüp: “Bu nasıl bölücü örgüt?..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. Konfüçyüs

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · Erişteli Yeşil Mercimek Çorba
                    · Fırın Tavuk ( Pirinç Pilavı )
                    · Z. Y. Taze Fasulye
                    · Meyve

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek: TUNCER : Tunç gibi kuvvetli
                    Kız: ASU: Azgın, huysuz,isyan eden. Afacan.

                    MANİ

                    Mani maniyi açar
                    Mani gönlümü açar
                    İki sen söyle bir ben
                    Hangimiz üste çıkar



                    BİLMECE

                    Kutuplara giden zenci ne olur?

                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap: (rüya)

                    Comment


                    • 13 Eylül 2009

                      Bugün 13 Eylül 2009 25 Ramazan 1429 Ağustos: 31 Hızır:131 Sakarya Zaferi (23 Ağustos -13 Eylül 1921)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Şeytanlar, elbiselerden faydalanırlar. Onun için, biriniz elbisesini çıkardığı zaman, onu katlasın. Çünkü şeytan, katlanmış elbiseyi giyemez. (Ramuz).



                      SADAKA-İ FITIR (FİTRE)

                      Sadaka-i fıtır, Ramâzan-ı Şerîf'in sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisap miktarı (80.18 gr. altın veya ona denk miktarda) bir mala mâlik bulunan her müslüman için verilmesi vacip olan bir sadakadır.
                      Zekâtın farz olmasından önce, orucun farz kılındığı sene vacip olan sadaka-i fıtır orucun kabulüne, ölüm ânı­nın sıkıntılarından ve kabir azabından kurtuluşa vesi­ledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşe­sinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır. Bu cihetle sadaka-i fıtır, insanî bir vazifedir.
                      Sadaka-i fıtır, her müslümanın kendisi ve fakir olan küçük çocuğu için de vaciptir. Büyük çocuğun ve zen­gin olan çocuğun fitresi babasına vacip değildir.
                      Sadaka-i fıtır, Ramazân Bayramı'nın birinci günü fecr-i sâdıkın doğuşundan (sabah namazı vaktinin girmesinden) itibaren vacip olur. Fakat bundan daha önce de verilebilir. Tâ ki fakirler, bununla bayram namazına çıkmadan evvel noksanlarını tedârik edebilsinler.
                      Sadaka-i fıtır (fitre), Ramazân bayramının birinci günü fecrin doğusuyla vacip olduğundan fecirden önce çocuk dünyâya gelse onun için de sadaka-i fıtır vacip olur. Şa­yet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.
                      Bir kimse, kendi idaresinde olmayan hanımının veya büyük evlâdının fitrelerini onların izinleriyle verebilir. Ken­di ailesi, idaresinde bulunduğu takdirde -âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfidir. Bir kimse kendi fitresini, fakir olan eşine, babasına ve­ya oğluna veremez.
                      Fitreyi bayram namazından sonraya bırakmak mek­ruhtur. Müstehap olan, namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Bayram namazın­dan sonra verilen fıtra, diğer (nafile) sadakalardan bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Ailâhü Teâlâ'nın indinde makbul olan bir sa­dakadır." buyurmuşlardır.

                      FIKRA

                      İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nereden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı. "Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hem de altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü. Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı. “Salak başbakan, salak başbakan!..” Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı. “Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.” Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı: “İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu’nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte!” Hakim acıyan gözlerle adama baktı; “Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay, fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Düşünme zihnin işi, hayal ise zevkidir. Düşünme yerine hayal etmek, zehiri besinden ayırt edememektir.
                      Victor Hugo

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · Brokoli Çorba
                      · Et Sote
                      · Özbek Pilavı
                      · Mevsim Salata

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: TUNCAY : Tunç renkli ay
                      Kız: ASUDE: Rahat, huzur içinde olan

                      MANİ

                      Karanfil haşlanır mı
                      Saksısı taşlanır mı
                      Küçücükken yar sevdim
                      Ele bağışlanır mı



                      BİLMECE
                      Yer altında civcivli tavuk
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (Donar)

                      Comment


                      • 14 Eylül 2009

                        Bugün 14 Eylül 2009 26 Ramazan 1429 Eylül: 1 Hızır:132 Ruslarla, Edirne Antlaşması'nın İmzalanması (1829)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Biriniz Kur’anı hatmettiğinde şöyle dua etsin: Allah’ım, kabrimde yalnız kaldığımda korku ve yalnızlığımı (Kur’anla) gider. (Deylemi).



                        KADİR GECESİ'NİN FAZİLETİ

                        Ashâb-ı Kiram, Allâhü Teâlâ'nın Kadir Gecesi hakkında (bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyet-i kerîmesine sevindikleri kadar hiçbir şeye sevinmediler.

                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ashabına İsrailoğulla-rından dört kişiyi anlattı. Bunlar -göz açıp yumuncaya kadar bir zaman dahi Allah'a âsî olmadan- seksen sene ibâdet etmişlerdir. Resülullâh'ın (s.a.v.) aâhâbı da bundan dolayı hayret etmişlerdi. Cebrail (a.s.) geldi ve:

                        "Yâ Muhammedi Sen ve ashabın bu zâtların, göz açıp yumuncaya kadar kısa bir vakitte bile Allah'a isyan etmeden seksen sene ibâdet etmelerine hayret ettiniz. Allâhü Teâlâ senin üzerine bundan hayırlısını indirdi." dedi ve "İnnâ enzelnâhü fî leyleti'l-kadr...", "Biz, onu Kadir Gecesi'nde indirdik." mealindeki âyet-i kerîmesi ile başlayan Kadr Sûresi'ni sonuna kadar okudu.

                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v) çok mesrur oldu, sevindi.

                        KADİR GECESİ'NDE NE YAPILIR?

                        Bu gece dört rek'at Kadir Gecesi namazı kılınır:

                        Vinci rek'atte: 1 Fatiha, 3 İnnâenzelnâhü..., 2'nci rek'atte: 1 Fatiha, 3 İhlâs-ı şerîf,

                        3'üncü rek'atte: 1 Fatiha, 3 İnnâenzelnâhü..., 4'üncü rek'atte: 1 Fatiha, 3 İhlâs-ı şerîf okunur.

                        Namazdan sonra:

                        1 defa, "Allâhü ekber Allâhü ekber. Lâ ilahe illal-lâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd."

                        100 Elem neşrah leke... sûresi,

                        100 İnnâ enzelnâhü... sûresi,

                        100 defa da Resûlullâh Efendimiz'in Hz. Âişe vali

                        demize öğrettiği "Allâhümme inneke afüvvün kerî-mün tuhıbbü'l-afve fâ'fü annî" duası okunur ve duâ

                        edilir.

                        Mümkünse, bir de teşbih namazı kılmalıdır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                        FIKRA

                        Orta Amerika’da boyuna hükümet darbelerinin olduğu bir sırada Kostarikalı’nın biri kiliseye gidip günah çıkartmak ister “Muhterem peder, çok büyük günahlarım var. babamı öldürdüm, muhalif partidendi. Belediye başkanını öldürdüm, muhalif partidendi. İçişleri bakanını öldürdüm, muhalif partidendi. Başbakanı öldürdüm, muhalif partidendi. Cumhurbaşkanını öldürdüm, muhalif...” İçeriden papazın titreyen sesi duyulur “Bu siyasi şakaları bırak da, gerçekten bir günah işlediysen onu anlat...”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Düşüncelerle karşılaşınca,zayıflar korkar,aptallar karşı gelir,akıllılar karar verir,ustalar da yönetir. Mme Jeanne Roland

                        YEMEK MENÜSÜ

                        · Patlıcan Musakka
                        · Mısırlı Pirinç Pilavı
                        · Cacık
                        · Revani

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek: ASUMAN: Gökyüzü
                        Kız: ASUELA: Ela gözlü yaramazv

                        MANİ

                        Elmayı yüke koydum
                        Ağzını dike koydum
                        Aldım yarin elinden
                        Boynunu büke koydum



                        BİLMECE

                        Mavi atlas,
                        Arşın yetmez,
                        Makas kesmez,
                        Terzi biçmez.

                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap: (patetes)

                        Comment


                        • 15 Eylül 2009

                          Bugün 15 Eylül 2009 27 Ramazan 1429 Eylül: 2 Hızır:133 Ömer Muhtar'ın Şehadeti (1931)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cenete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin. (Müsned).



                          KADİR GECESİNİN HUSUSİYETLERİ
                          Cenâb-ı Hakk, bâzı kıymetli şeyleri birçok hikmetler için gizlemiştir:
                          Kullarının bütün ibâdet ve tâatlere rağbet etmesi için rızâsını ibâdet ve tâatlerde; büyük-küçük günahlardan kaçınmaları için gadabını günahlarda; bütün isimlerine ta'zîm edilmesi için Ism-i A'zam'ı Kur'ân-ı Kerîm'de; bütün namazların muhafazası için salât-ı vüstâ (orta namazı)nı; günün tamamında, duâ edilmesi için cuma günündeki icabet saatini; hiç kimseyi hor ve hakir görmemek için velî kullarını; Ramazan'ın her gecesini ibâdet ve tâatle ihya edip daha çok sevap kazansınlar diye de Kadir Gecesi'ni gizlemiştir.
                          Bununla beraber Resulü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Kadir Gecesi'nin bâzı alâmetlerini bildirmiştir: "O gece gökyüzü parlak ve bulutsuz olur. Hava ne soğuktur ne de sıcak, latif olur. O gecenin sabahında güneş zlyâsız (solgun) olarak doğar."
                          Kadir Gecesi, içerisinde Kur'ân-ı Kerîm inzal olunan mübarek gecedir. Bu gecenin pek çok hususiyetinden birkaçı:
                          Bu gecede ibâdet (içerisinde Kadir Gecesi olmayan)
                          bin ayda yapılan ibâdetten daha hayırlıdır. Resûlullâh Efen-
                          dimiz'e (s.a.v.) kendisinden önceki ümmetlerin ömrü gös
                          terildi. Ümmetinin ömürlerini kısa gördü. Bunun üzerine Hz.
                          Allah bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni ihsan etti.
                          Kadir Gecesi'nde meleklerin ve ruhun inmesi.
                          Melekler bu gecenin esrarını görmek üzere inerek yeryüzünü doldurduğu için bu geceye darlık mânâsına olan "Kadir" ismi verilmiştir.
                          Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Kadir Gecesi olunca Allâhü Teâlâ, Cebrail'e (as.) emreder. Cebrail (as.) yanlarında yeşil bir sancakla melekler ile yeryüzüne inip sancağı Ka'be'nin üzerine dikerler. Cebrail (a.s.) bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musâfaha ederler. Yaptıkları dualara âmin derler. Bu, fecir vaktine kadar devam eder."
                          3- Bu gece, fecir vaktine kadar selâmettir.

                          FIKRA

                          Brezilyalı kaymakam dolaşırken çamurla oynayan bir çocuk görür, yanına yaklaşır; “Yavrucuğum ne yapıyorsun?” Çocuk “Çamura bok karıştırıp, polis yapıyorum.” Kaymakam çocuğu azarlar. Ertesi gün aynı çocukla karşılaşır. Çocuk yine aynı şeyi yaptığını söyler. Bu kez kaymakam bir temiz sopa çeker çocuğa. Üçüncü gün kaymakam aynı çocukla karşılaşır. Çocuk bu kez çamurdan asker yaptığını söyler. Kaymakam niçin bok karıştırmadığını sorunca “Bok karıştırınca polis oluyor!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Düşüncelerden vergi alınmaz. Martin Luther

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Ezogelin Çorba
                          · Karışık Izgara ( Pirinç Pilavı )
                          · Yoğ. Karnabahar Kızartma
                          · Meyve

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: TUNA : Çok bol - Yavru - Görkemli, gösterişli - Bir akarsu
                          Kız: ASYA: Dünyanın en büyük kıtası

                          MANİ

                          Bir taş attım kargaya
                          Dönüp baktım arkaya
                          Evvel candan severdim
                          Şimdi vurdum dalgaya



                          BİLMECE
                          Üstü çayır, biçilir,
                          Altı çeşme, içilir.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: gökyüzü

                          Comment


                          • 16 Eylül 2009

                            Bugün 16 Eylül 2009 28 Ramazan 1429 Eylül: 3 Hızır:134 Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.)'nin Vefatı (1959)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Ahlakı kötü olan nefsine azap (sıkıntı)verir. Kaygısı (stresi) çok olanın bedeni hasta olur. İnsanlarla sürtüşmeye girenin insanlar nezdinde onuru gider, kişiliği (saygınlığı) yok olur. (Ebu Nuaym).



                            EBU'L FÂRÛK SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S.)
                            Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.) Hazretleri, Rûmî 1304 (Hicrî 1305-Mîlâdî 1888) yılında Silistre'de dünyâya geldiler. Babası, tahsilini İstanbul'da tamamlamış ve Silistre'nin Satirli Medresesi'nde yıllarca müderrislik etmiş Osman Efendidir. Dedesi ise Kaymak Hafız nâmıyla mâruf bir zât olup 110 yaşma doğru vefat etmiş olan Mahmûd Efendt'dir. Hocazâdeler olarak bilinen bu asîl ailenin ceddi İdris Bey'e dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Tuna Hanı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvîc edilmiş bir zâttır.
                            Babası Osman Efendi, İstanbul'da tahsiline devam ederken rü'yâ-sında, vücûdundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp etrafa ışıklar saçtığını görür. Rü'yâyı, sulbünden gelecek bir evlâdının dünyâyı ma'nen aydınlatacağı şeklinde tâbîr eder. Bu isti'dâdı; Fehim, Süleyman Hilmî, İbrahim ve Halîl isimli dört oğlundan Süleyman Hilmi'de görür. Onun yetişmesi için hiçbir fedâkârlıktan kaçınmaz ve fevkalâde alâka gösterir. Süleyman Efendi, ilk tahsilini Satirli Medresesi'nde ve Silistre üdisi'nde yaptı Daha sonra babası, tahsîlini tamamlamak üzere onu İstanbul’a gönderdi ve şu tavsiyede bulundu:
                            Oğlum! Usul-i fıkıh ilmine iyi çalışırsan dîninde kuvvetli olursun, mantık ilmine iyi çalışırsan ilminde kuvvetli olursun.'
                            İstanbul'da Fâtih dersiamlarından ve devrin meşhur âlimlerinden Bafralı Ahmed Hamdi Efendi'nin ders halkasına oturan Süleyman Efendi, birincilikle icazet aldı.
                            Bilâhare ihtisasını yapmak üzere Süleymâniye Medreseleri, Medresetü'l-Mutehassısîrîin Tefsîr ve Hadîs şubesine girip birinci derece ile mezun oldu.
                            Aynı zamanda giriş imtihanını birincilikle kazandığı Medresetü'l-Kuzat (Hukuk Fakültesi)'dan da mezun oldu. Böylelikle devrinin akli ve nakli ilimlerinde en yüksek dereceyi ihraz etmiş oldu.
                            Mevlânâ Siracüddîn (k.s.) Hazretlerinden seyr ü sülûkünü tamamladılar. Sonra tecelliyâtın büyüklüğünden üstâzı, kendilerini İmâm-ı Rab-bânî Müceddid-i Elf-isânî (k.s) Hazretleri'nin nisbet-i rûhâniyesine teslim ettiler. Dünyânın şu son zamanlarında ilâhî feyzden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr u dalâl çukurundan îmân ve ihlâs sahasına çekip çıkardılar, hâlen de çıkarmaktadırlar.
                            Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.) Hazretleri, 16 Eylül 1959 (Hicrî 13 Rebîulevvel 1379) Çarşamba günü irtihal buyurdular. (Kaddesallâhü sirrahü'l-e'azz). Ancak tasarruf ve irşâdları tamâmiyle ve kemâliyle berdevamdır. Çenâb-ı Hakk sevenlerini ve bütün mü'minleri şefaatlerine nail kılsın. Âmîn.

                            FIKRA

                            Güney Amerika’da bir diktatör, iktidarı gelişinin 1. yıldönümü kutlamalarında, halkı sarayın önünde toplamış. Tam söylevine başlayacak, birinin hapşırdığı duyulmuş. Diktatör “Hapşıran kim?” diye sormuş. Ses gelmeyince kızan diktatör “İlk sırayı kurşuna dizin” buyruğunu vermiş. İlk sırayı götürmüşler... Diktatör yine sormuş “Hapşıran kim?” Ses çıkmayınca “İkinci sıradakileri de kurşuna dizin...” Üçüncü sıra da aynı akibete uğradıktan sonra, dördüncü sıradakiler tir tir titremeye başlamışlar... Diktatör yeniden gürlemiş “Hapşıran kim?” Arka sıralardan cılız bir ses yükselmiş “Ben... Ben efendim!..” Diktatör rahatlamış “Hay allah, daha önce söylesene be adam... Çok yaşa yahu!..”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Düşünce dilden dil düşünceden doğar. Platon

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Arpa Şehriye Çorba
                            · Fırın Patates
                            · Şehriyeli Pirinç Pilavı
                            · Aşure

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: TUĞRUL : Ak doğan - Selçuklu'nun kurucusu
                            Kız: AŞINA:Bildik,tanıdık.



                            MANİ

                            Sıra sıra çarşılar
                            Yarim beni karşılar
                            Gizli gizli konuştum
                            Şimdi duydu komşular



                            BİLMECE
                            Ufacık mermer tası,
                            İçinde beyler aşı,
                            Pişirirsen aş olur,
                            Pişirmezsen kuş olur.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: koyun

                            Comment


                            • 17 Eylül 2009

                              Bugün 17 Eylül 2009 28 Ramazan 1429 Eylül: 4 Hızır:135 Adnan Menderes'in İdamı (1961) - Bandırma'nın Kurtuluşu (1922)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Borcunu azalt ki hür yaşayasın. (Beyhaki )



                              ŞERİATIN CÜZLERİ
                              Yine ma'lumları olsun ki, Şerîat üç cüzden mürekkebdir. Bunlar da, ilim, amel, ihlâs'tan ibarettir. Bu eczâ-yı selâsenin her biri mütehakkık olmadıkça kemâl-i şerîat tahakkuk eylemez. Vaktaki, şerîat tahakkuk eder, rızây-ı Bârî hâsıl olur. Rızâ-yı Mevlâ ise cemî-i seâdât-ı dünyeviyye ve uhreviyyeye kefîldir. Tarîkat ve hakîkat; cüz'-i sâlis olan İhlasın tekmîlinde şe-rîatın hadimleridir. Onun için (et-tarîkatü ve'l-hakîkatü hâdi-mâni li'ş-şerîati) denilmektedir. Bunları tahsîlden maksud, tekmîl-i şerîat olup verâ-yı şerîatte hiçbir emir yokdur. Gerçi makâm-ı İhlasın husulü, mertebe-i rızânın vusulü, sülûk-i tarîkat ve hakîkate terettüb eden ulûm ve maârife menût ve ona taalluk eyleyen ahvâl ve mevâcîdin tayy ve kat'ına merbut ise de; bunlar matlûbun mukaddimeleridir, maksûd-ı aslî değildir. Şu kadar ki, etfâl-i tarîkat onlarla terbiye olunurlar, bu vesîlelerle makâm-ı ihlâs ve rızâya îsal edilirler... (Mektublar, S. H. Silistrevî)
                              Lügatçe: Mürekkeb: Meydâna gelmiş. Eczâ-yı selâse: Üç kısım. Mütehakkık: Tahakkuk edici, gerçekleşici. Kemâl-i şerîat: Şeriatın (dinin) noksansız hâli, bütünüyle din. Cüz-ü sâlis: Üçüncü cüz, kısım. Tekmîlinde: Kemâle erdirilmesinde, et-tarîkatü ve'l-hakîkatü hâdimâni li'ş-şerîati: Tarîkat ve hakîkat dînin (şeriatın) iki hizmetkârıdır. Tekmîl-i şerîat: Dînini kemâle erdirmek. Verâ-yı şerîatte: Dinin ötesinde, dışında. Menût: Dayalı. Merbut: Bağlı
                              AĞLAMAK
                              Bir şahsın, ism-i Mevlâ zikredildiği vakit yüzünü yerlere sürmesi, gözlerinden yaşlar akıtması iyi değildir. Ânın bu hâli nefsinin harûn edilmiş olduğuna, yâhud gizli bir sûretde vü-cûd ve enâiyyetle helak kılındığına delildir. Eğer bu hâl ve tavır lâzım ise, ânı cevf-i leylde, karanlık ve yalnız bir mekânda, Allâh'dan mâ'adâ hiçbir ferdin huzur ve ıttılâ'ı bulunmayan yerde yapmak muvâfıkdır. Böyle bir şahsın etvâr-ı mezkûresini istihsân büyük günâh ve vebal teşkil eder. Bu gibi ahvâle şâhid olmakdan kaçınınız, hazer ediniz. (Mektûb-lar, S. H. Silistrevî)
                              Lügatçe: Harûn: Azdırılmış. Cevf-i leyi: Gece yarısı. Mâ'adâ: Başka. Ittıla*: Bilm.ek, haberdâr olma. Etvâr-ı mezkûre: Yukarıda yazılı tavırlar. İstihsân: Güzel görmek. Hazer etmek: Kaçınmak, uzak durmak.

                              FIKRA

                              Muhalif gazeteciler, başbakana ilişkin tüm haberleri, olumsuz bir söylemle verirlermiş. Başbakan göl kıyısında bir basın toplantısı düzenlemeye karar vermiş. Toplantıdan sonra bir hikmet göstereceği de basın bülteniyle duyurulmuş. Göl kıyısındaki basın toplantısında projelerini anlatmış başbakan; sonra da gölün üzerinden yürüyerek uzaklaşmış. Ertesi günün manşetleri şöyleymiş “Yüzme bilmeyen başbakan, gölü yürüyerek geçti!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Düşmanının yoksa, dost bakımından da aynı durumda olmalısınız. E.Hubbard

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · Mercimek Çorba
                              · Alabalık Tava ( Tere-Roka-K.soğan)
                              · Z. Y. Barbunya Pilaki
                              · Şekerpare

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: TUGAY : İki alaydan oluşan askeri birlik
                              Kız: AŞKIM:Sevdiğim,sevgilim.v AŞKIN: Aşmış, ileri

                              MANİ

                              Dam üstünde yuvarlak
                              Dere akıyor şarlak
                              Benim sevdiğim yarim
                              Doğan aylarda parlak



                              BİLMECE
                              Özü tatlı, Sözü tatlı, Candan daha kıymetli.
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (yumurta)

                              Comment


                              • 18 Eylül 2009

                                Bugün 18 Eylül 2009 30 Ramazan 1429 Eylül: 5 Hızır:136 Ertuğrul Fıkateyni'nin Japonya Sularında Batması (1890)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Şüphesiz ben sizin, günah işlemenizden korkmuyorum. Dikkat edin! Şükredilmeyen nimetler, öldürücü ve yok edicidir. (İbn-i Asakir).



                                HER KÖTÜLÜĞÜN BAŞI YALAN
                                Bir adam Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) geldi ve üç günaha; içki, zina ve yalana mübtelâ olduğunu ve bun¬lardan sakınamadığını söyledi.
                                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona, 'Yalanı benim için terk et.' buyurdu. Adam bunu kabul etti ve oradan ay¬rıldı. Giderken zina ile karşılaştı. Kendi kendine 'Şayet ben bunu işlersem, sonra da Resûlüllâh (s.a.v.) bana 'Zina ettin mi?' diye sorarsa ben de 'Evet,' dersem, bana had cezası verir. 'Hayır' dersem, vermiş olduğum sözümü bozmuş olurum.' deyip zinayı terk etti.
                                Bir müddet sonra içki içmek ile karşı karşıya kaldı. Yine kendi kendine aynı şeyleri söyleyerek içkiyi de terk etti.

                                ŞEVVAL AYI
                                Şevval ayı, hac aylarının ilkidir. Bayram günlerinde salavât-ı şerîfe okunmalıdır. Bu ay içinde 6 gün nafile oruç tutulur. Bu oruç, şevvalin 12'sinden itibaren 17. gün (dahil) tutulduğunda "eyyâm-ı biyz" da oruçlu ge¬çirilmiş olacağından çok büyük sevabı vardır.
                                Resûlüllâh Efendimiz, şevval ayından 6 gün oruç tu¬tanların, senenin tamamını oruçlu geçirmiş olacağı müjdesini vermiştir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                                ŞEVVAL AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                                Hicrî-Kamerî 1430 yılı Şevval ayı ictimâ'ı bugün (18 Eylül Cuma) Türkiye saati ile 21.45'de.
                                Ru'yet ise yarın (19 Eylül Cumartesi) Türkiye yaz saati ile 09.30'da.
                                Hilâl'in görüldüğü yerler: Fiji, Yeni Kaledonya, Vanuatu adaları, Avustralya ile Antarktika'nın sahil kesimi, Hint Okyanusu'nun orta ve güney kesimi ile Madagaskar, Afrika kıtasının orta ve güney kesimi.
                                Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından asla görülemeyecektir.
                                Hilâlin görüldüğü günü takip eden 20 Eylül Pazar günü de Şevval ayının 1'i olmaktadır.

                                FIKRA

                                Diktatör Rodrigez’in ülkesinde bir tutukevi... Hücrelerden birinin kapısı açılır, içeriye bir tutuklu atılır. Hücrede bulunan eski tutuklu yeni gelene sorar “Suçun ne?” Yeni tutuklu “’Kahrolsun Rodrigez’ diye bağırdım... Onun için attılar içeriye... Ya senin suçun ne?” Diğeri “Benim mi? Ben de ‘Yaşasın Rodrigez’ diye bağırmıştım...” Tam bu sırada kapı açılır, içeriye biri daha atılır. Hücredekiler yeni gelene “Hoş geldin... Sen de kimsin?” Diğeri boynunu büker “Ben... Ben Rodrigez’im!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında.
                                Bernard Shaw

                                YEMEK MENÜSÜ
                                • Tarhana Çorba
                                • Püreli Kebap
                                • Şehriyeli Pirinç Pilavı
                                • Mevsim Salata

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: TUFAN : Nuh Peygamber zamanındaki güçlü yağmur
                                Kız: AYBEN: Ben ayım anlamında

                                MANİ

                                Yumurtası hollukta
                                Oturuyor yollukta
                                Eller düğün yapıyor
                                Bizim düğün bollukta



                                BİLMECE
                                Babam kandil, dedem çıra İşin yoksa beni ara.
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Anne

                                Comment

                                Working...
                                X