fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 3 Kasım 2009

    Bugün 3 Kasım 2009 17 Zilkade 1429 T.Evvel: 21 Hızır:182 Hz. Ömer (r.a.)'ın Şehadeti (664) - Tanzimatın İlanı (1839)

    HADİS-İ ŞERİF

    Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin. (Müsned).



    KELİME-İ ŞEHÂDETİN BÜYÜKLÜĞÜ
    Câbir bin Abdullah (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde iyi amelleri kötü amellerinden fazla olan, hesapsız olarak cennete girecektir. İyi amelleri ve kötü amelleri eşit olan, kolay bir hesaba çekilir ve sonra cennete girer. Resûlullâh (s.a.v.)'in şefaati ise büyük günahı olup sahiplerine ağır gelenler için olacaktır."
    Allâhü Teâlâ, Mûsâ (a.s.)'a şöyle buyurmuştur: "Karun senden yardım etmeni istediği zaman neden ona yardım etmedin? İzzet ve celâlime yemin ederim ki benden yardım isteseydi elbette ona yardım eder ve onu affederdim."
    Sanâbicî (r.a.) anlatıyor: Ölüm döşeğinde iken Ubâde bin Sâmit (r.a.)'in yanına vardım. Ağlamaya başladım. 'Dur bakalım, neden ağlıyorsun' dedi. Allah'a yemin ederim ki Resûlullâh (s.a.v.)'den duyduğum bütün hadîs-i şerîfleri size bildirdim, yalnız biri hâriç. Bugün onu size anlatacağım. Şimdiye kadar onu kendimde muhafaza ediyordum. Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)'in onun resûlu olduğuna şehâdet ederse, Allâhü Teâlâ cehennem ateşini ona haram kılar."
    Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Allâhü Teâlâ kıyamet gününde ümmetimden bir adamı bütün mahlû-katın önüne çıkarır. Aleyhindeki doksan dokuz defteri ortaya koyar. Her defter, gözün görebildiği kadar uzundur. Sonra Allâhü Teâlâ, 'Bunlardan inkâr edeceğin bir şey var mı? Melekler sana zulmetmiş mi?' buyurur. 'Hayır, yâ Rabbi.' Allâhü Teâlâ, 'Bir mazeretin, itirazın var mı?' buyurur. 'Hayır yâ Rabbi.' deyince Allâhü Teâlâ 'Senin bizim katımızda iyi Lir amelin var. O sebeple bugün sana zulüm yok.' buyurur. Sonra üzerinde "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muham-meden abdühû ve resulünü" yazan bir kâğıt çıkarılır. Adam 'Yâ Rabbi, bu doksan dokuz defterin yanında bu kâğıdın ne kıymeti olur?' deyince 'Hayır. Bugün sana zulüm olunmayacaktır.' buyurulur. Sonra doksan dokuz defter terazinin bir kefesine, üzerinde kelime-i şehâdet yazan kâğıt diğer kefeye konur. Kelime-i şehâdetin yazılı olduğu kâğıt, doksan dokuz deftere ağır gelir. Çünkü hiçbir şey Allah'ın isminden ağır gelemez."

    FIKRA

    Nasrettin Hoca bir gün çarşıya giderken çocukları görmüş. Çocuklara: "Ben çarşıya gidiyorum; bir şey ister misiniz?" diye sormuş. Kimi şeker, kimi leblebi istemiş. Çocuklardan biri Nasrettin Hoca'ya para verip düdük istemiş. Çarşı dönüşünde Hoca, kendisine para veren çocuğa düdüğünü uzatmış. Diğer çocuklar siparişlerinin ne olduğunu sorunca, Hoca; "Eeee çocuklar... Parayı veren düdüğü çalar!.." demiş. (Merve Soylu)

    GÜNÜN SÖZÜ

    Bilgiyle dirilenler ölmez. Hz. Ali (r.a.)

    YEMEK MENÜSÜ
    · ŞEHRİYE ÇORBA
    · ETLİ DOLMA
    · MAKARNA
    · YOĞURT

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: SÜLEYMAN : Saflık, temizlik
    Kız: BALA: Yavru çocuk

    MANİ

    Çadıra serdim keçe
    Koyunu sürdüm gece
    O günlerde gelir mi
    Elin elime geçe



    BİLMECE
    Az gitti, uz gitti,
    Dere tepe düz gitti,
    Altı ay bir güz gitti;
    Uyanınca hep bitti.
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (portakal)

    Comment


    • 4 Kasım 2009

      Bugün 4 Kasım 2009 18 Zilkade 1429 T.Evvel: 22 Hızır:183 UNESCO'nun Kuruluşu (1946)

      HADİS-İ ŞERİF

      En üstün sadaka, aç bir canlıyı doyurmaktır.(Beyhaki).En üstün sadaka, iki kişinin arasını düzeltmektir.(Beyhaki). En üstün sadaka, dili (yalan, gıybet, iftiradan) korumaktır.(Deylemi).En üstün sadaka, fakire gizlice verilen sadakadır. (Taberani).



      MEZHEBLER
      Ashâb-ı Kiram (aleyhimürrıdvân) zamanında mezhebler ortaya çıkmadı. Çünkü Resûlullâh (s.a.v.) zamanında vahiy gelirdi. Ashâb-ı Kiram bizzat Resûlullâh'tan (s.a.v.) âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler dinleyip, ilim öğrenirlerdi. Resûlullâh'tan (s.a.v.) sonra Ashâb-ı Kiram (aleyhimürrıdvân) İslâmiyet'in yayılması için çok memleketler fethedip, İslâm ülkesini genişlettiler. Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şeriflerden hükümler çıkarıp kitablara yazmaya elleri değmedi. Onların kitaplar yazmaya ihtiyaçları yok idi. İhtiyaç olduğunda Allah'ın kitabında ve Resûlullâh'ın sünnetinde hükümleri bulamazlarsa kendi içtihâdları ile amel ederlerdi.
      Ashâb-ı Kiram âhirete gittikten sonra, tabiîn ve onlardan sonraki müslümanlar arasında hâdiseler çoğaldı, cahillik yaygın hâle geldi, nice bid'at ve dalâletler türedi. Bunun için o zamanın âlimlerinin çalışıp ictihâd etmeleri, Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şeriflerden hükümler çıkarıp kitap yazmaları ve insanlara öğretmeleri lâzım ve vâcib oldu. Her âlim anladığını halka beyân edip âlimler yetiştirdi, kitaplar yazdı. Her mes'eleyi delili ile, her suâli cevâbı ile ve her müşkili fetvası ile bildirdiler. Böylece mezhebler meydâna geldi. İmamların her birine bir taife tâbi oldu. Kimi İmâm Ebû Hanî-fe'ye, kimi İmam Şafiî'ye, kimi İmam Mâlik'e, kimi İmam Ahmed'e, kimi Süfyân-ı Sevrî'ye, kimi Dâvûd-ı Zâhirî'ye ve diğerlerine (rahi-mehürnullah) uydular. Fakat zamanımızda dört mezheb vardır. Diğerlerine uyan kalmamıştır. Bütün bu müctehldler, amelî hükümlerde bazı mes'elelerde ayrı iseler de, itikâdda birdirler. Hepsi ehl-i sünnet ve cemâattir. İhtilâflarının sebebi, amelde dînin izni ile bazı hususlarda birbirinden farklı ictihâdlarıdır. Çünkü müctehidlerin kendi içtihadı ile amel etmeleri kendilerine vâcibdir. Birbirlerini taklîd edemezler. Bu muhalefetleri de Allâhü Teâlâ'nın izni ile olmuştur. Dünyâda ve âhirette asla zarar vermez. Bu imamların hepsi hidâyet üzeredir. Bir kişi amelde ve muamelâtta onlardan hangisine uyarsa amelini, alışverişini, nikâhını ve diğer işlerini de bu imamlardan birine uyarak yaparsa doğrudur, sevaba kavuşup cennete girer. Tabî olduğu imâm içtihadında yanıldıysa zarar vermez, sevaba mâni' olmaz. Amelde ictihad hatâsı affedilir. İtikâdda içtihat hatâsı ya küfür, ya çirkin bid'at ye dalâlettir, affolunmaz. İtikâdda hatâ eden, ehl-i sünnet mezhebinden çıkar. (Birgivî)

      FIKRA

      Bir gün Nasrettin Hoca ile karısı yatmışlar. Tam o sırada kapıyı açık bulan hırsız içeri girmiş ve koltuğu kucaklayıp götürmüş. Hoca'nın karısı hırsızı farkedip "Beyyyy..." diye bağırmış; "Koltuğumuzu çalıyorlar!.." Hoca; "Boş ver yenisi alırız!.." Hırsız yeniden girip bu kez kadını kucaklamış... Kadın bağırmış: Beyyyyyyyyyy... Bu sefer beni kaçırıyorlar!.." Hoca; "Boş ver yenisi alırız!.."

      GÜNÜN SÖZÜ

      Bilgiyi elde ettikten sonra halka söylemeyen, belletmeyen kişi,zengin olup da yoksul doyurmayan kimseye benzer. Hz.Muhammet (S.A.V.)

      YEMEK MENÜSÜ
      · DOMATES ÇORBA
      · HAMBUR. IZGARA
      · BULGUR PİLAV
      · KARPUZ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: SÜHEYL : Kutlu, uğurlu
      Kız: BALCA: Bal gibi, bala benzer

      MANİ

      saçları kara ayvaz
      salınmış pere ayaz
      söyleyin çok demesin
      ne bahar dinlerim ne yaz...



      BİLMECE
      Kutuplara giden zenci ne olur?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (rüya)

      Comment


      • 5 Kasım 2009

        Bugün 5 Kasım 2009 19 Zilkade 1429 T.Evvel: 23 Hızır:184 Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin Kuruluşu (1920)

        HADİS-İ ŞERİF

        İnsanlara layık oldukları değeri verin. (Müslim).



        BÜYÜK SELÇUKLU SULTANI MELİKŞAH
        Sultan Alparslan'ın oğlu Melikşah 447 (1055) yılında doğmuştur. Çin sınırlarından Suriye sahillerine, kuzeydeki İslam ülkelerinin en uzak noktasından Yemen diyarının en uç noktasına kadar uzanan sahada adına hutbe okundu. Bizans hükümdarları ona cizye ödediler. Hükümdarlık yılları umûmî bir huzur, emniyet ve adalet içinde geçti.

        Horasan'da kardeşi Tekiş'in isyanını bastırmak üzere giderken on iki imâmın sekizincisi İmâm Ali er-Rızâ'nın Jûs'taki türbesini ziyaret etti. Vezîri Nizâmülmülk'e 'nasıl duâ ettin?' diye sordu. O da "Allah'ın seni muzaffer kılması için duâ ettim." dedi. Sultan Melikşah; 'Allah'ım, hangimiz müslümanlar için hayırlı olacaksa onu muzaffer kıl' diye dua ettim, dedi.

        Melikşah'a aşağı Irak'tan iki adam gelerek "Emir Humar-tekin bir milyon altı yüz bin dinarımızı müsadere etti, birimizin iki ön dişini de kırdı." dediler. Kırılan dişlerini sultana göstererek "biz de hakkımızı ondan alırsın diye sana geldik. Eğer Allâhü Teâlâ'nın sana farz kıldığı şekilde hakkımızı ondan alırsan ne âlâ, aksi halde Allah ahkemü'l-hâ-kimîndir." dediler. Sultan, atından indi ve onlara "Her biriniz bir kolumdan tutun ve beni Nizâmülmülk'ün yanına götürün." dedi. Onlar bunu kabul etmediler ve özür dilediler. Fakat sultanın ısrarı üzere her biri sultanın bir kolundan tutup onunla birlikte Nizâmülmük'ün yanına gittiler. Nizâ-mülmülk Sultanı karşılayıp yeri öptü ve "Ey cihan hükümdarı I Seni böyle davranmaya sevk eden nedir?" diye sordu. Sultan "Yarın Allâhü Teâlâ'nın huzurunda müslü-manların hak ye hukukundan sorguya çekilirsem halim ne olur? Ben bu işleri böyle durumlarda bana vekâlet edesin diye sana bıraktım. Halk böyle işkencelere mâruz kalırsa bunun mes'ûlü sen olursun. Beni de kendini de düşün." dedi. Nizâmülmülk yeri öptü ve derhal Emir Humartekin'in iktâlarından azledilmesi ve müsadere ettiği malların sahiplerine lâde edilmesi ve bütün haklarının alınmasına dâir ferman yazdırdı. Onlar da memnun olarak ayrıldılar.

        Sultan bütün ülkede ticarî mal ve gıda vergilerini kaldırdı. Yolları, köprüleri ve çöldeki kervansarayları tamir etti, harap nehir yataklarını ıslah etti. Bağdat'ta bir câmî, ayrıca Mekke yolunda yağmur suları için büyük havuzlar ile İsfahan'da bir rasathane yaptırdı. Rahmetüllâhi aleyh.

        FIKRA

        Hoca bir gün bağdan iki sepet üzüm toplayıp eşeğine yüklemiş, evine dönüyormuş. Mahallesine gelince çocuklar: "Hoca Efendi, bize üzüm ver!" diye bağrışmışlar. Bir salkım üzüm almış eline, birer parça koparıp dağıtmış. Çocuklar: "Ne kadar az verdin Hoca Efendi" diye söylenmeye başlamışlar. "Ha birkaç tane, ha bir sepet..." demiş Hoca, "Hepsinin tadı bir." (Tuğba Çimen)

        GÜNÜN SÖZÜ

        Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir. La Bruyere

        YEMEK MENÜSÜ

        · MERCİMEK ÇORBA
        · P.MUSAKKA
        · PİLAV
        · CACIK

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek: SUAVİ : Değişmeyen - Kanıtlanmış
        Kız: BALIN: Yar, sevgili

        MANİ

        İn dereye kuyu kaz
        Kapağına yazı yaz
        Mektubunun başına
        'Merhaba sevgilim'yaz



        BİLMECE

        Yer altında civcivli tavuk
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (Donar)

        Comment


        • 6 Kasım 2009

          Bugün 6 Kasım 2009 20 Zilkade 1429 T.Evvel: 24 Hızır:185 Katip Çelebi'nin Vefatı (1658) - (GAP)'ın Kuruluşu (1989)

          HADİS-İ ŞERİF

          Günahlar rızkı azaltmaz. Sevaplar da rızkı çoğaltmaz. Duayı terketmek ise günahtır. (Mu’cemu’s-sağir).



          ARKADAŞ SEÇMEK

          Huccetü'l-İslâm İmâm-ı Gazâli'den:
          Herkes ile arkadaş olma; çünkü insanların çoğu, arka­daşının kusur ve hatâlarını bağışlamaz. Başkasının insa­fını arar, fakat kendileri insaf etmezler. Bilmeden yapılan hatâları arar ve bağışlamazlar. Söz taşıyarak ve iftira ede­rek dost ve ahbâbları birbirine düşürürler. Bunların çoğu ile düşüp kalkmak ziyan, ayrı yaşamak ise tercihe şa­yandır. Kızdıkları zaman, içleri kin ve nefretle doludur. Kin zamanında kendilerine emniyet edilmediği gibi, yaltaklık ânlarında da kendilerinden bir şey beklenmez. Elbiseleri koyun postu, içleri kurttur. Şüpheli şeylerle kat'î hüküm verir, gıyabında, aleyhinde kusur bulmak için seni gözet­leyip dururlar. Hasetten arkadaşlarının ıstırap veren felâ­ketini gözetirler. Hiddetli anlarında senin yüzüne vurmak için sözlerinde hatâ ararlar.
          İyice denemediğin kimsenin arkadaşlığına itimâd etme. Vazifeye verildiği, vazifeden atıldığı, zengin ve fakir olduğu zamanlarda onu dene, yahut onunla yol­culuk et veya bir miktar alışveriş yap yahut da çok muhtaç ânında onu dene. Bu hâllerinde kendisinden memnun kalırsan arkadaşlığa, hattâ senden büyükse baba gibi, küçükse evlâd gibi kabul et.

          İLAÇLARA DİKKAT

          İlaçlar radyatör, soba veya mutfak gibi sıcak mekanlara uzak, çocukların ulaşamayacağı bir dolapta saklanmalıdır.
          • Son kullanma tarihi geçen ilaçlar kullanılmamalıdır.
          Reçetesiz kullanılabilen ilaçlar:
          Deniz tutması, mide yanması, kabızlık, başağrısı gibi rahatsızlıklar için ilaçlar reçetesiz alınabilir ve prospektüs-lerindeki açıklamalara ve eczacının tavsiyelerine göre kul­lanılabilir. Diğer bütün rahatsızlıklar için reçete zarurîdir.
          Reçeteli veya reçetesiz bütün ilaçların terkîbi, kullanıl­dığı yerler, tesirleri, yan tesirleri, kullanılmaması gereken durumlar, alınacak dozu ve son kullanma tarihinin ön­ceden bilinmesi îcâb eder.

          FIKRA

          Konya Valisi, ülkenin en iyi ok atan adamıymış. Bir gün Akşehir'e gelmiş. Onuruna ok atışları düzenlenmiş. Vali ortaya çıkmış ve "Ben canlı hedef istiyorum" demiş. Çevresini araştırırken Nasreddin Hoca'ya gözü ilişmiş. "Sen gel!" diye parmağıyla işaret etmiş. Hoca ister istemez hedef yerine gidip dikilmiş. Valinin attığı ok, Hoca'nın kavuğunu delip geçmiş. İkinci ok rüzgardan havalanan cübbesinin eteğini delmiş. Gönlünü eğlendiren vali, Hoca'nın delinen cübbe ve kavuğunun yerine, yenisinin verilmesini emretmiş. Nasreddin, bir de don isteyince vali: "Donuna bir zarar vermedik" demiş. Hoca şu karşılığı vermiş: "Ona da ben zarar verdim!.." (Rocky-68)

          GÜNÜN SÖZÜ

          Bilgisiz bir kimse savaş davuluna benzer, sesi çok, içi boştur. Sadi

          YEMEK MENÜSÜ

          · Etli nohut
          · Bulgur pilavı
          · Kâse yoğurt

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek: SÖKMEN : Yiğitlere veilen san
          Kız: BALKIN: Pırıldayan, parlak

          MANİ

          Halin nedir bilemem
          seni nasıl sevemem
          Benden uzakta olsan da
          Seni nasıl göremem



          BİLMECE

          Mavi atlas,
          Arşın yetmez,
          Makas kesmez,
          Terzi biçmez.

          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (patetes)

          Comment


          • 7 Kasım 2009

            Bugün 7 Kasım 2009 21 Zilkade 1429 T.Evvel: 25 Hızır:186 Hızır Günlerinin Sonu
            HADİS-İ ŞERİF

            Sizden biriniz bir topluluğa vardığında selam versin. Ayrılırken de selam versin. Bu ikinci selam da, birincisi kadar önemlidir. (Ebu Davud, Tirmizi).



            ŞEYH EBÛ ALİ FARMEDÎ (K.S.)
            Silsile-i Sâdât'ın yedinci halkası olan Ebû Ali Farmedî (k.s.) Tûs şehrinin kasabalarından Farmez'dendir. Asıl adı FazI bin Muhammed'dir. O, yaşadığı zamanda şeyhlerin şeyhi idi. 407/1016 yılında doğdu.
            Gençlik yıllarında, Nişâbur'a gelen Ebû Saîd Ebu'l-Hayr'ın ilim halkasına katıldı. C)nun zikir ve ders halkasından hiç ayrılmadı. Ebû Saîd'in Nişâbur'dan ayrılmasından sonra Ebu'l-Kasım el-Kuşeyrî'nin derslerine katıldı.
            Bir gün Kuşeyrî hamama girmişti. Ebû Ali Farmedî, üstazı istemeden onun ihtiyaç duyduğu bir kova sıcak suyu hamamın kapısına bıraktı. İmam hamamdan çıkıp namaz kıldıktan sonra, 'suyu kim getirdi?' diye sordu. Ebû Ali Farmedî, acaba edebe aykırı bir şey mi yaptım düşüncesiyle sükût etti. Şeyhi üç defa sorunca, 'ben getirdim, efendim' diye cevap verdi. Şeyhi "Ey Ebû Ali, sen Ebû'l-Kâsım'm yetmiş senede elde edemediğini bir kova su ile buldun." buyurdu.
            Bir müddet daha hizmetinde kaldıktan sonra Tûs şehrine gidip Ebu'l-Kâsım Gürgânî'ye intisâb etti. Daha sonra da Ebu'l-Hasan Harakânîye intisâb ederek Nakşiben-diyyenin Sıddîkiyye koluna dâhil oldu.
            Selçuklu veziri Nizamülmülk, huzuruna Kuşeyrî ve Cü-veynî gibi âlimler ve şeyhler geldikleri zaman hürmetle ayağa kalkar, onlara yer gösterirdi. Fakat Ebû Ali Farmedî (k.s.) geldiği zaman hürmetle ayağa kalkıp karşıladığı gibi onu kendi makamına oturtur, kendisi de önünde otururdu. 'Neden böyle yapıyorsun?' diye sorulunca şöyle cevap verdi: 'Bu ikisi ve bunlar gibi olan âlimler huzuruma gelince bana, sen şöyle iyisin böyle iyisin diyerek bende olmayan şeylerle beni övüyorlar. Onların bu sözleri nefsimin hoşuna gidiyor. Fakat Farmedî ise, bana nefsimin ayıplarını söylüyor, böylece nefsim kırılıyor, yaptığım birçok hatâdan vazgeçiyorum.'
            Ebû Ali Farmedî Hazretleri, İmâm-ı Gazalinin hem fıkıhta hem de tasavvufta üstâzıydı. İrşâd emânetini, Yûsuf Hemedânî'ye (k.s.) teslim etti ve 477/1084 yılının Rebîulevvel ayında âhirete irtihâl buyurdular. Kuddise sirruh.

            FIKRA

            Temel uçaktan düşmüş ve bir ağacın dallarına takılmış. Nasreddin Hoca da ağacın altında namaz kılıyomuş. Hoca demiş duaya başlamış:
            - Allahım lütfen bana bir ev ver!..
            Muzip Temel sesini değiştirerek aşağıya seslenmiş:
            - Vermem!..
            - Aman vermessen verme!.. Ben de zaten namazı abdes almadan kılıyordum!.. (Doğukan Duran)

            GÜNÜN SÖZÜ

            Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır. Yusuf Has Hacip

            YEMEK MENÜSÜ
            · Piliç gril
            · Bulgur pilavı
            · Cacık

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: SOYSAL : Uygar
            Kız: BALKIZ: Bal kadar tatlı kız

            MANİ

            Necla ister bir mani
            Gelir arkasından on mani
            Benden bu kadar olsun
            Size iyi geceler olsun



            BİLMECE
            Üstü çayır, biçilir,
            Altı çeşme, içilir.
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: gökyüzü

            Comment


            • 8 Kasım 2009

              Bugün 8 Kasım 2009 22 Zilkade 1429 T.Evvel: 26 Kasım:1 Kasım Günlerin Başlangıcı

              HADİS-İ ŞERİF

              Madem Allah var, elbette âhiret vardır.
              Müslüman din kardeşini gördüğünde yer açması, onun görevidir. (Beyhaki).




              ÖFKEYİ YENMENİN YOLLARI
              Öfkelenmeyi, hiddetlenmeyi yenmenin bâzı yolları:
              Birincisi abdest almaktır. Atıyye (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: "Muhakkak ki gazab şeytandandır. Şeytân ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak su ile söndürülür. O hâlde sizden biri niz gazablandığı zaman abdest alsın." buyurmuştur.
              İkincisi; ayakta ise oturmak, oturuyorsa uzanmaktır. Hadîsi şerîfte "Sizden biriniz ayakta iken öfkelendiği zaman otursun, eğer ondan öfke giderse ne âlâ. Gitmez, devam ederse yanı üzerine yatsın." buyuruldu. Çünkü ayakta duran kimse intikam almak için hazırdır. Oturan ise ondan biraz daha uzaktadır. Yanı üzerine yatan ise bu ikisinden de uzaktadır.
              Üçüncüsü ise istiâze yâni Allah'a sığınmaktır. Süleyman bin Sured (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: Biz Resûlullâh (s.a.v.)'in yanında iken iki adam birbirine sövdüler. İkisinden birisi yüzü kızarmış ve gazablanmış bir hâlde diğer arkadaşına sövünce Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben bir kelime biliyorum ki, eğer o adam onu söyleseydi elbette öfkesi giderdi. Şayet
              Eûzü billahi mineşşeytânirracîm' dese gazabı (öfkesi) ondan gider."
              Allah için öfkelenmenin dışındaki öfke, şeytanın ves-vesesindendir. O istiâze (euzü okumak) suretiyle Allah'a sığınarak sakin olur. İstiâze mel'un şeytanın hîlelerini defetmeye karşı müminin en kuvvetli silâhıdır.
              • Dördüncüsü öfkeyi yenmek için husûsî duâ etmektir. Âişe (r.anhâ) şöyle rivayet etmektedir: Ben kızgın olduğum bir anda Resûlullâh (s.a.v.) yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Ey Âişecik! Allâhümmağfir lî zenbî ve ezhib ğayza kalbî ve ecirnî mineşşeytân' de."
              Yâni: Allah'ım, benim günahımı affet, kalbimden kızgınlığı gider ve beni şeytandan kurtar."

              FIKRA

              Nasrettin Hoca pazarda "alma... alma..." diyerek elma satıyormuş. Bir adam gelmiş ve "Bana 1 kilo elma ver Hoca!" demiş. Nasrettin Hoca da vermiş. Adam eve gittiğinde elmaların hepsinin çürük olduğunu görmüş ve hemen hocanın yanında soluğu almış. "Hoca!.. Bu elmaların hepsi çürük yahu!.." Nasrettin Hoca: "Ben sana 'alma... alma..." diye bağırmıyor muydum?" demiş. (Zeynep Asan)

              GÜNÜN SÖZÜ

              Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir. Honore De Balzac

              YEMEK MENÜSÜ
              · Ezogelin çorba
              · Püreli rosto köfte
              · İncir-erik

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: SONGUR : Şahin - Ağır, hantal
              Kız: BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.

              MANİ

              Dostluk varken susup kalınmaz
              Sen yazarken okunmadan durulmaz
              Bizden bir adam olmaz
              Sizler varken saz ele alınmaz



              BİLMECE
              Ufacık mermer tası,
              İçinde beyler aşı,
              Pişirirsen aş olur,
              Pişirmezsen kuş olur.
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: koyun

              Comment


              • 9 Kasım 2009

                Bugün 9 Kasım 2009 23 Zilkade 1429 T.Evvel: 27 Kasım:2 Babaeski ve Pehlivanköy'ün Kurtuluşu (1922)

                HADİS-İ ŞERİF

                Övmek ve övülmekten uzak durun. Çünkü o, kişiyi manen boğazlamaktır. (Ramuz).



                DUADA ÂMÎN DEMEK
                Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Hıristiyanlar, âmin de­menize hased ettiği gibi hiçbir şeyde size hased etmez." buyurmuştur. Ka'bu'l-ahbâr (r.h.), "Amin, âlemlerin Rab-binin mührüdür. Mü'min kulunun duasını onunla mühür­ler." buyurmuştur. Mukâtil (r.h.) 'Amin demek, duâ için bir kuvvettir ve rahmetin inmesini istemektir.' buyurmuştur.
                Mü'min duasına icabet edildiğini anlayınca Allah'a hamd eder. İcabet gecikse de yine hamd eder.


                HANGİ HAYVANLAR KURBAN EDİLİR?
                Kurbana mahsus olan hayvan koyun, keçi, sığır, câmûs (manda) ye devedir. Bir yaşını bitirip iki yaşına girmiş koyun ve keçi, iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş sığır ve câmûs, beş yaşını tamamlayıp altı yaşına girmiş olan deve kurban olur. Lakin kuzu büyük olup bir senelik koyundan fark olunamazsa altı ayı tamam etmişse kurban olur. (Vahdetî)
                Kurban vahşî (yabanî) olmamalıdır. (Yabanî hayvan kurban olmaz.)
                Koyun ve keçi hisse kabul etmez. Bir koyun, bir keçi bir kimse için kurban olur.
                Bir sığır, bir câmûs (manda) ve bir deve yedi kişi için kurban olur. Yâni yedi kişi müşterek olarak bir sığırı veya deveyi kurban edebilirler. Ortaklar tek, çift veya yediden az olabilir. (Hindiyye)
                Bir kimse iki koyun kurban edebilir. Resulü Ekrem sal-lâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz her sene İki koyun kurban ederdi. Veda Haccı'nda yüz deve kurban eylediler. (Hindiyye)
                Müşterek olarak İnek, öküz, deve veya câmûs kurban etmekte müstehab olan, ortakların kurbanı hepsinin birlikte alması veyahut İçlerinden birine vekâlet verip aldırmalarıdır. (Dürrü'LMuhtâr)
                Bütün ortakların kurbanda ibâdete, sevâb ve fedâ-yı nefse niyet etmeleri ve hisselerinin müsâvî (eşit) ve hepsinin müslûman olmaları şarttır. (Reddü'l-Muhtâr, Vahdetî, Dürer)
                Ortakların bâzısı vâcib kurbanına, diğerleri sünnet veya nafile veya nezir veya akîka kurbanına niyet etseler yahut ortakların bâzısı ölü yahut sabî veya ma'tûh (bunamış) olsa kurban caiz olur. (Kâzîhân)

                FIKRA

                Nasrettin Hoca bir gün pazarda dolaşırken adamın biri yanına yaklaşıp:
                - Hoca efendi bugün ay kaça geldi?
                - Vallahi bilmiyorum. Bugünlerde hiç ay alıp satmadım!

                GÜNÜN SÖZÜ

                Bilgi insanı kuşkudan,iyilik acı çekmekten,kararlı olmak da korkudan kurtarır. Konfüçyüs

                YEMEK MENÜSÜ
                · Etli konserve taze fasulye
                · Peynirli mekik böreği
                · İncir-erik

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: SÖMER : Katışıksız güçlü
                Kız: BANUHAN:Hatun hükümdar.

                MANİ

                Selamını yollamısan
                Gönlümü hoş etmişen
                Şimdi sana yazmışam
                Sevenlerinden olmuşam



                BİLMECE

                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (yumurta)

                Comment


                • 10 Kasım 2009

                  Bugün 10 Kasım 2009 24 Zilkade 1429 T.Evvel: 28 Kasım:3 Mustafa Kemal Atatürk'ün Vefatı (1938)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Allah kadınlarınz hakkında hayırlı olmanızı tavsiye eder. Çünkü onlar, anneleriniz, kızlarınız teyzelerinizdir. (Taberani).



                  ETİ YENEN VE YENMEYEN KURBANLAR
                  Kişinin nezrettiği, adadığı kurbanını kendisi, usûlü (anası-babası, dedesi), fürû'u (çocukları, torunları) ve
                  akrabalarından nafakası üzerine lâzım olanların yemesi caiz olmadığı gibi zimmîlere (gayr-i müslimlere) ve zenginlere yedirmek de caiz olmaz.
                  Kişinin hayatta iken ettiği vasiyeti üzerine, öldükten sonra malının üçte birinden kesilen kurbanı vârisleri yiyemezler, zenginlere de yedirmezler. Ancak fukaraya verirler. (Vahdetî)
                  Vârislerin kendiliklerinden kesiverdikleri kurban yenir ye yedirilir. Zîra bir kimse kurban kesiverse ve sevabını ölüye bağışlasa kendi kurbanı gibi yer ve başkasına yedirir.
                  Yine bir kimse kendi üzerine vâcib olan kurbanın edasına niyet eylese ve sevabını ölüye bağışlasa kurban borcunu ödemiş olur. Sevabı da ölenin olur.
                  3- Sabînin (bulûğ çağına gelmemiş çocuğun) mâlından kesilen kurbandan sabî yer. Kalan et, sabî için (elbise gibi) kendisiyle faydalanılan bir şey ile değiştirilir.
                  Kurbanı kesmezden evvel sağ ve diri olduğu bilinirse kestikten sonra kanı çıkmasa ve vücudu kımılda-
                  masa bile kesilmekle helâl olur.
                  Kesilmezden evvel diriliği bilinmediği takdirde kan çıkar veya hareket ederse yenir. Kanı çıkmaz ve hare
                  ket de görünmez ise yenmez.
                  Bâzı âlimlere göre keserken kurbanın ağzını ve gözünü yumması, tüyünü kaldırması ve bacağını çekmesi
                  dirilik alâmetidir.
                  Bunların aksi, yâni ağzının ve gözünün açık kalması, tüylerini kaldıramaması ve bacağını oynatama-
                  ması ölüm alâmetidir.
                  Bir hayvanın, boğazını kesmek suretiyle öldüğü bilinmedikçe eti yenmez.

                  FIKRA

                  Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip:
                  - Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı. Bunun çaresi nedir?
                  - Çaresi kolay... Aç bir kedi yutun! (Cansu ...)

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. Terry

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Patlıcan musakka
                  · Domatesli biberli şehriye pilavı
                  · Mevsim salata

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: YENİSEY: (Tür.) Er. - Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak.
                  Kız: YEKPARE: (Fars.) Ka. - Tek parça, bütün, som.

                  MANİ

                  Geldik işte Necla Bacı
                  Bu gece yarısı
                  Budur elimizden gelen
                  Azdır dilimizden dökülen



                  BİLMECE
                  Ateş olmayan yerde ne olmaz?
                  Cevabı Yarın.

                  Comment


                  • 11 Kasım 2009

                    Bugün 11 Kasım 2009 25 Zilkade 1429 T.Evvel: 29 Kasım:4 Varna Meydan Muharebesi (1444)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Kişinin parmakla gösterilir olması, kötülük olarak ona yeter. (Taberani).



                    DÖRT ŞEYE İHTİYAÇ
                    Yapılacak her amelde, ibâdette dört şeye ihtiyaç vardır:
                    Birincisi, başlamadan önce ilme (o işin mâhiyetini bil­meye) ihtiyaç vardır. Yoksa işi bozanlar, düzeltenlerden çok olur.
                    İkincisi, başlarken niyet edilmelidir. Yoksa amelin se­vabı olmaz. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Niyet etmeyen kimseye sevap yoktur." buyurmuşlardır.
                    Üçüncüsü, işe başladıktan sonra sabra ihtiyaç vardır. Yoksa o işteki kusuru, başarısından çok olur.
                    Dördüncüsü de, yaptığı ameli ihlâs ile yapmalıdır. Yok­sa ameli kendisine geri çevrilir, kabul olunmaz

                    HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLMAZ?
                    Bir veya iki gözü kör, zayıflıktan ilikleri erimiş, kesilece­ği yere gitmeye kudreti olmayan, yâni hiç yürüyemeyen, kulaklarından biri olmayan veya burnu kesik olan hayvanları kurban etmek caiz olmaz.
                    Sığır, koyun veya keçinin bir memesi gitmiş veya kuru­muş ise kurban edilmesi caiz olmaz. Lâkin yavrusunu em-zirebilirse caiz olur.
                    Dişsiz hayvanı kurban etmek caiz değildir. Eğer dişle­rinin çoğu var ise kerahetle caizdir. Lâkin dişsiz hayvan dişli hayvan gibi yayılıp karnını doyurur ise caiz olur.
                    Deli hayvan karnını doyuramazsa kurban etmek caiz olmaz.
                    Ölmek üzere olan hayvanı kurban etmek caiz olmaz.
                    Kulağının biri dibinden kesilen yahut doğduğunda bir kulağı olmayan hayvanı kurban etmek caiz olmaz. Kulak ve kuyruk çok kısa olur ve gözünün görmesi çok azalırsa kurban caiz olmaz.
                    Emânet almış olduğu hayvanı kendisi için kurban etme­si, rehin aldığı hayvanı kurban etmesi caiz olmaz. Alma­ya vekil olduğu hayvanı kendisi için kesmesi caiz olmaz.
                    Kocası, karısının veyahut karısı kocasının kurbanını iz­ni olmayarak kendisi için kesse caiz olmaz. Kıymetini ve­rerek razı etse de caiz olmaz.

                    FIKRA

                    Nasreddin Hoca eşeğini kaybetmiş ve aramaya başlamış. Bir tanıdığı ona şaka yapıp:
                    - Hocam duyduğuma göre eşeğiniz falan şehire kadı olmuş...
                    - Ben de öyle olmuştur diye düşünüyordum. Ne zaman kadılardan söz etsem, dikkatle dinlerdi. (Cansu ...)

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. Brigitte

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Pirinç çorba
                    · İslim köfte
                    · Krem şokola

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: YERGİN: (Tür.) Er. - Hüzünlü, tasalı, kaygılı.
                    Kız: YEKSAN: (Fars.) 1. Düz. 2. Bir, beraber. 3. Her zaman, bir düzeyde. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Sallama mendilini
                    Yollama mektubunu
                    Bakamam bu gece sana
                    Gelemem hiç yanına



                    BİLMECE
                    Hangi yolda trafik kazası olmaz?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: İtfaiye

                    Comment


                    • 12 Kasım 2009

                      Bugün 12 Kasım 2009 26 Zilkade 1429 T.Evvel: 30 Kasım:5 Düzce Depremi (1999) - Plevne Müdafaası (1887)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Üç kişi yolculuğa çıktığında, içlerinden birini başkan seçsinler. (Ebu Davud).



                      KURBANIN MÜSTEHABLARI

                      Kurban edilecek hayvanı kurban günlerinden evvel
                      alıp beslemek.
                      Kesileceği yere tâ'zîm (hürmet) ile götürmek.
                      Becerebiliyorsa kendisi kesmek.
                      Kesemiyorsa ehil bir kimseyi vekil edip kesilirken kendisi hâzır bulunmak. Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:
                      "Ey Fâtımâ, kalk ve kurban(ın kesilmesine şâhid ol. Zîrâ kanından ilk damlası yere düştüğünde işlediğin her bir günâhın af ve mağfiret olunur. Ve; İnne salâtî ve nü-sükî ve mahyâye ve memâtî iillâhi rabbi'l-âlemine lâ şerî-ke leh.' duasını oku."
                      Bıçağın, büyük ve keskin olması.
                      Kurbanın iki şah damarı ile yemek ve nefes borusu­nu kesmek.
                      Hayvan ölmeden derisini yüzmemek.
                      Kurbanı keserken kurbanın uzuv(organ)ları ve parçalan mukabilinde kendi vücûdunun ve bütün uzuvlarının ce­hennemden âzâd olmasına niyet eylemek müstehabdır.

                      GECE İBÂDETİNİN ZEVKİ DAHA BÜYÜK
                      Ebû Süleyman Dârânî (r.h.) diyor ki: "Gece karanlığın­da ibâdetin zevki, eğlence erbabının zevkinden daha bü­yüktür. Öyle ki eğer geceler olmasa yaşamayı dahi arzu etmezdim. Âbidlerin gece ibâdetinden aldıkları zevki, ibâ­detlerinin sevabı ile karşılaştıracak olsan, o zevk, ibâdet­lerinin mükâfatından çok daha büyüktür.
                      Âlimlerden biri, "Dünyâda cennet nimetlerine benze­yen tek bir şey varsa, o da âbidlerin gece ibâdetinden aldıkları zevktir." buyurmuştur.
                      Diğer bâzıları, "Münâcâtın lezzeti, dünyâ nimetlerin­den değil, cennet zevklerindendir. Allâhü Teâlâ onu sevdikleri için hazırladı, herkes bu zevki alamaz." buyurmuşlardır

                      FIKRA

                      Salomon’la Temel aynı yerde çalışıyormuş. Bir gün Solomon demiş ki Temel’e; “Ben ara sıra işten kaytarmanın yolunu bilirim...” Temel “Nasıl?..” diye sorunca Solomon evrak dolabını odanın ortasına çekmiş. Üstüne çıkmış, iki eli ile kocaman şamdana asılmış. “Dolabı çek ve bekle” demiş... Az sonra patron girmiş odaya.
                      - Bu ne?..
                      - Ben bir ampulüm!
                      - Senin biraz dinlenme zamanın gelmiş... Yürü evine!..
                      Solomon çıkarken Temel de takılmış peşine. Patron gürlemiş;
                      - Hey dur!.. Sen nereye?
                      - Karanlıkta çalışamam ki!..

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner. Alexander Everett

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · Hindi Ankara tava
                      · Z.Y. havuç borona
                      · Kalbura bastı

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: YERTAN: (Tür.) Er. - Güneşin ilk ışıklan.
                      Kız: YETEN: (Tür.) 1. Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. 2. Süresi dolan, günü gelen. 3. Tüm canlılar, herkes. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Mendiline bağlasanda sakızı
                      Söylemem sana doğruyu
                      Senin üzerine gül koklamam
                      Başka çiçeklere dayanamam



                      BİLMECE
                      Yankesiciler neden modayı takip ederler?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: Samanyolu’nda

                      Comment


                      • 13 Kasım 2009

                        Bugün 13 Kasım 2009 27 Zilkade 1429 T.Evvel: 31 Kasım:6 M.Zahit Kotku'nun Vefatı (1980) - Tekirdağ'ın Kurtuluşu (1922)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Adalet güzeldir. Fakat idarecilerde olursa, daha güzeldir. Cömertlik güzeldir. Fakat zenginlerde olursa daha güzeldir. Dinde titizlik güzeldir. Fakat alimlerde olursa daha güzeldir.Sabır güzeldir. Fakat fakirlerde olursa daha güzeldir. Tövbe güzeldir.Fakat gençlerde olursa daha güzeldir.Utanma duygusu (haya) güzeldir. Fakat kadınlarda olursa daha güzeldir. (Deylemi).



                        "İBRAHİM (A.S.) NE YAHÛDÎ, NE DE HIRİSTİYAN İDİ"
                        Allâhü Teâlâ, Bakara Sûresi'nin yüz yirmi dördüncü âyet-i celîlesinde İbrâhîm (a.s.)'a hitaben -meâlen- "Ben seni bütün İnsanlara İmâm edeceğim" buyurmuştur. İbrâhîm aley-hisselâmdan sonra, her dînin mensupları Hz. İbrahim'i çocuklarına övmekten geri kalmazlar. Yasdîk ve duâ ederfer. Dünyada her peygambere bir insan topluluğu inanmıştır. Nitekim Hz. Musa'ya Yahûdîler inanmıştır. Hıristiyanlar Hz. İsa'ya inanmaktadırlar. Yahûdîler, ısâ (a.s.)'a inanmış değildir. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e ne Hıristiyanlar, ne Ya-hudiler inanmadıkları halde "Bizim dinimiz İbrahim dinidir" davasındadırlar. İbrâhîm (a.s.) onlardan bîzardır.
                        Nitekim Allâhü Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'inde (meâlen) şöyle buyurur: "İbrâhîm, ne Yahûdî idi, ne de Hıristiyan İdi. Dosdoğru, hâlis mtjslümândı ve müşriklerden değildi. Doğrusu insanların İbrahim'e en yakını her halde onun izince gidenler ve şu peygambere (Muhammed Mustafâ'ya) îmân edenlerdir. Allah da müminlerin velîsidir. Ehl-i kitâbdan bir taife arzu etti ki sizi şaşırtsalar, halbuki sırf kendilerini şaşırtıyorlar da farkına varmıyorlar. Ey ehl-i kitâb! Niçin Allah'ın âyetlerine küfrediyorsunuz? Halbuki görüp duruyorsunuz. Ey ehl-i kitab! Niçin hakkı bâtılla karıştırıyorsunuz da hakkı gizliyorsunuz? Halbuki bilip duruyorsunuz." (ÂN İmrân Sûresi, âyet 67-71)
                        Bu âyet-i kerîmeler, Yahudilerin Ashâb-ı Kirâm'dan Muâz bin Cebel, Huzeyfe bin Yemân ve Ammâr bin Yâsir (r.an-hüm)ü kendi dinlerine davet etmeleri üzerine nazil olmuştur.
                        Gerçekten zamanımıza kadar Yahûdî ve Hristiyanlar, birçok teşkilât vücuda getirmiş; birtakım saf müslümanları saptırmaya çalışarak kendi dinlerine açıkça veya gizli olarak davet etmişlerdir. Bunların gayeleri insanlığın hakikî bir dîne sahip olması değildir. Bütün insanları tamamen kendilerine bağlayarak, siyâsî, iktisadî emellerini geliştirmektir. Müslümanları, muazzam, kutsî dinlerinden mahrum bırakarak dağılmaya sevk eylemektir. Fakat Allâhü Teâlâ buna müsâade etmeyecektir. İslâm nuru, o İlâhî nur kıyamete kadar her yerde parlayıp duracaktır. Bizim vazifemiz ise dost ile düşmanı tanımak, birtakım aldatıcıların medeniyet, terakki adıyla yapılan yaldızlı, aldatıcı sözlerine kıymet vermemektir. Onların kötü emellerini anlamak, şeklen doğru görünmelerine aldanmamaktır.

                        FIKRA

                        Hoca güzel bir turnayı kızartıp tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur. Ancak tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nın ağzını sulandırır. Bir ağacın altına oturup turnanın bir budunu koparır yer. Timur, Hoca'nın getirdiği turnanın tek ayaklı olduğunu anlayınca: “Bu turnanın bir budu nerede Hoca?..” diye sorar. Hoca hemen yanıtlar: “Bizim köyün turnaları tek bacaklı olur da...” Timur inanmaz, gözüyle görmek ister. Kalkıp Hoca ile birlikte göl kenarına giderler. Gölde turnalar tek ayakları üzerinde durduklarından Hoca keyifli keyifli söylenir: “İşte devletlüm gözünüzle görünüz...” Timur, Hoca'ya döner: “Al şu oku at, birini vur...” emrini verir. Hoca çaresizlik içinde ok atar. Turnalar birden öteki ayaklarını da çıkarıp kaçmaya başlarlar. Timur: “Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayaklıymış...” Hoca lafın altında kalır mı: “Aman Sultanım, siz de sıkıyı görseniz iki ayağınızla kaçmaz mısınız?..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. Konfüçyüs

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Kıymalı karnabahar
                        · Spagetti makarna
                        · Üzüm

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: YETKİNER: (Tür.) Er. - Olgun, kişilikli bilge.
                        Kız: YEKDANE: (Fars.) Ka. 1. Eşi benzeri olmayan, tek. 2. Bir çeşit gerdanlık.

                        MANİ

                        Kapıyı çalmadan gel
                        anneni almadan gel
                        babamdan isterken beni
                        Altınları alda gel



                        BİLMECE
                        Hiç kar yağmayan hava hangisidir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: Ceplerin yerini öğrenmek için!

                        Comment


                        • 14 Kasım 2009

                          Bugün 14 Kasım 2009 28 Zilkade 1429 T.Sani: 1 Kasım:7 Alemdar Mustafa Paşa'nın Vefatı (1808)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Hz. Peygamber çok merhametliydi. Birisi kendisine bir şey istemeye gelirse, istenilen şey varsa, mutlaka verirdi. Yok ise, olunca verme sözü verirdi. (Buhari).



                          KURBÂN NİSABI
                          Kurbân nisabı (yâni, kurbanın vâcib olması için bulunması îcâb eden malın miktarı); Fıtır sadakası (fitre) vâcib olacak kadar mâlı bulunmaktır. / Bu mâlın -zekât nisabında olduğu gibi- alışveriş ile artabilecek mâl olması ve üzerinden bir sene geçmesi lâzım değildir.
                          Bir kimse kurban kesmeğe mahsus olan günlerin sonunda zengin yâni, nisaba mâlik olsa derhâl kurban kesmek vâcib olur. (Kâzîhân)
                          Aslî ve zarurî ihtiyaçlar: Evi, evinin kâfi miktarda eşyası, bineceği arabası, üç türlü giyeceği -yâni iş elbisesi, âdeten giydiği elbise, bayram ve benzeri günlere mahsus elbisesi-, kendinin ve nafakası kendi pzerine vâcib olanların bir aylık nafakalarından fazla olarak 80,18 gr altın veya aynı kıymette başka bir şeye sâhib olan kimselere senede bir kere kurban kesmek vâcib olur.

                          KURBANIN VÂCİB OLMASININ ŞARTLARI
                          Kendisine fitre vâcib olacak derecede zengin olan, hür ve mukîm olan (yolcu olmayan) erkek ve kadın müslü-mana kurban kesmek vâcibtir.
                          Hür, mukîm ve nisaba mâlik müslümanın kendisi ve küçük çocuklarının her biri için ve vefat eden oğlu veya kızının küçük çocukları için kurban kesmesi vâcibdir. (Kudurt ve Ibn-ÎÂbidîn)
                          Müsâfir eğer mukîm iken kurbanı alıp, vaktin sonundan evvel (yâni üzerine vâcib olmadan, bayramın üçüncü günü güneş batmadan Önce) sefere çıkarsa, kurban kesmek üzere bir hayvanı alması sebebiyle üzerine vâcib olduğu için kurbanı satması caiz olmaz.
                          Imâm-ı Âzam ve Ebû Yûsuf Hazretlerine göre kurbanın vâcib olmasında akıl ve bulûğ (ergin olmak) şart değildir. Delinin ve henüz baliğ olmamış çocuğun mâllarından babaları yahut vâsîleri kurban keser ve onlara yedirirler. Yediklerinden artanı bunlar için (elbise gibi) kendisi ile istifâde olunan bir şey ile değiştirebilirler.

                          FIKRA

                          Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış: “Evin tahtaları ses veriyor!” Adam ukala ya: “Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!” Hoca laf altında kalır mı: “Ya aşka gelip secdeye varırsa!..” (Cansu ...)

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır. Hint Atasözü

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Etli kabak dolma
                          · Peynirli gül böreği
                          · Kavun

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: YILKAN: (Tür.) Er. - Yıl - kan.
                          Kız: YENER: (Tür.) - Üstün gelen, kazanan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Esmerim dedin kandırdın
                          Seviyorum dedin aldattın
                          Sonunda gittin başkasına
                          Oldun ona bir koca



                          BİLMECE
                          Çalındığı halde görülmeyen şey nedir?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: Oyun havası

                          Comment


                          • 15 Kasım 2009

                            Bugün 15 Kasım 2009 29 Zilkade 1429 T.Sani: 2 Kasım:8 K.K.T.C.'ın Resmen İlan Edilmesi (1983)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Allah, niyeti “önce ahiret” olana dünyayı da verir. Ama niyeti “sadece dünya” olana, ahireti vermez. (İbn-i Mübarek).



                            ZİLHİCCE AYI
                            Hicrî, Kamerî ve Arabî senenin aylarının on ikincisi Zil-hicce'dir.
                            Zilhicce, Eşhur-u Hurum(muhterem aylar)dan biridir. Diğerleri Recep, Zilkade ve Muharrem'dir.
                            Zilhicce ayında bayramdan başka husûsî günler de vardır. Bunlar Kur'ân-ı Kerim'de geçen Eyyâm-ı Ma'lûmât ve Eyyâm-ı Ma'dûdât'tır.
                            Eyyâm-ı Ma'lûmât; Yevm-i Terviye, Yevm-i Arefe, Yev-m-i Nahr'ın da dâhil olduğu Zilhicce'nin ilk on günüdür.
                            Yevm-i Terviye; Zilhicce'nin sekizinci günü, Arefe gününden önceki gündür. Hacılar o gün Mekke'den Minâ'ya giderler. Minâ'da su olmadığından kendilerini ve hayvanlarını iyice suya kandırdıkları yahut Hz. İbrâhîm aley-hisselâm oğlunu kurban etmeyi 9 gece görüp o gün derin düşünceye daldığı için terviye diye isimlendirilmiştir.
                            Yevm-i Arefe; Zilhicce'nin dokuzuncu günüdür. Hacılar o gün Arafat'ta bulunurlar.
                            Yevm-i Nahr; Zilhicce'nin onuncu günüdür. Kurban bugün kesilir. Zilhicce'nin on birinci ve on ikinci günü de kurban günleridir. Hepsine birden "eyyâm-ı nahr" denir. Hacılar bu gün Minâ'da bulundukları için ayrıca "eyyâm-ı Minâ" da denir.
                            Eyyâm-ı Ma'dûdât; "Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbîr alın)." mealindeki (Bakara Sûresi, âyet 203) âyeti mûcebince namazların sonunda tekbir okunan günlerdir. Bunlar da Arefe günü sabah namazından itibaren Kurban Bayramı'nın dördüncü, yani Zilhicce'nin on üçüncü gününe kadar olan beş gündür. Teşrik tekbirleri okunduğu için bunlara "Eyyâm-ı Teşrîk" de denilir.

                            KİMLERİN KESTİĞİ YENMEZ?
                            Mecûsî (ateşperest)in kestiği yenmez. Mürtedin, yâni -maazallah- İslâm'dan çıkmış olan kim­senin kestiği yenmez.
                            Besmeleyi kasten terk edenin kestiği yenmez. Besmeleyi sehven (yanlışlıkla) terk etmek zarar etmez. Besmelesiz helâl olmayacağını bilmeyerek besmeleyi terk etmek zarar vermez.

                            FIKRA

                            Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya başlamış. Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış. “Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı!..” demiş müşteriler. Hoca: “Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur!..” (Cansu ...)

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Başkası düştü mü "çürük tahtaya basmasaydı" deriz.Kendimiz düşünce,bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.
                            Cenab Şahabettin

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Düğün Çorba
                            · Etli Patates
                            · Pirinç Pilav
                            · Meyve Suyu
                            · Kuzu haşlama
                            · Pirinç pilavı
                            · Cacık

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: YENAL: (Tür.) Er. - Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.
                            Kız: YENBU: (Ar.) - Pınar, çeşme, kaynak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                            MANİ

                            Gözlerine vurulmuşum
                            Arkandan koşmuşum
                            Bakmamışsın hiç bana
                            Gitmişssin bir sarışına



                            BİLMECE
                            Horoz nerede öter?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: Islık

                            Comment


                            • 16 Kasım 2009

                              Bugün 16 Kasım 2009 30 Zilkade 1429 T.Sani: 3 Kasım:9 Muhyidin-i Arabi'nin Vefatı (1240) - Süveyş Kanalı'nın Açılışı (1869)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi cömertler köşküdür. (Taberani).



                              KURBANA AİT HÜKÜMLER
                              Kurban, ancak kurban olmaya uygun hayvanı kesmekle edâ edilir.
                              Vakti içinde kurbanı kesmeyip kıymeti sadaka verilse kurban edâ edilmiş olunmaz. (Vahdetî)
                              Zengin olan kimseler kurban kesmeyip (kurbanın kesileceği) vaktini geçirseler kurbanın kıymetini sadaka vermeleri lâzım gelir. Lâkin fakîrler ve nezreden (adayan) kimseler aldıkları kurbanı kesmeyip vaktini geçirseler kurbanın kendisini sadaka olarak vermek vâcib olur.
                              Fıtır sadakası ve kurban vâcib olduktan sonra mâl zayi olsa (sahibi fakir düşse) ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden sakıt olmaz. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka vermek vâcib olur.
                              Nisaba mâlik (zengin) olan çocuk için de kurban kesmek lâzımdır. (Hidâye)
                              Bir kimse üzerinde zekât, hac, fıtır sadakası (fitre), ye-mîn keffâreti ve kurban borcu yar iken ölümü yakın olup mâlının üçte birinden bunların ödenmesini vasiyyet etse mâlının üçte biri yeterse hepsini ödemek lâzım olur. Mâlının üçte biri yetmezse zekâtından başlanır; evvelâ zekâtı, sonra haccı, sonra fıtır sadakası ve bundan sonra yemîn keffâreti verilir ve en sonunda -malı kalırsa- kurbanı kesilir.

                              ZİLHİCCE AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
                              Hicrî-Kamerî 1430 yılı Zilhicce ayı ictimâ'ı bugün (16 Kasım Pazartesi) Türkiye saati ile 21.14'te. Ru'yet ise yarın (17 Kasım Salı) Türkiye saati ile 11.22'de.
                              Hilâlin görüldüğü yerler: Avustralya'nın batı eyâletleri. Hint Okyanusu'nda; Chagos Takım Adaları, Kerguelen, Amsterdam, Crozet, Heard, McDonald ve Mascariegnes Adaları, Madagaskar, Afrika kıtasının Ekvator ve güney kısmı, Antarktika'nın güneydoğu sahilleri.
                              Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından kesinlikle görülemeyecektir.
                              Hilâlin görüldüğü günü takip eden 18 Kasım Çarşamba günü de Zilhicce ayının biri olmaktadır.

                              FIKRA

                              Nasreddin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını istemiş. Hoca şehirde kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmiş. Hoca'yı gören zengin sinirinden: “Davetiyeleri dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı?” demiş. Nasreddin Hoca: “İyi insanlar da vardı, ama onlar iyi insanların davetiyelerini vermeye gitti!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir. Baron Langenfauld

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · Etli türlü
                              · Şehriye pilavı
                              · Cacık

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: YİĞİTHAN: (Tür.) Er. - Yiğit, cesur hakan.
                              Kız: YENAY: (Tür.) - Yeni ay, hilal-i ayça. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              "Mendilimin ucuna
                              Sakız bağladım sakız
                              Doğru söyle sevgilim
                              Sever misin başka kız."



                              BİLMECE
                              Hangi top zıplamaz?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: Kendi çöplüğünde

                              Comment


                              • 17 Kasım 2009

                                Bugün 17 Kasım 2009 1 Zilhicce 1429 T.Sani: 4 Kasım:10 Son Padişah Vahdettin'in Türkiye'den Ayrılışı (1922)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Sizden daha zenginlerin yanına az girip çıkın. Çünkü bu, Allah’ın size verdiği nimetlerini küçümsememeniz için daha uygundur. (Hakim).



                                ZİLHİCCE AYI VE ON GECE
                                Bu akşam idrak edeceğimiz kamerî ayların 12'ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm'ın beş esasından biri olan hac farizasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafat'a çıkıldığı, Allah İçin milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.
                                Zilhiccenin birinci on gecesi "leyâll-l aşere" yâni 10 mübarek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için İstiğfar, salevât-ı şerîfe, diğer dualar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.
                                Hacca gidemeyen mü'minlerin bu günlerde oruç tut-maları ÇOK büyük fazîlettir. O bakımdan Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yememelidir. Hiç olmazsa 8'in-ci gün ile beraber, 9'uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.
                                Arefe günü sabah namazından bayramın 4'üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazların arkasından "Teşrik tekbîri" (Allâhü Ekber Allâhü Ekber. Lâ İlahe llallâhü vallâhü ekber. Allâhü Ekber ve llllâhll-hamd.) okumak kadın-erkek her mükellef müslümana vaciptir.


                                ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR?
                                Zilhicce ayının birinden onuna (yâni Kurban bayramının ilk gününe) kadar, her gün sabah'namazlarından sonra: 10 salevât-ı şerîfe:
                                "Allahümme salli ve setlim ve bârlk alâ seyyidlnâ Muhammedîn ve alâ âlî seyyidinâ Muhammed." 10 istiğfar:
                                "Estağfirullâhe'l-azîm el-kerîm ellezî lâllâhe illâ-hüve'l-hayye'l'kayyûme ve etûbü Ileyk ve nes'elü-hü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hldâyete lenâ innehû hüve't-tevvâbü'r-rahîm." 10tevhid:
                                "Lâ İlahe illallâhü vahdehû lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hay-yün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şeyin kadîr" okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                                FIKRA

                                Bir gün padişah Nasreddin Hoca'dan sormuş: “Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim, yoksa cehenneme mi, söyle bakayım?” demiş. Hoca padişahtan korkmadan: “Cehenneme gidersiniz padişahım!..” demiş. Padişahın sinirden sakalı titremiş. Bu durumu gören Hoca: “Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. Montaigne

                                YEMEK MENÜSÜ
                                · Saray çorba
                                · Etli fırın patates
                                · Kabak tatlısı

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: YETİK: (Tür.) Er. 1. Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun. 2. Güç işleri başaran, becerikli. 3. Delikanlı. 4. İri, büyük.
                                Kız: YEREL: (Tür.) - Belirli bir yer ile ilgili olan, örf. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                                MANİ

                                baban vermezse bana
                                Düşerim yataklara
                                Sen kaçınca bana
                                Düğün yaparım sana



                                BİLMECE
                                Hangi karnede sıfır olmaz?
                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap: Kartopu

                                Comment

                                Working...
                                X